Sayfalar

Hastalık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Hastalık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Şubat 2014 Çarşamba

O sinsi şeyi yersen o da senin kalçanda göbeğinde baldırında sonsuza dek yağ olarak kalır

TV izlemem, sadece Galatasaray maçları arada da Dizimax'ta falan ne varsa. Çok arada orda burda enk gelirsem reklamlara falan hayretle de seyrederim ama. Bazı ürünler özellikle yuuuhh dedirtiyor insana. Ve daha da Yuuuuuhhh olan durum; insanlar bunlara inanıyor kanıyor özellikle yiyecekse hele bir de diyetse (ya da öyle lanse ediliyorsa) koşup alıveriyo. Sonra efendim be neden zayıflayamadım? Ay çok şaşırdııımmm oysa ki o kadar mısır şurubuna senin VS mankeni olman gerekiyodu. Geçen gün birini uyardım, vücuduna o mısır şurubu bombasını vermek istediğinden emin misin diye, benim vücudum alışk dedi. Keyfiniz bilir de arkadaşım insan bakar bi elinde akıllı telfon yoksa bile bütün gün mecburen bilgisayar başındasın hiç mi merak etmiyosun ya hu!

Bugünkü kahramanımız şeker ve halleri


Şimdi önce şeker denen hain şeyi nasıl sindiriyosun?

Bu şeker monosakarid zincirinden oluşan polisakaridler ve bazı özel enzimler tarafından parçalanıyo. Ağızda tükürük ile parçalanmaya başlıyo ince bağırsakta devam ediyo sonra bağırsaklar bu şekerleri emiyor ve vücut kullanıyor. Kalan da karaciğerde depolanıyooor. Şimdi bu şekerler (gluckoz, fruktoz, laktoz) mamaları tatlı yapıyo dayanamıyosun ya (yazar burada eveeet diye sırıtan okuyucuya İRADESİZZZZ diyor) hah bunlardan bizim bildiğimiz normal şeker olanı pahalı yerini tutsun diye senin o aldığın çikolata, bisküvi, kek, o klasmandakı tüm ıvır zıvır veeee sürpriiiiz diyet kahvaltı gevreği diye aldığın o  şeylerin içinde bolll miktarda mısır şurubu var!!! Fruktozun tadı glukozdan daha kuvvetli,  e mısır şurubunda da %80 fruktoz, %20 glukoz var, ucuz da doldur gitsin!!! Şimdi bebişim bu şekerler eridi, ince bağırsakta emildi karaciğere gitti ya, bunun parçalanması için de insülin gerekmiyor, he işte insan vücudu çok az fruktoz kullanabiliyor, kalanı trigliserid, yani yağ, yani kilo yani selülit! Artık nasıl algılamak istersen. Çok fruktoz tüketirsem ne olurum diyorsan; diyabet (şeker hastası), hipertrigliseridemi, koroner kalp hastalıkları, karaciğer yağlanması, hipertansiyon, kanser, hızlı yaşlanma bunlardan biri sürpriz olarak sana gelebilir! Bak bak dev hizmete bak seçmiyorsun bile sürpriz geliyor waauuuww! Hala o cicili bicili kahvaltı gevreriğini yemek istiyor musun?
Mısır şuruplu tatlı tüketen Kezban'ın hazin sonu...

Bir de Türkiye'de yaşıyorsun ya Genetiği Değiştirilmiş Kanserojen Mısır kabusu var. Ne malum o mısır şurubunda bu Frankenstein mısırların kullanılmadığı! 

Nerede var bu mısır şurubu ay biliim de uzak duriim dersen; tüm proses edilmiş tatlı gıdalarda o marketlerden aldığın, sonracğıma meyve suları (100% saf ise onu bilemem, ben gene de içmiyorum evimde robotum var sıkıyorum anacım), bir de pastanelerdeki tüm o leziz şeyler. (Ben bizim mahallenin pastanesinden alıyorum arada zorunda kaldıkça misafir bilmem ne, küçük bir aile işletmesi o yüzden bizde yok diye yemin billahlar, dindar da insanlar, benim de ne psikopat olduğumu biliyolar, yani yalan söylemediklerini kuvvetle muhtemel umuyorum). 

