Sayfalar

16 Haziran 2015 Salı

yunan tanrıları eve gidiş ve eve dönüş

Büyük sınavdı. Hayatımda bazı zamanlarda çok zorlanmışımdır. Bu zorlu paketlere de hep önce küfür sonra teşekkür etmişimdir. Hep ilerledim hep genişledim hep büyüdüm. ama sanırım en gurur duyduğum başarılarımdan biri oldu. Benim için 14 Haziran 2015 tarihinde koşulacak olan Sınırsız Dostluk Yarı maratonu çok önemli bir mihenk taşıydı. Meğerse önemini kavrayamamışım. Koşunca anladım ki benim hayatımda bir dönüm noktası oldu bu o kadar önemli o kadar heyecan verici o kadar büyük bir olay.


İlk 21 kilometre yarışım olacaktı, tek arzum 2.20 altında finish görmekti (2.18 ile başardım) Yunanistan'a koşacaktık anavatana koşarak girmek, atalarımın özlediği sevdiği doğup büyüdüğü o topraklara koşarak girmek tanrımm çok büyük coşku bunu nasıl anlatsammmm. Türk Yunan Bulgar dostluğu pekişsin diye yapılan sevgi odaklı bir organizasyon, e ben sevgi için ışık için mutluluk için yaşıyorum kiiiii. Ben öneminin bunlarla sınırlı olduğunu sandım. Ne kadar yanılmışım. O kadar daha büyük o kadar daha önemliymiş ki.

Komik diil belki bugün post ama çok duygusal :) dayanaırsan oku bence çünkü içimde ne var ne yok döküyorum.

3 kız atladık arabaya İstanbul'dan Edirne'ye gittik. Yol zorlu oldu karşımıza (daha çok benim) bazı tatsız şeyler çıktı ama yendim. Bu finishi ilk geçtiğim anmış aslında :) Çünkü ben o yarışta bir tek finish geçmedim bir çok finish geçtim. Benim sınırım bedenen ruhen ve "mind"en artık çok daha geniş çok daha büyük :)

10:00'da başlayacak olan yarış başladı mı 10:30'da anam da anam yandım tabi yandım 2 saatten hesapla bitiş en erken 12:30 sıcak! 34 derece hava. İlk 10 kilometre taktım miniş ipodumu kulağıma pıt pıt pıt koşuyorum sonra sen Apollon bir parlamaya başla yukarıdan bize (tanımayanlar işin kendisi Güneş Tengrisi) resmen sen güneş ışınlarını kırbaç yapmış bize vuruyor da vuruyor. Çok S&M bir koşu olacağını 5. kilometreyi geçince anladım.

Halk muhteşem diye düşünüyorum gene ilk 10 içerisinde herkes bizi alkışlıyor destek veriyor insnanın Nike gibi uçası geliyor Hermes gibi ayaklarında kanatlar çıkıyor. Zeus ey yüce Zeus ben sana geliyorum. Her yerde su var sünger var. 36. dakikada ben 5-10 arası bir yerdeyken elitler dönüşe bile geçmişti.

Sonra Akutçu amcalar ile tanıştık ilk :) Çok şekerler çok tatlılar çok kıymetliler. Adım Adım üzerinden konuşmaya başladık, motivasyonumun çoğunu onlar verdi. Tam o esnada Yunan sınırına geldik!

Yassass!!! Kalimera Palikarya! O anda (kesin bana öyle geldi yoksa sanırım yok aslında öyle bir şey de) hava değişti su değişti yol değişti Hellas diye bağırarak girdim Pazarkapı sınır kapısından. Bir sevinç bir mutluluk. ben Nike ben Hermes. Sonra dönüşe geçtik :) Evde koşuyorum ve geri dönüp eve geri dönüyorum. İki ev ikisi de benim ben her yere aidim. Bir yaprak kopartıp şortuma tıkıştırdım bugünün anısına....

Dönüş de bize geçmiş olabilir, zira o andan sonra ne neye kim kime geçti bilmiyorum pek. Saat öğlen olmuş Apollon tepede tahtında oturuyor. Ama bugün pek hiddetli. Vuruyor kırbacı sonra diyor ki bebeğim nasıl hoşuna gitti mi? Gıkın çıkmıyor tabi şaaak gene. Hayır hayır ışığa doğru gitmiicemmm. Bir yerde dayanamadım artık çıkarttım üstümdeki askılıyı. Şu an "amele yanığında" çığır açıyorum hala sırtımda çapraz izler duruyor.

Suu suuuuu... Su yok NEEEYYY! Ana sponsorlardan biri su firması ve su mu bitti rabbim sana gelicem müsait misin ışığın ordaydın di mi? O esnalarda düşünüyorum hava 34 derece ben zaten yarı ayılıp bayılıp bir haldeyim enerji paketleri sabit yol uzun Ambulans mı çağırsam çünkü asla ama asla yürümeyeceğim. Hayır koş, jog temposuna düşsen de durma. Sonra zaten mucizeler başladı.

Bir teyze, elinde bir şişe su. Önümdeki 2 metre çocuk kaptı kadının elinden  suyu. Kadın halimi gördü üzüldü yüzünü gördüm. Ne kadar perişan olursam olayım dayanamadım o haline üzülme teyze dedim kısmetim değilmiş, ileride bana da gelir bir yerden su üzülme sen. Kızıııımmm!!!!! dedi bana. Gerisini duyamadım koşmaya devam. O uzun çocuk suyun yarısını içti, geri dönüp bana verdi şişeyi. Tabi o anda sorgulamıyorsun ağız hijyeni nasıl dişini fırçaladı mı bulaşıcı hastalığı var mı? Teşekkür ettim aldım bir yudum geri vermek istedim almadı kalsın sende dedi. Devam ettik.

