Sayfalar

İstanbul etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İstanbul etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Mart 2014 Çarşamba

Hamster hamster koşan kim?

Halihazırda deliyim nasıl olsa, istediğimi söylerim, ayrıca ne yapsam da yeri :) bir de şirinim yaa kıyamıyosunuz bana :)  Bugün beni koşubandında çileden çıkartanları söylemek istiyorum....

Ben İstanbul'da yaşıyorum. Trafiğin bol, sapığın kıronun gırla, suçun yüksek olduğu metropol! Dünya şehri! Kimse kusura bakmasın yemişim böyle dünya şehrini. Öğrenciliğim Almanya'da geçti, gece 11'de ayakkabılarımı polarımı giyer karşıdaki ormana gider koşardım ben! Bir kere de bir Alllah'ın kulunun bana bir tek söz ettiğini hatırlamam ki orda bi deli ben olmazdım başka bir sürü insan olurdu. Hatta ata binen olurdu vay arakadaş ne manyak insanlar var yaw....

Bence şehirlerin gelişmişliği medeniyet seviyesi sokaklarında koşan insanlarıyla doğru orantılı. Bakınız Kopenhag, sanırım orada zorunlu herkes koşuyor. Ego yok bir şey yok zaten giyiyorlar ayakkabılarını pat pat pat. Amsterdam, Berlin, Rotterdam, Hannover, Hamburg, Malmö, Jönköping, Göteborg bunlar ilk aklıma gelenler. Mesela Vilnius'ta görmedim ben koşan birini... Tamam genelede Kuzey Avrupa oldu ama derdimi anlatabildim sanırım. Ha bir de yan-ders var çıkartılacak, bu memleketler buzzz gibi soğuk iğrenç sisli puslu yağışlı çamurlu yerler, yani neymiş, kafasına koyana soğuk çamur yağmur işlemezmiş, Nuh Tufanı kopsa gene takar patileri ayağa, iPod shuffle kulağa pat pat pat koşmaya...

Medeniyet dedik İstanbul'a bakalım. Şehir içinde zaten insanın deli olması gerek koşmak için, yani benim gibi diil bildiğin deli. Sıkıyosa koşsana Nişantaşı'nda. Bir kere hava ağır, pis rezil bööğğkk kirli. Sonra zaten kaldırımlar tıklı tıkış sardalye konservesi, tiki concon ablalara terli terli çarptığını düşünsene. Linç edilirsin. NET! Şimdi bilmediğim semtler hakkında konuşmayacağım. Bir Bağcılar, bir Gülsuyu, bir Ümraniye hayatımda görmediğim yerler açıkçası ha parkları falan vardır bilemem oralarda da ne kadar koşulur onu bilemem. Medeniyet level'ım benim sahil. Sahilde koşan hep olur. Anımdır geçen sene Kuruçeşme Parkında'yım nasıl karbonmonoksidden zehirlenmedim bilmiyorum. Çünkü Mangalcılar heryerde. Yasak kareşim yasak diyosun sırıtıyo. Ben de zabıtayı aradım toplattım bana ne ben de vergi veriyorum. Evet naletim. Evet arızayım ve evet koşmak istiyorum. Bir de balıkçılar var bayılyorum. Nabzım ama benim nabzımmm duramam her seferinde sen yemeyeceğin balıkları öldürmek için olta atacaksın diye. Hem balık tutmak da yasak hem onlar sarıkanat falan tutup lüferin kökünü kazıyorlar hem de tehlikeli arkadaşım milletin gözü falan çıkıyo onlar olta atarken. 31 Mart'ta oyum bunları yasaklayacak adaya ciddiyim....
Elde ne kadlı? Belgrad ormanı... Güzel. Zaten 3-5 kişiyiz koşan (bi kaç yüz yani) hepimiz her pazar ordayız. O da muhteşem ben zaten vergi veriyorum neden daha hala girişte 11 TL veriyorum nedeeeennnn? Bir de Aydos tarafında varmış parkurlar ama bak bilmediğim yeri yazmiim şimdi.

