Sayfalar

Arkadaşlık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Arkadaşlık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Mayıs 2015 Pazartesi

21 k'lık ilk adım (Allah o jelin belasını versin)

Ulaşılamayacak uzaklık var mı? Ben dün yeni bir mesfeye ulaştım. Kendi ayaklarımla 21 kilometre koşarak. iki kız ile el ele tutuşarak. Ay çok minnoş.

Deli kadınlar ile uğraşmayacaksın. Şu an merdivenlerin başında durup aşağı, veya yukarı bakıp aman tanrııaaammmm diyorsam bu kesinlikle mutlu olduğum için. Vücudun sen ne dersen onu yapar. Vücudun sen ona ne verirsen o olur. Vücudun bazen sana dur der, sen gene devam edersin sonra der ki aferin sana, seni denemiştim. Zaten yapamayacağı yerde kilitler kalır sen de bir şey yapamazsın.

İlk mesaj; Koğuş Kalk! Yanıt: Günaydın aslan parçaları! Motivasyon bizim işimiz!!!!

Saat sabah 07:30 günlerden Pazar. Bir haftadır bu anı bekliyoruz. makam aracımız 07:30'da Kanyon'dan hareket ederek Belgrad Ormanı'na gitti. Biz de içinde. Herpimiz en uygun koşu ayakkabımızı giymişiz, yastıklamalı yarım numara büyük. Şortlar, sular jeller, müzik. bir de birbirmiz varız. Minik minik hafif tırsarak parkura girdik. Ufak adımlarla koştuk. Hızlanmak istedi birimiz diğerimiz tuttu. Biri geride kalınca elimizi uzattık taşıdık. Ne mutlu mesu bir tablo di mi? Dışarıdan öyle evetttt. Aklımızdan geçen biz 3,5 attık (tur) şimdi onlar düşünsün!

Her mangalcı yanından geçişimizde bize de köfte ekmek verin dedik. Açız be AÇ sen karbonhidrat olmadan yaşamnın ne olduğunu bilir misin? Tabi ki yemeyeceğiz ama o umut işte. 2. turda karşıdan gelen beyler kızlar bu ikinci tur mu dedi, evet dedik 2 tane daha var. Bravoooo dediler. Karşılaştık gene 3. turda 4'te yoktular. Bir grubun yanından geçerken artık herhalde kanıksadılar bizi, bu ekip harika diye bağırdı adam :) E biz mest tabi mest. Ekip harika tabi. Tabi harika be adam ne bekliyorsun :)

Yalnız o jelin allah belasını versin! 3. turun başında o pislik jellerden denedik. Çünkü bizim hedefimiz daha önce 21'di. Artık değil. Biz bu sene koşacak maraton arıyoruz bilginize. AIMS sertifikası veren ve mümkünse Türkiye'de olmayan bir Maraton! Hatta bulduk da iki tanesinin arasında kalmışız gibi. Gerçi bende 2 AIMS var ama kızlarda yok. Yol uzun yol 42 kilometre ilk adımı daha 21k sürdü. Yol çok uzun. ama o jelin allah belasını versin. Başka bir şey gerek bana. Ben o şeyi ağzıma bir daha sürmek istemiyorum. Tamam bedenim orta mesafete ilk defa alışıyor. Tamam enerji gerek ama o e bee o nasıl tat. Bunu üreten insan nasıl buna tat verdi arkadaşım hiç mi denemezsin ya. Ya kimyagersin işte yap bir şeyler o şey ne rezilliktir arkadaşım. Midemde bi şey olsa kusacaktım. beni o 2 saat 20 dakika boyunca zorlayan tek şey o iğrenç jel oldu alien salyası gibi iyyhhhh

Hedef 42 ise, yolda yemeye içmeye alışman gerek. Pıt pıt o patileri vururken. Hızlanmaman gerek enerji çok önemli. Uzay aracı gibi hissettim bir ara oksijenim yakıtım dünyaya dönene kadar yetsin istedim. Ne bulsam şimdi. Koşarken muz da yenmez e naapıcaz oku öğren dene devam!

Aile ve arkadaşlarımızdan gelen tepkilere de değinmek istiyorum lüften; (çok acayip insanlar seviyor bizi anlamadım neden)

  • 21 mi siz daha uzun koşarsınız
  • 21 mi deli misiniz
  • 21 mi koştunuz neden arabaya binmediniz
  • 21'den sonra kahvaltıda masayı mı yediniz / eve de koşarak dönün
  • 2 saat 20 dakika mı çok aşağı çekin, (o zaman sen bize idman yaptır), elimde sopayla gelirim koşmayanın popoya yapıştırırım
  • YM öncesi neden 21 koştunuz sakatlık mı arıyorsunuz
  • 2 saat 20 dakika mı yuh! (bu iyi mi kötü mü bilemedim) 
  • Allah akıl fikir versin (bu genelde ailelerden geldi) 
  • 21 mi kızım ben senin yaptığın sporun yarısını yapsam şu an ölmüştüm sen hala üstünde forma ciyak ciyak maç izliyorsun ne enerji varmış be kardeşim
  • 21 mi kilometre mi? (buna bayıldım) 
Uzun yolun ilk adımı atıldı. Haydi kalanını atmaya bu konuda bütün hafta yazarım ben. Cardio yasak bana şu an. İlk etapta üzerimde etkiler şunlar: Quadirceps ağrısı (yaşanabilir seviyede hammer'da 160 basmışım gibi), yorgunluk yok dün de yoktu hiç 21 k koşmuş bi tipim yok şu an, hafif bir pati ağrısı tabanlarım minnoş minnoş sızladı - dün buz gibi denize atlayınca biraz geçti, kaslarım kısaldı - dün koşu öncesi yere avuç basabiliyorkan şimdi parmak uçlarıma zor erişebiliyorum. Aradığım parmak uçları kapsama alanına bir giriyor bir çıkıyor. 

Bunu dedim ya uzatıp uzatıp yazarım ben. Hadi selametle


20 Mayıs 2015 Çarşamba

kekik, aşk, ahtapot kolu bir de yoldaki kadınlar _ bozcaada 2015

Çok pisliğim yazmadım. O harika deneyimi yazmadım! Yazamadım 10 gün zevk sefa ve yemek batağındaydım. Burası ayıplı burası sus aman söyleme :)

7 Mayıs 2015 bagajlar yüklendi, bavullar yapıldı. 7 Mayıs gecesi İstanbul acayip bir fırtına altında inim inim inledi. 7 Mayıs gecesi ben dedim ki pardon da ben herhalde iyice delirdim. Bu havada uzun yol hele de gece 2 kadın. Evet biz delirdik.

8 Mayıs Cuma, saat sabaha karşı 3. Teker döner. Döndü. 2 saat uykuyla ben, elimizde tablet bangır bangır müzik. Uyumadan Bozcaada'ya varmak için yola çıktık. 2 Deli Kadın. Tekirdağ'a bir şekilde ulaştığımızda ben önümü görmemekten, karanlıktan ve direksiyonu sıkmaktan ağlamak üzerieim. Bu o kadar kötü değil. Ağlıyorsun geçiyor. Elli adamın tesisinde kahve molası. Bizim yol buddyler bizi geçti. Ah şu erkek şoförler. Ben gene de final destinasyona onlardan saatler önce vardım. Çakaling is ma thing Biiittch!

Ada yoluna girdiğimizde o son 20 kilometre bitmedi, Çanakkale Valiliği'ne sesleniyorum o yol 20 k falan değil! Bir daha ölçün tabela yanlış. Ki ben virajların ustası bir uzun yol şöförüyüm. Hayatım kamyon yazısı.

Vardık biz adaya, ben çiğde, yeşil saçlarım ve elimizde spor çantalarımız. Yarın 10k koşuluyor. Benim bu sene hedefim sadece eğlenmek! Bizim grup da ulaştı. Kahvaltılar, sakızlı kahveler ve evet tabi ki ada kurabiyeleri. Mmmmmmhhh yerim! Yedim içtim. Akşam bol proteinli deniz mahsülleri, bol bol taze ot. Geç olmadan yatağa yarın büyük gün.

Benim sakat diz, düşük koşu kondisyonu ve 0 antrenman ile hedefim 1 saat. Tam bir saat. Saat 14:00 çok eğlenceli 6 kişi kadarız kalanımız nerde? Yok. Starta doğru ilerliyoruz. Sonra müzikler açılıyor, polarlara telefon applerine basılıyor, birimiz çok concon GPS'li janjanlı Garmin'ini ayarlıyor. Birimiz 2. oldu, birimiz 35 birimiz 93 birimiz 95 birimiz de gene süper dereceli.

Pıt pıt pıt geçiyourum Start'ı, çok sıcak. Güneş tepemde beni eritiyor. Dert Değil. Rüzgar esiyor. Aşk için koştuk biz. Rüzgara karıştık AŞK için. Dünyadaki tek önemli şey bu. Her adımımda pembe ayakkabılarımın asfalta her vuruşunda sayıyorum. Her gereken sayıda nefes alıp veriyorum. Kekik kokusu. 5 kilometre bitse kalanı zaten kolay. Tırman. Tırmanıyorum. İçimde antik keçiler var. Kekik kokusu, Deniz tuzu, Ben gene 13 Yaşındayım Pallas Athene'yim. Ben aşkta adalet isteyen mini tanrıçayım. Pıt pıt pıt. Bir yerde nabız 196 10 dakika sürdü. Umrumda değil. ben iyiyim. Biraz başım döndü sıcaktan. işte 5 kilometre  virajların o tepelerin arkasında. Geliyorum.

Döndüm ben. Üzerimdeki atleti çıkartmak istiyorum lojistiği zor. Numara orda ipod ona tutturulmuş. Uğraşmıyorum. Su istasyonundan suları alıp ağzımı çalkalayıp tükürüyorum. Bu arada özür dilerim bi çocuğun üzerine tükürdüm. valla ben öyle bir inan değilim sana denk geldi, sen de gelmeseydin o taraftan bi anda diicem de pardon gene de! Kalan suyu başımdan aşağı döküyorum. Terimin tuzu gözlerimi yakıyor. Su çok iyi geliyor. Rüzgar beni üşütmüyor. Daha da yanıyorum Pıt pıt pıt.

