Sayfalar

ruh hali etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ruh hali etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Ocak 2015 Pazar

Çarşıda aldım bir tane eve geldim bin tane

Çoklu kişilik bozukluğu.  Evlerden ırak ne fena şey. Bir kişi içinde, seviyor değer veriyor mutlu  ama o kişi sahte. Bir kişi içinde, düzgün sadık iyi hoş alımlı ama o kişi de sahte. Ve üçüncü kişi içinde katı sevgisiz bomboş çöl gibi bir kişi işte o sensin. Ne kötü hasta olmayı seçmişsin, üzülmüyor bile insan sonuçta kendi seçimin. Aşırılıklardan uyanmaliymisim ama olmamış  işte  seni ben aklamışım.

Hayatına çoklu kişilik bozukluğu olan bir sosyopatı alır bir de merkezine koyarsan başına gelecekler; yeme ve uyku bozukluğu,  kendini suçlama, mutsuzluk, dengesizlik, onun seni suçlaması, kızgınlık,  öfke hayal kırıklığı  ve daha niceleri.

Ben ne yaptım?  Beni gene mabedim kucakladı.  Barlar plakalar malar dambıllar. (Bar derken Halter gibi olan öbürü degil ). İcildi tabi dün gece. Her gözyaşı şerefine bir kadeh. İnsanım ağlıyorum arada bu sefer çok az. Çünkü bazı kötü haberler başka kötü haberlerin ağırlığını alır üzerinden. Bu zaman da öyle oldu. Nefret? Ben onu taşımak yerine bugün kucağıma 25lik plakaları aldım sırtımı bench'e dayadım  kalça çalıştım.

Dünyanı  en voleybolcu yoginisi reiki yapti bana. Neden mi? Görünüyordu çünkü içimdeki açık alan üstünde kırmızı gökyüzü.  O da shavasanada gelip bana şifa verdi. Demiştim di mi şifa istiyorum mutlu ediyor. İdrak o anda açıldı.  Benim kalbim baki ben gene sever gene mutlu olurum. Onun kaybı daha büyük kalbi Yok,  gerçek kendisi çok derinlerde ben onu gördüm diye oldu tüm bunlar. Korku duyuldu vahşileşildi. Sonra saçma sapan bir aklamaya girişildi.  Kendi kendisi kandırıldı. Artık hazırdı.  Yalanlara devam etmeye. Kendini ve dünyayı kandırmaya.

Ben dün neden daha ağır aldım ağırlıkları? Vücudum kuvvetlensin diye. Ben bugün neden kalça bacak çalıştım çünkü en büyük kas grubu o ve üzerine yapacağım o uzun stretching seansini hak etmeliydim. 

Greyfrutlar ananaslar yeşil kırmızı elmalar aldım kendime. Saunada gözlerimi tavana dikip baktım göz yaşı var mı diye. Bulamadım. Şifalı meyvelerini yedim şimdi iyiyim. Ben iyi olacağım. Çünkü iyilik de içimde ruhumda bedenimde dengede.

Nefret taşınması zor yük.  Ben almayayim mersi. Benim kaslarım uzun benim etim sert benim kabuğum narin ruhum kırılgan.  Onu da idmanla sertleştirmeye  senin gibi katılaşmaya hiç niyetim yok.

At matı yere çık üstüne dünyaya kökleniyirum ters dur arada dünyaya bir de ordan bak. Aşka sevgiye köprüler kur bir yunus gibi ters dön köpek gibi aşağı bak koş daha hızlı daha ağır kaldır bir dakikada 30 kere yapıyorsan 40 olsun 50 olsun. Kendine yalan söyleme kimseye söyleme. Kaçma sana şifa olabilecek tek insandan (artık çok geç).

Fitnessdelisi kendini mabedim kapatıyor bir süre.  Tek ihtiyacı ona doğru söyleyen aynalar ona destek dostlar şifa denge bir de haz çay ay ben beyaz çayı çok seviyorum.  Bir de elmalar Greyfrutlar.

5 Kilo verdim bir haftada yemeye çalışıyorum olacak yakında duracak içimde lokmalarim. Vücudumun döngüleri bile durdu onlar da gelicek.eski haline (doktordan korkarim ben iğneden de) her şey düzelir ruhum yerinde çünkü kalbim de içinde.  Bedenim toparlanmadı Bu sefer en çok o dagildi o telef oldu. 5 Kilo nedir ya bi haftada yazıklar olsun benim çok çok çok yemem gerek  bir sekilde (bilmeyenler için yutamiyorum yüzüncü da içimde tutamiyorum) gonulsuz aneroxy.

Geçicek çünkü her şeyin çözümü sevgi ve ben sevebiliyorum.