Bir de Koşubandı. Özellikle haftabaşı club'e gittiğimde koşubandı bulma sorunu yaşıyorum çünkü;
bazen de böyle hissediyorum 

Bazen böyle hissediyorum ama vazgeçmek yok :)
  1. Sevgili bacım, elde kitap okuyarak iPad mıncıklanarak koşubandı kullanılmaz ya birini yap ya diğerini
  2. Boynunuzu eğiyosunuz ya, ya postürünüz yamuluyor. Daha sonra daha ciddi sorunlar yaşarsınız benden söylemesi. Ayaklarına da bakma başın döner :) Ayrıca boynu eğdin nefes yolunu kapadın oksijen alımın azaldı nooldu? Olmaz, uzun dur postür önemli dik dur çocuuuuum
  3. Dizi seyreden insanlar kafada başka şey varsa ne işin var orda. Ben dizinin reklam arasında koşunbandından çıkıp koşa koşa saunaya gireni gördüm. Ne anladım o idmandan ben! (kızın poposu ve selülitleri de arkadan gitti zaten gözümle gördüm onlar da bir şey anlamamış)
  4. 4 km hızla 40 dakika yürsen ne ooluuur yürümesen ne olur. (yürümesen daha iyi olur benim gibi normal idman yapacaklar var yer işgal etme)
  5. Ortaya karışık: Hep aynı şeyi yap yap gelişemezsin, bi gün uzun yavaş koş, bi gün kısa hızlı, interval yap, eğim koy ne biliim değiştir işte aynı şeyi yapa yapa ilerleyemezsin ki...
  6. Isınmadan koşma!!! Esnemeden bitirme!!!! Bu maddeyi tartışmıyoruz. 
  7. Eller devamlı HR montörde koşulmaz, benim tavsiyem bir sensör bir chestband bir akıllı telefon veya saat. Böylece kaydını kıydunu tutarsın hayat güllük gülistanlık olur.
  8. Çok dik yapmıyoruz, herkesin limiti var ve bazen bir gün bir diğerine bile uymuyo kime neyin havasını yapıcan kes şunu
  9. Hızla atmalıyoruz banttan. Yandaki düşünce önce iyi misin diye sorup sonra gülüyoruz (ben bu sırayı hep karıştırıyourmmmm)
  10. Yan yana bantlarda koşuyor olmamız ille de akraba gibi konuşucaz anlamına gelmiyor. Hatta sen benim rakibimsin yarışıyorum seninle bilmem farkettin mi (ortalama hız ve mesafe olarak)
  11. Outdoor koşunun yerini tutmaz ama treadmill de candır benim gibi şehirde yaşıyorsan....
Al bu da koşubandı

Sevgiyle

17 Mart 2014 Pazartesi

Delire delire Bambi olmayı öğrendim :D

Baammmmbiiiiiii Bambi oldummm beeeennnn!!!! Beni bu işe SquatDelisi bulaştırdı. Kendisi bir Speedy Gonzales, benim de zaten dürtülmem gerekiyordu. Sonuç, koşu takvimi ile sonuçlandı. Runtalya'yı ben kaçırdım ruhum koştu tabi ama ben de fiziki koşu sezonumu dün sabah 10:15 itibari ile açtım :)

Ben (temsili)
Hava yağmurlu Pazar sabahının körü, 7'de alarmla uyandım, çünkü Deli olmak bunu gerektirir. Outdoor koşu ayakkabılarımı, çorabımı taytımı çift kat üstümü giydim, kapüşonlu ince outdoor spor ceketimi de geçirdim, istikamet Belgrad Ormanı. Parkurumuz Falih Rıfkı Atay mesire alanı. Zemin çamurlu, hava buzzzz, çamur, benim alışık olduğumdan çok. Yaşanam terslik; iilk 1,5 dakika Polar sensörümle saatim eşleşemedi, çözüm üşenmedim o kadar kıyafetin altından sensörü gene çıkartıp taktım.