Ada'nın içine kadar geldik. Son sprinti atmayacağım. Aşk aceleye gelmiyor. Etrafımda ayılan bayılan oldu, Jandarma Ambulans topladı insanları leblebi gibi. Aç değilim susadım ama. tam 1 saat. Geçen seneden 4 dakika geç geldim. Umrumda değil. ben çok eğlendim. Geçen sene hırs ile koştum tam bir Lara Croft. Bu sene aşk ile koştum. İnsna ne çok değişiyor be 1 senede. Zaman umrumda değildi aldığım keyif her şeyimdi.














Aşk için koştuk, aşkla koştuk. Hatalarımızı affederek, kekik kokusunu tüketmeyerek ama sindirerek. Satır aralarını okuyorsan sana roman yazdım ben bu bir kaç paragrafta. Sonra şaraba daldım. Yogaya asanaya hayata daldım.

10 Mayıs Pazar. 2 kadın çıtkık yola 3 kadın dönüyoruz. Dans ederek, şarkılar söyleyerek, satır etleri ciğer sarmalar yiyerek. geleneklerimiz oldu artık bizim. Biz mutluyuz.

Bizi mutlu eden her ne ise onu yaptığımız için. Kalbimizi kırmaya kalkana eyvallahımız olmadığı için. Arabayı sağa çekip dans edebildiğimiz için.

Seneye görüşmek üzere... Ama ben eminim Ada beni bu sene gene bekliyor. Gelyorum küçük sokaklarda kaybolmaya. Sahilde yoga yapmaya denizin tuzuna kekik kokusuna otlara balıklara randeu verdim.

Sevgiyle

1 Şubat 2015 Pazar

Sersemlemiş pazar notları uğultulu tepelerden sevgiyle

Bu haftasonu sersem gibiyim. Ne öfke (kalmadı artık şerefsiz onursuz birinin alçaklığının çok etkisi bende ciğersiz zavallı) ne uyku (deli uyudum hatta sanırım tek yapabildiğim buydu) ne ağır idman (rest days yaptım ben hafif istekli hafif zorunlu). İnsan rüzgara isyan edecek hale gelir mi? Ben geldim.

Şekerim lodos ile ilgili yarı bilimsel yarı mitolojik ve neden bizi sersem ettigine dair bir yazı yazmıştım ben. Hatırlamayan geçen seneki arşive bakabilir :) ama uzun zamandır İstanbul'da böyle lodos görmedik duymadık bilmiyoruz. Ya hu uçabilirim ev çatırdıyor resmen. Hayatımız uğultu tepelere döndü.  Bir sersemlik bir yorgunluk bir acayiplik çünkü basınç mevzu falan aç bak o posta çok güzel yazı o be :)

Benim dev adamımın doğumgünüsü bugün. Deli gibi yedik (az orta pişmiş et yanında patates ve gran masala sos) içtik (2 kadeh kırmızı şarap ) bir sürü kahve. İnanılmaz dedikodu yaptık hızımızı alamadık whatsapp grupları çalışıyor. Hediye aldık, ki en eğlenceli kısımlardan biriydi. Adamı 25 yıldır tanıyorsun her halini biliyorsun hayatın boyunca zaman zaman beraber idman yapmışsın  é tabi basketbol şortu alırsın :) masanın bizim kısmı  sporcu olunca gym Fitness konuşurken bir baktık kayak tatili planları yapmışız olleeyyimmuuu.

Benim o şerefsiz onursuz yaratığa olan öfkeden konuştuk.  Bana dediler ki namaste bacım ya öfke sana yakışmıyor!  Sen bal köpüğü pamuk şekeri yeşil elma yoga asana si gibi insansın.  Sen dediler bana insansın o değil (tanıyanlar da var bunu bi kaç kişi ) iplikler pazarda boy boy renk renk tezgahlarinda yerini aldı bırak gitsin. Sen kelebek ol dediler OH mis. Ben de dedim ki bu hafta ben bir sürü yoga yapar bir sürü yüzer bir sürü dans ederim. Öfkeden çıkıyorum tırtıl gibi ve bir adet kelebek oluyorum morlu yeşilli pembeli kırmızılı mavili namaste namaste uçuyorum :)

Ama ne olur lodos bitsin artık çok sersem oldum. Huyum suyum değişti. 

Sen de güzel dinlen çünkü Şubat bol meyva Çaylı bol elmalı bol tarçınlı kayakçı kitaplık yogalı Fitness li bir ay olacak.

Sevgiyle

25 Ocak 2015 Pazar

Çarşıda aldım bir tane eve geldim bin tane

Çoklu kişilik bozukluğu.  Evlerden ırak ne fena şey. Bir kişi içinde, seviyor değer veriyor mutlu  ama o kişi sahte. Bir kişi içinde, düzgün sadık iyi hoş alımlı ama o kişi de sahte. Ve üçüncü kişi içinde katı sevgisiz bomboş çöl gibi bir kişi işte o sensin. Ne kötü hasta olmayı seçmişsin, üzülmüyor bile insan sonuçta kendi seçimin. Aşırılıklardan uyanmaliymisim ama olmamış  işte  seni ben aklamışım.

Hayatına çoklu kişilik bozukluğu olan bir sosyopatı alır bir de merkezine koyarsan başına gelecekler; yeme ve uyku bozukluğu,  kendini suçlama, mutsuzluk, dengesizlik, onun seni suçlaması, kızgınlık,  öfke hayal kırıklığı  ve daha niceleri.

Ben ne yaptım?  Beni gene mabedim kucakladı.  Barlar plakalar malar dambıllar. (Bar derken Halter gibi olan öbürü degil ). İcildi tabi dün gece. Her gözyaşı şerefine bir kadeh. İnsanım ağlıyorum arada bu sefer çok az. Çünkü bazı kötü haberler başka kötü haberlerin ağırlığını alır üzerinden. Bu zaman da öyle oldu. Nefret? Ben onu taşımak yerine bugün kucağıma 25lik plakaları aldım sırtımı bench'e dayadım  kalça çalıştım.

Dünyanı  en voleybolcu yoginisi reiki yapti bana. Neden mi? Görünüyordu çünkü içimdeki açık alan üstünde kırmızı gökyüzü.  O da shavasanada gelip bana şifa verdi. Demiştim di mi şifa istiyorum mutlu ediyor. İdrak o anda açıldı.  Benim kalbim baki ben gene sever gene mutlu olurum. Onun kaybı daha büyük kalbi Yok,  gerçek kendisi çok derinlerde ben onu gördüm diye oldu tüm bunlar. Korku duyuldu vahşileşildi. Sonra saçma sapan bir aklamaya girişildi.  Kendi kendisi kandırıldı. Artık hazırdı.  Yalanlara devam etmeye. Kendini ve dünyayı kandırmaya.

Ben dün neden daha ağır aldım ağırlıkları? Vücudum kuvvetlensin diye. Ben bugün neden kalça bacak çalıştım çünkü en büyük kas grubu o ve üzerine yapacağım o uzun stretching seansini hak etmeliydim. 

Greyfrutlar ananaslar yeşil kırmızı elmalar aldım kendime. Saunada gözlerimi tavana dikip baktım göz yaşı var mı diye. Bulamadım. Şifalı meyvelerini yedim şimdi iyiyim. Ben iyi olacağım. Çünkü iyilik de içimde ruhumda bedenimde dengede.

Nefret taşınması zor yük.  Ben almayayim mersi. Benim kaslarım uzun benim etim sert benim kabuğum narin ruhum kırılgan.  Onu da idmanla sertleştirmeye  senin gibi katılaşmaya hiç niyetim yok.

At matı yere çık üstüne dünyaya kökleniyirum ters dur arada dünyaya bir de ordan bak. Aşka sevgiye köprüler kur bir yunus gibi ters dön köpek gibi aşağı bak koş daha hızlı daha ağır kaldır bir dakikada 30 kere yapıyorsan 40 olsun 50 olsun. Kendine yalan söyleme kimseye söyleme. Kaçma sana şifa olabilecek tek insandan (artık çok geç).

Fitnessdelisi kendini mabedim kapatıyor bir süre.  Tek ihtiyacı ona doğru söyleyen aynalar ona destek dostlar şifa denge bir de haz çay ay ben beyaz çayı çok seviyorum.  Bir de elmalar Greyfrutlar.

5 Kilo verdim bir haftada yemeye çalışıyorum olacak yakında duracak içimde lokmalarim. Vücudumun döngüleri bile durdu onlar da gelicek.eski haline (doktordan korkarim ben iğneden de) her şey düzelir ruhum yerinde çünkü kalbim de içinde.  Bedenim toparlanmadı Bu sefer en çok o dagildi o telef oldu. 5 Kilo nedir ya bi haftada yazıklar olsun benim çok çok çok yemem gerek  bir sekilde (bilmeyenler için yutamiyorum yüzüncü da içimde tutamiyorum) gonulsuz aneroxy.

Geçicek çünkü her şeyin çözümü sevgi ve ben sevebiliyorum.

İnadına ve daima sevgiyle

16 Kasım 2014 Pazar

2 shades of 36th Istanbul marathon - the good girl

Vee bir istanbul maratonunda daha 15 k koşmanın muhteşem keyfi ve o tatlı yorgunluğunu yaşıyorum.  Allahım nasıl mesudum nasıl mutluyum. Başardım. Hatta başardık! Bu sene Adım Adım oluşumu altında TOFD için bağış topladım.  Meblağ mi küçük evet çok küçük bi hafta Alaçatı'ya gidiyorsun 3000 Kağıt eziyorsun  ama sana gelen bir maile  karşılık 10 lira göndermiyorsun.  Şahsi fikrimi söylüyorum; ne acayip bir Vicdanın var senin? 400 kişiye gitti mail herkes 10 lira atsa (içtiğin kahveden ucuz yani) 4000 lira eder, 2500 Lira bir akülü tekerlekli sandalye buyur burdan yak do the math!!! Geçtim. neyse güzel bir sayıya ulaştık hatta bağış süresi de uzadı pamuk eller cebe yani. Bu kısmı geçiyorum e bebeğim sana güveniyorum çünkü sol yanında atan şey var ya o sadece kan pompalar diye bi kaide yok bir de vicdan yaşar içinde bilesin (evet tam da çektiğin saçma sapan aşk açısının yanında hah orda buldun mu)

Yüzlerce değişik dil konuşuluyordu bugün etrafımda.  Herkes her yerden benim aşık olduğum şehri pıt pıt arsinlamaya gelmiş.  Bu sene sloganımız Istanbul aşkı için koş ( ya da benzer bi şey bak gene olmamış ben bile unuttuysam ne biçim slogan bu aaayyy) ama istanbul ve aşk var. Ben koşu boyunca #thinkingof mode on haldeydim. Ne zaman zorlansam aklıma gelir diye hazirda tuttum ama zorlanmadım hem de hiç.