İnadına ve daima sevgiyle

16 Temmuz 2014 Çarşamba

ZENDelisi :)

Malum tatil ayları (yuppiii, ben tabi gene suistimal edicem olayı o ayrı) - bir de pencereden bakınca (evet artık penceresi olan bir ofisim var ortanca falan görüyorum çok mutluyum hava güneşli olunca güneş bile geliyo içeri ayyy olleeyy) bulutlu olabilir ama ben bi kaç güne buradan çooook uzaklarda olucam. Rahatlamak için. Vallahi yaa, bana tatil yayıl bütün gün kendini yak, yiyemediğin şeyler ye, bir iki kadeh içki iç arada da sabaha kadar dans et bu :) Bu kadar beklentilerim minnak benim :)


Ha benim beklentim minnak evet çünkü ben nasıl rahatlayacağımı biliyorum. Bir de barışık olduğum için bu rahatlama enstrümanlarını kullanıyorum (daha çok suistimal ediyorum çünkü benim için huzur herşey bee yuppiii)

Bir kere tatilde maile bakılmaz. İş yapacak olsaydık ofiste otururduk. Ayrıca O 15 gün (evet sorry yaaa ben biraz gene blok yaptım neyse en azından kalanları ve detayları yazmıyorum) dinlenicem kafamı sıfırliicam ki kalan 350 gün (çıkart hafsaonlarını) daha iyi çalışayım (yalana bak neyse...) Ayrıca tatilin şanındandır kesin acil bir iş çıkar falan da ben de beyin cerrahı değilim, mühendisim bekler bence biraz.
Löp löp ablalara özel plaj açalım löp löp abiler de orda takılsın


Tatile gidemeyecek olanlar da (vallahi içimden bile dalga geçmiyorum vallahi), kendi huzurlarını bulabilirler. Bu çok gerekli çünkü. Stres yaşamak kadar iğrenç bir şey yok, ve kimse bunu kendine yapmamalı bu bir insanlık suçu.

Mesela daraldın o zaman, çocukken yaptıklarını yap, ben çok bunladıysam Cumartesi sabahları Madagaskar Penguenleri izlerim çünkü artık ben çocukken cumartesi sabah izlediğim çzgi filmleri artık vermiyolar. Sana çocukluk nostaljjini ne yaşatır mesela....

İç çek, kendi kendine konuş hatta bağır (ben üçüncüyü yapıyorum) ses çıkartmak iyidir. Titreşmek iyidir. Basit düzlemde baktığında herşey titrer, hücreler, moleküller... Nefesine odaklan nefesini say derinleştir sonra koyver gitsin, çek içini, bir of çek karşıki dağlar yıkılsın sana bi şey olmasın....

Güzel şeyler kokla, sakinleştiren şeyler, mesela kahve, mesela lavanta mesela sevdiğin parfüm, cupcake mesela....


Mavi bir şeye odaklan, mavi hep sakinleştirir sen hiç mavi görüp deliren birini gördün mü? Göremezsin mavi şifalı sakin bir renktir mavi iyidir. Deniz mesela bak mavi mavi iyi birisi.


Mesela canın ne istiyorsa onu yap. Sana ne kim ne demiş o bunu demiş beriki bunu demiş, salla gitsin sana ne :) Valla bana ne... Ben kafama göre acayip de mutluyum şimdi onlar düşünsün :)

Bi de her zaman meditasyon yap yoga yap spor yap daha gel ne var be hayatta :) Meyve ye mesela


Sevgiyle


28 Mayıs 2014 Çarşamba

İlham Perisi ben, Su Perisi ben, pozitif olan hayat :)

Kocaman bir artı işaretine dönüştüm. İşim gücüm (evet ben bir yandan da çalışıyorum, hem de bayağı yoğun bir işim falan var - ay benim işlerim yoğun diyene kapak veriyim sabah kapağı, ha bir de işimle evim arası 60k bir de köprü var - saygılar o bahanelerinizi şimdi gene bi düşünün) ne diyodum ha, işim gücüm de bayağı yoğun hele de bu aralar. İş yapmaktan iş yapmaya vakit bulamıyorum. Ama pozitifim, yüzüyorum, sudayım, su hem faydalı hem zararlı, nasıl mı? Devamlı pedikür yaptırmak gerekiyor kuşum. Suda kütiküller hemen uzuyor. (Bakımlı kızlar gym'de daha da bakımlı olur bakımlıyız di mi? - parmaklarına bak ve hemen manükürcününe whatsapptan mesaj atıp RDV al)

Neden ben bu kadar mutluyum malum sakat bacağım ve karmaşık bir hal alan beslenme hesaplarım arasında bir insan neden bu kadar pozitif olur? (CANIM İSTİYOR) Çünkü amacıma ulaştım ve bu bana daha da fazla gayret verdi.

Happy Happy Happy (burası Ada, bahçede yoga sonrası yerde yuvarlanıyorum, çünkü ben aslında 2.5 yaşında bir kız çocuğuyum ve buna kimse itiraz edemez)
Amaç ne meşhur olmaktı, öyle olmak istesem ona göre yazardım, ne kitap çıkartmaktı (dandik çakma life coach ve diyetisyen FitnessDelisi - ay çok ayıp asla istemem böyle bir şey olmak) amaç ilham vermekti. Verdim ilham perisi oldum Şimdi daha da çok olucam, çünkü yapabiliyorum demek ki daha iyisini de yaparım :) Aşağıda ilham aln bir kaç örnek görelim :)

