Sayfalar

Kadın etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kadın etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Mayıs 2015 Çarşamba

kekik, aşk, ahtapot kolu bir de yoldaki kadınlar _ bozcaada 2015

Çok pisliğim yazmadım. O harika deneyimi yazmadım! Yazamadım 10 gün zevk sefa ve yemek batağındaydım. Burası ayıplı burası sus aman söyleme :)

7 Mayıs 2015 bagajlar yüklendi, bavullar yapıldı. 7 Mayıs gecesi İstanbul acayip bir fırtına altında inim inim inledi. 7 Mayıs gecesi ben dedim ki pardon da ben herhalde iyice delirdim. Bu havada uzun yol hele de gece 2 kadın. Evet biz delirdik.

8 Mayıs Cuma, saat sabaha karşı 3. Teker döner. Döndü. 2 saat uykuyla ben, elimizde tablet bangır bangır müzik. Uyumadan Bozcaada'ya varmak için yola çıktık. 2 Deli Kadın. Tekirdağ'a bir şekilde ulaştığımızda ben önümü görmemekten, karanlıktan ve direksiyonu sıkmaktan ağlamak üzerieim. Bu o kadar kötü değil. Ağlıyorsun geçiyor. Elli adamın tesisinde kahve molası. Bizim yol buddyler bizi geçti. Ah şu erkek şoförler. Ben gene de final destinasyona onlardan saatler önce vardım. Çakaling is ma thing Biiittch!

Ada yoluna girdiğimizde o son 20 kilometre bitmedi, Çanakkale Valiliği'ne sesleniyorum o yol 20 k falan değil! Bir daha ölçün tabela yanlış. Ki ben virajların ustası bir uzun yol şöförüyüm. Hayatım kamyon yazısı.

Vardık biz adaya, ben çiğde, yeşil saçlarım ve elimizde spor çantalarımız. Yarın 10k koşuluyor. Benim bu sene hedefim sadece eğlenmek! Bizim grup da ulaştı. Kahvaltılar, sakızlı kahveler ve evet tabi ki ada kurabiyeleri. Mmmmmmhhh yerim! Yedim içtim. Akşam bol proteinli deniz mahsülleri, bol bol taze ot. Geç olmadan yatağa yarın büyük gün.

Benim sakat diz, düşük koşu kondisyonu ve 0 antrenman ile hedefim 1 saat. Tam bir saat. Saat 14:00 çok eğlenceli 6 kişi kadarız kalanımız nerde? Yok. Starta doğru ilerliyoruz. Sonra müzikler açılıyor, polarlara telefon applerine basılıyor, birimiz çok concon GPS'li janjanlı Garmin'ini ayarlıyor. Birimiz 2. oldu, birimiz 35 birimiz 93 birimiz 95 birimiz de gene süper dereceli.

Pıt pıt pıt geçiyourum Start'ı, çok sıcak. Güneş tepemde beni eritiyor. Dert Değil. Rüzgar esiyor. Aşk için koştuk biz. Rüzgara karıştık AŞK için. Dünyadaki tek önemli şey bu. Her adımımda pembe ayakkabılarımın asfalta her vuruşunda sayıyorum. Her gereken sayıda nefes alıp veriyorum. Kekik kokusu. 5 kilometre bitse kalanı zaten kolay. Tırman. Tırmanıyorum. İçimde antik keçiler var. Kekik kokusu, Deniz tuzu, Ben gene 13 Yaşındayım Pallas Athene'yim. Ben aşkta adalet isteyen mini tanrıçayım. Pıt pıt pıt. Bir yerde nabız 196 10 dakika sürdü. Umrumda değil. ben iyiyim. Biraz başım döndü sıcaktan. işte 5 kilometre  virajların o tepelerin arkasında. Geliyorum.

Döndüm ben. Üzerimdeki atleti çıkartmak istiyorum lojistiği zor. Numara orda ipod ona tutturulmuş. Uğraşmıyorum. Su istasyonundan suları alıp ağzımı çalkalayıp tükürüyorum. Bu arada özür dilerim bi çocuğun üzerine tükürdüm. valla ben öyle bir inan değilim sana denk geldi, sen de gelmeseydin o taraftan bi anda diicem de pardon gene de! Kalan suyu başımdan aşağı döküyorum. Terimin tuzu gözlerimi yakıyor. Su çok iyi geliyor. Rüzgar beni üşütmüyor. Daha da yanıyorum Pıt pıt pıt.

Ada'nın içine kadar geldik. Son sprinti atmayacağım. Aşk aceleye gelmiyor. Etrafımda ayılan bayılan oldu, Jandarma Ambulans topladı insanları leblebi gibi. Aç değilim susadım ama. tam 1 saat. Geçen seneden 4 dakika geç geldim. Umrumda değil. ben çok eğlendim. Geçen sene hırs ile koştum tam bir Lara Croft. Bu sene aşk ile koştum. İnsna ne çok değişiyor be 1 senede. Zaman umrumda değildi aldığım keyif her şeyimdi.














Aşk için koştuk, aşkla koştuk. Hatalarımızı affederek, kekik kokusunu tüketmeyerek ama sindirerek. Satır aralarını okuyorsan sana roman yazdım ben bu bir kaç paragrafta. Sonra şaraba daldım. Yogaya asanaya hayata daldım.

10 Mayıs Pazar. 2 kadın çıtkık yola 3 kadın dönüyoruz. Dans ederek, şarkılar söyleyerek, satır etleri ciğer sarmalar yiyerek. geleneklerimiz oldu artık bizim. Biz mutluyuz.

Bizi mutlu eden her ne ise onu yaptığımız için. Kalbimizi kırmaya kalkana eyvallahımız olmadığı için. Arabayı sağa çekip dans edebildiğimiz için.

Seneye görüşmek üzere... Ama ben eminim Ada beni bu sene gene bekliyor. Gelyorum küçük sokaklarda kaybolmaya. Sahilde yoga yapmaya denizin tuzuna kekik kokusuna otlara balıklara randeu verdim.

Sevgiyle

16 Şubat 2015 Pazartesi

Ben oysa sadece koşabilmek istiyorum

Neden koşuyorum? Kendimi iyi hissetmek için. Koşarken ne oluyor? Nabzım yükseliyor, bir çok güzel mutluluk hormonu salgıliyorum ve koşum bittiğinde mutlu hissediyorum. Acaba öyle mi gerçekten? Ben İstanbul'da yaşıyorum. Şehrin tam ortasında. Kış olunca sahilde koşmak zor biraz soğuk rüzgarlı. Ben de ormana gidiyorum. Sabah erkenden, kimseler yokken. Peki ne cesaret? Nereden geliyor bu cesaret? Yurtdışında yaşadığım zamanlarda gece geç saatlerde karanlık ormana gider koşardım. Hatta o saatlerde bir çok insan ya ata binerdi ya jog atardı selamlaşırdık Bir kere bile rahatsız edici bir deneyim yaşamadım. ha bir kere.... Koşumu bitirmiş yoldan karşıya geçerken önümde siya bir araba durdu. Oralı olmadım, bekledi uzaklaştım evime gitmeye çalışırken gene yanıma geldi aynı şey ben evimin kapısına ulaşana kadar 3 kere gerçekleşince polisi aradım. Hemen geldiler. Şansa bak içindekiler Türk çıktı arabanın...

Orman, haftasonu sabahı genelde sessiz sakin ve ıssız olur. Ne güzel değil mi? Değil! Ya birisi çıkar bana saldırırsa? Ya tecavüze uğrarsam, ya öldürülürsem... Bunları düşünmemiş olan bir tek kadın koşucu var mı? Nabzım sadece koşudan yükselmiyor yani, sadece mutluluk hormonu da salgılamıyorum.

genelde o yüzden gruplarla koşuyoruz. Ama ya yalnız olmak istersem? Bazı önlemler okudum onları paylaşmak istedim.