Tam beynim eriyor sandığım anda ne göreyim bir muhteşem insan elinde bahçe hortumu bizi suluyor. Üstümde telefon yok, ipod polar ve kulaklıklar. Polar ve yaverleri zaten suya dayanıklı, ipod ve kulaklıklar da o anda canımdan değerli değil daldım hortumun altına. Cennetteyim! Ufacık şeyler mutlu eder beni. Ama bu beni öyle bir mutlu etti ki 7 yıldızlı otel havuzlarında kendimi yüzdürürken böyle mesut değildim. Ben kalp bahçe hortumu.

Bir tek şu koydu; biz koşarken bir aile oturmuş karpuz yiyor. yemin ediyorum kafamı karpuzun içine daldırasım geldi öyle canım çekti. Afiyet olsun size diye bağırdım gel kızım beraber olsun dediler el sallayıp geçtim yanlarından.

Lozan Anıtı'nın oraya geldik yavaş yavaş. O bana su veren adam gene yanımda avucunu uzattı bana al dedi elinde miniş miniş kırmızı bir şeyler var. Bu ne dedim vişne dedi. Ne yapiim dedim (soruya gel) al ye dedi. Sen beni çok besledin ama çok teşekkür ederim dedim :) vişneleri yiyerek devam ettim.

Sonra Akutçu amca gene geldi, 13'ü geçtik kaldı 8. Artık kukalıkları çıkarttım. Halk hortumla bizi sulamaya devam ediyor. Hayat o kadar bahçe hortumu aşkı dolu ki benim için.

Karaağaç yoluna geri girdik ağaçlar burayı güzel gölgeliyor. Mutluyum sayılır. Jelimi şortuma tıkmıştım kilometre hesabı yapıp jelimi alıcam. Bu arada su bulduğum yerde hem içiyor hem kafamdan aşağı döküyorum. Ayakkabılarım ağırlaştı biraz hortumla sulanmaktan. en son Meriç Köprüsü'e girerken at arabacıları vardı oynamadan gelene su yok diye bağırıyorlar, biz göbek atıp koşarak hortuma dalip yıkanıyoruz. Kahkahalar eşiğinde. Arkada kayananmın adını kuyruklu yılan koydum çalıyor.

Yanıma Ataşehir Atletizm'den bir amca geldi çok şeker. Beraber koşuyoruz. Bana döndü, mutlu musun kızım dedi keyif alıyor musun. Bir an bile duraklamadan dedim ki amca; eğer keyif almasam bir adım daha atmam çok mutluyum. Hakikaten mutluydum. Çok eziyet çekiyordum evet sıcak, hafif ateş, susuzluk daha 8 k olması ama mutluydum. Çok büyük bir şey başarıyordum. Bana elindeki kramp önleyici solüsyonu uzattı teşekkürler bende de jel var dedim. Birbirimize ikramlarda bulunduk. İşşşşşşte buydu dostluk işte buydu her şeyin amacı.

Yunanlıları geçtik o esnada bravo diye bağırdılar Yassu! Orea! Yassu!  dedim onlar birbirimizi alkışladık.

Tunca nehrini geçtik şimdi. ben Akutçu amca, GPS'li Yunus, Adanalı çocuk (annesi aradı anne koşuyorum sonra konuşalımmm) hep beraber birbirini hiç tanımayan alakasız bir sürü insan aynı kalple koşuyoruz çok acayip bir duygu.

Kudurduk biz de haka saldırıyoruz hadi alkışlayın hadi destekleyin bizi. hadi coşun çünkü bize şu an tek gereken bu. GAZ!

Tunca köprüsünden sola saptık. Araba tamirhanesinde bir adam elinde 1 litrelik su bir bardak bizlere su dağıtıyor. Sen harika bir insansın diye bağırdık ona. Sen muhteşemsin. Alkışladı bizi. Sanayiden ince bir köprüye girdik check point var sonunda oraya varılacak. Son 4 yaşlı bir amca var hadi amca hadi yürüme ben seni yürütmem 17 koştun 4'ü sana yürütmem dedim. Kızım bittim dedi hayır dedim hayır gerekirse çekicem seni yürü geliyorsun. O da katıldı bizim öbeğimize.

Köprü de arkada kaldı şimdi Çarşı'ya girdik. Artık Selimye Cami'ni görüyoruz. Karşımızda ama sanki uzaklaşıyor biz ona gittikçe. Aşk gibi. Sen sevgiline yaklaşmaya çalıştıkça o uzaklaşır sen daha da bi yanarsın ya. Yaşadığım o! Cami ile aşk yaşıyorum büyük platoniğim. Başladı herkes son 500 demeye alakası yok daha 2 küsur var. Bağcıklarımız açılıyor, ayaklarımız ağırlaşıyor güneş kafatasımızı delip içeri griyor. Önemli değil. O finish geçilecek. Durma çökme yürüme yürürsen kaybedersin. Geç o çizgiyi sonuncu da olsan geç o çizgiyi önemli değil geçersen kazanırsın.

Işıkları gördük gelmek üzereyiz. Yanımda GPS Yunus var, şu anda birimizden biri olmasa ikimiz de biteriz birbirimizi 5 kilometredir tanıyoruz. Rampa dedi hayır dedim o rampa değil bir dahaki. Son dönemeçte 3 şişe su aldık birer içmek için diğeri benim kafamdan aşağı dökmek için. Rampada omuzlarım çökmüş dik dur diye bağırdı bana. Dik durdum. Son kilometredeyiz. Bitti artık sevinçliyiz. Sprint atacaksan at sen dedim 5 kilometredir yanımda olan yoldaşıma, hayır dedi adım atamıyorum ne sprinti. Finish göründü son 60 metre. O son 60 metre var ya geçmedi geçsin istemedim. O anda sıkışıp kalıp koşmak istedim. O zaferin tadı geçmesin istedim O 60 metrede kalmak istedim.

Sonra o 60 metre bitti. Finishi geçtim. O gün o kadar çok finish geçtim ki bu son finish içimde kocaman bir havai fişek gibi patladı. Çok ışıklı, çok sesli çok dalgalı çok coşkulu.

