Sayfalar

Training etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Training etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Eylül 2014 Çarşamba

Kadının dizinin dibi

Oy verebiliyoruz, seçilip seçebiliyoruz, kendi kararlarımızı kendimiz veriyoruz, çalışıyoruz, kazanıyoruz, kafamıza göre (genelde ayakkabı ve çantaya) harcıyoruz, araba kullanıyor, dışarı çıkıyor, okuyor yazyor konuşuyoruz. Biz kadınlar )normal olarak) erkeklerin yaptığı her şeyi yapabiliyoruz. Olimpiyatlarda ilk kadın katılımı 1900 senesinde Paris Olimpiyatları'nda gerçekleşti. 997 atletin 22'si kadındı ve bu kadınlar tenis, kriket, engelli binicilik (böyle mi deniyordu buna egzantirik bi adı daha var), yelkencilik ve golf alanlarında yarıştılar. 2012 Olimpiyatları'nda katılımcıların %44'ü kadındı.


Geçtiğimiz 100 yıl içerisinde kadın atletlerin hızı, dayanıklılığı, sertlikleri, performnsları herşeyleri arttı. Herşeyimiz süüer iyiyiz hoşuz da, doğa bizi sırtımızdan bıçaklamaya devam ediyor. Hep yaptı hala yapıyor. Biz kadınlarada ne kuvvet varmış. Maşallah.

Mesela bizim dizimizin sakatlanma şansı erkek atletlerinkine göre daha yüksekmiş. Şana bak heen kendimi bir Casino'ya atıp siyah 17'ye oynayacağım. Bekle Jack(pot) ben geliyorum!Bir sürü manyak istatistik gördüm ama kadınlarda kalıcı diz hasarı oranı acayip yüksek, kalıcı olmasa bile ameliyat gerektiren oran da çok yüksek. Ben şu anda sol dizime sarıldım sallanıp ağlıyorum vermem seni ellere diye de türkü söylüyorum. Bunun doğa ile ne alakası var peki? PMS'i ağrısı sancısı siniri duygusallığı (geçen ben ağladım ya zırıl zırıl ağladım rezillik ben!!!!) herşeyine katlanıyoruz ayda bir, üstüne üstlük hormonal dalgalanma eklemlerimizin dayanıklılığını da etkiliyormuş. Buyrun burdan yakın!


Erkeklerde diz (özellikle diz ama genel eklem) sakatlıkları çoğunlukla dış temas ile gerçekleşirken bizlerde (yazıklar olsun!) durum bu değil kendi kendimizi sakatlamada dünya markası olabilirmişiz. Hem de erkeklere göre 8 kat daha muhtemel bir şekilde!

Sebebi sadece hormonal de olmayabilir, bunun yanısıra kalçamız erkeklere göre daha geniş ama kemiklerimiz de daha  ince basit vektör hesabını yap bakalım o dize ne kadar yük biniyor. Hamstring quadriceps güç dengesi erkeklere göre değişik, erkeklere göre daha yavaş refleximiz olduğu söyleniyor ama bence bu doğru değil en azından genel geçer bilgi olmayabilir. Kadınlar genelde taban üzerine platttt diye yere inermiş. Erkeker parmak ucuna iniyor yani onların kalfları şoku emiyor. Biz de bodoslama şok dize sonra sakatım aferin.


Yani neymiş, kadın kadının düşmanı doğa da kadının düşmanı. Amam çaresi var. Nihayetinde iniş pozisyonuna dikka tediceksin, kaslarını diz etrafı ve hamstring quadirceps tarafını güçlendireceksin. Bol idman yapacaksın. Al sana mutlu dizler.

