Sayfalar

Bodybuilding etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Bodybuilding etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Mart 2015 Perşembe

Spora zaman bulamıyorum evet ben diyorum bunu!

Zaman yönetimi sıkıntısı çekiyorum. O bir ara gelen motivasyon eksikliği gitti yerine minik mor bir fitness canavarı geldi. Rest daylerin önemini ve anlamını anlamış bir yavrucak olarak o rest dayleri dana gibi yatarak geçirmeyi sevmeyi öğreniyorum da. Her şeye yetişemiyorum.

Sanırım işi gücü bırakıp ful time kendimi gym'e kapatsam gene yetmiicek. Yetmiyor yetmiyor. Haftasonu planı yapıyorum. Bu hafta özel bir etkinliğe katılıyorum 12-2 arası Zekeriyaköy'de. Çok güel. Ekinoks yogası detoks falan. Beni en çok cezbeden de 2 saat bacak kalça açıp headstand ve handstandler çalışacak olmamız. Muhteşem. Ama o zaman sabah koşmaya gidersem ne ara kahvaltı duş falan yapıcam. Off hayat çok zor. E ben bi haftadır yüzmedim. E ama benim kuvvet çalışmam karın yapmam haftada daha çok koşmam falan da gerek. Lütfen bir günü 72 saat yapabilir miyiz?

Spora zaman bulamıyorum diyenleri anladığım noktadayım sanırım. Ben de bulamıyorum. Hayalimeki antrenman günlerini yaşayacak zaman bulamıyorum. Ne yapsam ne yapsam bilemedim ki... Mesela bugün akşama kadar çalışıp gym'e gidip kuvvet ve cardio yapıcam. Üstüne kesin bir şeyler konur bir kahve bir ıhlamur bir gene Gina'da kuru erik muz ve badem yeiyerek kahve içip işletmeyi komaya sokma seansı. Bir başka bir şey. Arada gel bi kadeh kırmızı şarap yapalım diyen meczup şeytanlara uyum (ben kalp o meczurp şeytanlar). Yaşanmayan şey değil. Yarın mesela Yoga sonrası Chianti mi yapsak sorusunun vücut bulmuş haliyim.

Cumratesi sabah tam bir muamma. Pazar yüzerim. Belki gene uzun yoga seansı sonrası. Belki de brunch yaparım hiç bir şey yapmam bilmiyorum ki.Peki ben ne zaman kalça çalışıcam. E benim bir milyon falan da arkadaşım ve packed bir sosyal hayatım da var. Ayrıca yazacağım yazılar ve okuyacağım kitaplar ve izleyeceğim filmler ve de göreceğim bir sürü insan.... Tam bir zaman jonglörüyüm ama tüm labutlarım havada asılı kaldı :p

1. dünya dertleri çok zor. Başka bir şey olsa çözüm mevcut ve bulunduğun duruma göre tatminkar. Tam bir şımarık olarak söyliim, işti aştı barınaktı. Buluyorsun mutlusun. (bu konudaki düşüncelerimi yargılamaya kalkarsan kafanı ısırırım - uzun uzun yazmıyorum bu ayrıca hicivli blog! ha dersen ki ulan sığ kafalı şımarık züppe gel sana ders veriim! O dersi kimin kime vereceği belli olmaz bebişim derim düellonu kabul eder seni kültürümle döverim aaayyhhh). Oysa bak bu sıkıntılar öyle mi? Tatmini zor insanı tatmin etmeye savaşmak zor bi şey (bu da tatmin konusunda değişiklik gösterir çok mevzuda bir lokma bir hırkayım tercihen lokma sushi bu aralar canım çekiyo / hırka da bahar sezonu tam bi açılsın akarız).

Ben gidip biraz para kazaniim malum tüm bunlar için temel taş o. Sonra da bakıcaz bakalım artık. Ne yapılacak ne zaman yapılacak... Nasıl yaıpılacağını şükür şükür çok iyi biliyorum zaten öğrenmeye de açık şekilde...

Sevgiyle

17 Şubat 2015 Salı

Kim korkar yumurtanın sarısından

Ortalama bir yumurtanın içinde 190 - 215 miligram kolestrol ve 6 miligram yağ vardır. Bize deiler ki beslenmenden kolestrolü çıkart ve kolestrol seviyen düşsün. Biz de bunu senelerce yedik. ama aptalız çünkü farkında değiliz. Çünkü vücut çok çok çok daha kompleks bir şey. Sonra çıkıp birisi dedi ki o kadarcık kolestrol de bi şey yapmaz canım dedi (bunu diyen de bilim adamı bilmem ne üniversitesinden) bir de şu var koroner hastalık geçirenler arasında %35'ten fazla oranda olanı düşük kolestrol seviyesine sahip kişilerdi. Buyur burdan yak aman ye yakarak ye!