Her şey bitti. Büyük sınav bitti. beni şarj ete gene koy starta gene koşayım. Böyle muhteşem deneyimler az yaşanır hayatta çok şanslıyım. bedenim mutlu, ruhum mutlu, "mind"ım mutlu. Duygular bildiğin şelale. Su almaya gittim finishi geçtikten sonra 5 dakika içinde 1.5 litreye yakın su içtim hala su peşindeyim. 17 de çekiştirdiğim amca orda. Kızım dedi, Allah senden razı olsun sen olmasan koşamazdım. amca ne yaptın. bedensel sınırlar göğüs geridim ben sıcağa susuzluğa motivasyonum bile düştü bir ara da çıkarttım gene ama sen ne yaptın Dizlerimin üzerine çöküp ağlamak istedim o an mutluluktan. Sadece kendime değildi işte hayrım benim bak bir başka insan da mutlu oldu ben yaptım.

İnsanlara dokunmaktan hoşlanmayan ben tanımdığım insanlarla aynı şişeden su paylaştım. Bizi tanımayan tanımayacak insanların bir yudum su içemedik ellerinden diye üzüldüklerini görüp tüm zorluğu unutup onları teselli ettik, daldan kopardığımız şortumuzda belimizde taşıdığımız yiyecekleri paylaştık, birbirimizin kollarından çektik, birbirimize bağırdık, çağırdık, ama koşturduk, bahçe hortumu ile sulandık.

Hayatımın en zor deneyimlerinden ama en güzel başarılarından biriydi. Benimle olan yanımda olan benimle paylaşan herkes hayatımda sonsuza dek kalacak olacak. Bu adımı benimle atan coşkumu heyecanımı paylaşan herkesi daha daha daha da çok seviyorum artık.

14 Haziran 2015 günü dostluk için koştuk. Nerden geldiğimiz kim olduğumuz ne olduğumuz cinsiyetimiz önemli değildi. Bunların hiç biri yoktu. Hepimiz çok sevdiğimiz bir şeyi yapıyorduk koşuyorduk, sadece koşuyorduk. Şartlar çok zordu ve birbirimizi ayakta tutuyorduk tanımadan. Önemli değildi tanımak. Hem de hiç. Hepimiz oradaydık ve BERABERCE koşuyorduk. İşte o üzden 1. de sonuncu da kazandı. hepimiz kazandık. Özellikle Akutçu beyler harikasınız sınır kapısında eğlence ve motivasyonunuz, 13 sonrası verdiğiniz destek hairkaydı haaarikayydı.








 İlk yarı maratonumuz tüm sevgiye dostluğa hayrılı olsun!!!!



Sevgiyle

11 Haziran 2015 Perşembe

Stres doğal bir yük. Doğallığı şurdan; ilk insanı bildin mi? Bunu aslan kaplan yemesin diye merkezi sinir sistemi ya uçuş moduna giriyor (burda bi şey yemiyor ilk insanı) ya da bir şey onu yemeğe kalktığında alarm durumuna geçiyor ve adrenalin salgılayıp ekstra güç sağlıyor, kurtarsın insanoğlu kendini diye önlem alıyor. Yani tehike var bizim mühendislik harikası vücutta da her türlü tehlikeye arşı savunma sistemi var, ama her şeyin aşırı kullanımı olduğu gibi bununki de adamı delirtiyor. Stres altında bri de donup kalma tepkisi var üçüncül olarak biz buna fara maruz kalmış tavşan diyoruz.

Sene olmuş 2015 artık bir şeyin tutup bizi yemesi çok nadir bir olay. Ama biz ne yapıyoruz sosyal ve profesyonel hayatın sanrılarına kapılıp ohh gelsin sıkıntı şurdan bir ülser biraz  da zona alayım üzerine diye takılıyoruz.

Stresin vücutta çok tuhaf etkileri var uzun vadede, benim üzerimde daha kısa vadede etki ediyor çünkü hektik yaşam stilini bırakalı bayağı oluyor (bakınız tez savunması esnasında kasılıp kalan ben e haliyle o an bıraktım) alkol gibi içmeyeni daha kısa sürede çarpıyor.

Sinir sistemi: Sen bi uçak modu bir acil durum verirsen, yıpranıyor haliyle. Acil durumda fazla kalırsan (beyin gücü çok acayip bir şey bir diken bana günlerdir nasıl batıyor anlatamam) o zaman takılıp kalıyor. Mühendisliğin en pratik kuralıdır; kapat aç kesin çalışır.  E nasıl kapatayım? Kapatamazsan o zaman işte başlıyor anksiyete, huzursuzluk depresyon mazallah.

Kardiyovasküler arkadaşlar: Stres esnasında kalp delirip manyak gibi kan pompalamaya başlıyor. Kan basıncı (tadaaaaammmm tansiyon yüksek yüksek) artıyor hormonlar da tabi bu arada boş durmayıp bir güzel damarları kıstırıyor. Tadından yenmiyor. Uzun sürerse bu durum etki daha da beter oluyor.

Sindirim sistemi: Merhaba tip 2 diyabet riski. Stres esnasında karaciğer glukozu basıyor sisteme enerji lazım ya. (Hele beyin kaynaklı bir olaysa kafandan yarattıysan tadından yenmez ne güzel şeker harcayan bir organımızdır beyin) bu karaciğerin saldığı glukoz sonra gene vücut tarafından emiliyor. Ama uzun süre bu şeker salınımı devam ederse buyrsun gelsin Tip 2 Diyabet demiş oluyorsun. E zaten kalp ritmin arttı kan mide dışında heryere dağıldı, sindirimin acayipleşti, mide asidi oraya buraya çıkıyor (pH değeri 1 bu arkadaşın dikkat çekerim HCl kıvamı) selam ülser oldum ben. Mide bulantısı, kusma, ishal, kabızlık gibi muhteşem yan etkileri var. benim durumum daha da acayip kesiliyorum yemekyten yutamıyorum mesela, çiğneyemiyorum. Açlıkla terbiye edilmek bu olsa gerek.

Kas sistemi: Her an tetikteyiz ya. Kaslar kasılı. E sen bir kası o kadar zaman kasarsan sonra kramp sonra sırt boyun ağrısı sonra acı. Kilitlenip kalmaya kadar gider bu iş yaşadım ordan biliyorum.