Meyveee, o artık koşucu, kendisini gece hayatından sıyırdım, alkol batağındna kurtardım (meyve bana kızma - ay lav sahne ışıkları on me), koşamıyordu üşeniyordu, laf aramızda hafif tembeldi. Ama o artık sabahları kalkıp koşan bir kız, o artık Cumartesi sabah erkenden kalkıp ormana sahile kendini vuran disiplin almış bir sporcu kendisi ile gururu duyuyorum :) Bu haftasonu Eskişehir'de ona bol şans :) İlk 10k'sını koşacak, beklentim büyük. Kuzenine beni anlatırken nasıl telefonda ona bağırdığımı, kavgalarımızı, hadi hadi hadi diye onu gazlamamı anlatırken gözlerim doldu alnından öpesim geldi. Az bağırmadım ona az tartışmadık ama bak hedef buymuş ay lav yuuuuu :) Ve sen oraya vardın seninle gurur duyuyorum en çok da şu an beni mutlu ediyor; ben ormanda koşmuşum sabah saatin körü Pazar insanlar daha yeni uyanır seninle telefondayız gene olaylar dedikodluar almış başını gitmiş, dolabı açtın bir yumurta varmış, bir yumurta bana ne yapsın ne alaka bir yumurta ne benim proteine ihtiyacım var dedin :) O an anladım geliyor Meyyve geliyoooor :)))

AzeriKızıexkomşum, kendisi ikinci bebeğini de doğurduktan sonra tombik olmuş. O taşınıp artık komşum olmadığındna beri görüşmüyoruz. Efendim kendisi Salı akşamı mesaj atıp FitnessDelisi okuyarak gaza gelip bebişe bakıcı bulup spor salonuna başlamış olması beni mutluluktan delirtti :) AzeriKızıexkomşum aylavyu her adımında yanındayım sen de bunu biliyorsunnnnnn :)

OperadakiHayalet (ismini beğenmeyecek ve benimle kavga edecek biliyorum), ben ilk bu yola çıktığımda benimle buluşup (Kanyon Kitchinette dün gibi aklımda Şubat 2013 gece ben spordan çıktım ben çay içtim o bira), ne işin var kızım deli misin yaa bırak al tatlı ye diyen adam, bana artık Gym fotoları atıyor, workout vine'ları yolluyor, hatta IronMan olmaktan bahsediyor. Wuhuuu beybiiii :) Enfekte ettim kendsini.

Bu örneklerin hepsi Salı akşamı üst üste gelince bu 3'ünü seçtim :) ama ilham verdiğim herkesi tanısam da tanımasam da çok seviyorum.

Bir kaç örneğim daha var ama yazı uzadı yaa, sıkılma valla yoksa benim çene maşallah.

ben mi ben yüzüorum bu ara :) büyük aksilik olmazsa haftaya ufak ufak başlarım, bir kaç haftaya büyük aşkım squat machine'e kavuşurum :) Dizimi soran, geçmiş olsun diyen, dua eden enerji gönderen herkese teşekkkürler. Hatta nazar edip bu hale gelemme neden olan kem gözlü(ler) (ki ben sizi biliyorum bebişim ay nov, forward ettiğiniz dedikodudan izlemelerine kadar yuh yani gözümün önünde, bir de beni her gördüğünüzde telefona sarılıp çaktırmadan resim çekip sağa sola yollamasanız benim raporumu vermeseniz, ya da yolayın biz eğlenip izliyoruz kankalarla- madem rapor veriyosunuz ben de destek veriim, maşa olma şekerim aracı olma, isteyen gelsin yüzü yok tabi o ayrı) ha neyse bu kem girlzzz iyi ki nazar etmiş, yüzme tekniğim bir gelişti bir manyaklaştı, ona neden oldu oh süper oldu. Uzun mesafe yüzmeye hazırlanıyorum şimdi :) Nazar etme ne olur gene bana yarıyo hep bana yarıyor sen daha beter oluyorsun.

Devam edeceğim :)

Sevgiyle




30 Ocak 2014 Perşembe

Kilo verdiren, cildi pırıl pırıl pürüzsüz yapan en muhteşem detox reçetesini veriyorum!!!!

Bugün su içicez. Beyninin %90'ı vücudunun %75'i su. Su içmeyi sevmeyen insanlar tanıyorum ben ve varlıklarının tuhaf olduğunu düşünüyorum. Çöl kertenkelesi gibi su içmeden yaşamaya çalışıyolar... Ben ki 2 litre normal su ve bir litre akminayı her gün bir içerim, buna bir de idman esnasında içtiklerimi ekleyin etti mi sana ufak çaplı bir göl! Ne güzel.

Ne kadar su içmeli günde? Çişin renksiz kokusuz olana kadar! Net. (Lafı dolandıramadım kusura bakmayın yıllardır UZMANLAR bi şunu net söyleyemedi)



Kemiklerin %22'si, Kasların %75'i, Kanın %83'ü su. Bu su besinleri namnamları oksijeni hücrelerine taşıyan kanının ana maddesi yani. Bu kadar gerekli su sana. Varlığını devam ettirebilmen için şart varlığın su çünkü. Burdan derin bir filozofik tartışmaya girelim mi fetüstü amfibilerdi yunuslardı falan :)

Bir kere enerjinizi konsantrasyonunuzu toplar su içmek. Ya da şöyle diyelim düşmesini engeller!

Vücust ısısını dengeler (nihayteinde milyar tane kimyasal reaksiyon neticesinde hayattayız basınç ve sıcaklık kimyasal reaksiyonlarda çok önemli bu ısı adaptasyonuna bir de burdan bak)

Kalp krizi ve kanser riskini azaltır bolll su içmek.

Baş ağrısı nedir bilmem (Lodos olmadıkça) çünkü deli gibi su içiyorum. Her kaynakta suyun baş ağrısına iyi geldiğini görürsün.