Zavallı yumurta senelerdir günah keçisi oldu. Keçi yumurtası günahlı bol. Ay yazık ona. Garson kilitledik hep yemeyeceğim ben sarısını o 4 yumurtanın toplamda 5 yumurta var 1 sarı 5 beyaz diyosun. Adam anlamıyor. Bir de bunu 20 kişi ayrı ayrı başka şekilde söyleyince kilitleniyor ortam kaç kere başıma geldi.

Ama bu yumurta acayip bir protein kaynağı. Hatta Almanca protein kelimesi yumrta beyazı olarak geçer o kadar. Pardon da Alman'dan daha mı iyi bileceksin (içimdeki Hildegard gene konuştu).

Kolestrol damar tıkanıklığı yapar burda hepimiz anrtaktız di mi? (gene kurumsal bir sabaha merhaba). O da kötü niyetli diil aslında korumak için damarların iç çeperini orada birikiyor ama çok birikince Clock! tıkandın game over... Felç mi yoksa kalp hastalıkları mı? Şansına artık... Ama bazıları da diyor ki uzun vadede yumrta tüketirsen o zaman kötü kolestrolün düşer. Çünkü yeteri kadar kolestrol almazsan vücut kendisi yapar. Yani bu menem şey san aslında çok lazım. Bir şekilde alacakasın. Bari abartma diyor. Bdenindeki kolestolün 2/3'ünü de karaciğerin yapıyor. (karaciğeriiim vur kadehlere hadi içeliiim içelim her gece - ne içiyoruz - SU).

Asıl sıkıntı zaten doymuş yağlar ve trans yağlaran geliyor. Bunlardan asıl uzak dur. Bir insan evladı günde 300 miligram kolestrol ister. Bu da bir tane yumurta sarısı işte. İçinde yağ asitleri, Omega 3  ve vitaminler de var. Yumurta muhteşem bir şey o ayrı şimdi karıştırma. İnsan gibi yersen yumurta yemeni yönetebilrsen afiyet olsun. Günde 5 yumurta sarısı yiyorsan da ÇÜŞ afedersin (kaydırma beni salon kadını çizgimden zaten lady on the street, beast in the gym olmak bir tuhaf). Yumruta sarısında ayrıca Demir, Potasyum, Folat, A,B,D,E vitaminleri, Biotin ve Choline de var. Google a yaz bak güzel şeyler bunlar sen bilmiyorsun ama vücudun seviyor ve istiyor.

Uzun lafın kısası; yumurta sarısı senin düşmanın değil sadece neyi ne kadar yiyeceğin önemli. Kapiş? Fazlası zarar yani, insan gibi ye şunu.

Sevgiyle


29 Ocak 2015 Perşembe

CO2 CO2 bakma bana

Boğuldummmmmm. Dün akşam 50 dakik High Intensive Training yaptım ve tek kelime ile boğuldum. İdman çok mu ağırdı? Hayır. Çok daha ağırlarından çıktım alnımın akı ile bazen de sürünerek. ama hayatımda ilk defa halterimi alıp stüdyonun dışına çıktım ve barla burpeeslerimi falan dışarıdan yaptım yolun ortasında veee yalnız da değildim. Çünkü başım döndü artık. Gözlerim karardı. Zaten anormal bi iş yapıyoruz, bari nefes alalım.

Şimdi neden nefes bu kadar önemli? Biiir nefes almazsam ölürüm çünkü. Detaylara gelince; Nabzın çıkıyor 160 ve üzerine en azından benim öyle. İç mekan hava kaliteisnin mükemmel olmasını beklemiyorum zaten hatta unu üye olarak değil mühendis olarak da beklemiyorum. Bu konuda mutabıkız. Ama spor yapıyoruz şekerim, ve ağır idman yapıyoruz. Bu durumda benim Oksijen almam sen gym yöneticisinin bir numaralı önceliği. Yeteri kadar Oksijen alamazsam eğer o zaman kanımda karbondioksit oranı artar, nefes alıp verişim düzensizleşir ve laktik asit üretimim çoğalır. Bu da benim kardiovasküler etkinlik esnasında enduransımı alaşağı eder.

Ağırlık çalışırken mesela 3:2 oranında nefes erek önemli. Extension anlarında nefes vereceksin. Yani o zor olan yer var ya orda. Press mi yapıyorsun kaldırırken gibi. Doğru nefes alıp vermemek fıtık olsun başka dertler olsun bir dümya sorun sakatlık çıkartır. Kim ister ki bunu?


Kanda CO2 konsantrasyonu arttıkça, yorgunluk görülür, başın döner kafan bir milyon olur böylece konsantrasyonun uçar gider, ne hoş di mi tepende (hadı kızım ben) 15 kilo barla squat press yaparken nefes alama sonra kolun dönsün sonra sahalara bir kaç ay veda. Ollldu canımmm. Bunların yanısıra bedene de acayip zarar veriyor. Zaten salonalarda yapılan araştırmalar havada ozon, karbonmonoksit, karbondioksit, formaldehite kadar bir milyon zararlı tespit etmişler. Antrenman esnasında daha derin ve daha sık nefes alıp veriyoruz malum bu kirleticiler bedenimizde çok çok çok daha derine nüfuz ediyor demek bu.