1. nereye gittiğinizi aşağı yukarı ne kadar kalacağınızı birilerine söyleyin. anneye babaya sevgiliye ev arkadaşına kapıcıya birisi bilsin. Nike Asics ve saire uygulamalar ile koşuyu an be an sosyal medyadan paylaşabiliyoruz. Kullanalım bunu.

2. Kulaklıkları çok tıkmayalım kulaklarımıza. Müziksiz koşamam asşında hiç bir şey yapamam. Hele koşarken ayrı zevk müzik. Ama trafik, olası saldırganlar ve saire gibi etkenlere karşı önceden alert olabilmek için algıyı biraz açalım. Biliyorum çok sıkıcı ben de sevmiyorum ama güvende olmak daha önemli değil mi?

3. Cep telefonu... benimki kocaman bir tepsi gibi mübarek bazen almıyorum arabada bırakıyorum. Ama bu yanlış. Sakatlık olur bir şey olur gerek olur. hele de trail koşularda multaka bir cep telefonu şart. Ha çok kocaman ise telefon mesela benim ikinci bir telefonum var kontörlü hat minik ve eski bir şey her yere tıkılabiliyor taytın içine bile. en fazla 150 lira verip böyle dandik bir telefonu yanımıza alabiliriz değil mi?

4. telefonlar için güvenlikli appler olduğunu duydum bir yerlerde. Ama kullanmadım bilmiyorum. App platformunuza bir göz atabilirsiniz.

5. Yanında kimlik kartı (TC kimlik numarası içeren) ve sigorta kartı mesela gibi bir şeyler her zaman olsun. Belki biraz da nakit para. Olmaz olmaz deme tinerci falan çıkarsa verirsin 50 liralık banknotu, dandik telefonu basar gidersin. Ya da bayıldın düştün bir şey oldu kolaylık en azından.

6. Olabildiğince renkli kıyafetler giy. Siyahlar kamuflajlar olmasın fark edilebil!

7. Bilmediğin yola sapma. Başına ne geleceği belli olmaz. Türkiye'desin hatta beteri İstanbul'dasın.

8. Hava koşullarına dikkat et. Orman yolu buzlu olur, çok rüzgar vardır ağaç devrilmiştir bunları takip etmeye çalış. Olmadı ara orman müdürlüğünü sor mesela...

9. en iyisi yanında hep bir arkadaşın olsun en azından, tek başına olmamaya çalış. Ama o da olmuyor ki insan bazen hakikaten beynini detoksifiye etmek istiyor. Pooffff

Benim aklıma daha başka bir şey gelmiyor. Senin geliyorsa bana ilet, yazıya ekleyelim.


Sevgiyle

#sendeanlat

Bundan bir kaç sene önceydi. Bir erkek arkadaşım vardı. Son zamanlarıydı ilişkinin belliydi bitiyorduk. Sol gözümden kist aldırmamdan bir hafta sonra, aşırı kıskançlığı yüzünden tartışırken evimin kapısının önünde sol yanağıma bir tokat attı. Onu mahkemeye vereceğimi söyledim. Blöf yapıyorum zannetti ama işini garantiye almak için de beni tehdit etti. Yüzüme kezzap atmakla! Raporları tehditleri her şeyi prnit edip ofisten fırladığım gibi karakola gittim (biraz zor oldu Tuzla'dan Beşiktaş'a ordan Etiler'e gitmek). Hemen şikayetimi işleme aldılar. Benim telefonumdan polistelr şahsı aradı vepolis olduklarını sorguya gelmesi gerektiğini söylediler. Hala blof yapıyorum zannediyordu polisleri fake algıladı bir dünya küfür kıyamet ve tehdit içinde telefon kapatıldı. O geceyi sorguda geçirmiş. Bir hafta kadar sonra savcılıktan uzaklaştırma kararı çıktı, hatta mahkeme zamanına kadar bir kere daha yenilendi. Bu esnada sosyal medya üzerinen bana ettiği hakaretler de dosyasına eklendi (aynı zamanda uzaklaştıma emrini de bozuyormuş). Hazirandaa görülen duruşma sonucu kadına şiddetten 5 ay hapse mahkum oldu. İlk suçu olduğu için ceza ertelendi. 5 sene içerisinde tekrar ederse bu ceza da gelecek olana eklenecek. O esnada adaletin tecelli etmediğini düşündüm. Ben tüm bu olayların başında kendimi güvenli bir yere atma ihtiyacı ile fitness salonuna kapattım. Arabamı hep otoparkta kameraların karşısına park ettim bir yere oturduüumda hep kamera olsun etrafımda istedim. Yoksa huzursuz oldum. Dışarı çıkmadım, sadece spor yaptım işe gittim gelidm bir de Kanyon işte... İnsan korkuyor çünkü. Ya gene gelirse ya bana vurmaya veya daha kötü bir şey yapmaya kalkarsa.... Bahsettiğim kişi de üniversite mezunu master yapmış ve saire birisi.

Olayın üzerinden yaklaşık 3 sene geçti şimdi. Geçen gün bir arkadaşım denk gelmiş, okeye bile dönmüyor dedi. İşinden gücünden olmuş, e sicilinde kadına şiddet var kolay değil artık bir şeyler yapabilmesi, para pul sosyal çevre uçuş gitmiş, outcast yani... Acımadım bile hatta OH dedim OH çok iyi olmuş. Ben bir insanı geç bir hayvana bile dayakla terbiye vermeyi düşündüğümde bile midem buruluyor. Ben fiziksel darbe ile kontorl altına alınmaya çalışıldım.... Beter olsun dedim OH.Daha da kötü olsun. Çünkü onun bir saniyede yüzüme indirdiği tokatın etkisini ben 8 ayda atlattım.

Bu gün ilk defa anlatıyorum bu hikayeyi açık açık. Çünkü bugün utanmıyorum. Çünkü bu toplumun her kesimindeki kadına oluyor sadece temizliğe gelen yardımcıya değil. Şiddete uğramam benim hatam değildi. Bunu biliyordum. Hepimiz anlatacağız, hiç birimiz susmayacağız. Ve onlar ifşa edildikçe yavaş yavaş temizleneceğiz.


Ben tecavüze uğramadım, bıçaklanıp başıma demir çubukla vurulup öldürülmedim ellerim kesilmedi yakılmadım. Minicik denilebilecek bir tokat bile hayatımı nasıl etkiledi. Kadın olmak zor. Adamla konuşurken göğüslerine bakar kibarlıktan bir şey diyemezsin. Aman toplantının düzenini bozmayayaım. Düzeni bozan benmişim gibi. Yürürken kalçan bacakların vitrindedir adeta herkes bakar çünlü sen malsın metasın öylesine bir nesnesin. Metroda ayakta dururken oturan adamlar seni boylu boyunca süzer. Alışveriş yaparken loyalti kartını unutursun, telefon numaranı sorarlar söylersin bir iki saat sonra alakasız bir adam arar ben yanınızdaydım numarayı duyup kaydettim kahve içelim mi der... Metrobüse binersin 40 yılda bir, iğrenç bir temas hissedersin olmaması gereken yerde. Susarsın. Bize sus dediler çünkü. Çünkü dişi köpek kuyruk sallamazsa erkek köpek hallenmezmiş. Sen kan ter içinde lüx de bir spor salonunda çalışırken allahın aşşağılık pisliği karşına geçip deadliftini izler, kalçana bilmem nerene bakar sonra daha da ileri gidip sen o hareketi yanlış yapıyorsun doğrusu bu diye göstermeye çalışırken ellemeye kalkar. Bağırırsın o anda. Ciyak ciyak bağırırsın. Evlerimize taktırdığımız alarmlar arabalarımızın alarmları nasıl bağırıryorsa daha da yüksek daha da tiz bağırırsın. Yeter çünküa artık. Bu ufak tacizleri bu ufak şiddet hikayelerini görmezden geliğimiz için bu kadınlar hatta küçücük çocuklar tecavüz edilip yakılıp öldürülüyor. Vahşete kurban gidyor. evet bizim suçumuz. Dikti gözlerini göğüslerine mi bakıyır sapık, yüzüm yukarıda beyefendi benimle konuşurken yüzüme bakın diyeceksin. Metroda süzüyor mu seni pardon ne vardı çok dikkatli baktınız diyeceksin. Bağıra bağıra. elledi mi temas mı etti ciyak ciyak bağırıp teşhir edeceksin. Senin suçun değil. Ve kimsenin bunu yapmaya hakkı yok!