Yağ yakımında rolü var suyun şekerler o yüzden kilo vermek için de yardımcı olur (gözleirn parladı kulakların dikildi kilo vermek diyince).

Toksinleri İzmir marşı ile gönderirsin (işte çişine dikkat et, berrak ve kokusuzsa bravo toksininzi çook az).

Cildi pırrıl pırrıl yapar (hayatımda sürdüğüm en pahalı kremin fiyatı 300 €'ya yakındı THY gene bizi dikmiş havalimanına rötarın ağbabasını yaşıyoruz Brüksel'de sinirimden attım kendimi Freeshop'a bi baktım krem fiyata baktım OHA nihayetinde 20 gram da bi şey böyle minnak, Arap yağı bol bulunca düsturuyla aldım kremi boca ettim. Parıl parılım falan dedim oha bu cilt bir daha olmaz böyle - vermem o parayı ben- ve şimdi bakıyorum egzersiz uyku ve sıvı üçgenim tam cildim parıl parıl porlarım nerdeyse yok vallahi bak). Vücudu dehidrasyona uğratmamak saçını cildini pırıl pırıl yapar. (İçmenin yanısıra bakınız Evian'ın dünyanın parasına sattığı spreyleri hepimiz aldık onu hepimiz o kazığı yedik)

Kabızlığa çaredir şekerim su, vücudu ve sindirimi düzenler.

Bağışıklık sistemini toparlar (Almanya'da öğrenciyken paten yaparken düşüp kuyruk sokumumu çatlatmıştım doktor bana günde 3 litre su içmemi ağrının azalacağını, alçı veya başka bir önlem alamayacaklarını söyledi. Ama Almanya'da dokorlar neredeyse herşeye çok sıvı alın 3 litre su için diyorlar).

Dehidrasyona uğratmıyoruz kendimizi çünkü su eklemlerimizi kaygan kaslarımızı elastik tutuyor (bakınız juicy steak kıvamında olmak). Vücudun iyi olduğu için ruh halin de iyi olacak (bir kere ne por kalmış ne bir şey bir de cilt parlıyo deli gibi daha ne istersin).

İçinde yağ yok, şeker yok, alkol yok, gıda koruyucusu yok, boya maddesi yok, saf duru bir şey daha spirituel algılamak istersen doğa ile bağlantı kurarsın diye düşün. Ya da saflık mesela (hani günahlar suyla yıkanınca gidiyo ya ruhun gibi vücudunu da temizle düsturu bildiğim her dinde bir var bu)



Valla sağlık, ruhanilik, din, kilo verme ve cilt her yönden yakaladım seni kaçamazsın. Bugün bol miktarda su içeceksin belli oldu. Bazen sıkılıp bardağımın içine bir mevsim meyvesi tanesi (nar, üzüm, çilek kiraz favorilerim portakal ayva aynı etkiyi vermiyo), taze nane, çubuk tarçın falan attığım oluyor rahiya veriyor ya da lime(ay tamam ukala dendi bana gele misket limonu oldu mu) veya sarı limon dilimi.

Masanda su var mı? İç bakalım.

Angelo Bronzino: İç anam iç diyo bak ne güzel diyo

Sevgiyle

24 Ocak 2014 Cuma

Uyuyan güzel ve paranormal aktiviteler

Dün üerinize afiyet oryantali biraz fazla kaçırmışım. Enerji patlaması falan değil bildiğin siklon oldum. Döne döne. Biraz da şişkinlik vardı artık öğlende üniversite menüsünde çıkan neyin yağı bana dokunduysa oryantal yapan balon balığı gibiydim. Aynada bunu görünce daha da çok eğlendim. Murat Hocam benim en sevdiğim beatlerle başlayınca sonra FitnessDelisi koptu oluyor. Koparım!!!! Sen o şarkıyı çalarsan ben de koparım!!! Bunu duyup da kalkıp göbek atmayacak bir insan evladı tanımış olmak bile istemiyorum Varsa öyle biri çıksın gitsin hayatımdan. Ciddiyim valla.

Enerji patlamasının sonucu, gym sonrası dedikodu keyfini de (ayy ne uyuz olurum kankamla bik bik keyfiiiii - hadi be ordan offf) bitirip tam kalktıktan sonraaaa, 4 kişiden en geride kalan masaya en az 3 adım uzaklıkta, şaannggıırrtt diye bir ses! Şekerim şangırtı bizim şıkırlardan gelmiyo ay ne oldu derken çok paranormal bir olay yaşamışız meğerse ona aydık! Sen masanın üzerindeki kürdanlık kendi kendine düş parçalan. Enerji böyle bir şey bir de 4 azılı oryantalci yan yana gelince (başta hocamız olmak üzere) nasıl bir enerji fırtınası yaydıksak dedim ki bir ara aha göktaşı falan düşecek bi şey olacak.

Malum bundan sonra benim uyumam zor oldu, gece olmuş 00:00 ben hala bakınıyorum böyle sağa sola gözler faltaşı. Enerji patlamam dışında acaba neden uyuyamadım. Bilmiyorum derken aklıma geldi bu öksürük yüzünden (evet hala bir denizci gibi öksürüyorum) ayaklarımın altı, bağrım boynum hatta kazayla gözümün içine bile vicks sürüdm ben. Mentol kokusu beni bir güzel uyarmış duyargalar kirpi yavrusu olmuş ben de Mankell'in Beşinci Kadın kitabını okuyorum uyuyim diye. Gözüm de bu arada ferah ferah yanıyo, kokuyu tarif edemem, okaliptusa doymuş koala yavrusu gibi kokuyorum misssss.