Sevgili spor salonum dünyanın parasını alsanız, şu üyelik ücretlerini arttırsanız ve bize bri havalandırma sistemi yapsanız.

Oksijen ve sevgiyle

3 Temmuz 2014 Perşembe

İş seyahatinde hayatta kalma rehberi

Hello şekerim. Ya da Bonjuuuur (iki sabahtır çok sevimli uyanıyorum kalkar kalkmaz Fransızca konuştuğum için, Almanca konuşunca daha sistematik, İngilizce konuşunca gittiğim yere göre değişen biri oluyorum, konuşulan dillerle ilgili bilgiler birazdan). Gün gelyor hepimizi uçağa tıkıp sevimli sevimsiz bir yerlere yolluyorlar. İş seyahati adı altında çeşitli aktiviteler gerçekleştiriyoruz. Burada FitnessDelisi olarak kendi kaçış noktalarımı oluşturdum. Olayı az hasarla atlatıyorum. (minimuma indirebilmek de bir şey bence aferim bana)

Böyleşeytan icadı şeyleri vitrine koymak tamamen terbiyesizlik. Ahlaksızlık. Sonra fitnessDelisi Vitrin yaladı oluyor koyma arkadaşım ben hayalimde bile görmüyorum böyle şeyleri koyma!
Uyku düzeni; jet lag bilmem ne gibi mevzuları bilemiicem. Kısa mevzillerde konuşalım, Yarıçap oalarak 4,5 saat uşuş mesafesi alırsak, buralarda survival daha makul şartlarda. Bir kere benim istikamet genelde batıya doğru oluyor bu da bence iyi bir şey, mesela Almanya Fransa Danimarka gibi bir yerde sabah kalkıp koşsan kimse sana Kurban bayramında Alien kesiyormuşsun gibi bakmaz (bakınız İran'a yapılan iş gezisi, ya da Kuzey Irak Gabon Kenya falan...) O yüzden hele de bu mevzimde bir şort bir tshirt bir çift koşu ayakkabısını el bagajına sığdırmak cardio'mdan ayrılamam beeeğğnnn diye ağlayanlar için ideal çözüm. Kalk sabah 06:00'da yollar düz zaten genelde pıt pıt pıt seke seke koş. Hem her yer park ödrek su birikintisi falan muhteşem yani.

Benim tercihim sabah kalkar kalkmaz kuvvet idmanından yana. Kabul bazen üşeniyorum soğuk oluyor. Sabah sabah otel odalarında Rocky Balboa'ya bağlıyorum acayip bi şey. Bir kere Hazreti Mehmet Ali Hoca Efendi Hazretleri (kısa yazınca kızıyo - E FitnessDelisi'nin Hocası Da deli olacaktı di mi) bana otel odası programımı verir şimdi de sakatlığıma uygun bir adet yapıştırdı keza. Bazen çok hoplamalı zıplamalı oluyor eski bir dağ oteli falan gibi bi yerde kalıyosan sıkıntı (başıma geldi). iPod'u telefonu bağla seyahat hoperlörüne, al sana müzik. Mat tabi ki bulamıyorsun bu sebeple her zaman iki adet büyük boy havlu odamda olmazsa Recep'teki elemanları darlarım. Ayrıca Akşam yatmadan bir mini yoga pratiği yapacaksam gene aynı havluyu kullanırım. yerde bırakma yalnız temizlikçiler topluyo. Havlu üstünde yoga yapmak ayrı deneyim. Onu paylaşmiicam. e dicceksin neden otel gymine gitmiyorsun. Yabancılıyorum sevmiyorum hoşlanmıyorum otel gymlerinden.

Öğünler: Yandım anam! kahvaltı. Geneşde en kolay öğündür. Özellikle Avrupa için konuşuyorum, bi kere adamlar zaten sağlıklı yiyolar. Kendini hamur işine kaptırmazsan müsli yumurta falan olayı atlatıyorsun. Peynir tam tahıllı ekmek falan hoş bence en sevdiğim öğün oluyor kahvltı iş gezilerinde.

Öğle yemeği: Yapacak bir şey yok. Niyet önemli prensibi ile toplantı aralarında verilen neyse ölmeyecek şekilde yiyeceksin artık. Unutmamak gerek ki aç kalmak daha büyük eziyet. gene de dengelemye çalış bakınız aşağıdaki bir sonraki öğün.