Bağışıklık sistemi: İlk başta uyarılmış bağışıklık seni koruyor sonra sonra etkisi bir düşüyor yanındna biri geçse rüzgarından hasta oluyorsun. (diğer sistemler zaten nanay olmuş ne besin var ne kan dolaşımı nereye kimi koruyorsun sorarlar insana)


Stresin direkt görülen etkileri:

  • Odaklanamama 
  • Hafızas sorunu 
  • Muhakeme yetenği zayıflaması
  • Sadece olumsuza odaklanma (şeytan döngüsüne hoş geldiniz) 
  • Sürekli endişe 
  • Kaypak ruh hali bir öyle bir böyle dengesiz bi yaratık olup çıkmak
  • Huzursuzluk, asabiyet atarlı giderli olma durumu
  • Bıkkınlık
  • yalnız ve izole hissyat
  • Depresyon (koru bizi Göktengri)
  • Vücutta acı ağrı 
  • baş dönmesi sersemlik
  • ishal kabızlık
  • Elin ayağın buz kesmesi
  • Taşikardi
  • Yemek düzeni nanaylığı ya aşırı yeme ya hiç yememe
  • Uyku bozukluğu (ya uyumuyorsun ya da uyanamıyorsun)
  • Soumluluktan kaçış
  • İzolasyon isteği yalnız kalma talebi 
  • Bağımlılık tabanlı davranışlar
  • El ayak sallaması, tırnak yeme onu bunu katlama saç baş yolma
Peki ben nasıl çıkıcam burdan nasıl? Sevmiyorum huzursuz olmayı sevmiyorum havaları debamlı ofizs masası altından tekmeleyip bi şeyler kemirmeyi falan diyorsan ben streten kurtulma checklist yaptım. Daha çalışıyor mu emin diilim al aşağıda bana uymaz sana uyar, amme hizmeti de iyi bir şey sevap points veriyo nihayetinde. Ya da öneri vardır bi şey vardır eklenir çıkartılır ne bileyim bak ne diyor yukarıda "muhakeme şamşırması ve odaklanamama" 

  1. sebep belli mi? Aşabılıyor musun? Kaynak oradan (legal yollardan, kolluk kuvveti tarafından müdaheleye uğramadan hapis cezası falan almadan) kaldırılabiliyor mu? O zaman ne dert ediyorsun? nankör müsün
  2. Sebebin ortadan kalkması için yardıma mı ihtiyacın var? Sordun mu? Sana yardım ediliyor mu? (elinden tutan sana destek olan varsa ne stres yapıyosun nankör) 
  3. Sebebi kaldıracak olan kişi sana el uzatmıyor mu? hemen self assessment yap devam etmeye değer mi değmez mi? (Değmiyorsa ne stres yapıyorsun bırak gitsin sana ne, nankörlük etme) 
  4. Değer dedin ben bu yola baş koydum dedin iyi halt ettin, o zaman birisi sana destek verecek çünkü bu durum her neyse o onunla yaşaman gerekecek, yan etkileri kendi düşen ağlamaz bundan sonra ağlama hakkını kaybediyorsun. Her zaman bir önceki adıma dönebiliyorsun bunu da bil. Kısaca ya deve güdülüyor ya da THY'den bilet diyardan terk.
Stres detoksu için FitnessDelisi:
Ağırlık kaldırır 
Koşar
Yüzer
Yoga yapar
Zorla yemek yemeğe çalışır (genelde kusar) ama denemeye devam eder
Meditasyon yapar
Biraz daha meditasyon yapar
Sonra daha çok spor yapıp gene meditasyon yapar
Yüzer yoga yapar biraz daha, hatta suda yapar o yogayı bu da böyle bi ekol....



4 cepheden gel bana gellllll

Hayır şekerim hayır kaybolmadım. Sadece bu aralar bir kaç cephede ciddi savaşlar veriyorum 300 Spartalı olmak bizim işimiz.

1- Bu Pazar günü 3 manyak 3 delidürtmüş 3 aklıkaçık, kaçan keçilerimizi bulmak üzere Pazar sabah saat 10:00'da Selimiye Camii önünden hareketle Yunanistan'ın Kastanias kasabasına doğru pıt pıt (ben kalp pembe Asics Kayano 20'lerim) - sonra da geri pıt pıt 21 kilometre 100 metrelik bir Dostluk Koşusu Yarı Maratonu koşacağız. Keçiler Yunanistan'da mı acaba? Bakıp gelelim. Olmadı Edirne'den keçi peyniri, lor falan alıp geliriz. 21 rejenerasyonu ayrı bir hikaye çünkü ve o lora inanılmaz ihiyaç oluyor zaten kaldım 3 gram ekleme ağırlık binmesin ödem kalmasın diye gramla karbonhidrat yiyorum şekeri kısıtladım içim dışım lif protein oldu asabiyim. Yarı maratonu koştum ben kafada zaten şu an ruhen saat 13 civarı Niyazi Usta'da oturmuş bol soğanlı ciğer yiyorum. 3 porsiyon falan ama insanlık dışı bir şekilde yiyorum onu ben. Bir yandan beslenmesi bir yandan motivasyonu bir yandan seyahat detayları. Şu Pazar gününü alnımın akı ile atlatsam ne muhteşem olur. Kalan 2 aklıevvele de güveniyorum. 3'ümüz yanyana koşunca çıkıyor o. 15'te gene o allahın belası jeli alıcaz tabi iyyyhhhh lanet olsun korkusu şimdiden sardı. 21 Kilometre koşmaktan korkmuyorum o pislik jeleden korktuğum kadar.

