Sayfalar

Ruh etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ruh etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Ocak 2015 Pazar

Çarşıda aldım bir tane eve geldim bin tane

Çoklu kişilik bozukluğu.  Evlerden ırak ne fena şey. Bir kişi içinde, seviyor değer veriyor mutlu  ama o kişi sahte. Bir kişi içinde, düzgün sadık iyi hoş alımlı ama o kişi de sahte. Ve üçüncü kişi içinde katı sevgisiz bomboş çöl gibi bir kişi işte o sensin. Ne kötü hasta olmayı seçmişsin, üzülmüyor bile insan sonuçta kendi seçimin. Aşırılıklardan uyanmaliymisim ama olmamış  işte  seni ben aklamışım.

Hayatına çoklu kişilik bozukluğu olan bir sosyopatı alır bir de merkezine koyarsan başına gelecekler; yeme ve uyku bozukluğu,  kendini suçlama, mutsuzluk, dengesizlik, onun seni suçlaması, kızgınlık,  öfke hayal kırıklığı  ve daha niceleri.

Ben ne yaptım?  Beni gene mabedim kucakladı.  Barlar plakalar malar dambıllar. (Bar derken Halter gibi olan öbürü degil ). İcildi tabi dün gece. Her gözyaşı şerefine bir kadeh. İnsanım ağlıyorum arada bu sefer çok az. Çünkü bazı kötü haberler başka kötü haberlerin ağırlığını alır üzerinden. Bu zaman da öyle oldu. Nefret? Ben onu taşımak yerine bugün kucağıma 25lik plakaları aldım sırtımı bench'e dayadım  kalça çalıştım.

Dünyanı  en voleybolcu yoginisi reiki yapti bana. Neden mi? Görünüyordu çünkü içimdeki açık alan üstünde kırmızı gökyüzü.  O da shavasanada gelip bana şifa verdi. Demiştim di mi şifa istiyorum mutlu ediyor. İdrak o anda açıldı.  Benim kalbim baki ben gene sever gene mutlu olurum. Onun kaybı daha büyük kalbi Yok,  gerçek kendisi çok derinlerde ben onu gördüm diye oldu tüm bunlar. Korku duyuldu vahşileşildi. Sonra saçma sapan bir aklamaya girişildi.  Kendi kendisi kandırıldı. Artık hazırdı.  Yalanlara devam etmeye. Kendini ve dünyayı kandırmaya.

Ben dün neden daha ağır aldım ağırlıkları? Vücudum kuvvetlensin diye. Ben bugün neden kalça bacak çalıştım çünkü en büyük kas grubu o ve üzerine yapacağım o uzun stretching seansini hak etmeliydim. 

Greyfrutlar ananaslar yeşil kırmızı elmalar aldım kendime. Saunada gözlerimi tavana dikip baktım göz yaşı var mı diye. Bulamadım. Şifalı meyvelerini yedim şimdi iyiyim. Ben iyi olacağım. Çünkü iyilik de içimde ruhumda bedenimde dengede.

Nefret taşınması zor yük.  Ben almayayim mersi. Benim kaslarım uzun benim etim sert benim kabuğum narin ruhum kırılgan.  Onu da idmanla sertleştirmeye  senin gibi katılaşmaya hiç niyetim yok.

At matı yere çık üstüne dünyaya kökleniyirum ters dur arada dünyaya bir de ordan bak. Aşka sevgiye köprüler kur bir yunus gibi ters dön köpek gibi aşağı bak koş daha hızlı daha ağır kaldır bir dakikada 30 kere yapıyorsan 40 olsun 50 olsun. Kendine yalan söyleme kimseye söyleme. Kaçma sana şifa olabilecek tek insandan (artık çok geç).

Fitnessdelisi kendini mabedim kapatıyor bir süre.  Tek ihtiyacı ona doğru söyleyen aynalar ona destek dostlar şifa denge bir de haz çay ay ben beyaz çayı çok seviyorum.  Bir de elmalar Greyfrutlar.

5 Kilo verdim bir haftada yemeye çalışıyorum olacak yakında duracak içimde lokmalarim. Vücudumun döngüleri bile durdu onlar da gelicek.eski haline (doktordan korkarim ben iğneden de) her şey düzelir ruhum yerinde çünkü kalbim de içinde.  Bedenim toparlanmadı Bu sefer en çok o dagildi o telef oldu. 5 Kilo nedir ya bi haftada yazıklar olsun benim çok çok çok yemem gerek  bir sekilde (bilmeyenler için yutamiyorum yüzüncü da içimde tutamiyorum) gonulsuz aneroxy.