Sevgiyle

15 Temmuz 2014 Salı

Düşünüyorum öyleyse tembelim

Cumartesi günü ölmüşüm, yazdım zaten ağır idman yaptım, bitmişim böğürerek planklerden inmişim dedim ki kendime bebişim normal esneme ile olmaz bu iş, benim bir güzel açılmam gerek. Ben bi kendi kafama göre yoga yapayım. Kendi kafama göre ben ne anlarım vinyasa serisi çıkartmaktan yoksa, olayı amamen kafama göre yapıyorum. Derslerde ne gördüysem o. Bir de vücuda baktım, kollar omuzlar pert, bacaklarımda durum bambaşka, kasların kemiklerle kucakaştığı yerler var ya onlar titriyo... Ben bitmişim uzatmalar da bitmiş, Almanya karşısında Brezilya ben resmen....

Başladım Tadasana, sonra tam yol aşağı yarı yol açıl güneşe selam, bacak kalça sırt kol neyi nasıl açabilirim diye düşünüyorum devamlı. Kızcağızın biri bana seslendi o anda...


Kız: Paardoooonnn bi şeay sorabilier miyeeam?
Ben: Tabi buyrun.... (bir dünya nefes sesi benden)
Kız: Siz profoesyonel Yogacı mısınız?
Ben: Yok burda giriyorum derslere (kafamdaki pis ben; yuh bu kadar mı alakası yok acaba kızcağızın)
Kız: Ben de düşünüyorum acaba başlasam mı...
Ben: Düşünüyosan başlama bence, istediğin zaman başlarsın
Kız: (!!!!)

E pardon da düşünerek yapılan bir eğlem diil spor, yoga, fitness... Düşünüyorsan daha orda değilsin ve bur durumda hazır da değilsin. Hazır olsan istesen düşünmezsin yaparsın. Durdurlamadan yaparsın hem de. Düşünüyorum ne be? Düşünme yap.


Bak motivasyon diyorsun, bir şey düşünerek olmaz, düşünerek 36 beden brasilina a giremezsin, düşünerek eklemlerinin üzerinden o tonlarca ağırlığı kaldıramazsın, düşünerek kanser kalp hastalığı diyabet obezite riskini azaltamazsın, düşünerek performansını arttıramaz, esneklik kazanamazsın. Düşünerek olmuyor, ha bazen ben de diyorum keşke olaydı, ben neden telef oluyorum böyle diyorum neden parçalanıyorum diyorum sonra bir bakıyorum kaslarım parçalanıyor (bacak karın ve sırt özellikle) ben böyle seviyorum :)

Klişe laflar vardır (bu aralar klişeşerin kızıyım) onlardan biri üşenme erteleme vaz geçme'dir. Doğru üşenme erteleme vaz geçme! Sen kararını verene kadar bedenin, o tanrısal o kutsal hediye eziyet çeker. Onun için en doğrusunu sen bilirsin. O yüzden "düşünüyorsan" daha hazır değilsin. Ama acele et. Bu dünyada zamanımız kısıtlı...
ben de bu işlence aletine bayılmıyorum ama düşünmüyprum yapıyorum, sonucu iyi olacak biliyorum


Sevgiyle

8 Temmuz 2014 Salı

Diamonds may be good friends but SQUAT is a girl's BFB!!!

Bu gün Çinko (Zinc) yazıcaktım, ama onu ayrı yazıcam. Çünkü ben kalp SQUAT çünkü SQUAT BİR KIZIN EN İYİ ARKADAŞIDIR. Çünkü ben dün aylar sonra ilk defa kuvvet çalıştım.

İsim isim kas yazınca ukelelelaaaa diyosunuz bana al sana gözüne sokuyorum o zmaan SQUAT bu kasları çalıştırır!
Bu akşam iş yemeğindeyim  o yüzden gidemiyorum spora. Pazartesileri normalde off günüm ama bu akşam (oryantal de yalan oldu çok mutsuzum kendimi kesicem) pas geçmek durumunda kalınca Pazartesi akşam attım kendimi gym'e. Koşamıyorum yüzemiyorum dün, cardio sakat durumdum. Malum bağğğğzı günler ağır cardio tansyionda derin dalgalanma yapabiliyor, şansıma. E ben Pilates kızı değilim, programımdan da sıkıldım dedim ben kuvvet dersine giricem.