Dünya Obezite Haritası (www.ibtimes.com adresinden)
Ama ben ne yerim o janajanlı gevreği yemezsem? Ama bunun reklamında eski sporcu oynuyo kötü olabilir rmi? Ama üstünde yazıyo 2 haftada 44 bedenden 34'e düşecekmişim ve saire ve saire aptal soruların yanıtını çIk kızım temiz havaya hem oksijen al açıl hem de 45 dakika yürü bunu haftada 4 kez yap, o şeker bombasının yerine de yulaf ye mis gibi, light yoğurt ve keçi sütüyle karıştır içine biraz yeşil elma, ceviz, tarçın offf bak bu mesela zayıflatır, bol lifli proteinli, iyi karbonhidratlı ve metabolizma hızlandırıcı ayrıca tarçın da tatlı yaptı onu, daha ne istiyosun. (ben yeşil elma kullanıyorum kırmızı da olur , o zaman tarçın koymadan bir düşün istersen).
Bak ne kadar leziz ve sağlıklı hem de tatlı o şeyler ehakikaten ihtiyacın yok bebişim 
Yememem gerekeni söyledim, ne yiyebilirsin onu da önerdim. Karar senin kocaman kız olmuşsun artık (hem yaş hem beden maşallah). Ha ama hala gidip o proses edilmiş şeyleri bedenine tıkıştıracaksan bir kez aynaya bak ve bedenine aynen şöyle de: Ben sana değer vermiyorum, iradem sıfır o yüzden sana iyi gıda vermek yerine düşük besin değerine sahip ucuz şekerle seni dolduruyorum de. Bunu da 3 kere tekrarla. (bak gene sana iyilik yaptım bırak şu huyları beybi bırak sağlıklı yaşa hadi bak ne güzel la la laaaa)

Ya şimdi hemen cardio'ya başla ya da bir kaç ay sonunda Sumo yapabileceğin tek spor dalı olacak

Sevgiyle

PS: Sindirim olayı çok karmaşık bir proses, onu eeenn basir haliyle yazmaya çalıştım kendi anladığım gibi, ben de doktor değil mühendisim sonuçta, motor desen anlarım da bunlar beni de arada zorlayabiliyor, sürç-ü lisan varsa affola.


22 Ocak 2014 Çarşamba

FitnessDelisi ve Kabile Büyücüsü aynı kişi mi?

Zaman dün akşam. Yer spor salonu tabi ki nerede olacaktım hıh! Şu gelip de gitmeyen gribi savuşturmaya çalışıyorum. Gidiyo geliyo böyle tam alien filmi gibi tam yaratık öldü diyosun hoop yandakinin karnından geminin bilmem neresinden diğerinin ağzından fırlıyo. Bu grip salgını da o hesap. Sadece bana değil, soruşturdum etraftakiler de aynı şekilde muzdarip herkesin dediği geçmiyo lan bu bumerang gibi gidiyo gidiyo geri geliyo. 

Mevzu bu değil! Ben gayet hayatımda bu yokmuş gibi yaşıyorum. Canım ne isterse yapmaya devam ediyorum falan. Dün de Salı ben de haliyle Dinamik Vinyasa Yoga üstüne Oryantal yapiim niyetiyle mutluyum. Hasta olmasam spinning ile devam edecem, ve fakat vücudumda grip virüsüne karşı OHAL var. 