Bugün fitness yazmadım bugün insanlık yazmak daha uygun geldi. 20 yaşına bir kız vahşice katledilmiş buz gibi toprağa verilmişken. Sadece bu sapıklar ülkesinde kadın olduğu için öldürülmüşken....

Sevgiyle

17 Eylül 2014 Çarşamba

Kadının dizinin dibi

Oy verebiliyoruz, seçilip seçebiliyoruz, kendi kararlarımızı kendimiz veriyoruz, çalışıyoruz, kazanıyoruz, kafamıza göre (genelde ayakkabı ve çantaya) harcıyoruz, araba kullanıyor, dışarı çıkıyor, okuyor yazyor konuşuyoruz. Biz kadınlar )normal olarak) erkeklerin yaptığı her şeyi yapabiliyoruz. Olimpiyatlarda ilk kadın katılımı 1900 senesinde Paris Olimpiyatları'nda gerçekleşti. 997 atletin 22'si kadındı ve bu kadınlar tenis, kriket, engelli binicilik (böyle mi deniyordu buna egzantirik bi adı daha var), yelkencilik ve golf alanlarında yarıştılar. 2012 Olimpiyatları'nda katılımcıların %44'ü kadındı.


Geçtiğimiz 100 yıl içerisinde kadın atletlerin hızı, dayanıklılığı, sertlikleri, performnsları herşeyleri arttı. Herşeyimiz süüer iyiyiz hoşuz da, doğa bizi sırtımızdan bıçaklamaya devam ediyor. Hep yaptı hala yapıyor. Biz kadınlarada ne kuvvet varmış. Maşallah.

Mesela bizim dizimizin sakatlanma şansı erkek atletlerinkine göre daha yüksekmiş. Şana bak heen kendimi bir Casino'ya atıp siyah 17'ye oynayacağım. Bekle Jack(pot) ben geliyorum!Bir sürü manyak istatistik gördüm ama kadınlarda kalıcı diz hasarı oranı acayip yüksek, kalıcı olmasa bile ameliyat gerektiren oran da çok yüksek. Ben şu anda sol dizime sarıldım sallanıp ağlıyorum vermem seni ellere diye de türkü söylüyorum. Bunun doğa ile ne alakası var peki? PMS'i ağrısı sancısı siniri duygusallığı (geçen ben ağladım ya zırıl zırıl ağladım rezillik ben!!!!) herşeyine katlanıyoruz ayda bir, üstüne üstlük hormonal dalgalanma eklemlerimizin dayanıklılığını da etkiliyormuş. Buyrun burdan yakın!


Erkeklerde diz (özellikle diz ama genel eklem) sakatlıkları çoğunlukla dış temas ile gerçekleşirken bizlerde (yazıklar olsun!) durum bu değil kendi kendimizi sakatlamada dünya markası olabilirmişiz. Hem de erkeklere göre 8 kat daha muhtemel bir şekilde!

Sebebi sadece hormonal de olmayabilir, bunun yanısıra kalçamız erkeklere göre daha geniş ama kemiklerimiz de daha  ince basit vektör hesabını yap bakalım o dize ne kadar yük biniyor. Hamstring quadriceps güç dengesi erkeklere göre değişik, erkeklere göre daha yavaş refleximiz olduğu söyleniyor ama bence bu doğru değil en azından genel geçer bilgi olmayabilir. Kadınlar genelde taban üzerine platttt diye yere inermiş. Erkeker parmak ucuna iniyor yani onların kalfları şoku emiyor. Biz de bodoslama şok dize sonra sakatım aferin.


Yani neymiş, kadın kadının düşmanı doğa da kadının düşmanı. Amam çaresi var. Nihayetinde iniş pozisyonuna dikka tediceksin, kaslarını diz etrafı ve hamstring quadirceps tarafını güçlendireceksin. Bol idman yapacaksın. Al sana mutlu dizler.

Sevgiyle

19 Ağustos 2014 Salı

3'ü bir arada

Cumartesi günü Civcivimin dığumgünü şeysi vardı ya anlattım hani, biz böyle görmemiş gibi içtik içtik sonra perişan olduk. O kadar fit insana alkol verirsen garibanlar görmemiş tabi ertesi gün pertingen straße 72 numarada oturuyor olurlar. Hah o gün tam gym'den çıkıyorum giyindim süslendim direkt gidicez (rezillik elde çanta falan, ben bunun onuruna / hatrına topuklu giydim makyaj falan yaptım) ben yürüyorum gym'in içinde inicem aşağı gidicem. Çocuğun biri adam yani karşıdan geliyo bu bi baktı bana tanır gibi oldu ama konduramadı bi o kız ben olamam selam babında gülümsedim bu sendeledi sonra ben çok güldüm. Dün 30 kilomu kucakladım hip thrust yapıyorum bu gene karşımda, aynı adam. bi gözler açıldı (tabi benim makyaj falan yok, saçlar dikilmiş, perişanım ama süper setin de ortasındayım daha o sette 7 tekrarım süper setlerin 2 tekrarı var - 4'ten). eee dedim emmi sen de elbiseye tapanlardansın, putperestsin :) Yani bunu yüzüne demedim ama o kadar şaşırdı ki bi de konuşsam bi daha iflah olmazdı sanırım.
Hip thrust candır yaa o glutelar o kalça ne güzel zorlanır ne tatlı çalışır
Yani neymiş, bir kıza yoga çıkışı başka, lifting yaparken başka, süslenip püslendiği zaman başka bakmiicakmışsın büyük rezil olurmuşsun. Çünkü bunlar mesela beni genelde body building ağırlık alanında görüyorlar ya (zaten orda toplasan 3 kız var biri ben) Yoga çıkışı bi bakıyolar ben aaa ne alakayım. Sürpriz şekerim süüprüüüzzz...

Yogayı küçümseyeni ezerim. Bir kere benim koşmk gibi bir olayım var; koşan zat kendini sakatlıktan korumlaı diğil mi? Evveeet (bakınız benim sakatlık evrem - kendimi kesiyodum) Yoga ile pairing yapmak gerekiyor bence idmanı neden çünkü?



1. Yoga yapan bedenini tanır. Ben bakam bi salaklık ettim, sakatlandığım ana kadar katırlıyorum tamamen öngörülen ve engellenebilir bir şeydi yani

2- Açma germe :) muhteşem bi esneme. Pozisyonda (Asana) 1 dakika kadar kalman gerkeiyor ki o kaslar uzasın o eklemler bi ferahlasın ayırca yoga hem aktif hem pasif esneme içeriyor pardon da nankör müsün daha ne istiyosun?


3- Uyansın patiler. O hani point flex (balede de yaaprdık) var ya patilerini uyandırıyor. O hani asfalta pııt pıt pıt vuran ve ilk şoku yiyen o gariban patileri

4- Sizi bilmem bizim yogini hocacıklarımız o ışık insanlar en hgüzel şeyi öğrettiler bize: Ayak Masajı Allahım çok tatlıaaaa (her yarıştan önceki gece sabah ve yarış sonrası yaparım)

5- Kalflar ve topuklar travmanın dikalasını geçirir ya hah Yoga asanaalrı ile bu garibanları bir rahatlatırsın bir kendilerine gelirler ruhun ışık olur o derece.