Şimdi mentol ve enerji patlamasını geçersek neen uyuyamıyoruz uyumak için ne yapmamız gerek Uyumazsak sonuçları fena olur bak söyliiim!!!

Mesela uyumazsan böyle olabilirsin

Bi kere iyi uyumak için tutarlı yemek iyiyici olmak gerek, aç kalmiicaksın ama vücudu da şoklamiicaksın gecenin köründe kalkıp Tazmanya canavarı gibi buzdolabını yiyip göbekten ayaklarını göremez durumda gidip uyumaya çalışmanın alemi yok. 

Mentol mevzuna ek aşırı mentol içeren gargara, efendim extra ferah diş macunu da uykuyu vınlatabilir. Ha ben lavanta kokusunu seviyorum mesela beni uyutur ama herkese işler mi bilmem. Şakaklarıma ve yastığma bir iki damla lavanta yağı FitnessDelisi horrr:)

TV kitap, tanlet, telefon, phoblet, aşırı oryantal gibi duygularınızı uyarakcak herşey. Ay çok heycannııı durşu mesajı da okiim falan yok. Kafay boşaltıyosun. 

Sigara, puro bilmem ne zaten cızz da bide uyku öncesi on kere cızzz.

Sabah ayılamadıysam kivi portakal mandalina ananas yerim mesela limon sıkarım bol bol yiyeceklerime (çaya sıkamam çaydan tiksiniyorum çünkü, çayı sadece içine süt koyarsam içebiliyorum onda da millet kıraliçe elizabet misin uleyn diye dalga geçiyo içemiyorum) çünkü C vitamini insanı ayıltır enerji verir bomba yapar, gece yatmadan yersen uyuyamayabilirsin. 

Bir de yatmadan önce reçeteli reçetesiz ilaç kullanıyosan uykuya etkilerini sor bi ne olur ne olmaz... 

Tabi ki kas gelişimi ve hücre yenilenmesi için uyku şart iyi dinlenilmeli diye kendimi yırttım burda bak diğer postlara çoğunda var. Ayrıca ruhen çkersin verimin düşer, depresif sinirli böyle iyyk ir insan olursun ki neydi moto pozitif pozitif pozitif!!! Ayyyyynnen Polyanna yutmuş gibi. Uyku olmadan olmaz. Bu uyku mevzu da burda bitmez gerçi devam eder ama şimdilik bu da sanki güzel oldu :) Hem erteisi gün normalde aldığın kafeinin 5 katını alıp vücudu maynum etmenin manası da yok....

Uykusuz kalmanın sonuçlarını anlatmiicam uzun uzun ama bu linke bakarsan Hufftington Post muhteşem bir posterle olayı yaldızlı pekiyi ile halletmiş. Zinhar uykusuz kalınmaya!!!
Doğaya karşı gelme vücudunla barış kavga etmeden ona uyarak yaşa o da sonra ruhuna uyacaktır


Bak uyumasan ne olur diye ille de koydum, linke bakamaya üşenmişsindir falan 

Sevgiyle

23 Ocak 2014 Perşembe

Mental düğüm

Herakleitos dmiş ki aynı nehirde iki kere yıkanılmaz. Ne doğru. Konu yıkanmak olunca; arada metroya falan binince aklıma geliyo. Yıkanın ulaaann diye bağırmak istiyorum. Ne pissiniz be hani paradan diicem, o bayıldığımız Osmanlı kültürü bedava hamamları ile ün yapmış. Hala da sürdürülen bir gelenek bu yani. Bööğğkk Yıkanın abi pis pis gezmeyin.

Neyse kamu spotundan sonra ben konuma döniim. Aynı nehirde iki kere yıkanamıyoruz çünkü öyle akıyoo gidiyo. Zaman da gidiyo, hayat da gidiyo insanlar da gidiyo sen bile durduğun yerde aslında gidiyosun. Mesela ben şu anda ofis koltuğumda dönüyorum devamlı ama her dönüşüm farklı. Sorumlu olduğun ve kontol edebileceğin bir tek şey var şu an. Belki bugün hoplaya zıplaya bir Bambi gibi 20 k koşup üstüne vali kebabı yemeğe gidebilirsin. (Vali kebabını bilmeyen varsa bakmasın, bilmek lanetlenmektir!!! - Nietsche) ama bir kaç gün sonra 10k 'da kesilirsin. Olmaz. Bunun milyon sebebi olabilir, belki canın bir şeye sıkkındır, mental olarak hazır değilsindir, regl olacaksındır, aklında yazmadığın e-postalar vardır falan herşey olabilir. Kafana takma o kadar, inip çıkıyoruz devamlı. Ha idman aksatıyorsan önüne geleni lüp lüp yiyorsan, sonra ne biliim alkolün şekerin dibine vuruyorsan vur patlasın çal oynasın uyumuyorsan yemezler. O diil bu. Ona disiplinsizlik diyoruz. O ayrı konu...

Bir gün split yapabilirsin bir başka gün o kasların tam açılmamıştır. Bir gün Harika bir peagon yapabilirsin ertesi sabah cıxxxx olmaz. Özellikle yogada farkediyorum pratiğin başındaki ve sonundaki pozlarım çok farklı, hissettikleirm, aklımdan geçenler.