Stratta o saçma sapan uzun konuşmalar yoktu Teşekkürler Teşekkürler ;)

Bu sene benim için çok özledi çünkü özel bir amaçla ozel bir grubun parçası olarak kostum.  Kendimi ayrıcalıklı hissettim ;) kırmızı t-shirt lu  biz bir grup insan ki tanıyalım tanimiyalim birbirimize destek olduk sohbet ettik beraber koştuk selamlastik sabahlastik. Çok özledi gurur duydum özellikle yol arkadaşlarımız ile koşanları gördüğümde :) seneye ben de yol arkadaşı destek kosucusu olmak istiyorum şimdiden başvurumu buradan açıkça yaparım :)

Coşkulu harika bir koşu oldu. Aksaklıklar mı ? şu an çok da umursamiyorum. Özel olan neydi? Çünkü bu sefer bir amaç için koştum evet geçen seneki zamanlamamin yanından geçemedim evet yavaştan aldım ama sakatlık ve sıfır kondisyon bunu gerektirir. Çünkü bu sefer keyfine vardım Asya'dan Avrupa'ya geçişin, alkışlamanın keyfini yaşadım etrafı yaşadığım doğduğum Büyüdüğüm aşık olduğum bu şehri izledim. Gurur duydum sanki bu sene daha mı kalabalık olduk? Ne güzel haydi seneye daha da fazla olalım.

Yanımda benim tüm hayatıma dahil Superman yol arkadaşım vardı. En yakınlarımla olunca bir kulağımda kulaklık bir kulağım onunla sohbette 15 k nasıl bitti anlamadım. Hava süper, bulutlu serin ama soğuk değil! Tam bizim için özel sipariş aauuww beyni resmen Vip hava durumu! 

Sadece onun varlığı değil destekcierim de benimleydi (tamam onlar sıcak yataklarının uyuyordu) ama sanki benim bacaklarım onlarca insanın bacaklariydi bunu nasıl anlatırım bilmiyorum.  Ayrıca bir de sözüm vardı köprüyü ve finish i geçişimi ithaf ettiğim İzmirli güzel kız da benimleydi (taaa İzmir'den) finish e gelirken attığım sprint en hızlısı oldu çünkü bu sefer ben yalnız koşmadım.    You will never walk alone sendromu yaşıyorum coşku bende tavan şu anda.

Maraton sonrasını ayrı yazıcam ne yedim herkes soruyor burda kısaca söylemek gerekirse dünyayı :)

Adım Adım Teşekkürler! 

TOFD destekcilerim size minnettarim!  

Yalım, Yalım! Sana ne diim!  Kanka muhteşemiz ya hu!

Dizimde ufak bir sorun var ona göre surpriiiiz kendime doğumgünü hediyem 1 martta yarı maraton koşmak olabilir :) bu hafta belli olur :)

Coşkumu kelimelere dokemiyorum bak dert tasa olsa nasıl yazarım ama bu coşku paha biçilmez. Denemen   lazım şimdi başlasan seneye en azından 10 k koşarsın. 

Koşmak çok güzel sen de gelsene :)

sevgiyle

18 Temmuz 2014 Cuma

OOOOOOMMMMMMMMM (ay çok ahlaksızımmmmm yoga yapıyorum)

Bu sabah uyandığımda ta bir şavasana kalkışı yaşadım önce minnak minnak gerindim, yastıkları itiştirdim, tekmeledim, sonra sağıma döndüm yavaşça uyandım ve içimdeki hissiyat şuydu; sanırım ağırlığım yok! Artık ağırlıksızım. Sanki hiç ağır değilim tüy gibiyim...

Kuş gibiyim derler ya onun gibiyim, kuşlar hafif çünkü kemiklerinin içi boş çok şeker kuşları seviyorum. Konuya dön FitnessDelisi! Etimin kemiklerimi sapasağlam sardığını biliyorum, bedenimin tıkır tıkır işlediğini de biliyorum, sağlıklı, dengeli pırıl pırıl olduğunu da biliyorum. İşte bu yüzden bu sabah çok çok çok mutlu uyandım.

İçimden giden ağırlık neydi bilmiyorum öyle pek dert tasa stres sıkıntı taşıyan bir tip değilim. Ama sanki kalbimin olduğu yerde koşaman mavi yeşil bir şelale var gibi. Bende bir haller var... Kendimi minicik ama bütütnün bir parçası olduğum için önemli hissediyorum. Bunun son zamanlarda daha çok dans etmem ve daha daha daha da çok yoga yapmamla alakası var sanırım.


Bir kere her gün an azından bir kaç seri asana yapmaya gayret ediyorum, sadece yoga derslerinde yaptığım ile yetinemiyorum, öğrendikleirmi (bak öğrendikleirmi dedim yenilerini değil) kendi de yapıyorum: matım evde hep açık (halının üzerine koyma kayıyor, geçen gün headstandden efsane uçarak düştüm o acı ayrıydı mulabandha'mı kırıyordum diim). Mesela şimdi headstandinimi düzeltip, handstandime daha çok çalışıp Lotusta yürümek üzere kendimi motive ediyorum. Bu da bol bol bacak kalça açışı demek bu da iki güzide çakranın açılışı bu da neşe falan, ayrıca bol bol yukarı bakan köpek yapıyorum kalbimi genzimi açıyorum (sevgi ve şifa) pardon daha ne isterim?

Hiç bir ekisiğim yok hatta benim bikinilerim daha güzel :) ben de bu resimden istiyorum Civciv çekiceksin bacım hazırlan

Bir sene önce müftülüklerin Yoga caiz değildir demesinden sonra senelik yoga pratiğine saldır sezonu açıldı oh süper. Gündemde çok hoş şeyler var, bana dünden beri mesajlar yağıyor, Yoga'ya mı gidiceksin iyi düşün (ve burada yazamayacağım bir dünya şey) cinin biri yoga tarikatı kurmuş (ne demek ki acaba yoga tarikatı) millete enerji aktarıcam diye cinsel tacizde bulunuyomuş, adam bunların parasını falan da çarpmış bayağı. Benim için dolandırıcı dolandırıcıdır, ister poltiikacı olsun ister banka soysun ister yoga şeyhiyim ister papazım ister imamım desin... Hikaye doğru mu bilmem ama hakikaten bu kadar cahil ve salak insan bir araya gelmişken adam da tutamaış kendini çok kızamadım. Öyle aptal şeylere inanmışlar ki resmen haketmişler. Ya hu hiç mi merak edip okumadın aslında ışık sensin enerji aktarımı falan ne demek bunun sex ile ne alakası var... Bir kere spirtüel yönden Yoga tüm diğer kadim / kutsal öğretiler gibi Yüce olana yakınlaşmayı bütünün parçası olmayı harmoniyi falan konu alır sen ordan nasıl geldin TÖVBEE. Bacım hiç açıp bir kitap dahi mi okumadın sonra mağdurum! Vallahi bilemedim.
ne veriim ablama? yukarı bakan köpek ver ablana

Ben dün akşam Yogamı yaptım, açıldım hafifledim, sonra Hocamız dedi ki, Yoga yaparsan herşeyi yaparsın önemli olan o poza fgirmk değil izlemek olmak akış... kesin katılıyorum (ama salaklsan da salak kalıyorsun Yoga ne yazık ki zihin açmıyor)
O uçak denen şeyden çıkar çıkmaz kendimi kumsala atıp bunu yapıcam ahan da buraya yazdım
O zaman hem iyi hgem de kötü haber. Civciv ve ben yarın sabah kuş olup uçuyoruz, boşlayacak mıyız? hayır ilk defa ayrı kalıcaz bir süre tabi ki abarttım 15 gün ben vınnn). 15 gün uzuuuun bir süre, peki ben spor yapmiicak mıyım???? O nasıl soru bre densiz. Dediğim gibi otel programı uygulamaya devam, cardo yapacağımı sanmıyorum ama her gün saatlerce yüzüyor olucam (tüm denizin şifası gel bana bebğimmm gelll) basic kuvvet idmanımı yapıcam. Ve tabi ki yogaya devam edeceğim. Her gün bir kaç seri bile yapsam yanıma kar biliyorum.

Kim bilir belki sahilde yaparım (Kıbrıs'ta bir yoga seansım var geçen sene sonu Mojito muydu ne öyle bir şeyle bitmişti, ona dönmez umarım bu sene), ayrıca kafayı tamamen boşaltıp yepyeni bir Dlei olarak geri döneceğim yeni planlar yeni programlar ve yepyeni bir be olarak.

Işıuk ve Sevgiyle  

24 Haziran 2014 Salı

Merhaba ben FitnessDelisi, UV ve Fitness Bağımlısıyım

Şu an bildiğin eziyet çekiyorum. Doymıyorum ama aç da değilim. Arafta böyle. Aç olmaktan nefret ediyourm sanki kendi kaslarımı yiyormuşum gibi geliyor asla aç olmak istemiyorum. Tok olmaktan nefret ediyorum, tüm kan mideye gidince o zmaan kalan fonksiyonlarım için enerji kalmıyor uyku basıyor. En iyisi kararında. E şimdi Ab Challenge yapıyorum dedim 8. gün oldu, diyete çok dikkat etmeye çalışıyorum, ama daha ne kadar dayanabilirim bilmiyorum.