6- Kalça ve bacak için ayrı ve usun esnemeler yapabilrsin. Detay kaslarını da esnetirsin böylece o en acı veren mikro kaslar bile esnemiş olur

7- Dengeli olursun. Denge mühüm benim gibi düz yolda yürürken yere yapışıp kendine gülmekten ayağa kalkamayan biri için denge acayip mühim. Böylece bedendeki kaslar da dengelenir, nihayetinde asimetrik canlılarız ama Yoga bunu işte iyileştiriyor anladın sen onu.

8- Konsantrasyonu arttırır. Daha uzun süre rahat alanının dışında klamaya alışırsın. Her asana günlük günelik değil neler çekiyoruz bilsen bazen ooof offff dertliyim.

9- Aklın ve bedenin birleşir. Sen bütünsün sanıyosun ama değilsin mesela. Ben bütün olmadığımı Yogaya başladıktan sonra anladım. Ha ne oldu hala bütn diilim ama yakınlaşıyorum.

10- Rejenerasyon safhasında Yoga candır. Tartışmam bile. Hem travma sonrası hem de sakatlık sonrası. Özellikle sakatlığın kalıcı olmasını engeller öyle d emuazzam bi şey.

11- Lounge'lar baldır diz ve kalfları güçlendirir. Bunu açıklamaya bile gerek dıymuyorum

12- Yorgunsan yarış sonrası o zaman Yin Yoga yaparsın hem dinlendirir hem açar hem tension u alır....



Daha ben ne diim???? Ne diiiimmm!!!!

5 Ağustos 2014 Salı

Taçsız kraliçe - madalyamı kendim takarım! #FITQUEEN

Sabah at maması yiyorum, avakado denen zımbırtıdan neler yarattım ey Tanrım! Çikolata yok alkol desen öyle ayda yılda bir, bi yerde bi tatlı görsem, ayın atlı krizi günlerinde değilsem, ya da özel bir nedenim yoksa yemek için ya da özel birisi hayatta yemem, ölsem yemem gebersem yemem, birineyedirip tadını anlattırırım çok merak ediyorsam.
Kimse aşağılamasın çok zor bir şey bu denemyen bilmez, heryerin mosmor kalana tüm mikro kasların ağrıyana kadar dön dön tırman

Haftasonu sabahın köründe kalkar ormana koşmaya giderim, ya da akşam üzeri kendimi sahile atar koşar ordan gym'e gider sauna keyfimi yaparım. Bilmem nereye gel fitnessdelisi... Gelemem o gün bacak kol karın göğüs çalışıcam oryantalim var yoga var gelmem sorma.


Makarna 100 yılda bir yerim. Seviyorum napiim...

Ketçap nedir ne dedğilidir unuttum mayonez falan soslar yok bende. 

Topuklu yarış zamanı giymem ya sakatlanırsam zaten tendomlarım kopuktu bir de patellam sorunlu, olmaz. 

gece geç yatmam, uykumu almam gerek, olmaz. Uykusuz yorgun sakatsam spor yapmam sakatlık çıkmasın. 

Öğlen kampüs yemeğine talim canlı ben, menüye bakıp karb protein lif hesab yapıp öyle yerim. 

Alışveriş mi? Evet şu an yeni bir jel destekli şok emen koşu ayakkabısı arayışındayım Burda bulamazsam yurtdışından alıcam napiim beni de zevkim bu. 


Bazen bana bakıp bakıp ay valla kebap keyfimden bilmem neyimden vaz geçemem diyen kız var ya (salak kezban diyelim kısca evet canım sana dedim sen böyle söyleyince ben tak diye beynimden seni etiketliyorum, hatta telefonunu falan siliyorum, bilirsin tanımadığım numarayı açma huyum da yok, hayır yoğunluktan değil seni istemedeğim için dönmüyorum sana) ha o kız uyuz uyuz sağda solda kavitasyon 500 liralık selülit kremi kovalarken ben sırtımda barbel ile squat yapıyorum. 


Ay o kadarına ne gerek var diysoun ya, sonra ben shortlarımı giyip karşında serilirken sen tutup bana ne yiyosun ben de onu yiyim selülit bik bik diyince ayağımdaki dolgu topuklu ayakkabıyı çıkartıp kafana atmak geliyo içimden. 

Temiz yiyorum, yakamayacağım kaloriden uzak duruyorum, yerinde uyuyorum erken kalkıyorum, koşuyorum, gözlerimin içi terden yanana saçlarım dağılana kadar body çalışıyorum, tam da senin keyif saatlerinde yoga meditasyon yapıyorum. Vazgeçemem dediğin seni içten içe çürüten mısır şuruplu fabrikasyon tatlıları yerken sen ben regl döneminde bile tatlı krizimi bir kaşık fıstık ezmesiyle atlatıyorum da bunlar sana zor geliyo ya. Sana göre benim hayatım çekilmez ya! Peki sen senin hayatınla nereye vardın?


Hayır bana madalya takmıyorlar, bazen TRX'te asılı kalıyorum o son row'u da çıkartıcam diye nefes alıp verip tavana odaklanıyorum, bazen o squattan kalkamıyorum, box step yapamıyorum. Ama ben kendimi biliyorum, vücudumu tanıyorum, ruhumun sınırları olmadığını biliyorum. ben oraya da tırmanırım, kend, kavanoz kapağımı da açarım, iradem var ya bırak çeliği titanyum gibi. Bana kurşun işlemez. Ben 50. push uptan sonra nasıl nasıl biticek diye inerken bitireceğimi biliyorum. Sen ne biliyorsun? Egonun peşinde sağa sola sürüklenmekten başka? Egom yok evet yok, çünkü BEN neleri başardığımı biliyorum, ne kada daha ileri gidebileceğimi. İster sere serpe shavasana ister en kompakt en esnek minnak yoga pozları umrumda değil bugün olmazsa yarın ama oraya ulaşacağım. Dünya tersken de güzel sen? Peki ya sen? Düzün zevkini tadını alamayan sen ne seviyorsun? 


Hayır bana madalya takmıyorlar, benim madalyam sırtımdaki kaslar, benim madalyam otelde bile denize girip 1200 metre yüzüp çıktığımda quadircepslerim, benim madalyam tazı gibi koşarken rüzgardan hızlı olmak, benim madalyam karnımdaki yaratık kasım, benim madalyam radyallerim. Benim madalyam sınırsızlığım esnekliğim. Benim madalyam egosuzluğum. benim madalyam ilerleme. Benim madalyam bu ve parıl parıl parlıyor. Ben mutluyum. Ben dengeliyim. Ben işte bu yüzden güzelim. ben taçsız kraliçeyim, kendi krallığımda...


20 Ocak 2014 Pazartesi

Kadınlar vs. Erkekler bir performans hikayesi

Fit olmak neydi? maraton koşmak mı? 100 push up yapmak mı? 6 pack sahibi olmak mı?  Fit olmak emekti (arkada selvi boylum al yazmalım müziği çalsın lütfen) Fit olmak, vücudunu daha iyi kontrol edebilmek ve ani olaylara daha iyi tepki verebilmek diyor fizik doktorları...

Dün Mac Fusion dersinde biz gene kızlar erkeklere kök söktürdük. Tamam kollarımızın çevresi 10-15 cm'i geçmez. Tamam bacaklarımız çırpı gibi görünüyor. Ama sen görmediğin için o tank top'un altını karındaki kasları pileyboy çocuk, beni güçsüz kuvvetsiz sanma. Evet sen 20 kiloluk barla çalışıyorsun ben de 10 sen 8 kiloluk dumbell almışsın ben 6 ama bu benim fitliğime bir ölçü mü? Konu geliyor kondisyon ve vücut ağırlığına, senden daha atletiğim pileyboy çocuk evet naaber. Sonra hocam kızlar bize bakıp gülüyorlar. Senden daha hızlı push up yapamıyor olabilirim ama senden daha çok yapabilirim.