Yogayı hakikaten seviyorum ben yaa, matın üzerine çıkıp nefesimin farkında olmayı, kaslarımı uzatmayı, belki uzun süre duramasam da ya da ne biliim destek olmadan tam beceremesm de handstand yapmayı, kendi vücudumu bir İsviçre saati gibi çalıştırarak enerji üretmesini hissetmeyi. Omurgamın açılıp uzamansını (30 yaşındna sonra 2 cm uzamış olmak paha biçilmez). Akşama güzel bir Hatha pratiği hapıcam ben o zaman bu saçma negatiflik gider üstümden. İpin ucunu da bırakmam ben gene kendimi iyi hissettiricek bir şey bulabilirim. En azından ararım...

Bugün canım sıkkın gibi biraz. Ondan kısa tutucam bikbiklemiicem çok. Sıkkın olduğun an da geçer neşeli olduğun da, önemli olan insan olup duygularından utanmadan insan olduğunu farkederek acının bile tadını çıkartarak yaşamak. Çünkü aynı anı iki kere yaşayamayız.

Sevgiyle

20 Ocak 2014 Pazartesi

Lodos Balığı

Bir sersemlik, bir sepet kafalılık, başın sol tarafında ağrı, uykusuzluk (ki istediğin kadar uyumuş ol), halsizlik, sinir, huysuzluk böyle yedi cücelerden aksi, şirinlerden en iğrenç şirin olarak dolanıyorum Perşembe gününden beri. Diğer şehirlerde iş nasıl olur tam bilemiyorum oralarda uzun süreli yaşamadım. Yaşamış olduğum diğer şehirlerde de deniz yoktu (Essen, Mülheim an der Ruhr ve Brüksel) o yüzden bilmiyorum lodos oralarda da böyle manyak ediyor mu insanları. Derler ki İstanbul'un havasına ve kızına güven olmaz evet doğru. Ama şu kısım eksik; bu ikisi insanı durup dururken delirtir. (Bu sözün İstanbullu kız tarafı olarak kalıbımı mührümü parmağımı basarım). Ayrıca hormonal denge de bozuyormuşuz öyle okudum bir ki makalede. (özellikle İstanbul'un Lodos'u)

Bu arkadaş Ogata Korin, Budist Rüzgar tanrısı, biraz tuhaf bir arkadaşa benziyor

Lodos nedir? Neyle beslenir? Doğal ortamı nedir? Bizden ne ister?

İlkokulda ve ortaokulda inatla rüzgarların yönlerini isimlerini falan öğretmeye çabaladılar bize, ben tabi ki öğrenemedim. Saçma saban bir şey benim için zaten oryantasyonum sıfır yön duygusu namına bir şeyim yok, Nişantaşında kaybolabilen bir canlıyım keşişleme nerden esiyo bilsem benim ne hayrıma??? Lodos bunların güneyden eseniymiş (şimdi bu benim hayatımı acayip değiştirdi, her an neresi güney neredi kuzey muhteşem bilirim çünkü) Sıcak esen bir rüzgar olduğu için, çünkü arkadaş Kuzey Afrika'daki yüksek basınç ve Hazar denizi arasındaki alllçak basınç nedeniyle oluşup Akdeniz üzerinden geldiği için sıcak bir olay, e denizden karaya esiyo, haliyle bize ulaştığında sıcaklıkla kalmıyor basıncı da arttırıyor. Al sana muhteşem baş ağrısı.Ek bilgi vereyim Lodos Mitolojiye göre Eos ile Astraeos'n oğlu. Dengesiz bir karışım yani ana şafak tanrıçası bir titan baba gün batımı tanrısı bir titan. Bunun çocukluğu berbat geçmiştir ben söyleyeyim.
Bizimkinin anacığı EOS

E peki bebişim ne yapıcaz bu migren yapan çöl tozu taşıyıcısı, biyoritim bozucu, baş ağrıtıcı Titan yavrusu ile... Bir kere biyometeoroloji denen bir bilim dalı var iki dikkat edicez olaya. Şehirde yaşayan canlılar olmamıza rağmen daha tam beton uyumlu bir şekilde evrilmedik şükür. Bu yüzden doğal şartlar ile yaşamayı öğrenmemiz gerekiyor. Yağmur, kar, aşırı sıcak neyse bu da o. Kendisine karşı pek bir şey yapamıyoruz cicişler. Yani yağmura şemsiye kara kardan adam ve sıcak çikolata güneşe güneş yağı lodosa karşı ise benim savaşım psikolojik. Bir şey yokmuş gibi yapmaya savaşıyorum. Mesela bu Cumartesi günü başım çatlıyor da olsa, koşu idmanlarımın startını verdim. Koşubandında 7,5 k ile başladım. Süremi uzun tuttum, şimdi onun üzerinde çalışıcam. Banda çıkarken az çok baş ağrısı vardı, bittiğinde kalmamıştı, sonrasında Kanyon'da bir de o Lodos'u beyynime beyyyynime yiyince gene başladı. Şu anda sol gözüm biraz kısık, deli uyudum hala uykusuzum. Ama hayır beni ele geçirmesine izin vermiiciiiğiiimmmm :))