2- MindGames! Benim önümde böyle bir şey varken sen evren tut beni Arena'ya at aslanlara yem et. Bir diken var batıyor bana o diken bi de sen tut böyle heykeli dikil karşıma. Yoksa ben ona ne aslan diicem o ne ki diken sadece. Ben yenmem ya valla etim sert yağım yok tadım tuzum yoktur benim yemeyin beni yenmeye değmem kemik sıyırıp durursun uğraşma senin için diyorum. En büyük korkularımı körükleyen bir dikeni sen getir benim gözüme sok! e evren bari bekleseydin şu 21i atlatsaydım valla bak 21 bitince tuzdan gözümü açamiicam gene çipil çipil bakıcam çeşme arayıp eminim Cami'ye dalıp çeşmesinde yıkanıcam otele kadar duramam ben. Hem kafada bunlar varken nasıl koşayım ben orta mesafe yapma Evren gel hallet şu işi benim için hadi şekerim ben kalp sen :) Torpilliydim hani. Uyku düzenim bozuldu. İnsanın asabı bozuk olunca kendini yemeğe vurur onu da yapamıyorum. Bir gram bozsam o bana Pazarkapı Sınır Kapısı'nda taşikardi olarak geri gelir. Pace hesabı yaparken kafamda bi yandan beyinciğimde ama öyle mi olur böyle mi olur düşünmiim. Ben kafam rahat olmayı seviyorum huzuru seviyorum. Pek bir dürttün beni Merkür Retrosu varmış Cumartesi bitiyormuş sabah siftahı bitirever sen şunu hadi kuzum. Ölümüne meditasyon yapıyorum da sen bana neden bunu reva gördün a Evren?

3- Uykusuzluk: Büyük sınav. Uyku düzenim bildiğin şamşırdı. O şamşırınca benim slogan do you know how insanlıktan çıkmış I am oldu. Gece yatıyorum diken var ya bi tane, sen o diken gel benim kuzularıma bat kuzular kaçışıyor haliyle, e ben de sayıp kuzuları uyuyamıyorum. Ya da uyudum diyelim kabusla uyanıyorum diken kabusta, e uyu uyuyabilirsen. De haydi kalk yoga yap gecenin 2'si bakınız dün gece en son. Nefes çalıştım çalıştım olmadı, gece 2'de üşenmedim matı serdim, başladım sakin sakin çakra açmaya, kanal temizlemeye, blokajı yıkmaya. Sonuç, stresten sağ omzum ağrıyo. Geçer di mi? Hadi geçsin sevmiyorum bunu ben. e ama çalıştım bunu ben, ışığa yolladım o dikeni ne yapışkanmış be gidemedi.....

4- Travma: Pazar günkü seçimlerde müşahit gidip sandık kurulu yetkilisi oldum hem de şansa hem de daha da şansa desteklediğim partiden. Aaa şans diye bir şey yok bunlar hep mihenk taşı KABUL. Fakat o Pazar travması hala tam geçmedi, e diken de var. Psikolojik olarak hayalet gibiyim. Sistemleri kapatın yoksa mavi ekran vereceğim. Bir update bir patch rica ederim.

Yoruldum herhalde. Yorgunluk insan için ben insnaım ruhum sonsuz kuvvetli ama bedenim dayanamıyor işte bunlara. (ateşim çıkıyor saunaya giriyorum çünkü sanırım buharlaşmak istiyorum). İçinle dışın arasında kuvvetli bir bağ var insan, ve bu bağı çoğu zaman görmezden geliyorsun. BAzen de bilsen bile engelleyemiyorsun. Ben şu an engelleyemiyorum. Elimden gelse kafatasımın üzerini keser beynin komplo teorisi bölümünü kesip atar, kaportayı gene kapatırım. Master tezi esnasında yaşadığım strese bağlı kasılıp kalma sendromunu hatırlayıp o acıyı gene yaşamamak için meditasyon etkinliklerimiz günde 1 saate çıkartılmıştır. Halkımıza arz ederim. Çıkmaza giridğimde ne yapıyordum tünel mi kazıyordum o kadar uzun zaman olmuş ki huzursuz olmayalı unutmuşum ne yapmam gerektiğini. 

29 Mayıs 2015 Cuma

kafamdadelisorular özellikle anne babalar yanıtlasın allah rızası için

Deli deli icatlar çıkartıyorlar. Şimdi de body positive society diye bir şey çıkmış. Amaç bedeniml ebarışığım evet 156 bedenim ama kendimi seviyorum utanmıyorum diyor.

Şişmanlık bir hastalıktır! Kesinlikle hastalıktır. Ya hormoal sisteminizde bir hata vardır birşeyler yanlış gidiyordur, ondan dolayı zayıflayamıyorsunuzdur. Ya da hakikaten hastasınız vekendinize bakmıyorsunuz.

Zayıf olmak umrumda bile değil. Ben fit ve sağlıklı olmaktan bahsediyorum. Şişman bir beden OBEZ diyelim, sağlıklı değil ki! Sen kalp ve damar hastalıklarınla, yüksek kanser riskinle, şeker hastalığı riskinle barışık mısın? Estetik olarak bahsetmiyorum hiç bir şeyden (şahsi görüşüm iğrenç olduğu yönünde o ayrı, kendi vücudumda da fazlalık gördüğümde çalışıyorum üzerinde ama sağlıklıyım onu biliyorum bu bana yetiyor)

Sağlıklı olunca zaten zayıflıyorsun da. İlle de 0 beden olmana gerek yok ama sağlıklı beden 10000 metreden parlıyor be. İhtiyaç anında çıkartıyorsun içindeki gücü de bakınız benim kapı kırma hikayem. Çocuk daha da sağlıklı kendine güvenli olacak. Yapmayın ne olur.

Sen çocukların önünde bedeninle barış deli gibi şişman yetiştiricem seni ömür boyu yüksek hastalık ve hatta ölüm riski ile yaşayacaksın barış bununla diyebilir misin? Hangi anne bunu diyebilir? Hangi baba hadi ye daha da ye çapın olsun 3 metre der bebeğine!