Kapıda uyarı! BayGeceKuşu durmuş kapıda gelme nereye geliyorsun diyor. Heyülla gibi adam 2 metre. Dedim bebeğim gelicem çekil geçicem. "Dizin ama" diyor Sad sam bakışları ile. Beni düşünen insan çok şekersin al sana madalya şimdi çekil ben de cahil bir FitnessDelisi değilim statik çalışıcam. Hoplayıp zıplamıycam. Dizimi yolda bulmadım. ama gene de sana da kalp canım. (Bu arada kullandığım ağırlıklar kensininkilerden ağır kıskanıyo mu acaba yoksa beni mi düşünüyor hmmmm)

Onlar jumpsqutlar yaparken ben statik bekledim, onlar front squat yaparken ben aldım bar'ı sırtıma indim statik bekledim. Onlar Bosu tepelerinde zıp zıp kurbaaaaağa gibi zıplarekn ben BOSU Tepesinde Squata indim statik bekledim. Çok statik bir kızım :)

Şimdi başlangıç olarak hiçbiri ben dieğilim tanıdığım veya sizin tanıdığınız biri de değil. Gördüğünüz üzere zayıf olmak yetmez sağlıklı mı şimdi bu sarkmış, pörsük, salata yiyen sıska kızın sonu. Squat yapın güzel bacım SQUAT candır.
Ama nasıl özlemişim, nasıl nasıl, 2 dakika plank yaparken en son terin benden düşüm şapır şapır mata damlamasını, press yaparken kollarımın ağırmasını (şu an kollar hafif pert, yalnız nasıl güzel idmanlı kaslarım var benim Allahım Rab sana şükür, 12 kilo weight, bi kilo da bar de 13 bar ağırlığı ve 5 kg dambıl ile mutlu mesut açış ta yaptım 90 derece kaldırış da hem de o cross-fit disiplinli idmanda). FitnessDelisi olmak bunu gerektirir. EVET :) Burada kas hafızasının da inanılmaz harika bir şey olduğunu bir kez daha deneyimledik.
Nasıl yapıcam ben bu mereti diyene de al böyle bebişim :) 

Valla üstüne de bir karın çalıştım bol rotasyonlu. Tatile kalmış kaç gün, servet verdim o bikinilere ben tabi patlatıcam.

Sonuç: Mutluyum beeennnn, akşam spor sonrası kahve için gittiğim İtalyan bistrosunda (manyak müzikleri var Londra'dan merkezden yapılıyormuş yayın) çalan Jazz parçalarına tek tek eşlik ettim, hatta dans ettim, hatta Kuşum bana otur lan aşağı manyak karı dedi o derece :) bana ne mutluyum heyyttt.

SQUAT YAPIIINNNNNNN


Bu kadar geyik yeter Çinko yaziim ben bi de.

Sevgiyle

25 Haziran 2014 Çarşamba

Bademli günler merhabaa melabaaaaa

Bana bakan diyetimin nasıl gittiğini net görebiliyor. Dün akşam beni Perşembe'den beri görmeyen kızlar (PrensesBanu, Kikirk başta olmak üzere) sen geçen haftadan beri çektin mi, nasıl bu kadar kısa zamanda sıkılaştın, kilo mu verdin sen gene yok olacaksın ama vermiş gibi dedurmuyorsun dediler. Büyük sevinç. Herkese soruyorum nasıl nasıl diye. Çünkü takdir edildiğimi görmek istiyorum çünkü buna ihtiyacım var çünkü karbonhidratın kısıtlı olduğu ömür zor bebeğim. Yüzüme bakan da anlıyor diyetteyim.