Kahve araları: Bazı yerler muhteşem bir şekilde meyve sunuyorlar (Alman partnerlerim var kivilere saplanmış kaşıklar falan veriyorlar ya o kadar şekerler) işte onların organize ettiği her toplantıya giderim. Ama bazıları (İtalyanlar mesela) basıyorlar şekerli şekerli leziz leziz pastaları.. Burada irade önemli. Çok baktın değişik bir şey yuvarla bi iki tane ama sayı 4'ü geçerse durumun kritik uzaklaş ordan. Git mail falan bak bi şey yap.

Akşam Yemeği: Kaçacak yolu yok. İş gezisinin şanındandır mutlaka tuhaf bir yemek yenir. Zaten yorgunsun uykusuzsun, perişansın bi de ağır bir yemek yiyosun ha genelde de ortama uyarsan dayıyosun şarabı. O zaman hemen olayın sonunda füzyon yap ve kahve iç (espresso önerimdir), ayrıca imkan varsa yatmadan önce yürü oteline mesela. Yapabiliyorsan bir bast yoga pratiği yap. Varsa meditasyon yap, yatakta mail bakmaya kalkma rezillik yani hayat kaliteni düşün yapmaaaa.
Sen tut beni Pintxos bar'a götür önümden aksın böyle tabak tabak, e ben de 20 çeşit yerim tabi....

Ben ne yaptım bu sefer? Sormayın yedim içtim fena ama sabahları kuvvet ve esneme idmanları yapıldı. 200 jumping jack challenge'ı yapıyorum bi de o da şu her seferinde 200 taneyi kaç dakikada yapıcam diye zaman tutuyorum bunu da 3 kere yapıyorum üst üste. kendi kendime çok eğleniyorum. Bu sefer bi de yanına 50 Burpee ekledim tadından yenmiyor al sana odanda mis gibi cardio. Ha bu arada ben vücut ağırlığı ile beceremem diyenler tera bantla da çalışabilirsiniz.

Stres ve yorgunluğu azaltmaya yönelik bi dünya yoga asanası var mesela onları da arada uygulamak hem dikkati arttıtır hem de ayıltır insanı. Uçak korkusu ile ilgili olarak zaten uzun uzun yazdım :)

Bu 3 günlük seyahatte en güzel anlardan biri Belçika Milli Takımı'nın Amerika'ya karşı zaferini Brüksel sokaklarında deliler gibi kutlamaktı (bir İsveçli iki Türk beize ne oluyorsa seslerimiz hala kısık bir de bayraklar falan çıktı sağdan soldan). Bir de çikolata ve Waffle'ı ile ünlü bir yerde bulunmak insanın iradesini alt üst ediyor söylemeden edemiicem. Ama benim için işin en zor kısmı biliyorsunuz Belçika dünyanın en muhteşem biralarını üretir, alkolle aram çok yok 100 yılda bir alırım ama bira iyiyse severim, Türkiye'de bi bira keyfi yapiim fırsatım olmuyo (burdaki biralar eminim güzledir bana hitap etmiyo) gitmişken yaptım ben de ne yapiim :) Ayrıca dün de elime havalimanında kocaman bir bardak CubaLibre yapıştırdılar benim hatam diil.

Bazı takımları desteklemek şarttır resme bakınca anlıyosun durumu (Hey Hey Tous Enseble! Tous Ensemble!)
Bu sabah itibari ile protein diyetine geri döndüm. Vatana millete hayırlı olsun.

Sevgiyle




Kapanışı bunla yaptık, Manneken Pis yanına bir adet Brüksel Waffle'ı afiyetle yendi ve memlekete Protein diyetine dönüldü şimdi viva la lor peyniri diye marş söylüyorum kafamdan


24 Şubat 2014 Pazartesi

Haftasonu maratonları

Harfle yüz sayiyla 100 yılda bir dışarı çıkarım.  İnsanın ne hali ne isteği olmuyor bebeğim hayat tarzı meselesi. Benim shotlarin kreatine, benim long drinkim protein shake benim müziğim stüdyolarda bangır bangır. Benim coşkum bosu üzerinde benim eğlence anlayışım spor mutluluk sağlık iyilik duruluk yihhuu. Ama joosss arayip bizim ghana yolcusunun doğumgünü deyince akan sular durdu tabi. Verilen yerde (taksim- normalde hiiiç sevmem) verilen zamanda (21.00) elimde hediyemle hazır ve nazırdım. Çünkü dostluk bunu gerektirir. Çünkü adam bizi bırakıp Ghana'ya gidiyor. GHANA NE YAAAA. Bak burdan da yazıyorum GİTME! E adam dğnaynın merkezine seyahat etmeye karar verince biz de bırakamadık kendisini tabi, sabah 4'tü evime vardığımda. Normalde 40000. uyumda falan olmam gereken zamanda ben hala aşağıdaki şarkıyı söyleye söyleye makyaj çıakr kremlen - şarkının manyak mixleri var bu arada atılır bir workout playliste. İçimde tabi ama bi dürtü bir pişmanlık, Cumartesi saat 14'te IronMac dersi var. Katılmazsam ölürüm, yeni prgramımı alıcam, almazsam ölürüm. Sabah 11'de uyandım, 1 saat eksik uykuyla ünü çıkardım.