Senin küçümsediğin yoga derslerinde be vücut koordinasyonumu sağlamayı öğreniyorum. Hagi kasım daha da kuvvetlenebilir onu görüyorum. Senin o dudak büktüğün oryantal sınıfında bir saat koordine bir şekilde tepinip küçük kas gruplarımı çalıştırıp, koordinasyon sağlayıp cardionun padişahını yapıyorum.

O yüzden sen 45 burpeeden sonra matın üzerinde pestil gibi yaparken ben elimde su BOSU'mun tepesinde dans ederek dinleniyorum.

Kadın (bağğyan değil kadın bak minibüs şoförü değilsen eğer kadın anlaşalım bi orda) ve erkeklerin kuvvet idmanlarının temel olarak aynı olduğunu bir çok kaynakta okudum. Mesela tüm insanlık; (her iki cins de yani, evet eski sevgilileriniz dahil onlar da bir nevi insan) enstrüman kullanmadan önce (makinalar, ağırlıklar ve saire veee saaiireee) vücut ağırlığı ile çalışsa ne güzel olur, kök kaslarını kuvvetlendirmeli (karın ve alt arka), eklemlere dikkat etmeli, hamstirnglere glutlara özen göstermeli. Yalnız olay benzerlike bitmiyor şekerler, bir dünya da fark var (ben her zaman kadınlar daha iyidir derim o benim şahsi fikir ve deneyimim sen başka türlü düşünebilirsin bağımsız insanlarız). Mesela kadın vücudu daha erken olgunlaştığı için kuvvet egzersizlerine daha erken yaşlarda başlayabiliyormuş. Biz kadın milletinin daha az kas kütlesi var bu nedenle erkek kaslarının kuvvet kaybı daha az oluyormuş, bu doğanın bize bir başka kazığı olmalı yani şu demek kısaca kızlar kuvvetinizi yitirmek istemiyorsanız devamlı idman idman idddmmaannnn.

Genel olarak her iki cins de aynı şekilde (spor çeşidinden, ne bileyim cinsiyetten falan filan) bağımsız olarak spordan etkileniyor mesela kas oluşumu, yağ yakımı. Benim kişisel kanım bu o narin poponu ne kadar kaldırıp çalıştığın ile alakalı, cinsiyetten bağımsız olarak bittabi. Daha önce de söylemiştim gene söylüyorum kızlar kuvvet antrenmanı yapınca iki ayda Doğu Alman güllecisine dönmez. İstese de dönemez. Ha çok ister de steroid (cızzzz alarmmm no no no bir durum alsında bu) alırsa o başka hikaye. Testesteron seviyemiz az olduğu için bizden sponeg bob pek çıkmaz kızlar, erkeklerde olmasının sebebi onların (haliyle) bizden on kat daha fazla testesteron salgılaması. Erkek hormonları ve kas kütlesi dağılımı kas oluşumunu etkileyen iki ana faktör. Fakat kuvvet kaybının kadınlarda daha az ve rejenerasyonun ve daha hızlı olduğunu yazan bir de makale okudum. Linki burada bakınız ben demiyorum onlar diyor. Bu da bizim fusion dersinde daha iyi olmamızı açıklayabilir.
Athena Scorning the Advances of Hephaestus Paris Bordone (burada Athene çek patini diyor)

Günün sonunda biz kızlar ders çıkışı aramızda şunu konuştuk; tamam efendim kası ve yapılı olmuş olabilirsin. Aferim sana fakat eczaneden dükkandan falan alınan supplementle hatta gofretle (protein bar'a gofret diyoruz) bile şişersin. Önemli olan şişme mi? Ya da sevgili hemcinsim, yağ aldırınca aç kalınca da zayıflıyorsun bu mudur? Önemli olan formda sağlıklı ve atletik  olmak mı o zaman U GOTTA WORK BITCH

Bana bunu ne yazdırdı? Ben ağırlık çalışırken gelip 6 kg da neymiş canım hhahahaha diyen ukeeellaaalar, ben benchte ruhumu teslim ederek sırt çalışırken gelip hahaha ördek gibi yüzüyorsun diyen ukkelllaaalar (arkadaşımsın şekerim severim seni gene ;) ), vücut geliştirmeyi erkeklerin oyun alanı gören şovenist zihniyet (kadın hareketi engellenemez), biz orada bir avuç kız kuvvet çalışırken, helal kıza ban diyen ayrımcı kuzikolar, kızların daha iyi performans gösterdiğini görüp de batırmaya çalışan testesteron manyağı kompleks puzzleları. Kız görünce aa sen de Pilatesle iyi olmuşsun hahaah diyip hakir gören supplement şişmesi çakma pileyboy oğlanlar (kendine gel müptezel). Ve diğer tuhaf tepkiler.
Gustav Klimt'in Pallas Athene'si ile de olayı bağlarım

Miras değil alınteri ciciiiiimmmmmm.

Sevgiyle





7 Ocak 2014 Salı

Aylık depresyona en iyi ne gelir? (bugün kızlara özeliz)

Bugün çok kadınsı. Konu; regl döneminde fitness. Krampların, ağrıların, acının, seri katile bağlatan sinirin ortasında rahatlamak için yapabileceğin en güzel şey ne? Tabi ki yatağa yatıp paket paket cips, tabak tabak brownie, mud pie ve kutu kutu çikolata yemek değil!!! Gym'e gideceksin. Şu psikolojik engeli ortadan kaldırabilirsen al ağrı kesicini at kendini salona. Çünkü östrojen ve projestoren seviyelerin düşük, bu da vücudunun daha erkeğimsi bir havada olduğuna delalet. (Sanırım regl günlerinde kadınlar kendilerini bunda çirkin hissediyorlar iyy erkek gibiyiz aaauuuwww).

E erkek olmanın da vardır bir avantajı değil mi? Mesela egzersiz esnasında daha kuvvetli hissedilebilinir. Ayrıca bazı araştırmalara göre biz kadınlar bu dönemde daha hızlı rejenere olmakla beraber daha yüksek acı eşiğine sahipmişiz. Bir erkek mesela o krampları geçirse dünyayı yıkar ama sen işe gidiyorsun, araba kullanıyorsun, hayat normal normal devam yani :) Bak o psikolojik engel kalkıyor di mi yavaş yavaş. Hah bir dene aş şu engelleri. Hem vücudunu hareket ettirdikçe o ağrı o sancı da azalacak. Kendimden biliyorum. Bazı hocalarım o dönemde ağırlık kaldırmayı önermiyor, ama daha hızlı koşabilirsin, daha ileri bir yoga sınıfına girebilirsin, ne biliyim gerekli lojistiği sağlayıp yüzebilirsin. Canın ne isterse yapabilirsin. Kendini alışkanlıklarından mahrum etme. Kadın dediğinin metabolizması zaten devamlı ha bire değişiyor, e neden normalde ona davrandığın gibi davranmaya devam etmeyesin ki? Şoklama bedeni. Su iç bol bol, hatta hava uygunsa çık bolll oksijen alabileceğin bir yerde yap sporunu. Kendini kısıtlama.

Bu şunun kanıtı: Kendini kendin bile durdurmazsın eğer istemezsen!!! En iyi koşu performanslarımı "özel günlerde" çıkartıyorum mesela bu da mı gol değil! Dans etmeyi seviyorum hareket ettikçe açılıyor insan, hem o hormonal iniş çıkışın yarattığı manyak depresyon da yok oluyor gidiyor.

Bedenini sev canım, her şeyiyle. Başa gelen de çekilir, hepimize oluyor bu iş. Neymiş, hiç bir şey beni durduramaz ben eğer durdurulmak istemezsem. Çikolata yok fıstık ezmeli muz var, o da şeker bu da. Cips yok yeşil elma verelim. Abur cubura dayanmak yok, sağlıklı beslenmeye devam. Bol bol lif ye, proteinini somondan al biraz da. Sonra onlar yazın selülit saklarken sen sahillerde özgürce hoplayıp zıplayacaksın. Durma devam et :) kendini iyi hisset, iyi ol.