Yanımda Kikirik, tamba tumba esme bomba bi arkadaş kendisi, aldık matımızı serdik, hoca söylüyor biz yapıyoruz ama ben daha meditasyonda tekledim, nefes alamıyorum burun tıkalı. Neyse bi ben diilim heryerden öksürme tıksırma sesleri geliyor o anda o ylanız olmamanın verdiği rahatlama, o sürü psikolojisi o kuyunluk beni çok mutlu etti, 19 kişiyiz hepimiz ayrı safhalarda gribiz. Artık sonlarına doğru Yay pozundayız, deli gibi bacak kalça açmışız vücutta muhteşem bir enerji dönüp duruyor normalde benim zıp zıp bir halde olmam lazım. Son 5. nefesimi verdim, yere indim elimi ayağımı çözdüm, Dedim Kikirik ben oryantale yalan oldum. Berbatım. Ateşim var. Ağliicam ama. Kikrik beni iki poz beş nefes arası ikna ediverdi. olaydan 15 dakika sorna belimde şıkırım titriyodum. Hastalıktan dieğil ama ritimden.
Yay pozu, faydaları saymakla bitmez; sırt ve karın kaslarını güçlendirir, üreme organlarını uyarır, göğüs, boyun ve omulzarı açar, bacak ve kol kaslarına iyi gelir, sırta esneklik kazandırır, stres ve yurgunluğa karşı birebirdir, regl dolayısı ile duyulan rahatsızlıklara iyi gelir, kabızlığa da, Böbrek sıkıntılarına iyi gelir. Gözetim altında yapınız bebişim Sakatlanmayın Her yer yoga stüdyosu kafaya göre yapmıyoruuuzz 

Bi tanecimmm Murat Hocacım da dün coştukça coştu zaten tırrrrr tırrrrr böyle darbukalarda hepimiz ayrı bir uçuştuk. Dersin ortalarına doğru yalnız olmadığımı anladım. İlk anlarda ölücem kesin ölcem cesedim şıkırlı olacak diyodum 10 dakika sorna oooooh yandan yandandım. Dans insana ayrı bir güç ayrı bir enerji veriyor yaaa yani o özgüven, o tatmin o mutluluk başka. 25. dakika civarı ben Kabile Büyücüsü olmuş hem kendimi hem de etrafımdaki kadınları iyileştirmek için dans ediyorum falan :) böyle de manyak bir hayal dünyam var benim. Anlatmıştım daha önce Mata Hari Sudanlı prenses falan oluyodum. Dün gece de şifa dağıtan Afrikalı bir Kabile Büyücüsüydüm :) Ama vallahi bak işe yaradı yaa. Hepimiz iyileştik. Hatta eminim onlar da benim gibi şu dalgalanma hareketini çalışıyolar, nice kariyerli kadın ofisinde oryantal çalışırken bir anda patronları ve iş arkadaşları tarafından basıldı... Onları bilmem ben zerre utanmadığım gibi bir de üste çıktım, ne yani siz de yapın! Yapamıyosunuz diye kıskanıyosunuz di mii diye çemkirerek tarihe de adımı şıkırtılı pembeli morlu harflerle yazdırdım. 
Dans etmediğimde ben Shaman (temsili, benim saçlarım daha güzel bunu ben sanmayın)

Neymiş;
Hasta mısın derdin mi var ne sıkıntın varsa vaaar, herkesin vaaar. Derdi sıkıntıyı sorunu çözmek sorun odaklı olmak iyidir. Ama bazen de kafayı düzlemek için basıp kaçmak gerekir. Dön arkanı git sorunlardan kaçmak çok insani bir şey. Ağlamak bağırmak tepinmek de öyle. Duygun var senin robot değilsin mazallah. Sonra seni ne mutlu ediyorsa onu yapıcaksın, engel yok. Öyle insanlar var ki ne engellere rağmen neler başarıyorlar. Utanırsın. O yüzden şekerim engelsiz yaşayacaksın. Canın ne istiyorsa limitin o. Dene bak bakalım nasıl oluyomuş. Ben valla hiç bir zararını görmedim :) 

Sevgiyle

20 Ocak 2014 Pazartesi

Lodos Balığı

Bir sersemlik, bir sepet kafalılık, başın sol tarafında ağrı, uykusuzluk (ki istediğin kadar uyumuş ol), halsizlik, sinir, huysuzluk böyle yedi cücelerden aksi, şirinlerden en iğrenç şirin olarak dolanıyorum Perşembe gününden beri. Diğer şehirlerde iş nasıl olur tam bilemiyorum oralarda uzun süreli yaşamadım. Yaşamış olduğum diğer şehirlerde de deniz yoktu (Essen, Mülheim an der Ruhr ve Brüksel) o yüzden bilmiyorum lodos oralarda da böyle manyak ediyor mu insanları. Derler ki İstanbul'un havasına ve kızına güven olmaz evet doğru. Ama şu kısım eksik; bu ikisi insanı durup dururken delirtir. (Bu sözün İstanbullu kız tarafı olarak kalıbımı mührümü parmağımı basarım). Ayrıca hormonal denge de bozuyormuşuz öyle okudum bir ki makalede. (özellikle İstanbul'un Lodos'u)