Nabzım bir ara 180 küsurlarda seyretti bu benim maksiumum değerlerimmiş, Gym Cadısı vücut güzeli Sevgili Hocam hesapladı söyledi. Bir hafta boyunca eksik idman ve aldığım bir poşet ilaç antibiyotik bilmem ne olmasa madalyaya oynardım. 19 Ekim'de gene yapacağım o 4k madalyalarından biri benim olacak!

İlk çıkış gayet hoştu, keza düz çıkış, şeker bir parkur sadece biraz çamur. Dedim güzel hallederiz. Her halükarda hallederim evelallah bir süper kahraman sanıyorum kendimi. Velhasıl kelam 2km'nin sonunda kazın ayağının şeklini çoook temiz öğrendim ben. Odunların üzerinden atlayıp o çamurlu dik yokuşu yürüyerek tırmanırken dedim ki ulan ulaaaannnn ullaaaaaaayyyynnnnnn!!!! Çamur var yol dik, ben minik bir keçi gibi tırmanıyorum bir kaç kişiyi de geçtim iyi hoş, sonra efendim ağaç kökleri falan hadi gördüklerinle baş ediyorsun. Bir de görmediklerin var. O hain yapraklar zaten kendileri kayganlar bir de bubi tuzağı gibi altalrında ne olduğu belirsiz. Bazı noktalarda tek şansın o yapraklara basmak basacak başka bir şey yok çünkü. Ee satarım anasını diyip kaptırdım ben de, yalnız dengeyi bozup finish'i çmaur güreşçisi olarak geçmmek için nasıl kastıysam hamstringlerimde bir sızı ofis sandalyemden bu yazıyı yazmaktayım :) pişman mıyım hayır gene olsa yapar mıyım? 19 Ekim'de aynı parkurda aynı mesafeyi madalya için koşacağım innnşallaaahh :)
Ayakkabımda hala Avrasya Maratonu Sensörü olmasa iyiydi :)

Senelerdir benimle bir çok değişik ülkede koşan canım New Balance'larım parçalandı kim verecek hesabını kim kim kimmm :) 
Her yarış sonrası verilen Apaçi pozumdur seviniz sevdiriniz :) 
 

Orman sonrası Gym'e gidilip çekilen poz, hatıra madalyam, numaram, bayıldığım tshirtüm, ve takdir edersiniz o yağmurda ormanda giyecek en mantıklı şey olan Hunter'larım :p
Kendini aşmak, neler yapabileceğine şaşrımak, oha ben neymişim be yaaa demek için bence herkesin yapması gereken bir şey bu :) Bu linkten bilgi kayıt resim herşey herşeye ulaşırsın. Çok eğlendim ve çok mutlu oldum. Enerjiyi nasıl ürettiysem üstüne gym'e gidip kuvvet bile çalıştım. Günün kalanı ise Denizanası taklidi yaparak geçti. Kanepeye uzandım ve kaldım ara ara uyudum ara ara maç seyrettim.

4k demişler o parkura ayol neresi 4k bildiğin 6,5'tu o. Ben vücudumu tanırım kaç km koştuğumda ne tepki verir artık biliyorum, 4k'yı normalde ısınma için koşarım ama treadmill'de. Araziye çıkınca iş değişti sanırım. O son 1 km'de allah allah diyodum 1km bitmiş olmalıydı. Bir de kaptırıp inemiyosun işte yokuşları düz yol koşusu gibi kayıyo yerler hem de nasıl vııjjjttt kayıyo. Oooops çamur oldun al sana komedi. Bir de bazı yerlerde patika dar, tek sıra halinde Şirinler gibi koşuyosun. E geçmek istiyosun geçemiyosun. Bağırıyosun Sağ Sol neresinden geçeceksen önündekinin. E o da tutmuyo her zaman, benim gibi iPod kulağında koşanlar için duyur bakalım sesini. Adam o esnada Mahmut Tunceri vermiş son ses dinliyo gelmiş gaza bir halay havasında bammmbi bammbi sekiyo. Geç bakalım.

Nasıl geçiceeeeemmm öndekiniiii


Haftasonu idmanlarına devammmmmmm, 27 Nisan GlobaRun'dayız, çünkü psikopat bir deli olmak bunu gerektirir.

Sevgiyle