IronMac nedir ne değildir?

Bi kere triatlon simlülasyonu değil. Kuvvet carido, 1 saat 44 dakika sürdü - benim Polar'ıma göre - ayyy görmemiiiişşş hehehe. Yalnız bu hafta Mehmet Ali Hocamızı kızdırcaz ki haftaya daha sert yaptırsın yani şekrerim ben tüm ders boyunca vırr vırr vırrr konuştum. Ban abenim sesimi kesicek bi şey lazım. Bakınız geçen salı BOSU dersi millet dağılmış yerde ben hala BOSU tepesinde. Sorry but vakit kaybedemem. You know how insanlıktan çıkmış I am.

IronMan ne alaka?

Ben çok istedim de vermediler beni ona. eklemin hazır değil Mehmet Ali Hoca bana. Beni eklemime düşman ettin alacağın olsun eklem kuvvetlendiriyoruz. Nasıl mı? Kuvvet stüdyosundan Spinning stüdyoya bile Meyvemle koşarak gülerek gidditk, arada kalp hızımız düşmesin diye daha hızlı daha psikopat haydii heyyoo diye bağırıyorduk. O nasıl bir seratnonin salgılaması, nasıl bir mutluluk. Gece yattığın yeri nasıl bilmemezcesine yorulmak :)
Ayı gibi kuvvetli ve aynen böyle pofuduk uykulu
Niyet ettim Allah rızası için 2015'te IronGirl olmaya. Allah tamamına erdirsin. Peki deli miyim ben? Neden dünyanın en sert triatlonuna niyetleniyorsun be FitnessDelisi? Bu saatten sonra olimpiyaçı mı olacaksın? (Sorry bu soru çok geliyor) Yanıt basit - Çünkü yapabilirim. Yapabileceğimi çok iyi biliyorum ve bunu görmek istiyorum. Ne bu ironmanironman diyene ahan da bu. Evet kafayı kırdım evet fena bir durum, 70.3 ile de başlayabilirim. Ordan biri çıkar da yapacaksan tam yap yarımını neden yapıyorsun derse, kafa atabilirim. Kendine gel be manyak sen dizi izlerken yağlı latte köğüğü kaşıklarken ben kan ter içinde idman yapıyorum diyebilirim. Falan falan. Nasip kısmet. Şu andki hayalimiz bu :) Hem kuvvetli hem kondisyonlu olacaksın bacım. Ha bu arada bacağım baldırım mosmor oldu mıncıklarken ama yok bulamadım hala bir gram selülit bulamadım. Neymiş bakarsan bağ bakmazsan dağ olurmuş. Kalan her şey yan etki :p

Bu mevzuya nerden geldik. Dün Kuşumla yeme maratonu yaptık çünkü. Ne zaman karşıya geçsen beraber minimum bi 7k koştuk. E yeter be zaten hava kasvetli bir kere de değişiklik yapalım dedik attık kendimizi Cadde'ye. Burgerci araraken (Sunday Cheatday ya, Cumartesi çok çalıştık ya) bi baktık İskender, affetmedik. İskenderi ye git di mi hayır vücut aç. Ne yapalım burger yedik üstüne. Bir de tatdını unutmuştuk tatlı çaktık. Çok fena çok. Avraysa Maratonu 2014'ün sonrasına kadar böyle cheat yok. Midemin çeperleri acıyordu o derece diim sana. Ha bunu sen yapma bence, eğer metabolizm hızına güvenmiyorsan. Bugün ben mesela akşam ağırlık ve cardio yapıcam. Sen ne yapıcaksın?
Biz bir kerelik yedik aman diim gaza gelmeyin. Senede bir rakamla 1 
Ha bir de müjde veriim :) Belki olur belki olmaz gene de sevinmek güzeldir. Kuşum Boğaz yarılına hazırlanacak, ona sordum dedim ki FitnessDelisinin misafiri olup yazar mısın olabilir dedi. Olsun di mi Noolur olsunnnnn ben de çok istiyorum :)

Hem son bir şey daha, insanın dostu arkadaşı olması muhteşem bir şey, hele de bunların da sporcu olması apayrı bir şey.

Sevgiyle

9 Ocak 2014 Perşembe

I challenge thou!!!!

Domuz gribi dediler, ben domuz değilim yakalanmam dedim yakalanmadım, şimdi de tuhaf bir şey dolaşıyor ortalıkta. Domuz desen domuz değil kuş gribi desen o hiç değil. Dün patron adına Rota mı dedi bir şey dedi. Rotamız şaştı anasını satiim. Sen gel 20 nanometrelik çapınla beni kocaman FitnessDelisi'ni yatağa düşür!!! Düşmem ben öyle kolay kolay yok tatlım. Henüz değil hala direniyorum.