Bu arkadaş Ogata Korin, Budist Rüzgar tanrısı, biraz tuhaf bir arkadaşa benziyor

Lodos nedir? Neyle beslenir? Doğal ortamı nedir? Bizden ne ister?

İlkokulda ve ortaokulda inatla rüzgarların yönlerini isimlerini falan öğretmeye çabaladılar bize, ben tabi ki öğrenemedim. Saçma saban bir şey benim için zaten oryantasyonum sıfır yön duygusu namına bir şeyim yok, Nişantaşında kaybolabilen bir canlıyım keşişleme nerden esiyo bilsem benim ne hayrıma??? Lodos bunların güneyden eseniymiş (şimdi bu benim hayatımı acayip değiştirdi, her an neresi güney neredi kuzey muhteşem bilirim çünkü) Sıcak esen bir rüzgar olduğu için, çünkü arkadaş Kuzey Afrika'daki yüksek basınç ve Hazar denizi arasındaki alllçak basınç nedeniyle oluşup Akdeniz üzerinden geldiği için sıcak bir olay, e denizden karaya esiyo, haliyle bize ulaştığında sıcaklıkla kalmıyor basıncı da arttırıyor. Al sana muhteşem baş ağrısı.Ek bilgi vereyim Lodos Mitolojiye göre Eos ile Astraeos'n oğlu. Dengesiz bir karışım yani ana şafak tanrıçası bir titan baba gün batımı tanrısı bir titan. Bunun çocukluğu berbat geçmiştir ben söyleyeyim.
Bizimkinin anacığı EOS

E peki bebişim ne yapıcaz bu migren yapan çöl tozu taşıyıcısı, biyoritim bozucu, baş ağrıtıcı Titan yavrusu ile... Bir kere biyometeoroloji denen bir bilim dalı var iki dikkat edicez olaya. Şehirde yaşayan canlılar olmamıza rağmen daha tam beton uyumlu bir şekilde evrilmedik şükür. Bu yüzden doğal şartlar ile yaşamayı öğrenmemiz gerekiyor. Yağmur, kar, aşırı sıcak neyse bu da o. Kendisine karşı pek bir şey yapamıyoruz cicişler. Yani yağmura şemsiye kara kardan adam ve sıcak çikolata güneşe güneş yağı lodosa karşı ise benim savaşım psikolojik. Bir şey yokmuş gibi yapmaya savaşıyorum. Mesela bu Cumartesi günü başım çatlıyor da olsa, koşu idmanlarımın startını verdim. Koşubandında 7,5 k ile başladım. Süremi uzun tuttum, şimdi onun üzerinde çalışıcam. Banda çıkarken az çok baş ağrısı vardı, bittiğinde kalmamıştı, sonrasında Kanyon'da bir de o Lodos'u beyynime beyyyynime yiyince gene başladı. Şu anda sol gözüm biraz kısık, deli uyudum hala uykusuzum. Ama hayır beni ele geçirmesine izin vermiiciiiğiiimmmm :))