Bazen bir yerlerde çocuğuna meve suyu konsantresi içiren ketçap mayonez yediren anne babalar görüyorum cinim tepeme çıkıyor. O çocuğa bunu neden yapıyorsun? O insanları sarsmak, ne yapıyorsun arkadaşım diye bağırmak, çocuğu alıp kaçırmak (ve kereviz sapıyla beslemek) istiyorum. (Son kısım latife anlamayan çok olacak öfkeli bir yazı bu)

Sen çocuğuna 4 yaşında alkol içirir misin? peki ya sigara? O zaman o cipsleri ketçabı mayonezi tonlarca proses edilmiş şekeri neden veriyorsun ya neden neden? Biri bana bunu açıklasın ne olur.

Evet vücudumuzla barışık olucaz evet onu sevicez çok çok çok sevicez gurur duyucaz ama biri de düşünsün be boşa gurur duyumaz ki bir neden olması gerek altında.

Allah rızası için bir anne baba çıksın bana bunu söylesin. O bebeklere neden en az alkol sigara kadar zararlı şeyler yediriyorsunuz? Sebebini öğreniyim susucam. Obez olmak iyi bir şey değil ki bununla neden gurur duyasın?

Sonra toplumun genelinde büyük beden aşktır yok efendim bedenimle barışığım ben bir balina bu da 38 beden bikiniye tıkılıp oörtlemiş yağlarım diye dolaşan insanlar bize yiyecekmiş gibi bakıyolar. Valla yerler korkuyorum (benim ızgaram kızartmam olmaz yağım düşük beni bir zahmet haşlayıverin yanıma kırmızı şarap gider ben meyveli yumuşak içimli olan şeyler severim) şaka bir yana benim temennim sağlıklı insanlar çünkü onlar mutlu da oluyor :) çünkü mutluluk hormonal bir şey ve obezlerde bu çok az. Ve ne yazık ki çoğunuz obezsiniz ve bu akşam yeni bir hayata başlamak için çok uygun görünüyor :) e hadi bir adım at

Sevgiyle 

25 Mayıs 2015 Pazartesi

21 k'lık ilk adım (Allah o jelin belasını versin)

Ulaşılamayacak uzaklık var mı? Ben dün yeni bir mesfeye ulaştım. Kendi ayaklarımla 21 kilometre koşarak. iki kız ile el ele tutuşarak. Ay çok minnoş.

Deli kadınlar ile uğraşmayacaksın. Şu an merdivenlerin başında durup aşağı, veya yukarı bakıp aman tanrııaaammmm diyorsam bu kesinlikle mutlu olduğum için. Vücudun sen ne dersen onu yapar. Vücudun sen ona ne verirsen o olur. Vücudun bazen sana dur der, sen gene devam edersin sonra der ki aferin sana, seni denemiştim. Zaten yapamayacağı yerde kilitler kalır sen de bir şey yapamazsın.

İlk mesaj; Koğuş Kalk! Yanıt: Günaydın aslan parçaları! Motivasyon bizim işimiz!!!!

Saat sabah 07:30 günlerden Pazar. Bir haftadır bu anı bekliyoruz. makam aracımız 07:30'da Kanyon'dan hareket ederek Belgrad Ormanı'na gitti. Biz de içinde. Herpimiz en uygun koşu ayakkabımızı giymişiz, yastıklamalı yarım numara büyük. Şortlar, sular jeller, müzik. bir de birbirmiz varız. Minik minik hafif tırsarak parkura girdik. Ufak adımlarla koştuk. Hızlanmak istedi birimiz diğerimiz tuttu. Biri geride kalınca elimizi uzattık taşıdık. Ne mutlu mesu bir tablo di mi? Dışarıdan öyle evetttt. Aklımızdan geçen biz 3,5 attık (tur) şimdi onlar düşünsün!

Her mangalcı yanından geçişimizde bize de köfte ekmek verin dedik. Açız be AÇ sen karbonhidrat olmadan yaşamnın ne olduğunu bilir misin? Tabi ki yemeyeceğiz ama o umut işte. 2. turda karşıdan gelen beyler kızlar bu ikinci tur mu dedi, evet dedik 2 tane daha var. Bravoooo dediler. Karşılaştık gene 3. turda 4'te yoktular. Bir grubun yanından geçerken artık herhalde kanıksadılar bizi, bu ekip harika diye bağırdı adam :) E biz mest tabi mest. Ekip harika tabi. Tabi harika be adam ne bekliyorsun :)

Yalnız o jelin allah belasını versin! 3. turun başında o pislik jellerden denedik. Çünkü bizim hedefimiz daha önce 21'di. Artık değil. Biz bu sene koşacak maraton arıyoruz bilginize. AIMS sertifikası veren ve mümkünse Türkiye'de olmayan bir Maraton! Hatta bulduk da iki tanesinin arasında kalmışız gibi. Gerçi bende 2 AIMS var ama kızlarda yok. Yol uzun yol 42 kilometre ilk adımı daha 21k sürdü. Yol çok uzun. ama o jelin allah belasını versin. Başka bir şey gerek bana. Ben o şeyi ağzıma bir daha sürmek istemiyorum. Tamam bedenim orta mesafete ilk defa alışıyor. Tamam enerji gerek ama o e bee o nasıl tat. Bunu üreten insan nasıl buna tat verdi arkadaşım hiç mi denemezsin ya. Ya kimyagersin işte yap bir şeyler o şey ne rezilliktir arkadaşım. Midemde bi şey olsa kusacaktım. beni o 2 saat 20 dakika boyunca zorlayan tek şey o iğrenç jel oldu alien salyası gibi iyyhhhh

Hedef 42 ise, yolda yemeye içmeye alışman gerek. Pıt pıt o patileri vururken. Hızlanmaman gerek enerji çok önemli. Uzay aracı gibi hissettim bir ara oksijenim yakıtım dünyaya dönene kadar yetsin istedim. Ne bulsam şimdi. Koşarken muz da yenmez e naapıcaz oku öğren dene devam!