Sevdiğim karın bu
Şu an olduğum yer 22 günüm daha var :/ biraz daha cardio olacak olacak ... Bir kişi daha biraz fat var yanlarda derse kesicem var evet biliyorum ama gidicek sen seninkiler için e yapıyosun hiç bir şey ben en azından uğraşıyorum. Hem sakatlıktan çıktım normal benim kilo almış olmam....

Günah çıkartmam gerekirse dün gece (hakikaten oraya nasıl geldi o bilmiyorum) artık başım dönüp gözüm kararırken börek yedim. Dolapta börek buldum ne alakaysa.... Zinhar ben almadım hayatta almam son aldığım carb Yulaf ezmesi.

Bir de bu modeller var, abla fazla shredded bana göre, ama bunu seven içinde gayet başarılı yapmış good work!
Peki ben bu eziyete neden katlanıyorum. Gören aaa harika olmuşsuuuun diiyp duruyor. Yemin ederim bunun için değil, hatta onlara bakıp böyle takıntıları olmadığı için ne kadar özendiğimi falan söylemek istiyorum ama asla yapmam. Ben FitnessDelisi kaybetiğimi kabul etmektense saçlarımı 10 cm kısaltırım daha iyi.  Ben bu eziyeti tatilde Civcivimin karın kasları altında ezilmemek için yapıyorum. Hatun Pilates'le sinsi sinsi sessiz sessiz pack yapmış. Heyytt!!!! Ben burda kendimi yırttım pack yaptım sonra bir sakatlık hoop  uçtular. sen git Pilates ile pack yap olacak iş değil! Ben dedim 1 ayda bu işi hallederim. Motivasyonum?

Deniz: Bir kere tuzlu su acayip faydalı cilde, ayrıca dğa anti-aging mineralleri içeriyor, sudaki magnezyum sayesinde sinir sistemi insan dönerken deniz suyu aynı zamanda bedensel ve ruhsal her türlü yara şişlik arızaya iyi geliyor iyileştiriyor onları. Benim dizime de iyi gelir mi..... (sanmam ama inanılmaz relax olucam) Benim için sahil dev bir Spa (hatta bazen masaj şeyleri de oluyor ya acımam yaptırırım hemen alırım RDV'yu deniz kenarında.... misss)

Tamam tough Girl falanım da içim de yumuşacık böyle çete üyesi gibi dolanmak istemiyorum 
Güneş: Şarj eder, mutlu eder, sun kissed skin verir (gerçi ben yanınca ırk değiştirmeyi tercih edenlerdenim, Afrikalı oluyorum Evet ben bir bağımlıyım). Kabul etmem gerekeni de ederim ben bir güneşlenme bağımlısıyım, tıptakı adıyla taneroxiac. Bazı delirmiş bilim adamları bulmuşlar ki UV ışınları beta-endorfin salgılatıyor, bu da mutluluk hormonu, o da fareciklerde acı hissini azaltıyor. Ben işte ben acı eşiğim yüksek ve bütün gün karadelik gibi UV emiyorum. UV cilt kanseri yapar diyorlar, yaşlandırır diyorlar, ama genetik değl mi bu, benim süt beyazı annem kendimi bildim bileli, hem de şezlongu denizin içine çekip buharlaşma ile daha iyi yanmak için, asla koruma faktörü kullanmadan hele hele en çok yakan bilmem ne karışımını deneyerek güneşlenir, kadında bir tane kırışık yok kaz ayağı yok!!! anne yani bu dünya kadar da yaşı var (yazarsam parmaklarımı keser yemin ederim). Hatta bu bilimadamları ve bilimkadınları şöyle bir kanı getirmişler; UV bağımlılığı insanoğlunnun ilk gerçek bağımlılığı. Bu da benim insan olduğumu kanıtlıyor! Güneş sayesinde deliler gibi D Vitamini salgılıyorum ben. Kemiklerim Platinyum Titanyum alaşımı gibi benim. O kadar sakarlık sonucu sağdan soldan düşmeye hala bir yerimi kırmamaış olmamın başka açıklaması var mı?

Naysssss that's ma kinda abzzz
Bikini: Son aldığıma aşığım ona kardeş de geliyor şimdi. Hakkını vermem lazım o kadar tasarımcı emeği var onda yazık

Kimi kandırıyorum ben fit olmayı seviyorum. Kimsenin bana bakıp wooow demesi için değil. Belli bir yalnızlık bile veriyor diyebilirim. Kadınlar kıskanır erkekler bu kadar kas bende yok diip komplekse girer. Anca kendi türünden biri varsa yanında o zaman OK. Çünkü ne her şeyi yersin, ne her şeyi içersin, uykuna dikkat eder, gerektiğinde yemeğini yanında taşırsın. Bir yerede menüyü sorgularken o var mı bu var mı diye, ya da menüdeki bir alternatifi kendi zevkine göre upgrade ederken yanında anca kendi türünden birisi varsa utanmaz, gülersin yoksa eğer ne darladın adamı ye gitsin, bu gün de spora gitmesen olmaz mı, şort giyme spor yaparken falan gibi gereksi şeylere maruz kalırsın.

Benim zevkim bu değil ama her zevke hitap etmek gerek 
Olsun ben gene de fit olmayı seviyorum. Merhaba ben FitnessDelisi, UV ve Fitness Bağımlısıyım. 

23 Haziran 2014 Pazartesi

Genç Oryantalcilerin Manifestosu

Hiç sevmezdim aslında, bizim aile düğünlerinde bile davul zurna yoktur ya çellistler quartetler yığılır, ya DJ tutulur ya da Salsa grupları falan çıkar sahneye. Ne davul gördüm bugüne kadar ne zurna. Ama Salı Perşembe tutmayın beni. Haftada 2! Yapmadığımda çok çirkinleşiyorum, ağzımdan köpükler çıkıyor, sinirleniyorum. İş yemeği, toplantı, date, aile yemeği, biri sevgilinden ayrılır dertleşelim der, dünya ikiye ayrılır falan gene de münkün değil Salı 19:40, Perşembe 20:40 bana ulaşamazsın. O saatlerde randevu isteme, yalan söyler gelemem. Ben o saatlerde Fusion Oryantaldeyim. Hatta seyahate denk gedkiğinde saçma sapan yerlerde youtube'dan ipoddan falan oryantal müzkileri açıp otel odasında kulaklıla falan yarım saat bi başıma (deli gibi evet ama ban çok iyi geliyor sanki sizin herşeyiniz akıllı işi) göbek attığımı bilirim. Burada asıl mesele şu, canının istediği yerine sana dayatılan şeyi yaparsan mutsuz olursun (Murat Hoca ile bir sohbetimizde söylediği cümle zaman da geçen kış falan), biz mutlu olmayı seçtik, buyrun deli diyin hiç umrumda değil.



Boş Boş Çevirme!

Dolu dolu çevir büyük büyük çevir kasların çalışsın çevirirken. Kalça öndeyken sık popo kaslarını, yanlarda obliklere acıma, arkadayken ön karın kaslarını kullan. (bir karın kası yaptırıyor bu oryantal yapanları direkt uzaktan seçiyorsun zaten)

Cardionun Allahı!

Bakınız ders sonu stüdyodan ter içinde çıkan kırmızı suratlı 50 kadın.

Negatif Yasak!

Yasaaah Hemşerim yassaahhh! Patronla mı kavga ettin, Sevgilini mi terk ettin (hatta daha iyisi o mu seni terk etti) anana babana kardeşine mi dalaştın, siparişte sorun mu var, kredi kartı ekstresi mi geldi, hayat saçma sapan mı gidiyor? Stüdyonun dışında kalıyor o ister istemez. İlk darbuka vuruşu, ilk parmak ucuna kalkış, ilk çığlık ilk kalça atışı ilk döndürme oralarda bir yerlerde kafandaki sorun gidiyor zaten. Sen titriyorsun (dizlerden) dünya bir adım geri çekilip affet sultanım diyor sana bilemedim diyor.

Dizlerden titre!

Titre bacım. Dünyayı titretecek kudrete sahipsin. Dizlerden titre, Toprağa köklen, başını iyice göğe uzat ve dizlerden titremeye başla, bak aynaya evet bu sensin, o kudretli heybetli yeri göğü titretmeye hazır kadın sensin. Titremenin 3 çeşidini de iyi biliriz!

Dişilik enerjisi Östrojen patlaması!

Erkek gibi çalışıyoruz, kendi adonisiizi yapıyoruz, erkek milleti de bir acayip maşallah kimi dinlesem dertli. Dişiden çok delikanlı gibi dolaşıyorz ortada. Buna bir dur demek lazım. Biz de dişilik enerjimizi böyle çıkartırız işte. Derslerde yapılan CatWalk egzersizleri hiç bir şekilde extra değildir :)

Düşünme yap!

Herkesin vücudu herşeyi yapabilir! Evet yapabilir! 73 kiloluk 42 bedenlik bir Pilates topu olarak başladığım Oryantal macerama 34 beden 58 kilo bir zargana olarak devam ediyorum. Allah sakatlık vermesin bizi ayırmasın. Ben yaptım herkes yapar. İlk ders değil belki, ama o gün gelecek yapacaksın. Hatta geçen ders karnımda çıkan yaratık kasına sınıfça şaşırdık. Tuhaf bi şey çıkmış böyle ALİEN gibi tövbe estağfurullah.

Dans Ruhun Gıdasıdır! Hem de en muhteşemi!!!

Konuşurken bazen aklım dağılır, konuyu unuturum, kelimeyi bulamam İngilizce Almanca olanını söylerim, yazarken kaç kere typo yaparım (biliyorum devamlı takipçiler çok çekiyor) ama dans ederken kendimi her şekilde ifade ederim. Güçlü müyüm, canım mı yandı, ağlıyor muyum çok mu neşeliyim, coştum mu kızdım mı bunu dansımdan anlarsın. Oryantal diyip geçme, Türk kadınısın sen de kapı gıcırtısına oynarsın hepimiz biliyoruz yemişim diplomasını kariyerini hepimizde alası var onların, conconluğu sahteliği bırak kendini dinle ve o esareti kır. (Bayılıyorum o burun kıvıranlara, şekerim benim sakatken yaptığım idman bile senin en ağır idmanının yanında military training kalıyor sen neyine bana burun kıvırıyorsun ay oryanal mi hahhaah diye bıyık altından gülerek, haspam!)