Sevgiyle

2 Ocak 2014 Perşembe

Yeni yıl kararım...

Ben yeni yıldan haz etmem. Sevmem öyle çok fanatiği değilim. Aşırı pahalı mekanlar, sahte coşku, tutulması imkansız yeni yıl kararları falan. Ne gerek var diye düşünürüm. İnsanların sanırım umuda ihtiyaçları var. Çok ama çok umuda... Bunu da yıllık beklentilerini bulk halde getirip tarihin değişmesiyle her şeye bir sihirli değneğin dokunuşunu temas ettirmeye çalışıyorlar. Ne değnek var aslında ne de sihir.

Benim için yılbaşı çok anlamlı değil, tamam Milli Piyango'dan en büyük ikramiye çıksa (ki gene çıkmadı) en sevdiğim tarih olabilirdi ama o kadarla kalırdı gene. Neden önem vermiyorum? Çünkü benim için er sabah yeni bir gün. Her sabah kalktığımda kendime yeni hedeflerle uyanıyorum. Her akşam yattığımda günümün muhasebesini yapıp attıım adımların geri mi ileri mi olduğunu düşünüyorum. Ben ne istiyorum ve oraya ulaşmak için ne yapıyorum? Bunu günlük olarak düşünüyorum ben, anlık değil, aylık değil, yıllık değil. İzini kaybetmeden, hedefime kilitlenerek. Tabi ki benim de yeni yıl için isteklerim var, yarı maraton koşayım, Avrasya'da 20 dakika erken bitireyim, split yapabileyim, ağırlıklarım artsın, karın packlerim artsın biraz daha belirgin olsun, yağ oranım 4 puan daha düşsün. Ama kendime bunun yolunu da çizdim ben. Oraya nasıl gideceğimi biliyorum, tek yapmam gereken elimde öz-disiplinimi tutmak sıkı sıkı yapışmak hedefime. Belki olmaz belki ulaşamam ama oraya gitmek için çaba sarfedebilirim.

Şimdi akşam mesela gidicem salona, bir sürü amandafönümbozulmasın hanımefendisi ile benimgöbeğimaslındakas beyefendisi debeleniyor olacak. Neden çünkü yeni yıl kararı aldı o. Onların %80'i Ocak sonuna kadar bir daha gelmemek üzere salonu terketmiş olacak. Ay şekerim ben deüyeyim o alışverişmerkezindekisporsalonuna ama gidecek vaktim yok diyecek, çünkü onun için karşıdaki cafe'de kahve içmek, blush yudumlamak daha cazip. O ocakbaşında kalkmayacak, o vücudu ve ruhu için değil etrafının isteklerine göre yaşayacak. Geri kalan %20'nin de %80'i ay ben koşamam ay ben onu yapamam ay ben ağrlık kaldıramam ay ben pilates yapıcam süper kilo verdiriyooooo diyerek bilinçli (cardio+kuvvet) bir program uygulamadan başarısız olacaklar, sonra da sporun bir işe yaramadığını söyleyip onlar da bir kaç aya yitip gidecekler. Aybubenimsonlokmamduryiyimyarınsproadiyetebaşlıyorum'cular daha birinci hafta dolmadan görünmezlik mertebesine erişecekler. Ama böyle olmak zorunda değilsin. Onlardan biri olmak zorunda değilsin. Kendin olabilirsin, sana en iyi gelen şeyi keşfetmek istiyorsan, sınırlarını kaldırıp, zihnini açık tutup, öğrenmeye hevesli olursan, en ufak bir adımın sende yaratacağı değişikliği kaldırabileceksen o zaman bu tembellerden olmak zorunda değilsin.


2014 benim bikini yazım olsun diyorsan son bir kaç gün!!!! Fırsatı yakaladın yakaladın, yoksa kuzu gibi otlayarak ömrünü light yoğurt ve sebze yiyerek yoyo kiloları verip verip almaya mahkum edecek misin kendini? Oku, kesin karar verme, araştır, ruhunu dinle, bedenini zorla, aç, kalbini gökyüzüne aç hem omurgan rahatlasın hem de yenilikler yağsın damla damla. Yeni birisi ol, hem ruhunda hem bedeninde. Her yeni gün sana yeni bir fırsat olsun, umutlarını biriktirme sene sene, gün gün yaşa hayatını. Zaman o kadar kısa ve senin yapman gereken olman gereken o kadar çok şey var ki... Başlamak için geç kaldın, hayatının ilk gününden beri yapıyor olsan da geç kaldın. Hadi şimdi kendin ol, daha iyi ol. Dinlemeyi bil, dinlenmeyi de.
Sevgiyle

Ya habibi ya da when the sky falls

Her şeyin kaynağı ilham. İlham aldığınız tüm herşey özellikle insanlar süper ötesi önemli. Mesela bu post bol miktarda Murat Demirtaş içerir. Kendi web sitesini bulamadığım için bayyyıla bayıla okuduğum bir ropörtajını linkledim. Benim için 2013 Top Ropörtajlarda ilk 5'e oynar net bir kere inanılmaz ilham verici. Zaten olayı da açıklıyor, kendisi neden benim için büyük ilham kaynağı oldu.

Bir kere inanılmaz fit, civa gibi :) Bitmek bilmeyen bir enerjisi var ve mütemadiyen pozitif. Be adam nereden geliyor bu enerji, nereden buluyorsun bu kadar pozitif olabilcek şeyi, gizli gizli nutella mı yiyorsun sen. Günün ne kadar berbat geçerse geçsin. Murat Hoca lider biz peşinde belimizde şıkırlarımız 40 dakika sanki stüdyo uzay mekiği biz öööyle evrenin derinliklerinde süzülüyoruz. Bağır çağır çığlık at tepini salla kalçayı çevir çevir ama boş boş çevirme (bunu çok söyler kendisi bize), popoyu sık, karnı sık, daha büyük hareket, çalışan kasları hisset. Çevir Çevir Parçala kendini. Sonra yaratıcı, mesela bazen Yoga asanalarını Oryantal'e katıyor. Biz fanilerin aklına hayatta gelmez. Düşünsene Ağaç Pozu yaparken bir yandan da kalçanı sallıyorsun titretiyorsun. İstanbul Street Dance Carnival'da beraber Vouging Workshopuna gitmiştik, Vouging ve Oryantal çook da güzel birleşiyormuş :) gene kimin fiki söylemiicem :))))

Günün istediğin kadar berbat geçebilir, işler kabus olabilir, özel hayatın Amazon Ormanı bataklığına dönmüş olabilir, etrafındaki herkes seni deliler gibi bunaltıyor olabilir, Hoca'yı görüyoruz, şıkırları bağlıyoruz başlıyor ya habibiler başlıyor latinolar, biz 40 dakika göbek atıyoruz, Skyfall'da şakır şakır oynadık biz bebeğim Adele'in kendisi gelse şoka girer Bond Mond hikaye biz göbecikleri atalım diye var o şarkı. Zamanın hakikaten göreceli olduğunu ben Oryantal Power derslerinde anlıyorum. Bir 40 dakika bu kadar hızlı geçemez, sıkıyosa toplantılarda geçsene bu kadar hızlı olmaz di mi!!! Gerek havalarda uçuyoruz gerek yere yatıp dans etmeye devam ediyoruz, kalçalarımızı şıkırlarımızdan boncuklar parçalanıp kopana kadar sallıyoruz, nereden baksan bir derste 700-800 kalori bırakıyoruz :) (bu da ne demekse) Zıplayıp yere tekrar düştükçe daha kuvvetli oluyoruz, 40 kadın bir stüdyoda en coşturucu şarkı çaldığında bir ağızdan çığlık atıp karattik bir halde daha da gaza gelip daha da coşup daha da kuduruyourz. Durumu şöyle özetliim, Johnny Depp'le Bradd Pitt'le evlensen kendi düğününde bu kadar göbek atmazsın. Sonraaaa ne sinir kalıyor ne stres.