Geçicek çünkü her şeyin çözümü sevgi ve ben sevebiliyorum.

İnadına ve daima sevgiyle

13 Aralık 2014 Cumartesi

Namaste canım!

Yoga hayattır derler ay ne doğru ne doğru evet çoooook doğru! Yoga denge gerektirir esneklik gerektirir sabır gerektirir düzen grrektirir. Bir sürü şey talep eder ama onlara sahip değilsen eğer sana tek tek tum gerektirdiklerini verir. Bir bir tek tek zamanla.

Bu kız ilk yoga dersine 29 Aralık 2012 gunu girdi. 2. Senemi tamamlamak üzereyim.  Hayatım 2 senede çok ama çok değişti güzelleşti. Bunun nedeni yürümeye üşenirken sırf onlara iyilik olsun diye TOFD için koşmaya başladı (21 k loading!!!), çanta taşırken omzu ağırırken şimdi kuvvetli güçlü bir kız oldu. Lop lop iken sağlıklı ve fit oldu. Ama en cok mutlu oldu çünkü dans ediyor gene (salsayı çok özlüyorum keşke Türkiye'de de Cubana dans edilse ama oryantal rocks!) Ve yoga yapıyor.

Şimdi ikinci savaşçı pozundan düşenler el kaldırsın (benim iki elim havada burnumla yazıyorum). Headstand yapamayanlar el kaldırsın (odaklanamadığım zamanlarin hatrına ben de el kaldırıyorum). O zaman let go and let God! Bırak aksın (vinyasa: akış) bazı günler olmaz mesela. Bazı günler oyle bir yumuşak akar ki sen bile şaşırırsın. Dun mesela bana öyle oldu. Bir half moon yapmışım offf dedim. Kendimi tebrik ettim. Blokajları kaldirabildiğim için. Cow face de oturma kemiklerim tamamen yere köklenmiş sanki birim tekim. Ki öyleydim. Şimdi de öyleyim. Nefes alıp veriyorum.  Akiyorum kizgin kediden ineğe pam pam pam paaammmm. Chaturangadan yukari bakana ordan aşağı bakana akarken hatırlamıyorum bile oyle bir kapılmışım ki. O anda anlıyorsun dengedesin.

Herkes o kadar kuvvetli olmayabilir (bedenen ve ruhen) ama her zaman daha iyiye gidilebilir.  Önce fark etmen sonra seçmen gerek. Bazen öylesine kendiliğinden olur bazen bir trauma yaşarsın bir anda olur bazen biraz efor biraz adanmışlık ve dileğin oldu Voila!!!!

Yüklerimize kapılıp yaşamak 2 porsiyon döner kebap 5 somun ekmek yiyip maraton koşmak gibi. Varamazsın ki! Aci çekersin. Çekme!  Vinyasa, ak yani. Go with the flow baby!

Ben dengedeyim oley! Sakin yumuşak.  Birazdan yoga matımı serip kendim 30 dakika kadar yoga yapıcam.  Denesene bi sen de

Yoga çok guzel gelsene....
Az mı düştüm beee az mı yapıştim yere ama oluyor işte ruhun dengelenince bedenin de dengeleniyor. Netim. Nedrn bazen olur bazen olmaz işte bu pozla anlarsın seni drngeden çıkartan bir şey mi var! 

Dün akşam bu pozu ilk defa denedim. Ilk drnrmede yaptım esnek miyim aslinda son 3 gündür o kadar değil çünkü sağ hamstringimde sancı var, ama nefesimi verdim ve dedim ki kendime bir dene belki o engeller yoktur icinde temizse kalbin yaparsin. Seni o deli manyak kkıza döndüren şeyler gittiyse yaparsın.  Veeee yaptimmmmmm :) eminim sen dr yaparsin dengedr kal yeter. 

Köklen oturma kemiklerin yere köklenmiş olsun. Ellerin birbirini bulur hafif geri yaslan aç kalbini güzellik gelsin ferahlik duruluk

16 Temmuz 2014 Çarşamba

ZENDelisi :)

Malum tatil ayları (yuppiii, ben tabi gene suistimal edicem olayı o ayrı) - bir de pencereden bakınca (evet artık penceresi olan bir ofisim var ortanca falan görüyorum çok mutluyum hava güneşli olunca güneş bile geliyo içeri ayyy olleeyy) bulutlu olabilir ama ben bi kaç güne buradan çooook uzaklarda olucam. Rahatlamak için. Vallahi yaa, bana tatil yayıl bütün gün kendini yak, yiyemediğin şeyler ye, bir iki kadeh içki iç arada da sabaha kadar dans et bu :) Bu kadar beklentilerim minnak benim :)