Benim Lodos'a önlem listem şöyle;
  • Şımar bebişim, moraller yüksek tutulacak ki biyometerloji tetikli depresyon yaşamayalım
  • Hayatı yavaşlat (hızlı yaşamı zaten artık tercih etmiyorum, bir de böyle extra olaylarda yaşam kalitem hızı düşürdükçe artıyor)
  • Baş ağrısına karşı yoga asanaları (bu benim kendimi iyi hissetmemi sağlıyor)
  • Bol dinlenme (hem de boll bollll bir sürü dinlenme, dinlenmeden kastım bildiğin dannna gibi yayılma)
  • İdmanlarına ara verme, başın ağrıyorsa belki ağırlık kaldırmak veya ağır cardio yapmak istemezsin ama ara verme hafif de olsa çalış
  • Sauna / BUhar (bu aralar benim her şeye çözümüm bu müthiş ikili oldu)
  • Bakım (uykusuz halsiz berbat görünüyorsun ya hah işte tam da bu yüzden, bir cilt bakımı yaptım mesela dün bugün porlarımın krater gibi olması gerekirken bir tane yok! ayrıca pırrıl pırıl parlıyorum)
  • Saç ıslak çıkma (lodos karayel farke tmez saçları kurutuyoruz, sinüzitten gribe migrenden boyun kireçlenmesine kadar herşeyi engelliyoruz)
  • Kilyos Balıkçısı'nda meze balık ye (bu sefer yapmadım bir dahaki lodosa inşallah, en sevdiğim şey çünkü kimsecikler olmuyor kendimi Bizans prensesi gibi hissediyorum :) )
Herkesin her koşula ayrı uyum reçetesi vardır bir şekilde. Bazen farkında olmuyoruz neyin neden olduğunun, belki şimdi günlerdir neden sinirli olduğunu anlamışsındır sevgili İstanbullu. Daha hazırlıklı olmak için yap bakalım bir lodos listesi de sen :) 

Sevgiyle


10 Ocak 2014 Cuma

H1N3 1 - FitnessDelisi 5 Maç sona ermek üzere FitnessDelisi Şampiyonlar Lİgi'nde

H1N3 denen biyolojik silaha maruz kaldım! Bunun başka bir açıklaması olamaz. Yani ben düzenli egzersizini yapan, stresten uzak kalmak için hayatından insanları satırla kesip atabilecek ve bir daha asla arkasına bakmayacak kadar - tamam bencil demeyelim ama - kendine düşkün, yediğine içtiğine dikkat eden biriyim. Ben bu haldeysem vücut yağ oranı yüksek, proses edilmiş şeker tüketen, hiç hareket etmeyen, stres içinde debelenen insan ne hale gelmiştir acaba. Okuduğuma göre hastaneler adam almıyormuş sanırım onlar orada... Şifa dilerim...

Carl Larsson'un Yaz Sabahı tablosu hjyene dikkat çekmek amacı ile buradadır. Duş al, el yıka başkasını telef etmeyelim vari biz yanmışız madem :)

Az önce Osman Müftüoğlu'nun yazısını okudum. Gazete okuma alışkanlığım yok, 2007'den beri haber izlemem, TV ile de bağım kısıtlı,; Dizimax, film kanalları bir de tabi ki vazgeçemem asla senden LigTV, 2011'den beri de gazete okumuyorum. Arada bir iki köşe yazarı - komik yazarsa - kültür sanat (çok az) ve bol bol spor. Osman Müftüoğlu benim için ak sakallı dede gibi birisi, yani var öyle arada çıkıp erdemli şeyler söylüyor. Sen de bakıyorsun aklına mantığına yatıyor. Bazen saflığıma gelir körü körüne yaparım ama genelde bakarım okuduklarıma - Google is my Best Friend hatta BFF  falan.... (best friendlerim alınmayın siz insan olanları da çok seviyorum). Yani adam koskoca doktor hem de yarı yaşı görünüyor, ben seviyorum arada okumayı onu. İlham verici bakın arada.

Bugünkü yazı, ay ok linki de veriim ben; bu, şu muhteşem H1N3 hakkında. Ben dün ne yazdıysam adamcağız da yazmış. Tabi o Prof. Dr. ben diilim, e napiim eziklemeyin beni de :) Antibiyotik cızz diyor ben de hala almamaya savaşıyorum. Dün salona da gitmedim bugün de gitmem (gerçi zaten gitmeyecektim iki nedenden ötürü biiiir Benim biricik Murat Hocam'ın 80's Aerobic Let's Get Fit dersi bu akşam yooook, ikiiiii GALATASARAYIMIN MAÇI VAR).