İlk başlarda lööömmmbür lömmmbür pamuk gibiydim, titremek kolaydı. Şimdi yağlar gidince tüm gerçekler ortaya çıktı. Hem vücut koordinasyonunu muhteşem sağlayacaksın, hem kareografiye (ki Hoca hiç aklında belli bir kareografiyle gelmez, o anda içinden ne gelirse, ne duraklıyoruz ne terimiz soğuyor kaptırıp gidiyoruz) uyacaksın, hem estetik olacaksın hem de tüm kaslarını çalıştıracaksın. Burun bükenlere ben de hodri meydan diyorum bebişim gel de sen yap bunları :) İlk derse girdiysen ve tamamlayabildiysen büyük başarı, değme spinning seansında böyle ter atmazsın bak söylüyorum. Diyelim iş seyahatindesin, ve cardio yapma fırsatın yok, hava soğuk, otelin gym'i yok, yanında spor eşyan yok. Amaaan be dert mi şekerim. Kesin bi tablet telefon bi laptop vardır yanında, bağlan wifi ile Youtube'a ya da tak kulaklığını iPod'undan aç oryantal müziklerini en az 20 dakika oyna bakiim bak bakiim ne oluyor. O oblikler o karın kasları nasıl çalışıyor, sen öyle zıplarken nasıl ter atıyorsuni nabzın çıkıyor, metabolziman hızlanıyor. Kim demiş spor zengin işi yok vaktim yok yok koşamam diye. Fit mi olacaksın kilo mu vereceksin bak oryantal de yapabilirsin :) Önemli olan ilham almak.

Perşembe geceleri savaş var, çalışıyoruz, ödevlerimizi yapıyorz ders sonrası kızlar birbirimize meydan okıyoruz, Daha yüksek özgüven, daha yüksek ATTITUDE, daha iyi dans daha esnek daha kıvrak, daha da geliştir kendini. Al sana full paket gelişim seti :))) Bir kere devamlı göbek atan insanda ne depresyon kalıyor ne bunalım, e kondisyonun artıyor daha ne istersin Allah'tan. Daha zarif daha kadınsı ama daha kuvvetli oluyorsun daha ne isteyeceksin Pardon??

Bugün 2 Ocak 2014 Perşembe, biz Pazartesi sanıyoruz. Benim tek dayanağım bu akşam Oryantel Power dersim var. Hayatta kaçırmam. Biz nelere hayır dedik Perşmebe ve Salı akşamları da yalın ayak ayna karşısında belde şıkır olabilmek için ne kıtırlar attık. Boşveeer bu akşam stüdyoya giricem, ben gene bir çingene, bir Çöl Melikesi, bir Arap Prensesi, Bir Hintli dansöz, bir Mata Hari, bir Osmanlı Gözdesi olacağım, tüüümmm sıkıntım derdim tasam ne varsa 40 dakikalığına umrumda olmayacak, sonrasında zaten artık üzerimdeki negatif etkiyi yitirmiş olacak. Hadi akşam olsun haddddiiiiii :)))



Sevgiyle

25 Aralık 2013 Çarşamba

Hava şartları nedeni ile sahalardan uzak

Aylardan Aralık, mevsimlerden Kış, hava durumu güneşliyim pırıl pırıl ama bak nasıl şaşırtıyorum feleğini nıhahaha...

Herkes hasta, herkes telef, herkes sümüklü böcek. Tabi ben de geri kalmadım. Pazartesi günü başlayan sümüklüböceklik akşama doğru halsizlik ve ciğer yanmasına dönünce kendimi son ütücülük günlerine dönen Ebru Gündeş gibi hissettim.

Neden ben!!! Ben neden hasta oldum? Ben ki yediğine içtiğine dünya kadar dikkat eden, saunasını buharını bünyeden eksik etmeyen, "egzersiz" ise alasını yapan ben neden hasta oldum. Çok büyük ihtimalle Gym çıkışı saçlar tam kurumadan eaauuuhh bıktım bu saç kurutma makinesinden dediğim, sesi kafamı şişirdi ay bırakıcam bunu diye söylendiğim ve / veya off bugün kollara çok basmışım tutamayacağım artık bu gürültülü şeyi elimde diyerek aleti fırlatıp attığım için. Açık olmak gerekirse en çok sonuncuyu yapıyorum.

İki gündür Gym'e gidemiyorum. Hayat tatsız, tuzsuz böyle sevimsiz, ben bir asabi. Ama kopmadım tabi. Kopar mıyım ben? Ben ki fitness delisi kopar mıyım hiç! Bir kere kaslarım dinleniyor, ki bu da kas gelişimi için çok önemli. Devamlı çalışan kas surteaine olur, gelişimi sağlıksız olur, hatta gelişmez, zedelenir, sakatlık riski artar. Sonra fitness dediğin sadece Gym'de yapılan bir iş değil. Bunun bir dünya yan etkeni var malzemesi var motivasyonu var tekniği var, bilimsel bir dünya yanı var, özellikle beslenme alanında okunması gereken milyonlarca makale var. Ben de yattığım yerden elimde sıcak içeceğim ve suyum, meyvem, tabletim bunları araştırdım. Bugün kavuşur muyum Gym'ime bilemiyorum. Bir gün daha dinlensem aslında iyi olur, full performans veremeyeceksem, tüm aklımı tüm bedenimi idmana adayamayacaksam o zaman hiç yapmamam daha iyi. Yarın hafif başlayıp skalayı haftasonuna yükseltebilirim.

Motivasyon dediğin ağaçta yetişmiyor, kötü performans sergilersem idmanda o zaman kendi hırsıma yenilir, kendi beden ve ruhumu hırpalarım ki bu da motivasyonuma zarar verir. Buna izin vermemem gerektiğini biliyorum. Bu durumda araştırmalara okumalara devam :) bir gün daha dinlen ve yarın sahalara dön FitnessDelisi üstüne de bir sauna :)


Sevgiyle
Özlediiiimmm Gym'imi özzlediiim  

20 Aralık 2013 Cuma

Ben Hintli miyim günlük hayatımda Yoga bana ne yapsın?

Hayır canım sanırım önce cahilisin. Yoga'nın anlamı zaten hayat demek.

Her sene bir milyon söz verir insanlar kendilerine, bu sene bilmem nereye seyahate gidicem, her hafta bir kitap okuyacağım, yeni ev alıcam, kilo vericem, karın kasım olacak, Marslı besliicem falan falan falan. Genelde Şöyle olur, o bilmem nereye seyahat gene Bodrum, Çeşme, Antalya düzleminde kalır yeni bir yer görülmez, senede bir bilemedin iki aşk romanı zar zor bitirilir, kiralar aksar, Marslıyı bırak Beta balığını açlıktan telef eder... İçiniz karardı di mi kilo vericek olanla müstakbel karın kası sahibinin akıbetine girmiyorum o zaman :) Malum fitness blog'u...

Ben geçen sene dedim ki 2013'te spora geri dönüyorum. Dönüşüm muhteşem oldu. Yeni yıl kararlarımdan biri de Yoga yapıcam beeeeen idi. Hatta Yoga hocamız (31.12.2012 Pazartesi günü girdiğim ilk Vinyasa Yoga dersinde) kimin ilk dersi dedi benim dedim harika bir yeni yıl kararı verimiş birisi var kutlarım dedi. Ben utandım falan. Öyle başladı bu iş. Yeni yıl kararı vereceklere selam olsun.