Şimdi doktorlar okuyacak ve bana deli gibi kızacak. O zaman ben önden yazayım bunlar benim kendi kendime yaptığım şeyler. Her koyun kendi bacağından! Ayrıca sanırım ben de bugün Doktor'a gidip hatta serum ver banaaaa diye ağliicam :) Öncelikle ben antiboyitik sevmeyen bir canlıyım. Sevmiyorum. İmmünitemi düşüren şeyleri sevmiyorum. Tamam, ilaç, kabul, biyomühendisler yapıyor, iyi bir şey ama senede iki kereden fazla alınca bir tuhaf oluyorum yazık benim karaciğerime. Ben onun için sevdiğim şaraplardan vazgeçmişim, sevmediğim antibiyotiği içirmeyin bana. Vücudumu düzeltirken psikolojimi bozuyor benim. Küçükken bir çizgi film vardı vücudun içinde geçiyordu haha işte o savaşlar falan böyle içimde oluyormuş gibi hissediyorum. Ay ne biliim.

Hafif alternatif tıp uygulamaları ya da düz ismiyle kocakarı ilaçları ile ilk önce durumu kurtarmaya çalışıyorum. (Durum hakikaten berbatsa başka hikaye giderim paşa paşa doktoruma neyse ilacı alırım o başka). Mesela hafif nezle olacağım hemen ıhlamur karışımları, alınan sıvı miktarının arttırılması, biraz daha kalorili yiyeceklerle beslenmenin desteklenmesi (savaş var ya benim orduya enerji lazım) daha uzun uyku, daha çok dinlenme. Bu arada gayet güzel sporuma da devam ederim. Salona gitmezsem ölürüm ben. Ben de dün hala neden olduğunu bilmediğim bir şekilde direnirken hayııaar ben hasta değilimmm diye (gözlerimin içi yanıyor bu arada) akşam ben salondayım dedim. Biraz koşayım toksini atayım bir sauna mis gibi olur bu Deli dedim. Planım bir kaç km koşmak ne bilimm 7 falan. Tam o anda aklım çelindi ve en kendimi Challenge dersinde buldum bir baktım Bosu tepesindeyim önümde dumbell bar falan dedim iyi. Biraz açıldım. Psikolojik mi neden bilemiyorum ama hareket edip Oksijeni yedikçe iyileşiyormuşum gibi geliyor. Hareket ettikçe daha mutlu oldukça sanki iyileşiyorum. Dün de öyle oldu. Bu arada Bor ve Kuşum salona geldiğinde ben uzuuun uzun esnemekteydim. Onlar beni telefonda zor durdurmasaydı ben bi 30 dakika kürek çekeyim yaaa diye küreklere doğru gidiyordum. Burada Bro'mun ne işin var kanka git saunaya sonra git evine yat attırma kafamı demesinin payı büyük. Kimseden korkmam ben irili ufaklı farketmez. Ama kıyamam ben bunlara Gang'im benim. Always got my back!

Neymiş bana; BOSU her derdin devasıdır, idman candır, mentollü sauna iyidir. Dün akşam Challenge öncesi Samet Hoca, bu gün küçük kas gruplarını çalıştıracağız dediğinde ne kadar idman yaparsan yap büyük kas gruplarından bir parça daha az çalışan bu mini mini kasların kocaman ağrıları olabileceğini kabul etmiş bulunmaktayız. C.tesi bir challenge daha yapacağız. Çünkü derste verilen 3 challenge'ı da başarıyla tamamlayınca çoook koccaman bir zafer kazandığımı hissediyorum, bu da beni mutlu ediyor mutluşuk da kimse kusura bakmasın her derdin devasıdır.

Ben de saunada bir 15 dakika geçirdikten sonre ki o Mentol olmasa muhtemelen şu anda hava kanallarıma İSKİ'nin sondaj falan yapması lazımdı. Yok iyiyim şu anda gerçi ofisime giren dalga geçiyor o kadar malzeme aktarda yokmuş da yok orta çağ olsa beni yakmak zorunda kalırlarmış da bir dünya laf, ortada dolanan Ninja isimili sihay kedi bunların benim cadı olmam konusunda ikna olmasında da büyük destek saülıyor sağ olsun. O zaman ben özel bitki karışımlı bir ıhlamur yapayım kendime French Press'te. Siz de bakın bakalım şu genetiği değiştirilmiş toraman virüslerden nasıl muhaaza edeceğiz kendimizi....

Rota virüsünün resmi. Bu şeyden milyarlarcasının içimde dolaştığını düşünüyorum da tiksinç bööğğhhkk....

Sevgiyle

30 Aralık 2013 Pazartesi

BOSU bundan ne hayır gelir?