Enerji Forever!

Canım sıkkın, öyleisne sebepsiz. Sonra stüdyoya giriyorum, ilk hedef şıkırlar (aman rabbim millet bilemm ne yöneticisi, bilmem neyin CEO'su falan o çantadan şıkır kapma yarışı bildiğin Cennet Mahallesi Seti gibi çünkü biz böyle mutluyuz) şıkırı kapan şanslılardansan geç yerine (ayrı challenge yer kavgası da yapıyoruz) sonra bir anda herkes orada, göremeden hissediyorsun, dans  ederken en saf enerjini yayıyorsun. Bir anda en yakındakilerle bağlanıyorsun sanki dev bir bluetooth cihazısın. Çok tuhaf ama gözelimi kapatsam Ebrush nerde, CurlyPrincess nerde, Civcivim, DenizimGülüm nerde hepisni tek tek sayabilirim.

Kendi içinde kimler var gör! 

Hepimiz etkilendik zamanında şimdi kimse itiraz etmesin bir Bridget Johns bir Sex and the City. BJ bayık donuk bir kadın birazi SATC daha şatafatlı. BJ beceriksiz OK SATC kadınları ise aslen bir kadının 4'e bölünmüş hali. İşte sen bundan fazlasısın. Tüm potansiyali görebileceğin yer dişi enerjiyi dışa varabileceğin yer bu stüdyo. Yazmıştım daha önce, bazen bir çöl prensesi, bazen mata hari, bazen osmanlı haremi bazen İspanyol ovalarında bir çingene ama hep değişik birisi oluyorum hep farklı. O benim hayal gücüm senin sınırın nerde?

Müzik Bahane!

Sen ki kapı gıcırtısına oynarsın gelip de tek laf etme! Ritim varsa varım gerisi beni ilgilendirmez, Edith Piaf'a da oynarız, Skyfalll'a da, Lord of The Rings'e de, R&B'ye de Rap'e de herşeye evet herşeye sadece ya lelli değil hayat. Müzik bahane, tamamen bahane ritmini yakala yeter.

Yaşın ne önemi var!

Başlatma bile bu konuda beni tamamen saçmalık!

Solidarity!

Kadın kadnın kurdudur. Öyle tipler var ki şerefisizn önde gideni, nerden ayağını kaydırsam, ay bi fırsat bulsam sevgilisini / kocasını elinden alsam, yalan dolan bizans oyunu. Bizde yok bacım bunlar. Arınmışız, birinin derdi olsa hep beraber Allah Allah nidalarıyla Osmanlı'nın delileri gibi tokatlarız Netiz.

Sadece Gym'de değil tüm dünyada!

Dar gelir duvarlar stüdyolara sığmayız taşarız.

MURAT HOCA'NIN ASKERLERİYİZ!

Benim kifayetsiz kelimelerimle Hoca'dan aldığım ilhamı anlatmam mümkün değil. Ama bir tek şey söyleyebilecek olsam onu tanıdığım için çok mutlu öğrencisi olduğum için daha mutluyum. Hayatımıza dokunan, iyileştireni kimle konuşsam acayip ilham alıyorum ondan dediğimiz MURAT HOCANIN ASKERLERİYİZ.


Sonra Ciyaaaaaaakkk diye bir ses çıkar bil ki bizden sinir stres gitmiştir. 


Favorilerimizden


6 Mayıs 2014 Salı

Işıklı yanar döner ve leziz afiyetler olsun cezası 7 dakika Burpee

Burpee'nin tarihçesini hiiiç merak etmemiştim. Burpee hareketini bulan hazırlayan sunan kişi H. Royal Burpee. Bu hakikaten adamın adı evet! Psikoloji doktoru olan bu zat, normal yolda ürüyen falan öyle dolanan senin benim gibi insancıkların ne kadar fit olduğunu test etmek için 4 hareketten oluşan bir seri dizmiş. O 4'lü seri e evrile çevrile bizim bugünkü 6'lı hale gelmiş Benim şahsi görüşüm Burpee can'dr. Sabaha snirli kaltın yap 35-40 tane 3 setten bak ne sinir kalıyo ne kabus artçısı ne stres. benimki de ayrı kafa ne yaparsın. Ne kafalar ne kafalar (Selam Mr. Brownie ;) Nam nammm)

Bildiğimiz simple basit Burpee'de squat, elleri yere koy, plank'e bağla, geri squat'a gel kalk ayağı bu kadar. Peki ben Burpee'mi nasıl severim? Squat, Plank, Push-up (göğüs yere değecek aga), Squat, Kalk, Jumping Jack hele bir de BOSU ile olursa hele de ters tadından yiyemeyebilirim. Military Burpee is a Bitch!



Neden? Neden? Neden? Çünkü Burpee ilham veren bir adammış. Ve ben bu adamı şimdi keşfettim. Hiç daha önce aklıma gelmedi hangi manyak yaptı bunu diye sormak sorgulamak. Eline sağlık iyi yapmış gerçi ben çok memnunum. Bu hafta (hafta daha yeni başladı) harika bir şey duydum bana dendi ki Senden ilham alıyorum. Muhtemelen dalga dageçilmiş olunabilir, bak cümleler edilgenleştikçe şüpheler artmış demektir. Ama benim istediğim buydu zaten İlham vermek. Demek ki hakikaten ışık yayabiliyorum, ışık işçisi olmak ne güzel şey oley. Dalga da geçilmiş olsa (hala edilgen) ya da içten de gelerek gerçekten de söylenmiş olsa ben çok mutlu oldum bu duyduğuma :) Çook teşekkürler Mr. Brownie :)

Taksi şoföründen dostlarıma, etrafımdaki herkes herkes bana senin şu pozitifliğini ne yapıcaz diyorsa olmuşum ben :) Evet bazen sinir bozuyorum ama ne yapiim seviyorum ben hayatımı zor değil mi e zor bazen hem de çok ama olsun geçiyo ki haha 5 dakika gözümü dikip bir yere bakıyorum sonra geçiyor. Çünkü o boşa giden 5 dakikanın bir saniyesi bile geri gelmeyecek. Ben ışıksam, çok da değerliysem o zaman neden kaybedeyim ki.

Kaçtım ben vermem gereken ilhamlar var...

Sevgiyle

5 Mayıs 2014 Pazartesi

Tutacak dilek bulamıyorum - herşey böylece kalsın

Her Osmanlı'nın bir Almanya'sı vardır. Biri savaşa girince öbürünün de otomatik beraber girdiği. Benim EceHatun'um ve SquatDeli'm var.(Kimse alınmasın onlarkendilerini bilirlerin 300 spartalısının en başı da benim gene) Cumartesi günü iyilik peşinde koşanlar komünitesi Adım Adım geleneksel her ayın ilk Cumartesisi hareket et yarışını yaptı. Ben de ilk defa koştum, SquatDelisi MBA perişanı olduğu için bu seferlik yoktu, ben de onun için de koştum - yorgun olmasam 30 dakika altı koşacaktım, 7 Haziran'a inşallah - bu durumda bizler 3. olduk efendim. Tebriği kutlamayı havai fişekleri falan kabulleri başlamıştır (şampanya 10 Mayıs 2014 saat 17:00'den sonra vücutlar recovery'ye girince kisses)

Yaz modası: Uyan canım yaz geliyor sadece kadınlar değil erkeklere de geliyor, göbekli sarkık pörsük olmuyoruz, öyle isek rica ederim yaza evden katılın dolanmayın ortalıkta, bakınız burda ne var :)

Genel olarak durum şu, hayat sana gelen değil senin onunla ne yaptığın. Vallahi bak. Egonu çıkart, koy kenara bak nasıl her şey güzel oluyor. Mesela senin haftasonun 2 gün sürdü benimki daha uzundu ikimiz de Cuma başladık ve az önce bitirdik. (Pazartesi bugün sendromu olanlar varmş - Allah kabul etsin).

Cuma: İlk desteksiz headstandim! Vatana millete insaniyete hayırlı olsun. Kimsye bir faydası yok tabi olay benim olayım da, bana inanılmaz faydası var. Bir sene önce teleme peyniri olan karın kaslarım bugün vücudumun yarısının ağırlığını taşıyacak kıvamda. Bende o dinginlik var ki ters dönmüşken omurgam nerde boyum nerde o çizgi nerde hat nerde bilebiliyorum. Ulaşana kadar çok denedim çok düştüm çok kalçamla Şampanya Patlattım Buzprens(es)iyle çok güldük ama bak oldu. Cumartesi gene oldu acaba Cuma şanslı günüm müydü dedim, gene denedim aaa gene durdum:) Headstand neden önemli? Bedenen şifalı lenf drene eden, kalkış esnasında karın kaslarını duruşta core ve bacak kasları başta olmak üzere tüm bedeni çalıştıran bir postür. Şifalı; lenf drenajı makikeyle olmaz bununla olur bacaklardaki dolaşım uu beybiii  oluyor. yaırca bedenini tanıyorsun pozisyonlamayı tanıyorsun, yapamayacığın hiç bir şey kalmıyor. Şöyle oluyorsun: Sen de nesin beee ben başımın üzerinde duruyorum arkadaşım hah!

Hazır olmadan deneme, hazır olmadan bu hayatta hiç bir şey yapma eline yüzüne bulaştırırsın

Cumaretsi, 3. lük, oley, komünitenin bir parçası olmak oley! Koşu sonrası gidilen yerde kahvaltının ilk defa doğru gelmesi oley! Bizim servis kilitlemişliğimiz var ki menemen istedik omlet geldi. Çünkü benim menüm, 3 yumurtadan beyazpeynirli menemen o 3 yumurtanın sadece birinin sarısı olacak, diğer sarılara elveda! Yanında yulaf kepekli yoğurt, belki bir minnak bal, domates söğüş. Greyfurt suyu - herşeyden önce ve sonrasında da Sade Türk kahvesi yanında lokum olmasın istemem. Yulaf kepeği olmuyor genelede hiç bir yerde, yanımda taşıyorum - Vale'ye kriz yaşattım evet ama artık helal etsinler haklarını- ve fakat gene kuş yemimi mi o kuş mu yemliyeceksiniz sorusu bir geldi. Yazık bize de onlara da biz sayılı gramlı protein carb dengeli yemeğe savaştıkça bunlar kilitleniyor tuhaf geliyor. Sanki adama bana uzaylı budu kızart getir dedim.