Benim Lodos'a önlem listem şöyle;
  • Şımar bebişim, moraller yüksek tutulacak ki biyometerloji tetikli depresyon yaşamayalım
  • Hayatı yavaşlat (hızlı yaşamı zaten artık tercih etmiyorum, bir de böyle extra olaylarda yaşam kalitem hızı düşürdükçe artıyor)
  • Baş ağrısına karşı yoga asanaları (bu benim kendimi iyi hissetmemi sağlıyor)
  • Bol dinlenme (hem de boll bollll bir sürü dinlenme, dinlenmeden kastım bildiğin dannna gibi yayılma)
  • İdmanlarına ara verme, başın ağrıyorsa belki ağırlık kaldırmak veya ağır cardio yapmak istemezsin ama ara verme hafif de olsa çalış
  • Sauna / BUhar (bu aralar benim her şeye çözümüm bu müthiş ikili oldu)
  • Bakım (uykusuz halsiz berbat görünüyorsun ya hah işte tam da bu yüzden, bir cilt bakımı yaptım mesela dün bugün porlarımın krater gibi olması gerekirken bir tane yok! ayrıca pırrıl pırıl parlıyorum)
  • Saç ıslak çıkma (lodos karayel farke tmez saçları kurutuyoruz, sinüzitten gribe migrenden boyun kireçlenmesine kadar herşeyi engelliyoruz)
  • Kilyos Balıkçısı'nda meze balık ye (bu sefer yapmadım bir dahaki lodosa inşallah, en sevdiğim şey çünkü kimsecikler olmuyor kendimi Bizans prensesi gibi hissediyorum :) )
Herkesin her koşula ayrı uyum reçetesi vardır bir şekilde. Bazen farkında olmuyoruz neyin neden olduğunun, belki şimdi günlerdir neden sinirli olduğunu anlamışsındır sevgili İstanbullu. Daha hazırlıklı olmak için yap bakalım bir lodos listesi de sen :) 

Sevgiyle


16 Ocak 2014 Perşembe

Modern zamanların Isaura'si

Canııımmm kaçta kalktın sen? Evden çıkmadan kahvaltı yapamıyorsun tabi? İş saatlerin nasıl? Bir de benim favorim var. Ne işyerin Tuzla'da mı? Nasıl gidip geliyorsun? Uçuyorum, canım uçmak istemediğinde de Scotty beni ışınlıyo. Kafan çalışmıyor mu şekerim yani nasıl gidicem? Tabi ki gondola biniyorum!!! Venedik burası çünkü beyinsiz sen hala İstanbul zannet.

Tüm sorulara toplu cevap veriyorum, bundan sonra soranlara kabalaşıcam çünkü. Sabah 6'da alarm çalmaya başlar ben en geç 06:30'da yataktan çıkarım. Kahvaltımı yapmadan ZİNHAR adımımı dışarı atmam vücudu o kadar saat aç bırakmam ben. Kahvaltıyı atlamak mı hele no no no. Hatta kabus, hatta dünyanın sonu. Sadece kahveyle geçiştirmek mi? Sanırım en masumu mide delinmesi olan hastalıklar dizini - ki ölümcül boyutlara varana kadar devam eden bir liste bu- senin bir numaralı hedefin. Hayırlı olsun. Öğün atlanmaz yalnız bebişim yani sırf salatayla yaşayamayacağın gibi günde tek öğünle de yaşayamazsın. Kezban diyetinin lüzumu yok şimdi. (Kezban diyetini anlatıcam)

Sabah 08:30 akşam 17:00 ben ofisteyim. Laptopun önünde, bir ofis sandalyesinde, artık çok da strese girmeden ama gene de zaman zaman ister istemez gerilerek mesai. Çünkü biz modern zamanların Isaura'ları, pahalı tatillerimizi karşılamak, cicili bicili elbiselerimizi almak, janjanlı yemekleri yemek, pırıl pırıl takılara sahip olmak, en iyi yerlere gidip en iyi şeyleri kullanmak için haftada en az beş gün günde en az sekiz saat bir laptopun karşısında oturup elektronik mektuplar yazıyoruz. Bi de kim yediyse bizi fena yemiş gerçek başarının kazandığın para olduğunu, senin sağlam karakterinin kariyerin olduğunu falan söylemiş. Biz de yemişiz. Tamam iş kişinin aynası falan güzel. Etik olmak ekmek teknene ihanet etmemek de güzel de tatlım sen bundan çok daha fazlasın be. Ruhun var bedenin var, kariyer senin sadece bir detayın. Detaya odaklanıp, bütünselliğimizi unutup, insan olduğumuzun farkındalığından ayrılıyoruz. Bu sayede hislerimizi geri itip egomuzun baloncuğu içinde, yanlış güç ölçütleri ile zıplayıp duruyouz hırsla, kırmızı suratlarımızla. Ay ben öyle diilim deme. Sen de çok yargılıyorsun, karşılaştırıyorsun, küçümsüyorsun. Hepimiz yapıyoruz. Çünkü bize söylenen ne kadar güçlü olduğun ne kadar çok insanın üzerinde tepindiğin ile doğru orantılı. Off ben bu değilim. Belki bu satırları yazana kadar veya okuyana kadar böyleydim. Ama artık değilim.