1999 yılında son derece inovatif bir pıtırcık olarak Amerika'da icat edilip piyasaya sürülen bu memeye benzeyen şey, BOSU (Both Sides Up), dünyanın en başarılı fitness ürünlerinden biri olarak hayatımızda. Şahsen ben kendisini ilk gördüğümde hiç sevmemiş, kendisi ile ilk trainingimden sonra günlerce küfür etmiş, yaa off bosu diye bi şey vara memeye benziyor tam bir işkence aleti diyip durmuştum.

Söylentiye göre 2009 yılında bazı araştırmalar yapmışlar Doğu İllinois Üniversitesi'nde ve BOSU ile ve BOSUsuz yapılan egzersizler sonunda aslında bir fark görmemişler. Bilimsel çalışmayı bilmem, ben BOSU ile çok fark gördüm. Önce tabi başka şeyler gördüm. Hatta bir keresinde ışığı gördüm BOSU tepesinde.


Efendim bu sert plastik, yumuşak plastik ve denge toplarından bir de gizli dolgu malzemesinden oluşan arkadaş sana dengede olmanın ne harika bir şey olduğunu gösteriyor. Ayağının altında stabil olmayan bir zemin yaratarak dengede kalma sanatı hakkında seni eğitiyor. Ayıca bununla çok güzel push up çeşitlemeleri yapmayı ben seviyorum. (baktım kaçış yok artık zevk alıyorum). Gerek sağdan sola geçişler olsun kolla, gerek bununla Burpee'lerden bir demet olsun, gerek üstüne yatıp karın çalışiim ki özellikle karın konusunda core kasları güzel çalıştırıyor. Malum dengeyi sağladığımız yer core...

Bununla ilk müşerref oluşumuzdan sonra sevgili hocamız bunu bize bir güzle ters çevirttirdi. Çıktık efendim tepesine oynuyo deli gibi, e ben ilk bir iki yapıştım yere kazıdım kendimi stüdyonun zemininden. Dizler falan oldu oğlan çocuğu gibi ama tutmuş benim sarı damarım. durucam ben bu şeyin üzerinde. Bu mavi şey beni yenemez yenemeeeezzzz diye diye kendimi gazlayıp çıktım buun üsütne. Deep Squat mı dersin, deadliftler mi dersin, artık düzü tersi fark etmiyor. Seviyorum bu mavi şeyin üzerinde çalışmayı. Ben ki düz yolda yürürken yere yapışan kız, şimdi çok daha dengeliyim. Bir de BOSU antremanı sonrası insan daha bir tatmin oluyor.

Kullanım alanı çok geniş olan bu tuhaf şeyi en azından denemeyi herkese bir tavsiye ederim, çünkü hepinize teker teker kastım var :)

Hadi ama ne kadar kötü olabilir ki? Yani ben de düştüm bunun üzerinde çok ama şimdi zevkine ters çevirip, bara 15 kg takıp sırtımda onunla deep squat yapıyorum tepesinde. Oluyor yani. Ayrıca sağ ayağımın yan bağlarını 2 kere kopardığım için ilk yumuşak yüzün üzerinde bastığımda çok tedirgindim Maşallah hiç bir şey olmadı. BOSU ile hiç bir sakatlık henüz yaşamadım. İlk başta cehennemden veya en iyi ihtimalle işkence aletleri üreten bir kaynaktan geldiğine inandığım bu alet, bir gün evde fitness oddası yaparsam ilk alacağım nesnelerden olacak.

Alet dengeyi geliştirmeyi amaçlayan bir hizmet sunuyor bize, kıymetini bilip değerlendirelim derim :) Vücutta denge ruhta denge hayatta denge...


Ben BOSU hakkında neden yazdım bu kadar peki deli miyim? Bir nevi OK ama bir diğer sebebi de benim BOSU ile tanışmamın 1. yıldönümü bugün. Anmak istedim. Bizimki nefretle başlayıp büyük aşka dönen bir ilişki. Seni seviyorum BOSU!!!!

Sevgiyle

26 Aralık 2013 Perşembe

Axe erkeğin gücü falan değil yemişler seni

Alçak gönüllü olamıyorum. Her konuda olamıyorum en azından. Dramalı olmamdan kaynaklı zaten beş karış burnum var, bir de kendisi on arşın havada. En azından her zaman değil bazı konularda.

Şekerim senin bir evin var -  yani mutlaka bir yerde yaşıyorsundur herkesin var bir evi, sen bu evin pis, dağınık, kırık dökük, kokan, berbat bir harabe olmasını ister misin? İstemezsin diye tahmin ediyorum. Hani pis pasaklı iğrenç bir mahluk değilsen bakarsın etrafına evine düzenine değil mi? Hah ben de sana bugün bundan bahsedicem...