Gece: Katy Perry şarkısı skinny dipping in the daark na na naaa, buz gibi sular, zindanlar masterlar, saklambaç oynayan kazık kadar insanlar, Guiseppem'i Amerika yolcusu etmek... konuşmayacağım bu konuda. Ama özet gibi bir şey de veriyim. Bu arada al sana dip not. Antioksidan can'dır. Antioksidan olmadan yaşama haftalık besin planını yaparken eklemeyi sakın unutma. Çilekler dutlar. Hatta biz kudurduk muhteşem peynirler, kavunlar, cevizler bademler (yediğimi içtiğimi sayıyorum diye okuyorsunuz bunları :) bir iki kadeh de kırmızı şarap (antioksidan ilaç niyetine doldur be saki). Hayyam şiirleri, Kervansaray maceraları, şarap ve kopuş konulu çalışmamız hakkında konuşmama yemini ettik - yazmama değil ama olmaz şimdi Türkiye buna hazır değil bebeğim :p



Pazar: Yeni projem var çok yakında :P DenizKızım oldu malum bahar kendisini yepyeniliyoruz.

Haftaya başlangıç: Muhteşem, Motivasyon level top! 4 güne nazaragelirsöyleyemembıktıknazardan ama ya burda okursunuz ya Fitness Magazin'de bilemem. Geri sayım DÖÖÖRRRTTTTT!!!! Fon müziğim aşağıda saygılar. Deli gibi işim gücüm var ama ben bağış mailleri listesi yapıyorum, alıcaz o akülü sandalyeyi eveeet eveeet, çünkü benim hayatımda herkes süper çünkü beni seviyolar, kendilerinie seviyolar ve hayata saygıları var. Bize kurşun işlemez çok duygusalım yerim kedimi.


Pazartesi cilt parlaması önerisi: Hareket et, delilikler yap, antioksidan ye. Bugün Hıdrellez, mutlaka kutla arın, temizlen, hayırlı dilekler dile, kendine saygı duy, bahar temizliği yap - bedeninde ve ruhunda.

Sevgiyle

28 Nisan 2014 Pazartesi

Bodrum'a gidip gece hayatı yüzü göremeyenler var bu hayatta

26 Nisan Cumartesi sabahh 05:45: Mesaj; 'Günaydıııınnnnn' bununla başladık. BUnun Cuma akşamı da var ama ona biz kendimiz gülelim artık, siz bunlara gülün. 10 dakika içinde İstanbul'un yarısını katedip gelen SquatDelisi, bir madalyayı hakederken, bizi cehennemin dibindeki havalimanı Sabiha Gökçen Hanımefendi'ye götürecek olan şöforümüzün gelmemesi ayrı bir coşku kaynağı oldubkendisini kırmızı kartla oyundan ihraç ettik. Uçak 8'de, orda olmamız gereken saat 7 o zaman atlar kendimiz gideriz (dönüşte pis patladı bana bu). Şehir - S. Gökçen arası mesafeyi 20 dakikada katederek de ikinci madalyayı ben hakettim.

Uçakta yanıma Alman bir kadının düşmesi ve bizim 1,5 saat dedikodu yapmamız, gene uyuyamamam, uçağın tam inecekken pisti pas geçip gene yükselip dönmeye başlaması - benden 15 sene gitti yemin ediyorum ömrüm eridi bitti falan bunların hepsi hikaye. Asıl şahane olan benim Global Run'ın o eŞŞŞŞŞek gibi yokuşlu parkurunu 1:26:48 ile genelde 34., klasmanımda 11. bitirmiş olmam. Öncesi? Gene saya saya yedim diyemeyeceğim ne yazık ki! Aslında yesem hayat farklı olurdu. Fakat organizasyon hafifi dandikus'tu - gelecek sene hayatta MonteNegro'ya falan gitmem bunlarla, ha bir Bodrum daha belki yaparım ama Montanegro yok Barcelona falan bu dandikuslukla değil şekerim. Bir etkinliğin ilk defa organize ediliyor olması da bahane değil. Kendisi yapmıyor nihayetinde organizasyon şirketine outsource ediyor. Ayrcıca yanında Anternamn Yap var! be arkadaşım hiç mi spor etkinliği gömrediniz. İnsanlar bir teknede 3 saat aç bırakılmaz Hele ki bunlar ertesi gün koşacak atletlerse, hele ki koşmak için ordan burdan gelmiş olanlarsa bunu yapmayacaksın no no no. Ayroca hayatımda ilk defa Red Bull'suz bir organizasyon gördüm (Tamam Avrasya'da da yoktu ama onu hadi anlayabiliyorum - hem onlar olayı elma dilimleri ile kompanse etmeye çalışmışlardı). Koşu organize ediyorsan bir RedBull bir PowerRade bir Burn sponsorun olacak NOKTA!. Ayrıca genel olarak sponsor fakiriydi. zeytinyağı üreticisi vardı baklava ile besledi bizi bak onu da gene her yarışta görmek isterim. Su sıkıntısı çekmedik Allah için - bir Salamon Trail Run değildi şükür damla su olmadan bizi koşturacak. Tshirtler çok berbattı yalnız. Kumaşı ayrı tasarımı ayrı berbattı, favori t-shirt'üm Geyik Koşusu sonra Nike Run İstanbul! Çıta yüksek örnekler muhteşem, kafanıza göre iş yapmayın!

Organizasyon hakkında iyi bir şeyyyy, elma ikramı güzeldi (gerçi yetmedi), poğaça da fena değildi (tercihim mesela al yanına activia'yı bir de yulaf markasını onu ver - yağlı poğaça tarvam iiçindeki bedenlere artçı yaşattı bebeğim, zaten yağ giren organizam değil), sonuçların heen açıklanmasına 10 points! Sertifikalar vs de güzel aferim.

Yarış esnasından bir not: Bu kızlar nereye koşuyor gene göremedim, çoooook gerilerde kalmışlardı :(

Parkur muhteşemdi, bu güne kadar koştuğum parkurlardan farklı olarak yokuşla (ki uzun dik ve döne döne bi şey) başlayıp yokuşla bitiyordu. Yan her 1, 4,5, 6, 9.5, 10, 13,5 ta (mesafeleri atmadım tam da exact sayılar olmayabilir) yokuş vardı bugüne kadar geliştirdiğim ve uyguladığım tüm koşu stratejileri yalan oldu. Bu da şu demek, daha çok dayanıklılık, daha iyi kondisyon, daha sürprizlere açık olmam gerek. Çalışmam gerek :) evet polyanna yuttum. (recvery'de herşeyi yedim o kızı da yemiş olabilirim)

Asabını sinirini bozan bir şey varsa, çık koş, geçyor Benim kafamı kurcalayan zirzpo zirzop şeyler vardı. O yokuşu gördüm e derdim kaldı ne tasam. Net söylüyorum şu anda baki kalan sadece başarım. O yüzden yazar burda dilini çıkartıyor.

Yerel halk'ın tepisi harikaydı. Hayatlarında spor yapmadıklarını (otele girdik, resepsiyon yetkilisi oo hoşgeldiniz, koşuya mı ah be Türkiye'nin en spor yapamayan yerine geldiniz diyerek bizi karşıladı - adamın aklı almadı sabahın köründe iki İstanbullu kız ellerinde spor çantaları ile böyle saçma bi neden için Bodrum'a gelimiş). Esnaf elinde çayı ile bizi izledi, ilk tur onlar için ilginçtik, ikinci turda bir komik gelmeye başladık belliydi yüzlerden, üçüncü turda bunlar hala mı koşturuyo bakışı vardı bariz alay ettiler, ama onlar eğlendi biz eğlendik.

envanter:
İçilen rakılar 1 büyük 1 küçük
Biralar : Sayamadım
(Alkol tüketimini sağlayan Çarşı grubu mensubu arkadaşlara ayrı teşekkürler bize gene soda bize hep su)
Kurulan koşu grubu: 1 (Run4Fun tamamen delilerden oluşan inofficial bir gruptur hatta whatsapp grubudur)
Atılan kahkahalar: Milyonnn milllyonnnnn
Geçirilen ölüm korkusu: uçakta her an ben
Sakatlık: SquatDelisi hemen sahalara dön, senin dizin benim dizim :( Kalp kalp kalp
Çekilen fotoğraflar: yüzlerce







21 Nisan 2014 Pazartesi

Carb, protein, gizli tarifler, uykular herşey 1 saat 20 dakika için

Hangisi daha çok çekici geliyor bilmiyorum. 15 kilometereyi tamamlamış bir şekilde mutlu mesut bir şekilde olmak mı? Dünkü idmana göre ilk 15 kilometreme kıyasla daha iyi bir timing ile bitirecek gibi duruyorum o mu? Yoksa SquatDelisi ile bikinileri çekip güneşlenicez deli gibi yoksa bu mu ben tanorexiac'a çekici gelen... Uçak korkumu saymıyorum bile şu anda o çok başka hikaye. Bu hafta haftalarda Global Run Bodrum. Avrasya'dan beri hiç 15 k koşmadım. Allahım sana geliyorum. İdmanlar dahilinde dün 12 yaptık. Belgrad çift tur. E gayet de güzel oldu (12k - 1 saat 6 dakika gurur duydum vallahi)

Bir kişi daha bacaklar olmuş Roberto Carlos sen neyin peşindesin derse o bacak press'te 140 basıyor seni tepmesini istemezsin diye uyaracağım aha bu da yazılı uyarı FYI saygılarımla arz da ettm şimdi onlar düşünsün