Aile ve arkadaşlarımızdan gelen tepkilere de değinmek istiyorum lüften; (çok acayip insanlar seviyor bizi anlamadım neden)

  • 21 mi siz daha uzun koşarsınız
  • 21 mi deli misiniz
  • 21 mi koştunuz neden arabaya binmediniz
  • 21'den sonra kahvaltıda masayı mı yediniz / eve de koşarak dönün
  • 2 saat 20 dakika mı çok aşağı çekin, (o zaman sen bize idman yaptır), elimde sopayla gelirim koşmayanın popoya yapıştırırım
  • YM öncesi neden 21 koştunuz sakatlık mı arıyorsunuz
  • 2 saat 20 dakika mı yuh! (bu iyi mi kötü mü bilemedim) 
  • Allah akıl fikir versin (bu genelde ailelerden geldi) 
  • 21 mi kızım ben senin yaptığın sporun yarısını yapsam şu an ölmüştüm sen hala üstünde forma ciyak ciyak maç izliyorsun ne enerji varmış be kardeşim
  • 21 mi kilometre mi? (buna bayıldım) 
Uzun yolun ilk adımı atıldı. Haydi kalanını atmaya bu konuda bütün hafta yazarım ben. Cardio yasak bana şu an. İlk etapta üzerimde etkiler şunlar: Quadirceps ağrısı (yaşanabilir seviyede hammer'da 160 basmışım gibi), yorgunluk yok dün de yoktu hiç 21 k koşmuş bi tipim yok şu an, hafif bir pati ağrısı tabanlarım minnoş minnoş sızladı - dün buz gibi denize atlayınca biraz geçti, kaslarım kısaldı - dün koşu öncesi yere avuç basabiliyorkan şimdi parmak uçlarıma zor erişebiliyorum. Aradığım parmak uçları kapsama alanına bir giriyor bir çıkıyor. 

Bunu dedim ya uzatıp uzatıp yazarım ben. Hadi selametle


20 Mayıs 2015 Çarşamba

kekik, aşk, ahtapot kolu bir de yoldaki kadınlar _ bozcaada 2015

Çok pisliğim yazmadım. O harika deneyimi yazmadım! Yazamadım 10 gün zevk sefa ve yemek batağındaydım. Burası ayıplı burası sus aman söyleme :)

7 Mayıs 2015 bagajlar yüklendi, bavullar yapıldı. 7 Mayıs gecesi İstanbul acayip bir fırtına altında inim inim inledi. 7 Mayıs gecesi ben dedim ki pardon da ben herhalde iyice delirdim. Bu havada uzun yol hele de gece 2 kadın. Evet biz delirdik.

8 Mayıs Cuma, saat sabaha karşı 3. Teker döner. Döndü. 2 saat uykuyla ben, elimizde tablet bangır bangır müzik. Uyumadan Bozcaada'ya varmak için yola çıktık. 2 Deli Kadın. Tekirdağ'a bir şekilde ulaştığımızda ben önümü görmemekten, karanlıktan ve direksiyonu sıkmaktan ağlamak üzerieim. Bu o kadar kötü değil. Ağlıyorsun geçiyor. Elli adamın tesisinde kahve molası. Bizim yol buddyler bizi geçti. Ah şu erkek şoförler. Ben gene de final destinasyona onlardan saatler önce vardım. Çakaling is ma thing Biiittch!

Ada yoluna girdiğimizde o son 20 kilometre bitmedi, Çanakkale Valiliği'ne sesleniyorum o yol 20 k falan değil! Bir daha ölçün tabela yanlış. Ki ben virajların ustası bir uzun yol şöförüyüm. Hayatım kamyon yazısı.

Vardık biz adaya, ben çiğde, yeşil saçlarım ve elimizde spor çantalarımız. Yarın 10k koşuluyor. Benim bu sene hedefim sadece eğlenmek! Bizim grup da ulaştı. Kahvaltılar, sakızlı kahveler ve evet tabi ki ada kurabiyeleri. Mmmmmmhhh yerim! Yedim içtim. Akşam bol proteinli deniz mahsülleri, bol bol taze ot. Geç olmadan yatağa yarın büyük gün.

Benim sakat diz, düşük koşu kondisyonu ve 0 antrenman ile hedefim 1 saat. Tam bir saat. Saat 14:00 çok eğlenceli 6 kişi kadarız kalanımız nerde? Yok. Starta doğru ilerliyoruz. Sonra müzikler açılıyor, polarlara telefon applerine basılıyor, birimiz çok concon GPS'li janjanlı Garmin'ini ayarlıyor. Birimiz 2. oldu, birimiz 35 birimiz 93 birimiz 95 birimiz de gene süper dereceli.

Pıt pıt pıt geçiyourum Start'ı, çok sıcak. Güneş tepemde beni eritiyor. Dert Değil. Rüzgar esiyor. Aşk için koştuk biz. Rüzgara karıştık AŞK için. Dünyadaki tek önemli şey bu. Her adımımda pembe ayakkabılarımın asfalta her vuruşunda sayıyorum. Her gereken sayıda nefes alıp veriyorum. Kekik kokusu. 5 kilometre bitse kalanı zaten kolay. Tırman. Tırmanıyorum. İçimde antik keçiler var. Kekik kokusu, Deniz tuzu, Ben gene 13 Yaşındayım Pallas Athene'yim. Ben aşkta adalet isteyen mini tanrıçayım. Pıt pıt pıt. Bir yerde nabız 196 10 dakika sürdü. Umrumda değil. ben iyiyim. Biraz başım döndü sıcaktan. işte 5 kilometre  virajların o tepelerin arkasında. Geliyorum.

Döndüm ben. Üzerimdeki atleti çıkartmak istiyorum lojistiği zor. Numara orda ipod ona tutturulmuş. Uğraşmıyorum. Su istasyonundan suları alıp ağzımı çalkalayıp tükürüyorum. Bu arada özür dilerim bi çocuğun üzerine tükürdüm. valla ben öyle bir inan değilim sana denk geldi, sen de gelmeseydin o taraftan bi anda diicem de pardon gene de! Kalan suyu başımdan aşağı döküyorum. Terimin tuzu gözlerimi yakıyor. Su çok iyi geliyor. Rüzgar beni üşütmüyor. Daha da yanıyorum Pıt pıt pıt.