Dün akşam aldım bir kutu Selpak mendilimi, bir litre Akmina, bir sürahi normal su (bu mevzu derin günde 1 lt Akmina 2 lt de normal su tüketiyorum ben normalde, şu anda acil durum miktarlar arttırıldı), nişasta yaptım sıcak sıcak bolllll tarçınlı, iki kırmızı elmayı bir güzel dilimledim üzerlerine fıstık ezmesi sürdüm. Herşeyi yedim içitm. Demiştim bir keresinde biz sporcular yemeyiz besleniriz diye, dün gece besiye çektim kendimi resmen! Yapmasaydım bugün perttim sanırım, ama şu anda bir şekilde ofisteyim. Muzum elmam masamın üzerinde ıhlamurlu adaçaylı karanfilli güllü tarçınlı zencefilli hibisküslü ve kiraz saplı bir çay karışımım var onu da yapacağım. Öğlen yemeğinde bolll karabiberli bir çorba. Ben iyi olacağım :)
Temsili bitki çayı :)

Antibiyotik vücudumu yoracak, biliyorum, bunu doktorlar da söylüyor zaten o yüzden istemiyorum hala. Bugün de direnişe devam! Yarın hafif antrenman - ay yarın fotoğraf çekimim de var bir dahaki ay FitnessDeliniz Fitness Magazin'de :) alıyoruz okuyoruz. Ben bir başarı hikayesiymişim ondan ben de varım yiihhuuu. Biraz cardio falan bir seans sauna. Ter toksin atıcam ben. Hem koşular yaklaşıyor kış rehavetinden çıkmak gerek, kondisyonu bozmamak gerek :)

Ayrıca grip olan şekerlere benden tavsiye; normalde kendine ne kadar bakıyorsan şimdi daha çok bak. Vücudun su kaybediyor içieriye boll su takviyesi, sıvı alımları artısn!!!! Cilt illa ki maymuna dönüyor hastalıkta ne yapıyoruz - valla ben el kremimi burnum kenarına da sürüyorum - bol  cilt temizliği, bol nemlendirici. Hastayım yapmiicam yok!!!! İyi olmaya iyi görünmeye devam ediyoruz, moraler yüksek tutulacak başka yolu yok Hastayım diye paçoz paçoz dolanamam koca gözeneklerle - şu anda gayet sıkı gözeneklerim benim aferim bana hadi sen de.... Seni sıkan üzen daraltan bir şey varsa hastayken at gitsin hayatından şekercim. Her sümkürdüğünde hatılarsın, tam zamanı :) İyi bir kitap oku, seni yatağa / kanepeye çakar uyuyakalırsın dinlenmeni sağlar yoksa benim gibi hareketsiz durmaya katalanamayan bir organizmaysan işin zor (elim dursa ayağım durmuyor durumundayım, hastayım ya bir de hayır hasta değilim ben diye inatlaşıp örümcek maymununa döndüm iyice).

Ben (temsili)

Önce aklın temiz sağlıklı olsun, kalbin açık kinden nefretten uzak olsun. Vücuduna saygı göster sev, bak şimdi hasta o. Bu biyolojik silahı da atlatıcaz dostum.

Sevgiyle

9 Ocak 2014 Perşembe

I challenge thou!!!!

Domuz gribi dediler, ben domuz değilim yakalanmam dedim yakalanmadım, şimdi de tuhaf bir şey dolaşıyor ortalıkta. Domuz desen domuz değil kuş gribi desen o hiç değil. Dün patron adına Rota mı dedi bir şey dedi. Rotamız şaştı anasını satiim. Sen gel 20 nanometrelik çapınla beni kocaman FitnessDelisi'ni yatağa düşür!!! Düşmem ben öyle kolay kolay yok tatlım. Henüz değil hala direniyorum.