Ben canım ne isterse onu yaparım. Şimdi bunu dedim diye istifayı basıp ototstopla Ulan Batur'a gitmeye kalkacak değilim - hele de bu mevsimde- ama beni tanımlayan şeyleri düşünebilirim. Sırlayabilirim, sırlamayla oynayabilirim. (Mesela benim için Galatasaraylı olmak Mühendis olmaktan daha önemli, veya kuaföre gittiğimde hangi FitnessDelisi diye sorduklarında haa tanıdım Sporcu tamam denmesini seviyorum, ya da kendimi ilk tanımlama kelimem Kayakçı mesela Kar Leoparı da derler naçizane) Kendimi dışarıdan görebilirim, hayatımın odağını canımın istediği yaparsam zorundulalıklarım da - kimse bayıla bayıla sabahın köründe kalkıp 8 saat oturacağı bir yere gitmez şimdi kimse kimseyi kandırmasın para veriyolar diye geliyoruz - benim için eğlenceli hale gelebilir. Çünkü hayat bir var bir yok ve tokat attığı zaman öyle Türk filmi fake tokadı gibi olmuyor canım o, kendine gelemiyorsun.

Kendine bak bi, bir tanımla, çalışan, anne, eş, sevgili, mühendis, mimar, bankacı... Hayatın nasıl rutin, sıkıcı, cehennem azabı, çok eğlenceli (benimki böyle çünkü ben çok aktifimmmm yuppiii), sen nasılsın idare mi ediyosun, yuvarlanıp mı gidiyorsun alıştın mı? Yoksa gerçekten çok iyi misin (çok iyiyim çünkü benim parmağımdaki tektaş yanımdaki cubicle'da otran kızınkinden büyük diyorsan eğer sen hakikaten berbat bi haldesin güzelim mesela....)

Hırs ve sınırlarını keşfetmek başka şeyler, her kişi başka bir evrendir, bunu kabul et ve kıyaslama, her olay her kişiye başka başka etki eder, bunu bil ve yargılama...

Akşam ben Hatha Yoga üstü Oryantal yapıcam sen ne yapıcaksın? Dizi falan bilmem ne diyorsan çok sıkıcısın bebeğim... Git bebek'te bir yürü bak ne güzel gelicek (-ayy ama hava soğuuukk - yemezler North Face Olsun Jack Wolfskin olsun, Adidas Nike olsun bir dünya marka var böyle pofuduk pofuduk kış kıyafetleri alabiliyorsun terlemiyorsun da çok gseeell benceeeee :)) Git alışveriş yap hem kafan dağılır :)))

Kısaca RELAX MAN!


Sevgiyle

12 Ocak 2014 Pazar

ilham verenleriniz bol olsun

İnsanlar gece çıkınca sarhoş olup mantı olsun feraye olsun (ah casita yiiycem gene diyet programıma uydutup bekle beni ferayem sana geliyorum) ıslak hamburger olsun ne biliiim tuzlama şirden olsun yer, ben ayık ötesi geceyi tamamlayıp post yazıyorum.

Şu anda okuduğum kitap sokak kedisi bob süper ilham verici. Hayatta sunulan şansları değerlendirme üzerine bir de kimseyi yargılamadan severek mutlu olunabileceğini muhteşem anlatmış.  Ben şahsen sevdim. Benim için ilham çok çok çok önemli.  Bu blog da öyle başladı ve takipçilerin ilham almasi beni mutlu ediyor. Allahım nasıl duygusalım şu anda belli değil.  Çünkü bu akşam harika bir aşka tanık oldum. Her çeşit insanın birarada olup muhteşem eğlenebileceğine bir kez daha şahit oldum ki umudumu yitirdiğim şu gibi günlerde buna ihtiyacım vardı.  Bu beni şarj etti diyelim.  Ayrıca fit kızların gece alkol almadan super eğlenebileceğini de kanıtladım. Sıfır alkol ile geceyi tamamlayıp delllliiiillerrrr gibi dans ettim. Ha ben zaten doğuştan şerbetliyim o da var.

Gelelim alkol meselesine. Ay spora gidiyorum içerim ben yok. Kendine bakacaksan tam bak. Hastalıktan yeni kalkmış bedenime direncini düşürücü bir iksir vermem. Ayrıca yarın idman var (ollleeeyyyy) şu meret virüsün yüzünden 3 gündür gyme gidemedim kırmızı görmüş boğa gibi dellenecek yer arıyorum.  Hem kendim (iyileşme) hem de başkaları (bulaştırma) için en iyisi benim karantinada kalmamdı.  Bana bulaştıran her kimse bunu o da akıl edebileydi ne hoş olurdu. Neymiş arada bir iki kadeh şarap süper ama her zaman ihtiyacımız yok şu merete.  Eğlence içimizde.

Sonuç;
- alkol keyif aracıdır canınız istediğinde alınız abartmayınız yazık karaciğer cilt ve kalan herşeye
- kimseyi yargılama çünkü herkes kendi içinde bir çok güzellik barındırır ilham verir yeni hikayeler sana iyi gelir kapatma kalbini evrene aç: yaradılanı sev yaradandan ötürü
- vuduna güven o seni yarı yolda bırakmaz eğer sen de ona iyi bakarsan...
- başkaları icin mutlu ol sen daha da mutlu oluyorsun içindeki iyilik çıkıyor ortaya
- oryantal hocamı da oryantal ekibindeki diğer genç oryantalcileri de çok seviyorum
- bu akşam sahneye çıkan abi gibi olmak icin 40 fırın ekmek yemem gerek (lafın gelişidir beyaz un yemiyoruz)

Sevgiyle