Geçen Pazartesi gününden beri sayılı gramlı hesaplı besleniliyor. Kompleks karbonhidratlara ağırlık verildi. Yani yeşil sebzeler, tam tahıllar, meyveler şu an en iyi dostlarım (canım neler çekiyor bilsen). Bir de ben deli gibi proteine abanıyorum. Çünkü bu kompleks karbonhidratları şıp diye enerjiye çevirebiliyorum. Bu da 15 k boyunca dayanıklılığımı arttıracak. Ayrıca süt ürünlerinden kaynaklı yağları da gene günlük diyetimde arttrımış bulunmaktayım. Bu kızın da yağa ihtiyacı var. Yarıştan önce son karbonhidratımı (ki bunun yulaf olacağını planlıyorum) starttan en geç bir saat önce alma öngörüm var Allah yardımcım olsun. Ama yarış sonrası balıktı etti karbonhidrattı gömmmmüücem, çünkü bedenin o traumayı atlatmasında hem carb'lar hem de proteinler şirinler köyü etkisi veriyor. (Bodrum balık şarap rakı ne pardon? olmaz alkol yok yok yokkkk)

15 k diyip geçmemek gerek yarı-maratonun girizgahı kendisi. İdman programları çok da uzak değil birbirlerinden. Bu konuda hassasım. 15 de neymiş diyen bir çok zirzop arkadaşımın (valla utandım arkadaşım demeye) 5 kilometre yürümüşlüğü yok. Saygısız mikmikler. 
Euhuehuehuheheu (vallahi gülüyorum)

10 k üzeri koşularda recovery süresinin 2 güne kadar olduğunu okudum ve şoklara girdim (atmıyorum burda okudum bizde yalan yok). Tamam bacak kasları deli gibi kuvvetleniyor, ama sarsılıyor, core da öyle, eklemler bir acayip oluyor evet. Benim spesfik sorun ise beyinde bir gram fosfor kalmıyor (dün 12k sonrası terziye randevu verip - yarım saate gelicem dedi kadın - telefonu kapatıp dönüp uyudum ya hu. Sonra kapı çalınca a sen nerden çıktın). Traumayı azaltmak için bu hafta deli gibi beslenicem, bol uyuyup (hahahahah), hidrasyona. Çoook heycanllıyııımmmmmm.

Bana vücudumun öğrettiği en önemli şeylerden biri de aslında sınırları olmadığı. Ne kadar çalıştırırsan o kadar kapasitesini arttırabilen bir mekanizma bedenlerimiz. Yani bendeniz Mart 2013 itibari ile 1,5 k koşamazken şimdi 15 için ne yesem bir hafta önceden de yok efendim regeneration da ne yapsam diye bik bik konuşuyorum. Şu anda tüm mevzum bbu. Çünkü bedenden belki daha mühim mental hazırlık. Bu da şu demek bu hafta benim bütün mevzum bu arkadaşım çok sıkıcıyım evet ama napiim. Sen de beni destekleyeceksin bu kadar basit. İstediğin kadar sıkıl.

Hızlı başlangıç candır düsturu ile bu pazarki stratejimi oluşturuyorum itirazı olanı çok da dinlemiicem ama neyse

O zaman SuperGirl ve Shewolf olarak hazırlanıyoruz canım biz. Bodrum'daki pazar günü çıkacak olan toz dumanın kaynağı biziz :) 

Pazar günü ben (Temsili)

Sevgiyle

2 Nisan 2014 Çarşamba

Stress iyi bir şey değil bebişim değil bırak let gooooo

Melaaabaaa mellaabbaaa. Faketmişsinizdir. (Ya da etmemişsinidir bilemiyorum) bu aralar hafif gün sektiriyorum. Her gün yazmıyorum. (Ama hergün spor yapıyorum, karın kaslarım oldu van damme, tembellik etme çalış senin de olsun). Keyfim yok ciciş. Keyfim yokken nasıl yaziiim? Nasıl :/

Stres korku ve umutsuzlukla geçiyor bir kaç gündür hayat. Evet bence de çok berbat bir şey. Cildimde etkileri görebiliyorum. Porlar Vezüv sanıyorlar kendilerini (oooo ben haftaya Napoli'deyim bak mini hava değişimi bana iyi gelecek). Uyku düzenim bozuldu, yeme düzenime ve besinlerime dikkat etmeye devam ediyorum.

Sanırım stresli günleri nasıl geride bırakırız onu düşünüyorum. Ben de isterim dünya pembe fillerin boing boing diye zıpladığı ve bizim mor pofuduk bulutların üzerinde uzanıp bütün gün meyve ve pamuk şeker yediğimiz bir yer olsun. Ama ne yazık ki değil, ego düşkünü, hırs manyağı, yalancı adi saldırgan olumsuz olumsuz negatif hakaret ağır küfür daha ağır küfür (yazamadım sıfatları yazarken içim şişti daha) "insanlar"ın da yaşadığı bir yer. Bunlar bize de bulaşıyor sen susuyorsun cevap vermiyorsun, o da ben susturdum sanıyor. Mevlana der ki edbli edebinden susar edebsiz ben susturdum sanır. Ama ben susmaya devam ederim şekerim, çünkü ağzımı açmakla kalmam kafa göz dalarım kendimden korkuyorum mini bir panzer oldum sonuçta ben.

  ( http://www.heartmath.com/infographics/how-stress-effects-the-body.html)


Sinirden stresten uzaklaşmak için neler oluyor ben neler yapıyorum al sana liste, sen de kenininkini yap, belki o zaman şu tuhaf uzaylı istilası kılıklı bunalımdan kurtuluruz. Katartik bir şekilde topluca girdik bu sefer depresyona hayırlı olsun;

  • Çilekli kozmetik ürünleri (ya ben çilek seviyorum napiim)
  • Fitness (hayatta bırakmam, beni dambılla BOSU'yla bar'la gömün squat pozisyonunda mümkünse)
  • Koşu (run lola run, bana bir polar, bir ipod, bir çift koşu ayakkabısı ve Nike dri fit şort tank top ver dünyanı dolaşırım)
  • Oryantal (GMall'daki 12 Nisan workshopuna gidemiyorum kendimi kesicem, ama 19'unda ordayım İlhan Karabacak ve Murat Demirtaş daha ne olsun daha kim olsun kimmmmmmm, WHO?!?)
  • Kahve (sabah kahvemi almaya kalkanı ısırırım (evet benim ısırma huyum var ve evet tavşan dişlerim orijinal kendimden yapma değil çıkma takma hiç değil)
  • Bahar (kayak göremeden bahar geldi, kısmet)
  • Dostlarım arkadaşlarım (gang'im kankalarım)
  • Kitaplarım (şu anda dünyanın en sıkıcı 2. dünya savaşı kitabını okusam da...)
  • Yoga (adı üstünde, ve ben artık tamamen kafamın üzerinde dikilebiliyorm. Çünkü tersten bakınca dünya daha şeker. Ayrıca ters duruyorum çünkü canım istiyo)
  • Koşular geliyor SquatDelisi ve ben koşulara gidicez (koşu mu geliyor biz mi gidiyoruz, uçağa binicez yol yapıcaz öyle bi durum)
  • Yaz geliyor (bazıları için kara haber evet çok gülüyorum ama ben onlara, miras değil alınteri diye dövme mi yaptırsam auuuwwwwww ahdfahdfa)
  • Aklma daha gelmedi, demek ki zayıf hafızalı olmayı da seviyorum ben.
Nazar etme bana, edersen de böyle ol inşallah (kim yapı bu hayvana bunu kiimmmm)

Bir de bu şarkıyı dinledim dün gece blushta yüzen donmuş üzüm gibi, hindistan cevizi yağı kokusu gibi, böyle yaz yaz geldi bana. Beni açtı biraz seni de açar mı?

Sevgiyle bebişim

24 Mart 2014 Pazartesi

İnce ayar (beni sanayiye rot balansa)

Yavru kuşlar, pamuk şekerleri!

Öncelikle 7 Mart'ta olan doğumgünüm için beni hala hediye yağmuruna boğan süppppper arkadaşlarıma on yüz milyon kucak öpücük ve kalp yollarım :) (blog benim değil mi gülüm bunu da yazıyorum buraya)



Milletçe manyak manyak bir gündemin içinde kısılı kaldığımız için toplu olarak gergin anlar yaşıyoruz doğru. Ama stres hakikaten iyi bir şey değil. Ne vücuda ne ruha yararı var. Saçın matlaşır, cildin donuklaşır, 1001 hastalık çıkar mazallah ay çok rezil bi iş. Akli dengen mahvolur karamsar falan olursun. Oysa bak bahar burda (kar kış kayak sezonu göremeden kış geçirdik, yağmur bileyağmadı ama bak bahar, sevdin mi? o artık senin) Bülbüller cısstak cıssstak diye ötmeye başladılar, hava daha ılıman (tamam kışın da soğuk değildi, sadece ben ne zaman outdoor koşsam Nuh Tufanı koptu, bir de arabamı yıkatsam). Yani kısca baharın gelişi şu demek :) YAZA AZZ KALDIIIIII!!!!! Aramızdaki ucuzculara seleniyorum, erken rezervasyon yapmayı, kış sezounda bikiniyi kapmayı biliyosun, gene 40 bedense o bikini bence onu ofis panona as ve bakarak ben nerde yanlış yaptım diye düşün!!!

Bikini mi dedin????
Dünyanın acayip döndüğü şu hafta başında biraz da moral verme amaçlı olarak sözüm şudur; Kilo verilen bir şey kuzum. Valla kiloyu hiç dert etme. Kendini adamaya hazır olduğun anla o istediğin kiloya indiğin an arasında geçen süre inan bana kısacık geliyor.