Ha benim beklentim minnak evet çünkü ben nasıl rahatlayacağımı biliyorum. Bir de barışık olduğum için bu rahatlama enstrümanlarını kullanıyorum (daha çok suistimal ediyorum çünkü benim için huzur herşey bee yuppiii)

Bir kere tatilde maile bakılmaz. İş yapacak olsaydık ofiste otururduk. Ayrıca O 15 gün (evet sorry yaaa ben biraz gene blok yaptım neyse en azından kalanları ve detayları yazmıyorum) dinlenicem kafamı sıfırliicam ki kalan 350 gün (çıkart hafsaonlarını) daha iyi çalışayım (yalana bak neyse...) Ayrıca tatilin şanındandır kesin acil bir iş çıkar falan da ben de beyin cerrahı değilim, mühendisim bekler bence biraz.
Löp löp ablalara özel plaj açalım löp löp abiler de orda takılsın


Tatile gidemeyecek olanlar da (vallahi içimden bile dalga geçmiyorum vallahi), kendi huzurlarını bulabilirler. Bu çok gerekli çünkü. Stres yaşamak kadar iğrenç bir şey yok, ve kimse bunu kendine yapmamalı bu bir insanlık suçu.

Mesela daraldın o zaman, çocukken yaptıklarını yap, ben çok bunladıysam Cumartesi sabahları Madagaskar Penguenleri izlerim çünkü artık ben çocukken cumartesi sabah izlediğim çzgi filmleri artık vermiyolar. Sana çocukluk nostaljjini ne yaşatır mesela....

İç çek, kendi kendine konuş hatta bağır (ben üçüncüyü yapıyorum) ses çıkartmak iyidir. Titreşmek iyidir. Basit düzlemde baktığında herşey titrer, hücreler, moleküller... Nefesine odaklan nefesini say derinleştir sonra koyver gitsin, çek içini, bir of çek karşıki dağlar yıkılsın sana bi şey olmasın....

Güzel şeyler kokla, sakinleştiren şeyler, mesela kahve, mesela lavanta mesela sevdiğin parfüm, cupcake mesela....


Mavi bir şeye odaklan, mavi hep sakinleştirir sen hiç mavi görüp deliren birini gördün mü? Göremezsin mavi şifalı sakin bir renktir mavi iyidir. Deniz mesela bak mavi mavi iyi birisi.


Mesela canın ne istiyorsa onu yap. Sana ne kim ne demiş o bunu demiş beriki bunu demiş, salla gitsin sana ne :) Valla bana ne... Ben kafama göre acayip de mutluyum şimdi onlar düşünsün :)

Bi de her zaman meditasyon yap yoga yap spor yap daha gel ne var be hayatta :) Meyve ye mesela


Sevgiyle


23 Haziran 2014 Pazartesi

Run Beyyybbiii Ruuuunnnnn

Haruki Murakami'yi tanımayan var mı? (Ay ne ukalayım ay ne çekilmezim di mi Pazartesi sabah sabah zaten gülümseyerek falan dolanıyorum fakültede kesin bir gün içimi açıp bakıcaklar ne var bunda diye, napiiim arkadaşım Pazartesi sendromum yok) O zaman tekrar bu Capon yazar amcayı tanımayan var mı? Tanımıyorsanız büyük kaçırıyorsunuz, hemen bi google layın, geröi ben vikipedi linki verim tembellerim benim kolalalrım benim tıklayın ona, ve bir kitabını edinip okuyun derim. Benim ilk okuduğum kitabı Yaban Koyununun İzinde idi ve Rabbim ne manyak caponalr yaratıyorsun diyerek kitabı bitirmiş, amcaya da aşık olmuştum. Dün ise Koşmasaydım Yazamazdım'a başladım, sarstı kitap beni. Kitap yazarın koşması hakkında. Aynı bu blog un benim yemem içmem koşmam, idman yapmam ve kendimi nasıl hissediyorsam öyle olması gibi (evet yuh bana da kendimi Haruki Murakami ile kıyasladım, ama o Capon o beni sizin gibi yargılamaz saygı duyardı, küstürmeyin beni.).