Dün akşam idman sonrası Kanyon'da bir İtalyan Cafe'ye gittik. benim sorum; pardon ben kahvemle gelen biscottimi arkadaşıma veriyorum da kendi kuru eriğim ve bademeimi yesem müesseseniz için sıkıntı olur mu? (Allahtan işletmecilerini tanıyorum yazık çocuk bana tabak verdi rahat yiyim diye...) seviyorum böyle mekanları. Bunlar kazanıyo beni. Ben de yiyorum elbet bazen :)

Bana bu zor günlerimde en çok o destek verdi, enn çok yanımda o oldu. O olmasa ne yapardım bilemiyorum. Onsuz yapamam onsuz yaşayamam. O benim bir tanem o BADEM :)

Benim vücudum bana tansrıal bi hediye (hakikaten fena tanrısala bağladı son diyetle maşakllah bana) Sen de ne yersen osun. Nasıl davranıcaksın kendine mesele bu....


  • Tok tutuar, vitamin mineral ve antioksidan dolular ondan çok seviyoruz. 
  • Kas oluşumunu destekler ve zayıflamaya yardımcı olur. İçindeki antioksidanlar sayesinde kalp damar hastalıkları, diyabet riskleri azalır, kolestrolü dengeler. Hatta içerdiği monosatüre yağlar ile kalp damar hastlaığı riskini bir daha azaltır. Mucizeviiiii. 
  • Badem yiyen enerjik olur bebişim ve kuvvetli kaslara adım adım gider.
  • Bir avuç bademde bir yumurtadan daha fazla protein olduğuna inanabiliyor musun? 
  • Ayrıca enerji bombası olmanı sağlayan mangan ve bakır da var içinde bunlar sayesinde mitokondriyanı engellemeye kalkabilecek serbest radikalleri dövüyorlar. Mitakondriya hğcrenin inamosu gibi düşün Mitakondriya yoksa yoksun...
  • Bademde deli gibi B2 vitamini var (riboflavin de alemlerde havan olsun), bu B2 (kısa olsun) oksijen kaynaklı enerjinin oluşumu için şart bi arkadaş. 
  • Badem yağ yakımına yardımcıdır bebiş, Ynai ayy badem çok yağlıııaaa çok kalorili diyen kezban seni bengay'layıp duş altına sokup çıkartıp ıslak havlu ile üstüne atlamadan uyarayım: neyi çok yersen ye o bıngllar olur. 
  • Günde bir avuç badem ye şeker. Müsline kat öyle ye, protein shae'in içine kırdır (offf manyak olur gerçi ben supplement kullanmıyorum ama kullansam yapardım)

Bir blogdan aldım üzerinde yazıyor ama çok hoş yapmış yapan eline sağlık

Bademin içeriği sadece yukarıda yazdıklarım değil tabi:faydalı yağ asitleri, E Vitamini, Mangan, lif, potasyum, demir, kalsiyum, fitosteroller ve flavonoidler (bunları daha önce yazdım ben size).

Bademi çiğ yiyeceksin tatlım. çünkü kavrulunca içine tuz, şeker, nişasta ve koruyuclar atılıyor ve katılıyor. Haa sade kavruluyorsa bilemem. ben gene de güvenip yemiyorum iğ badem tercihim. Çiğ badem forever.

Pembe çiçekli bi şeyden zarar gelemez di mi hemfikiriz
Sevigyle


26 Mart 2014 Çarşamba

Row row row your boat gently down the stream...

Durup durup bir icat çıkartmasam olmaz di mi? Yok olmaz. Devamlı bir haylazlık şebeklik ve action peşinde olduğum için sanırım zaten insanlar beni bu kadar çok seviyor (kocaman güllü kucaklar bebişlerim ben de sizi daha çok ama seviyorum KALP)

Devamlı bir enerji devamlı bir hınzırlık devamlı bir icat!