Şimdi doktorlar okuyacak ve bana deli gibi kızacak. O zaman ben önden yazayım bunlar benim kendi kendime yaptığım şeyler. Her koyun kendi bacağından! Ayrıca sanırım ben de bugün Doktor'a gidip hatta serum ver banaaaa diye ağliicam :) Öncelikle ben antiboyitik sevmeyen bir canlıyım. Sevmiyorum. İmmünitemi düşüren şeyleri sevmiyorum. Tamam, ilaç, kabul, biyomühendisler yapıyor, iyi bir şey ama senede iki kereden fazla alınca bir tuhaf oluyorum yazık benim karaciğerime. Ben onun için sevdiğim şaraplardan vazgeçmişim, sevmediğim antibiyotiği içirmeyin bana. Vücudumu düzeltirken psikolojimi bozuyor benim. Küçükken bir çizgi film vardı vücudun içinde geçiyordu haha işte o savaşlar falan böyle içimde oluyormuş gibi hissediyorum. Ay ne biliim.

Hafif alternatif tıp uygulamaları ya da düz ismiyle kocakarı ilaçları ile ilk önce durumu kurtarmaya çalışıyorum. (Durum hakikaten berbatsa başka hikaye giderim paşa paşa doktoruma neyse ilacı alırım o başka). Mesela hafif nezle olacağım hemen ıhlamur karışımları, alınan sıvı miktarının arttırılması, biraz daha kalorili yiyeceklerle beslenmenin desteklenmesi (savaş var ya benim orduya enerji lazım) daha uzun uyku, daha çok dinlenme. Bu arada gayet güzel sporuma da devam ederim. Salona gitmezsem ölürüm ben. Ben de dün hala neden olduğunu bilmediğim bir şekilde direnirken hayııaar ben hasta değilimmm diye (gözlerimin içi yanıyor bu arada) akşam ben salondayım dedim. Biraz koşayım toksini atayım bir sauna mis gibi olur bu Deli dedim. Planım bir kaç km koşmak ne bilimm 7 falan. Tam o anda aklım çelindi ve en kendimi Challenge dersinde buldum bir baktım Bosu tepesindeyim önümde dumbell bar falan dedim iyi. Biraz açıldım. Psikolojik mi neden bilemiyorum ama hareket edip Oksijeni yedikçe iyileşiyormuşum gibi geliyor. Hareket ettikçe daha mutlu oldukça sanki iyileşiyorum. Dün de öyle oldu. Bu arada Bor ve Kuşum salona geldiğinde ben uzuuun uzun esnemekteydim. Onlar beni telefonda zor durdurmasaydı ben bi 30 dakika kürek çekeyim yaaa diye küreklere doğru gidiyordum. Burada Bro'mun ne işin var kanka git saunaya sonra git evine yat attırma kafamı demesinin payı büyük. Kimseden korkmam ben irili ufaklı farketmez. Ama kıyamam ben bunlara Gang'im benim. Always got my back!

Neymiş bana; BOSU her derdin devasıdır, idman candır, mentollü sauna iyidir. Dün akşam Challenge öncesi Samet Hoca, bu gün küçük kas gruplarını çalıştıracağız dediğinde ne kadar idman yaparsan yap büyük kas gruplarından bir parça daha az çalışan bu mini mini kasların kocaman ağrıları olabileceğini kabul etmiş bulunmaktayız. C.tesi bir challenge daha yapacağız. Çünkü derste verilen 3 challenge'ı da başarıyla tamamlayınca çoook koccaman bir zafer kazandığımı hissediyorum, bu da beni mutlu ediyor mutluşuk da kimse kusura bakmasın her derdin devasıdır.

Ben de saunada bir 15 dakika geçirdikten sonre ki o Mentol olmasa muhtemelen şu anda hava kanallarıma İSKİ'nin sondaj falan yapması lazımdı. Yok iyiyim şu anda gerçi ofisime giren dalga geçiyor o kadar malzeme aktarda yokmuş da yok orta çağ olsa beni yakmak zorunda kalırlarmış da bir dünya laf, ortada dolanan Ninja isimili sihay kedi bunların benim cadı olmam konusunda ikna olmasında da büyük destek saülıyor sağ olsun. O zaman ben özel bitki karışımlı bir ıhlamur yapayım kendime French Press'te. Siz de bakın bakalım şu genetiği değiştirilmiş toraman virüslerden nasıl muhaaza edeceğiz kendimizi....

Rota virüsünün resmi. Bu şeyden milyarlarcasının içimde dolaştığını düşünüyorum da tiksinç bööğğhhkk....

Sevgiyle