İkizim sayılır abla o kadar da temsili değil yani haydi koşalım babes
Bir kere kitabın açılış metninde şöyle bir cümle var; Pain is inevitable, suffering is optional. Al cümleyi evin ofisin duvarına yazdır, al bunu dövme yaptır, beynine kazı mantra gibi söyle dur. Kesinlikle doğru. Ayruca ben de koşmaya başladığımdan beri aynen böyle düşünüyorum. Acı kaçınılmaz evet, ama acıyı nasıl algıladığın seni ya ezer ya da bir sonraki basamağa taşır. Ben bunun altında kalmayacağım dersen, ben bunu geçerim dersen, acı çooook da iyi bir hocadır canım. (Yemek olan acı değil o metabolizma hızlandırıyor, onu da severiz). Şimdi bu paragraftan çıkan benim Acıların Kadını Bergen gibi bir tip oldğumsa hemen yere yat ve 50 push up yap (ödül gibi ceza verdim). Bir kere (özellikle son 3 haftadır) acayip neşeliyim, yanımda gülmeden durabilen azdır, bir kere adım üstümde deli! Ne zaman nerde ne yapacağım belli olmaz :) Yani öyle durgun hayata küskün, nasılsın diye sorulunca KÖTÜ diye cevap veren enerji emen karadelik değilim. Beni derdim sıkıntım yok mu var ama öğretiyo işte. Bence koşmasan da kitabı oku, sınırlardan, kendinle yarışmaktan bahsediyor. Koşmak için tamamen benim motivasyonum ile aynı. Ve Böylesine büyük bir adam ile aynı düşünce ve motivasyona sahip olduğum iin kendimle gurur duydum, onur duydum.

Norma Jean, Zelda Zonk, MM o dünyanın en ilham verici kadınlarından ne güzel demiş, bana bir çift ayakkabı verin ben dünyanı fethederim :) (Bir ipod shuffle ve Polar da varsa daha çabuk fethederim)
Ben e yapabilirim koşmamam diyosan eminim senin de yapmayı sevdiğin bir şey vardır. İlle de spor olması da gerekmez sadece kendii nerede iyi hissediyorsun. Dündne beri düşünüyorum ben neden koşuyorum diye. Az çok bir kaç sebep buldum, belki bunlar seni de mutlu olduğunn şeye yönelndirir ya da belki sen de koşmaya başlarsın,



  1. Simple bir şey ekipman gerektirmiyor, milyon tane alışveriş yapmana gerek yok (bakınız mesela BOX box eldiveni kaskı takozu çekme halatı falan filan)
  2. Benim durumumda TOFD kazanır çok da güzle olur elimiz deüer bir yerden ttarız iyilik yaparız bir akülü sandalye daha alırız :) 
  3. Koşarken çok güzel manzaralar izliyorum (Boğaz, Orman Ben kalp güzel manzara)
  4. Birine bağımlı değilim. Basketbol da oynadım zamanında (uzuuuuun seneler üniveriste sona kadar ortaokul hazırlıktan düşün uzun seneler yani) takım oyunu iyidir severim lakin bireysel oynayamazsın oyunu. Koşmak öyle değil, ister tandemle koş, ister tek başına ister grup halinde. Yeterki canın koşmak istesin. 
  5. Zamanlama yok gece yarısı kalk koş, sabah kalk koş, her saat olur (Almanya'da öğrenciyken gece 11'de ormana gidip ay ışığında koşardım ne manyakmışım be biri beni kesse offf)
  6. Kendi sınırlarımı ben çizerim. 
  7. Nabzımın hakimi benim
  8. Vücudumun hakimi benim
  9. Uzun mesafelerde hem vücudum hem ruhum dayanıklılık gerektiriyor o yüzden beni çok eğitiyor.
  10. Fit olmak muhteşem
  11. Kendi bedeninle dünyanın bir noktasından başka bir noktasına gidebilmek çok güzel (uçak araba yat motor falan da güzel ama pati pati koşmak ayrı zevk be)
  12. Çok şeker organizasyonlar oluyor (Geyik, Nike, Urbanathlon, Bozcaada, Avrasya ve biirr sürü dahaaa) acayip eğlenirsin
  13. Acil durumlarda deli gibi sprint atabileceğimi bilmek kendimi süper kahraman gibi hissettiriyor
  14. Sana displin verir
  15. Dayanıklılık verir
  16. Yemen içmen düzelir sağlıklı olursun

Ay bu liste bitmiicek ama en önemli en güzel en yıldızlı madde KOŞMAYI SEVİYORUM VE CANIM KOŞMAK İSTİYOR! Keke herkes sevdiği ve canının isteidği şeyi yapsa, o zmaan kimse sinirli olmaz, bu kadar toleranssız olmaz dünya tam benim isteidğin gibi mor pamuk şeker bir yer olurdu.



Sevgiyle

10 Haziran 2014 Salı

su gibi

Naısl gidiyor dikkatli Pazartesi projen? Hatta dikkatli hayat? Benimki bu aralar biraz tavsadı (çok severim tavsamak fiilini ama bir şey tavsayınca da deliriyorum).