Ada'nın içine kadar geldik. Son sprinti atmayacağım. Aşk aceleye gelmiyor. Etrafımda ayılan bayılan oldu, Jandarma Ambulans topladı insanları leblebi gibi. Aç değilim susadım ama. tam 1 saat. Geçen seneden 4 dakika geç geldim. Umrumda değil. ben çok eğlendim. Geçen sene hırs ile koştum tam bir Lara Croft. Bu sene aşk ile koştum. İnsna ne çok değişiyor be 1 senede. Zaman umrumda değildi aldığım keyif her şeyimdi.














Aşk için koştuk, aşkla koştuk. Hatalarımızı affederek, kekik kokusunu tüketmeyerek ama sindirerek. Satır aralarını okuyorsan sana roman yazdım ben bu bir kaç paragrafta. Sonra şaraba daldım. Yogaya asanaya hayata daldım.

10 Mayıs Pazar. 2 kadın çıtkık yola 3 kadın dönüyoruz. Dans ederek, şarkılar söyleyerek, satır etleri ciğer sarmalar yiyerek. geleneklerimiz oldu artık bizim. Biz mutluyuz.

Bizi mutlu eden her ne ise onu yaptığımız için. Kalbimizi kırmaya kalkana eyvallahımız olmadığı için. Arabayı sağa çekip dans edebildiğimiz için.

Seneye görüşmek üzere... Ama ben eminim Ada beni bu sene gene bekliyor. Gelyorum küçük sokaklarda kaybolmaya. Sahilde yoga yapmaya denizin tuzuna kekik kokusuna otlara balıklara randeu verdim.

Sevgiyle

28 Nisan 2015 Salı

Kalbe vurdurmak

Yat kalk zıpla rotasyon yap chaturangada 30 saniye dur. Ne yaparsan yap ama senkronizasyonu bozma. İki kız bir erkek (iki erkek olacaktı, senkronize olamadı eledik bebebyyiimmm). Bir anda rotasyon yaparken senkronize olduğumuzu fark ettik. Ay ne hoş dans grubu. Daha o zaman nefes falan da alabiliyoruz. Komik geldi. Hala gülebiliyorsun ya biraz insansın ya. Haşa! Geçer o geçer.

Baktık böyle daha motive edici oluyor e dedik devam edelim. Ne kadar bağorsak da 4. kişi bize uyamadı. Hangi tarafa dönülecek biri geç mi kaldı uy yandakine. Sen yaparken o yatmaya mı başladı? Valla bir an kendimi yanımdaki zavallı çocuğu tekmelerken buldum. Hadi yaa yapsana yaaa ya neden yatıyosun falan diyorum. Bayağı kendimizi kaybetmişiz.

Günlerden cardio. yarım saat koşuldu insanity stüdyosuna girildi. İnsanlıktan çıkıldı. Ben uzun zamandır bu kadar dizimi zorlamadım yaklaşık bir senedir sakatlandığımdan beri. Bu kadar yükseğe zıplamadım, bu kadar deep squat yapmadım. Squattan bu kadar sıçramadım. Zone'daydık desem  diyim çünkü öyleydik. Sürü olunca demek ki meee meeee diye yapılıyormuş. Ya da benim kendi manyaklığım bilemedim. onllar yapıyorsa ben daha alasını yapıcam beaaahh demiş olabilirim içimden bilemiyorum pek.

Sonu geldi bir şekilde ama şöyle bir an yaşadım; setin sonu, instructor bağırdı benim duyduğum kısmı powerraaaaaaaaa o kadar kombine jump bearwalk burpee yapıyoruz çünkü akıl hastası olmak bunu gerektiriyor, nasıl zorladıysam zaman dolduğunda mata yapıştım. Kalkamadım çünkü yerde birikmiş kendi terimden ayakkabılarım kayıyordu.

En sonuna vardık, yatın uzanın kasları dinlendirin içinize hava girsin diyor instructor biz durmadık tabi ben gülüyorum ben gülünce diğerleri de gülüyor. E bu adamlar 2 hafta biz yokken ne yapacaklar peruk takıp biz mi olacaklar? Kızlar yollarda yokuz senkronizasyon size emanet. E benim hala enerjim var ki bu çok acayip bir şey değil olur genelde. Bu esnada esnemeye çalışan insan gibi insanlar yazık bizden de rahatsız oldular ama ben gülmeyi durduramıyorum. e ben güldükçe onlar da gülüyor. Çıktık naapsak. 1,5 senedir girmediğim spinning stüdyosuna daldım. Napiim? Kızcağız da gitti. Biz 3 kaldık hadi bakalım çevir. 3 bisikleti yan yana görünce deidk ki kaderde bu var. Bas, bir ara ben 14. levelda 80 rpm'den 90'a çıkmaya çalışıyordum E hani dizim sakattı? Yanımdakinin de dizi sakat onun yanındaki zaten dağcı her yeri sakat. 35 dakika falan da orada debelendikten sonra ağırlık mı çalışsak sorusu geldi. Benim kahve sözüm var gitmem gerek hem 6 k koşu üstüne 40 dakika cardio üstüne bi 35 dakika daha, hocanın dediği KALBE VURDURMAK terimini yaşadım. Atmıyodu sanırım artık. Üstüm başım sırıl sıklam damla damla akıyor. Dehidre olmuşsun e tabi enerjin var ama dur be kadın! Bi dur.

Şu an: Dün benim yoga günümdü 2 hafta sonra bikini giyecem diye kendimi cardioya verdim. Bu akşam kuvvet ve cardio ile devam ediyorum. Yarın yoga yüzme, perşembe yoga cardio, cuma allah kerim. Cumartesi cardio kuvvet pazar, beyaz çiçekleri severim (özellikle orkide, lilyum ve gül) mezarıma onlardan bırakın bi de varsa allah rahmet eylesininizi alırım. Ama ben var ya en akıllanmam. gene gider zombi olur yüzmeye falan devam ederim. Geçen pazardan hala omuzlarım ağrıyo kim dedi sana kendine havuzda challenge yap diye. Alev çıktı alev.

Bahar geldi farkında mısınız? Ondan oldum ben
ağlasaydım