Aman canım ben zayıflamak istiyorum Yoga yağ yakmaz, ya da ben kaslı kocaman bi adam olucam ne yapiim yogayı diyip küçük görürseniz ben de size derim ki; her şeyden önce yoga esneklik kazandırır böylece kaslar daha rahat gelişir, güç ve hız artışı deneyimlenir, kasların dinlenme süresi ve gerginliği kısalır, kasların daha az zorlanır ve incinme riski düşer, eklemlerin sağlamlaşır burkulmazsın kolay kolay, belin daha açık ve sağlam olur, acı ve ağrıya karşı hassaslıklar azalır. Kısaca performans ve sakatlıklara dirençte artış yaşarsın. Ayrıca vücudundaki kas koordinasyonu artacaktır. Bunu da dün akşam yaşadım. Head stand denemesi yaparken gözümüzün nuru Ray Rizzi hocamız yanıma geldi. Ben tabi maymun yavrusu gibi debeleniyorum orada omuzlarım sağlam (onu öğrendim sene içinde), ellerim açık avuçlarımla yeri varamıyorum sağ bacağımı kaldırırken doğru momentumu bulmaya çalışıyorum sol onu takip etsin istiyorum tüm bunları core kaslarım koordine etsin savaşıyorum falan ama heryerim ayrı oynamakta. Baksan bu parçalar aynı vücudun değil dersin. Ray Hoca geldi, cesaret etmemi söyledi sağ bacağımı attım, sol takip etti. Ray orada biliyorum ya düşmeme izin vermez derken baktım onun ufacık denge desteği ile ellerimin üzerinde duruyorum. Bir kaç nefes kaldım da. Sonra bir anda core kaslarımla ayaklarım arasındaki koordinasyonu yitirdim ve indim. İşte Yoga bu yüzden önemli. Vücut içerisinde kasların birbiri ile iletişiminin  önemini (tamam bi de dans ederken ama bu başka Post'un konusu) Yoga pratiği esnasında birebir anlıyorsun.



İşin bir de meditasyon boyutu var. Nedir? efendim Ommm diyip uçmuyoruz bak gene söylüyorum bu doğru değil kim uydurduysa halt etmiş. Gün içerisinde başına gelenleri düşünsene; patronla didiş, sevgilinle didiş, bir dünya dedikodu, iş, güç, dünya kadar aksaklık, trafik trafik.. Ayy yazarken daraldım. Delirmemek için ne yapıyorsun? Muhtemelen şalteri kapatım Muhteşem Süleyman seyrediyorsun... Ben nefesimi düzenliyorum ve kendimin tüm bu karmaşanın bir bir parçası olduğumu kabul ediyor ve fakat her şeyin içinde dinginliği arıyor içime dinginliği yerleştiriyorum. Bunu nefesimle yapıyorum. Bu nefes sonra bana performans antrenmanlarımda ne kadar yardımcı oluyor bir bilsen bir anlasan bebeğim. Haliyle vücudumla beraber ruhum da dinginleşiyor ve gene başa dönecek olursak psikolojik olarak rahatladığım için sakatlık riskimi azaltıp güç ve performansımı arttırıyorum.


Uzun oldu bugün post, biraz da sıktı sanırım seni, o zaman kıssadan hisse ile kapatayım. Tarih Nisan 2012, ben Hannover Messe'ye son dakikada gitmeye karar vermişim. Haliyle direk uçak yok İstanbul'dan Münih'e ordan Hannover'e falan böyle bir bedevi hali mevcut. Bir iş arkadaşım dedi ki sen kalacak yeri düşünme (zaten yok nesini düşüneyim fuar zamanı Hannover'de kalacak yer mümkün değil!!!) ben ayarlarım. Oley dedim bu bir de bürokrat bana mutteşem bir ev falan ayarlar. Şeytan dürttü aktarma esnasında son dakika artık Hannover uçağına gidicem, Münih'ten aradım ben bunu, dedim benim ev nerde ben geliyorum. Kem küm allaaahhh dedim (uçan Sabri gibi bilen bilir) kavga gürültü benim yerim yok neyse ben kadın olmanın gücüyle açtım muslukları bir ayağım uçakta bir ayağım yerde başladım ağlamaya. Bunlar geldiler beni aldılar sonunda Hannover'den bir yer bulmuşlar karanlığın içinde çıkmaz sokakların sonunda ben kurbanlık koyuna dönmüşüm saatlerdir yoldayım böbrek karaciğer umurmda diil uyusam yetecek haldeyim. Bıraktılar beni gittiler. E ben kaldım bi başıma. Yorgunluktan uyuyamazsın ya o kadar yorgunsundur stres yaşamışsındır... Onun dibindeyim ben. Durdum odanın ortasında oturdum yere kısa bir meditasyon yaptım, 8 kere güneşi semaladım ve bol strechingli bir asana serisine başladım. Yarım saat kadar gerindim yavru kedi gibi nefesimle, Savasana esnasında yatağa yatmamla hayatımda uyumadığım uykuyu uyudum. Sabah bir kalktım ben bir Hollywood aman hayır Bollywood yıldızıyım. Eklemler açılmış beden ruh tertemiz pırıl pırıl, nefes akıyo gidiyor. Ne güzel. Artık her strese girdiğimde önce nefesimi düzenlerim bir dönerim içime sonra eğer ortam müsaitse yaparım bir kaç asana ohhhh miss benden güzeli yok.


Sevgiyle


17 Aralık 2013 Salı

Yeni program demetkir ki yeni kas ağrıları

Program çalışmayı ben seviyorum, benden sorumlu trainer bu konuda ne kadar hemfikir bilemem :) her seferinde kendisine gidip biraz daha sert olsun, daha hard-core olsun diyip durunca, sonunda o da bana erkek programı yazmaya başladı. Dün yeni programımı yazarken bir ara başını elleirnin arasına almış ben ne yapıcam seninle sen nasıl kadınsın dedi durdu. Sonuç iki gün sürecek olan intensiv bol süper-set'li bir program. Kankam (kendisine Bro diye hitap edelim) ilk kez 6 ay önceki programımı gördü ve hiç süper-set yapan kız görmemiştim sen 4 tane üst üste yapıyorsun helal sana kanka demişti. Gurur duydum kendisi tam bir Gym-Freak olmakla beraber süper atletik bekar bir beydir efendim kendisi ile temas kurmak isteyenler benim üzerimden ulaşabilir. Sonuç? Kadınlarda genelde görülen bu aman hocam ben kaslı olmak istemiyorum ben zayıf olmak istyorum isteği... PALAVRAAAAA ne kadar kas oranın artarsa o kadar fazla kalori yakarsın, ağırlığın önemli değil be kadın yağ oranın düşük olacak (yan etkileri kış mevsiminde üşümek olabiliyor şahsen yaşıyorum 30'dan 2'ye düşünce yağ oranı ben de düşmüş yuvarlanan bir karpuz ayılması yaşandı). Zayıf mı olmak stiyorsun bence banal, atletik olmayı hedefleyeceksin, güçlü olacaksın. Tamam ben de Doğu Alman Güllecisi kadınlardan olmayı istemem ama karnıma aynada her bakışımda geçen sene orda olan 3 kat göbeğin yerine sağlam duvar kasları ve enine parçalanmalar görünce çok hoşuma gidiyor. Her kaldırdığım ağırlık benim olumsuz bir parçamı alıp giderken her deadlif her deep squat bana daha temiz bir ben veriyor. Aynada bakınca kendimi seviyorum çünkü bunu ben yaptım. Şimdi yeni prgram ve yeni bir başlangıç. Kendime koyduğum yeni hedefler ve program yaımı esnasında geçen -ama ben Iron Girl'e katılmak istiyorum, - Hayır daha eklemlerin hazır değil tamam kaslısın kondisyonlusun ama eklemlerini hazırlaman gerek tartışması ile akşam kendimi salona atıp yeni süper setlerimi çalışmaya başlamayı bekleyemiyorum. Fit ve atletik ve sağlıklı olun sadece zayıf değil :) Sevgiyle