Tüketime ara verelim dedik. Çuvalla gezelim değil ama gerennnkk yok aynı tshirtn 500 rengininde dolaptan sarkmasına ya da o model de olmayoversin.

Eşyaları tüketirken, insanları da tüketmeye başladığını farkettin mi peki?

Duruluk dedik rafinelik dedik, yeterlilik dedik. Bazı şeyler var yaraları dövme gibi parlatıyor. Kendini yollara vuran mı dersin, alışveriş batağından çıkamayan mı dersin, spor salonunda sürtraine olan mı dersin (bende en az ikisi hadi bilemedin hepsi var kabul ettim ve incilerim hala dökülmedi). Ruhumuz sıkıldıkça diyoruz ki hayır ben güçlüyüm bak! Onun bedelini ödedim, umrumda olmadı bastım gittim, ben ne ağırlıklar kaldırdım bunu mu takıcam?

Devam durma tavsama, ruhun da karın kasların gibi calfların gibi çelikten olsun. Ama özel alaşım! yeri gelince eriyecek yeri gelince en sağlam malzemeden daha dayanıklı olacak. İçimize bakmaya korktuğumuz için başımıza bunlar geliyor. Barışamadığımız, uğraşamadığımız için. Şu dünyada kimseden korkmuyoruz kendimizden korktuğumuz kadar.

Makyaj yapma mesela bir gün, çirkinliğimizi gizlemek için o kadar çaba sarfediyorsuz ki ne kadar güzel olduğumuzu artık unutuyoruz.

Hadi bakalım tüketmiicez. Az tüketicez. Yettiği kadar gerektiği kadar. Ruhumuzun açlığını onla bunla bastıramayızı bir kabul edicez.

Sevgiyle

20 Şubat 2014 Perşembe

Koşan dans eden kelebek ruhlu bir FitnessDelisi

Dün akşam gitmem gereken bir yer yaptırmam gereken bir manükür pedikür ve saire vardı. Ben ne yaptım herşeyi iptal ettim çünkü koşmazsam ölürdüm. Koşmazsam içimdeki bu enerji patlar beni ve etrafımdaki herkesi herşeyi havaya uçuruurdu. Eğer ben dün koşmasaydım bu sabah gülümseyerek kalkamazdım. Ben dün akşam koşmasaydım gece uyuyamazdım. Ben dün akşam koşmasayfım kendimi yer bitirir, stresten saçlarımı kaybeder, cildimeki porelar kratere döner iğrenç ciltli olur, kara ruhlu olur herkese bağırır çağırırdım. Şehirdeki o yapışık sis gibi bir şey beni de ele geçirirdi. Ben dün koşmalıydım. KOŞTUUUMMM hem de sanki ayaklarımda kanatlar vardı. Neydi o tanrının adı?

Belim hala nanay o son topukluyu giymeyecektim. Babet senin neyine yetmiyo be kadın! Güzel güzel düz tabanlı çizmelerin botların var onları giy topuklu senin neyine al işte şimdi ağırlık çalışamazsın. Belim hala kötü hala düzelmedi ağırlıklara cesaret edemedim. Ne yapmıyoruz? vücudu deliler gibi zorlamıyoruz neden çünkü o bize lazım vücut mabedin senin ona iyi davran iyi besle iyi dinlendir. Bu dünyada kendi vücudundan başka gidecek başka bir yerin yok.

Bu aralar devamlı kendi traininglerimi yazıyorum. Onu da çok soran oluyor çünkü, karşılaştıran var, kendine challenge yapan var. Kızaaam sen de workout mu yapıyorsun diyen var. Ben yaziim de bilinsin :)

Bi de ruhun var, e benim de belim ağrıyor attım kendimi dans dersine :) bazen aynı kareografiyi böyle bi daha bi daha çalışmak sıkıcı geliyo olabilir, ama ben çook eğlendim. Aşağıda da videom var. Tamam biraz kazmayım orda biraz da canımın acısından hareket edemedim e ilk dersim bebişler yani ama haftaya Çarşamba gene giderim ben çok eğlendim yaa bi de seyrederken daha da çok eğleniyorum. FitnessDelisi'ni bulunuzsasadasdasdds :)))

Yani neymiş, havalar parçalı bulutlu da olsa, sis de inse, dünya da yıkılsa bir bedenine iyi bakacaksın bir de vücuduna. Canım da sıkkındı biraz saçma sapan sıkıntılar, fakat ne diyoruz? İyi bakıyoruz. Bana bakııın ne güzel dans etmişiiiimmmm :))

Video bu linkte.
Sevgiyle