Buyrun yeni icadım KÜREK (ben icat etmemiş olabilirim, ama en son ne zaman kürek çektin? Ya da hiç çektin mi? ama eminim bu yazıdan sonra çekiceksin. Allaaahhhh çektirmeesiiinnnnnnn)

Bazı makalelerde spinning sınıfları gibi kürek sınıfları organize edildiğini okudum. Yaa keşke bizde de olsaa dedim. (dedim çünkü kesin benim kendime kastım var da farkında değilim). 20 dakikada 300 kalori yaktım dün akşam. Bu da düşük performanslı halim, çünkü teknik çalıştım. Hedefim stabil bir şekilde uzuuun uzun 02:25'in altında kalmak. O ne demek 02:25 ne? 500 metrede kat edilen mesafeymiş. Acayip yeniyim bu dalda bomba gibi geliyorum ama tabi ki!!! Neden gaza geldim, 5 kişi içinde Cumartesi güü 4. bitirince bu ben olamam dedim çünkü. Hırsa bak...

50 dakikalık bir idmanın sonunda 1500 kaloriye kadar yakabiliyorsun harekete gel! Bir çekişte çalışan kaslar; kalflar, quadlar, hamstringler, glutlar, karın, oblikler, pekler, bisepler, trisepler, deltoidler, üst sırt ve lateraller. Her çekiş leg press, dead lift ve row kombinasyonu. Oh ben daha ne isterim. Nabız ortalamam 160 civarıydı 20 dakikalık egzersizimde. Yani bunu bir 30 dakika daha devam ettirsem bugün hiç yürüyemeyecekttim. Ayrıca vücut koordinasyou sağlıyor, dayanıklılık arttırıyor. Hem kuvvet hem cardio! Ay inanılmaaazzz. Bir de insnaın sinirini stresini alıyor, şöyle derdin var iş yeri savaş alnına dönmüş mesela stresin ağbabası var üstünde. Geçtin kürek makinasına, yaw nasıl yapıcam nasıl edicem derken aklında ne dert kalıyor ne bir şey. Bir de üstüne başarınca hehe ben bunu yapmışım yemişim sorunu çözerim herşeyi diyorsun ve gene bir süper kahraman oluyorsun. (Evet ben kendimi süper kahraman sanıyorum). Olay neymiş ben dün akşam anladım. Çekmiyorsun. Kollarınla çekmiyorsun işte, bacaklarınla itiyorusn yaaa bak ne kadar zekiyim yıldızlı beş pekiyi bana. O bacaklar ve kalçalar ince ayara işte meğerse kürekle gelecekmiş. Resmen kısmet ayağıma geldi :) Gym'lerin köşlerinde çürüyen tozlanan kürek makinelerine gidin şekerler. Kurtuluş hakikaten o arkadaşlarda :) Yıllardır kıymetini bilemedik ama artık devir değişti :)

Bütün bunları başımıza  cross fit aşkından geldi. SquatDelisi'ne ayrı teşekkürlerimi iletirim :)) O zmaan ben de onu küreğe bulaştırırm heheheyytt :) Akşama koşu crossfit bacak ve 15 dakika da olsa kürek hadi akşam olsun hadi gym'e gidelimmmm.



Sevgiyle



4 Şubat 2014 Salı

Minareden at beni in aşağı kuvvetli biceps ve tircepslerinle tut beni

Her kadının kabusu kollardan sarkan o iğrenç jelly like substance kılıklı şey!!! Ajda Pekkan'a bir bakıyorsun surat 27, kollara bakıyorsun aha 80.
Bak kola bak bak :((
Magazinden de takip ettiğimiz gibi Botox'u var bu işin yüz geridrmesi yağ aldırması çatlak sildirmesi ama bu kol ve gıdı sarkması detay kalıyo bazen o yüzden önemli beybiler. Kolların sarkıyorsa gencim dincim muhteşemim diyemezsin. Bi bakarsın kola ahaaa kadın fransız ihtilalini görmüş yaşta falan direkt çıkıyo koldan. Yani yaşına burcuna yükseleninden ay burcuna kadar görünüyo koldan ağaçların halkaları gibi aynı.