Yazarlığını yaptığım (bunlar diil tembel diilim ben yenilerini yazıyorum) www.golkralicaesi.com web sitiesinde yazılarıma öfkeli tepkile rgeliyormuş Senin yazarın kim oluyo da böyle ukkelaa ukeelaaa konuşuyo falan. Ben ne spor hocasıyım ne beslenme uzmanı, sadece kendimi adadım ve hayatımı değiştirdim. Bu blog'un amacı da akıl değil ilham vermek. O ukalalara bı zevki vermem cahillerin sandığı kulvarda değilim. En sol kulvardayım ama sevdiğim ortada olmak. Çünkü dün yüzerken duvara çarptım da sol kulvara biraz kırgınım. Evet ben ki balık gibi yüzerim tekniğim de iyidir (ENKA yaz okulu hocası - ama 10000 sene öncenin hocasıydı - Yaman Hoca'dan öğrendim ben yüzmeyi, biz tabi 5-6-7 yaşında falanız böyle pis velet hallerimiz, Yaman Hoca da Tarık Tarcan'ın başka türlüsü, e o yıllarda Tarık Tarcan feci Jön falan. Hepimiz aşığız, böyle gözüne giricez ya allaaaah nasıl yüzüyoruz denizkızları. Kafalar sütlaçmış bayağı. Sağ olsun bana çok güzel yüzme öğretti senelerce öğrencisiydim yanız bi şu  balıklama atlamayı öğrenemedim hala semender gibi yapışıyorum suya - görneler unutamıyor, gülmekten de yarılıyorlar -, çok aşık değilmişim ben demek ki).

Neden ben taktım bu aralar deli gibi cardio yapıyorum? Asıl mesele bu. Çünkü bebiş çok yağın varsa yakmak kolay. Vallahi billahi kolay. Yaktım kendimden biliyorum. Şimdi ince ayar (fine tuning) zamanı. O işte zor. Cardiona dikkat edecekesin, yediğine içtiğine uyuduğuna kuvvet idmanına. Şimdi bayağı zor.
Merhaba ben FitnessDelisi, karnımdaki bir kaç milimetrelik yağ tabakasıyla kavga etmek en büyük hobim

Peki al sana deneyim; Şimdi herkesin vücut metabolizma falan zaten farklı orda OK'iz de... bazı bölgeler hakikaten gitmiyo da gitmiyo be kardeşim (kahrolusn bağğğzı yağ kütleleri). Bir o iki bacağın iç tarafında en üste bıngıldayan kütleler (benimkiler 1 senede anca yok oldu pislikler), love handle da denen o yan yağlar, valla hiç şirin göstermeye çalışmasın kimse bence eteğin şortun pantolonun kenarından fırlaması hakikaten iğrenç, ve hepimizin başının belası karın böööğğğkk.

Ne yapmam gerekiyor? Bol uyumalı, daha çok cardio yapmalı daha düzenli çalışmalı, daha değişik şeyler denemeli, daha temiz yemeliyim. Bu kapsamda Cumartesi günü 3000 metre Kürek çektim. Değerli sayın bir tanecik kıymetli Hazreti Mehmet Ali Hoca'mız eşliğindeki kürek maceramız, son 400 metrede falan çığlıklarımızla son buldu. Şöyle, ben zaten pek beceremedim. Neden çünkü tekniğim oturmadı. Ama sırtım hala ağrıyor, kalçamdan bahsetmiyorum, çünkü bölgedeki hissiyatı kaybedince, bir süre kendisinden haber alınamadı. Sonra baktım kas ağrısı yoğun sağanak yağışlı, hah dedim kaçmamış burda popom. Çok sevindim. Ne yapıcam? daha çok kürek... Ben bunu haftalık programıma entegre ederim şimdi. Çünkü son bitirenlerden olmak hiç hoş değildi alışık diilim buna ben.

Yeni yaşımdan beklentim kürek mahkumu olmak değildi ama ne yapalım o da oldu...
Yağ oranı azaldıkça manyaklaşıyor bu da şahsi tespitim. Gitmiicem de gitmiicem ben inadıyla yapışıyor vücuda. Ama ben de FitnessDelisi isem o karındaki minik yağ şeysini darmaduman ederim. Kendimden biliyorum ciddi manyağım bu konuda.

Peki yağ oranın yüksekse ne yapacaksın? Bebişim olay kolay. Bir kere mental olarak işin içine girecek, hedefe kitleneceksin. Cardo kuvvet dengeni iyi kuracak, o programdan çıkmiicaksın. Hayır Berkecan'la Tektekçi'ye, Nazlısu ile Gaspar'a, Ela ile DJ bilmemne'ye gtimiiceksin. Alkol ve proses edilmiş gıdalardan özellikle uzak duracaksın. 4 ay evde oturunca dünyanın sonu gelmiyor. Ayrıca senin yeni hayat stiline uygun arkadaşlarınla takılacaksın, sol omzundaki şeytanın sana vırvırlanmasına izin vermiiceksin. Kimse vazgeçilmez değil ve herşeyin bir alternatifi var. Yani çikolata yemek zorunda değilsin. Vücusunu dinleyeceksin veeeee bunları acil yapmaya başlarsan sen de belki 2014 yaz bikini sezonunu yakalayabileceksin.

Bunu istemiiiyoooruuuuuzzzzz (bende bu kadar yok sen kendine bak ve karar ver mesel)

Soru var mı?

Bu haftaki programımı iletirim o zaman :)

Pazartesi: OFF
Salı: Yoga (Dynamic Vinyasa) - Oryantal (Canım arkadaşım bir tanecik Murat Hocam beni doğumgünü yemeğine çıkartıcak ayrıca)
Çarşamba: 10 k koşu (treadmill) + Bacak + 3000 m kürek
Perşembe: Oy ve Ötesi Sandık eğitimi
Cuma: Cardio (koşu) + Üst Vücut + Aerobic (kalçalar baldırlar parlasın) belki Vinyasa Yoga (ruhum gerildi ruhumu esnetmem gerek)
Cumartesi: Ironman Training + yüzme
Pazar: Sandık Görevlisi Beylikdüzü (Beşiktaş'tan Beylikdüzü'ne gitmek benim için ayrı bir onur oldu yaw)

Sevgiyle

12 Mart 2014 Çarşamba

Keyifsiz bir Virüs

Virüs dedi. Virüs pislik virüs kışşt giitt....
Bir doktora gittim soğuk lagınlığı başlangıcı teşhisi ile beni okyanus suyu (ki kullanamıyorum o şeyi ben, kocaman Dramalı burnumu yaptırsam nasıl kullanıcam o yüzden yaptırmıyorum, yoksa bi rhinoplasti ne giderdi şimdi beee) multivitamin ve aspirin ile yolladı. Yetmedi tabi olmadı o iş. Bu arada Doktor Hanım bana egzersiz ve beslenme planı sorunca be afallayıp ma siz doktor ben mühendis benim size sormam gerekmiyo mu diyiverdim. Patavatsızıım, kaçsana kibarca ortamdan. YOOOK

Wilhelm BUsch: Small but Stubborn aynı ben pek mini değilim ama inadım inat hele bi de hastaysam hiç çekilmiyorum o şeker gibi FitnessDelisi gidiyor yerine bir gözüdönmüş manyak geliyor mız mız mııızz kendimden nefret ediyorum bazen be iiiyyy
İnadım inat ben akşam spora gittim, kıpırdayamıyosun bee Deli Gym senin neyine! Sauna duş sonra bayılarak uyu. İşte bunlar hep hırs. Törpüleyemedim o hırsı. Hayatın her alanından nerdeyse sildim, burda kaldı. Salı sabah kötü haberlerle uyan, tam da günü karakola git pasaport süresi uzat (polis görmek istemiyorum yemin ederim) hazır dedim şehirdeyim kendid doktoruma gideyim. Attım kendimi Fulya'ya uzay mekiği kılıklı hastaneye. Adam 12 yaşımdan beri doktorum bi 5000 yıldır falan elindeyim. Gözeneğime kadar biliyo haliyle. Bana dedi ki;

Soğuk algınlığı başlangıcı diye bir şey yoktur, soğuk algınlığı ya vardır ya yoktur senin VAR!
Kış hastalıkları virütiktir, yaz hastalıkları bakteriyeldir. Sendeki durum virüs (iiyyy pislik şey)
Sağ bademciin olmuş karpuz kadar
Bol bol dinlen büttün gün denizanası taklidi yaptım ben de
Performansın düşmesin diye hafif spor yap ama sakın vücudu yorma (burada bazı sorunlarım oldu benim şimdi ben biraz az bi parça psikoat gibi çalışıyorum ya, normale insem nasıl olur dedim olmadı o iş, akşam hafif bir yoga seansı yaptım kendi kafama göre öncesinde de %6 eğimle 6km/h hızla bir 45 dk yürüdüm. o kadar sonrası gene sauna gene Dujjjj 700 Dolares)



Pazara kadar nasıl iyi olacağım sorusu manidar, Pazar Geyik koşacağım 4k, ama patika koşusu pistte 6k gibi düşün dediler. Düşünemiyorum şu an. Gözlerimin içi ağrıyo be ama yok benim bünyem kuvvetli benim bünyem bir dişi herkül benim bünyem Pallas Athene. Yenrim bu virüsü ben. Doktorum da dedi herşey bağışıklık. Benim vücuduma iyi bakılıyor (taking care anlamında bakılmak :) ) et süt balık tavuk kırmızı et faydalı yağlar svı lif gerektiği kadar şeker bile veriyorum daha ne yapiim. Egzersizse alasını yapıyo, stresse dünyayı takmam ki ben, hem benim ne derdim olacak be dünyada dert yapsam nankörün dik alasıyım peeeh. E bunun saunası buharı peelingi kremi yok parfümü bakımı devamlı yapılıyo. Ruhum da gayet sağlam. Bir milyon arkadaşım var bana bayılıyorlar ben de hepsini tek tek mıncıklayarak seviyorum öyele yakınız. Ne derim var uleyn benim. Ben ki domuz gribini sırf beslenmeyle atlattım bu 5. sınıf varoş virüse mi pabuç bırkaıcam! Hiç sanmıyorum. Yarın iyi oldum yazısı ile karşınızdayım inşallah şimdi kendimi besiye çekmek gerekiyor :)

Benimki de savaş, ben de ne çekiyorum be ama ben de zafere ulaşıcam!
Bu arada kooorrrkunç başağrım dün akşam mini yoga seansımın sonunda ufak bir headstand yapmanın sonucu olarak azaldı hatta geçti afferim bana. Yoganın şifası muhteeşem bi şey :)

Sevgiyle