Doğru bildin bugün konu Gym'de erkek kozmetiği. Vermiş amcam kararı yazılmış janjanlı bir spor salonuna, siyah çoraplarını çekmiş sıkı sıkı beyaz ayakkabıları giymiş baştan bir eksi bir milyon puan yazmış haneye gelmiş bravooooo. O göbek zaten yeteri kadar itiyordu, beyaz ayakkabı siyah çorap ikilisi beni iyice benden aldıııı yıkıl karşımdan ne olur. Normalde beyaz çoraptan nefret ederiz evet, ama salonda, club'de gözünüzü seviim açık renk ayakkabı giyiyorsan ne olur beyaz çorap giy. Dolanma öyle ortalıkta inşaatçı Michael Jackson gibi (rahmet istedi zaar, güzel motivasyon şarkıları vardır).

En başta salonda giydiğin ayakkabı salon ayakkabısı olsun, dışarının pisliğini getirme içeri bak o çok mühim.

Saçlar; ah şekerim ya o jöle o yapaylık o Recep İvediklik genetik mi? Bırak kendi haline sen buraya spor yapmaya gelmediysen, o kadar belli oluyor ki sonra gelip aman efendim kızlar bana yüz vermiyo deme. Vermez tabi çakma player gibi parlıyosun.

Kılık kıyafet: Göbek varsa zaten şansın yok bir kere fit olmayı bekleyeceksin. Hafifi kaslanmaya başlayıp palazlananlar oluyor mesela garibim kanadım var diye dolaşıyo ortalıkta daracık şeyler veya açık açık atletler giymiş. Eh be şekerim göz var izan var, etrafına bir bak bir de senin tavuk kanatlarına bak, KFC'dekiler bile daha doyurucu... Palazlanmaya başlayınca kasları göze sokmuyormuşuz, ha gerçi olunca da sokmayın. Açık saçık kıyafetleriyle Antalya'da dolana Rus kadınlarına benziyorsunuz o tuhaf kas şeylerle.

Epilasyon! Yapın yaptırın neyse parası biz verelim ne olur yaaaa ne oluuurr. Bi etrafına bak be adam, sırım gibi insanlar var, orası dönmüş Elf kasabası'na, sen ne dolanıyorsun kıllı kıllı bak yazarken içim kalktı. Sırttı omuzdu ne biliim göğüstü (hele de teşhirci tadında geziniyorsan) git aldır. Ay iğrenç bi de havuza giriyorsun öyle. Seni toptan perforelemeden sokmamak lazın oraya, keza bone yeterli değil iiğğğkkk.Takdir ettiğim şey mesela, bacaklarını da alanlar var. Aferim onlara. Bakımlı olmak bunu gerektirir.

Sana kim dediyse Axe erkeğin özü sık babo sıkabildiğin kadar, ha git onunla kavga et sen bence, yemiş seni. Hacı yağı gibi bir şey tuhaf tuhaf kokuyor, zaten derin nefesler alman gereken bir yer gym ister cardio yap ister kuvvet iser yoga pilates ister dövüş... Boğma ne kendini ne etrafını bak bir dünya insanız burda yapma etme. Geçen gene sıkmış birisi Axe'ını gelmiş, burnum düştü! Benim heybetli burnum düşüverdi!!! Ben sana git ter bezine botox yaptır demiyorum yaptırma hatta ne sağlıksız şey ama himalaya tuzu olur bebek pudrası olur, olayı dramatikleştirmeyen bir dünya enstürman var git kullan birini yani beni neden varoş kokularla bayıyorsun? Kaldı ki o yoğunlukta çıkıp Tom Ford'un adamın kendisini sürsen kurtarmaz hafif sık şunu madem... Terlemekten korkanın uzak kalacağı bazı yerer vardır; zam zamanı patron odası, gym, hamam sauna, buhar. Buna göre ayarla kendini.

Basket şortu: Ay çok hoş bir nesne kendisi ben çok beğeniyorum.

Fosforlu ayakkabı giyen erkek: Direk tuhaf, uzaylı, ilgi manyağı aslan veya ikizler burcu olduğu tahimn edilmekte bu nedenle fellik fellik uzak durulmakta.

Kozmetikle alakası yok ama madem konu beylerden açıldı, anladım bench'de basarken acayip sesler çıkarmanı, hadi ağırlık altında OK bi yere kadar o kadar sinir bozucu değil, Yalnız karın çalışırken niye tıslarsın arkadaşım, nedir sana rahatsızlık veren de bana çözelim. Stretching yaparken arkamda tıslayan birisi olunca 5 kilo disk ağırlık olsun 10 kg kettleball olsun bir Xena edasıyla sana ilgili nesneleri fırlatmak isteği doğuyor içime.

Gym adamı bakımlıdır keza, mütemadiyen duşunu alır, ter kokmaz, saç baş düzgün de bazen hakikaten bir Atletik Gülbağo erkek gülle takımı sporcusu görüyorum. İşte o zaman dayanamıyorum bakıp bakıp gülüyorum...


Sevgiyle