Spor salonları iyi yerler hoş yerler, oraya giden herkes de ultra üper havalı falan (yalan) soyunma odasından bir enstantane veriyorum. 3-5 kız belki birbirlerini tanımıyorlar bile. Bir tanesi aynanın karşısında saçlarını kurutuyor, ayağa kalkıyor işi bitince suratına yakından bakıyor, sora kolunu kaldırıp o bıngıldak yere vuruyor sallanıyor, kısın surat fena! Bunu beklememişti yıkıldı. Kız sevgilisini mahalle bakkalı ile basmış da üstüne evi orangutan istilasına uğrmaış, saçları platin sarısına boyanırken yanmış gibi bir ifade. Bu yıkıldı gitti, kalan gençler huzursuz. İzliyorum,o zamanlar ben de bıngılın teki tabe. Calf yok selülit yumağı var öyle bir hal. Baktım millet kıpırdanıyo, nereye şekerler hepsi aynanın birine yapışıp sessiz sessiz sinsi sinsi kol kası sıkıp altına vuruyo bak baklım bıngıldiicak mı :) O zamandan bu zamana yaklaşık bir sene geçti. Ben artık bıngıldamadığım gibi yakında ses vericek o hale geldi. Bunu da söylemesme olmaz çünkü hahahah

Ne yaptık? O bıngıllar nasıl gitti? Şekerim o dambılların kıymetini bileceksin. İlk başlarda 2 kilo ile ağlayacak hale geliyodum (bir iki kere ağladım tamam) bu hafta 5 kilo ile yan açış yaptım. (erkek milletini görüyorum 5'le yan açış yapmış puhahaha diyen, oyarım! sendeki testesteron bende bendeki beyin sende olsa eminim sen de komik bulmazdın). Lafı da çaktıktan sonra devam. Sonra kendi vücut ağırlığın. Bak bu sözümü unutma vücut ağırlığı candır!!!

Ne lazım beybi kolları taşşşş yapmaya?

Şekerim Pressini, bisecps curl'ünü, (başlarda tiksinirdim şimdi versiyonn versiyon yapıyorum) dips'ini eksik etme. Push up candır mesela, BOSU üstü push up yap falan burpees yap push up lı ki sıkılma hep aynı şeyden, flylar yap row lar yap kolların çalışsın. Yalnız belli bir program yap onu düzenli (haftada 3 mesela) çalış bir kaç hafta (6 mesela) sonra kollarındaki başka kas guruplarına hitap eden başka setler oluştur ve onları yap. Hep aynı kas gruplarını aynı şekilde çalıştırma, değiştir arada hepsi çalışsın yaramazların. Ben daha da çok acı çekmek istiyorum manyağım çünkü diyosan Yoga dene, yavaş yavaş Chaturangalar falan adamın canına okuyo (ne bodyciler yapamdı Chatruangada 5 nefes durmayı düştüler de gülemedik ayıp olur diye yazık oldu güleydik keşke, bu akşam söz bir düşerse gülücem). O Biceps o triceps çalışacak. Çünkü istersen kilo ver, ama kasların sıkı olmazsa gene sarkar be gülüm bıngıldar. Yani aslında bakınca biraz kendi vücut ağırlığın biraz da dambıl ile çözemeyeceğin sıkıntı değil. Bir çift dambıl ne kadar allasen 30 lira mı? Bu kadar yatırıma değer şekerim bir gerdirme kaç para hem de bi halta yaramıyo gene sarkıyo hep sarkıo bınnngııllllll.

Bu arada çok lafı geçti olaya açıklık getirelim;

Triceps: Kolun arkasındaki kaslar. 3 tane minnak kas huzmesi var bunların başları başka başka yerlerde ama sonları dirsekte. Detaylı bilgi burda. Kendisi sakatlamayı göze alamyacağın bir kas, yazı yazmaya falan bu bakıyo, mazallah bi şey olsa yalan olursun.



Biceps: Omuzla dirsek arasındaki iki kas bıngılından oluşan ön üst kolundaki kaslar. Link de burda meraklısına.  Buna bi şey olursa Allah korusun perişanlık, o yüzden bir bilene danışmadan aman diim egzersiz planı yapma. Ne biceps ne triceps iin bu beş kas olmasa bak bakalım ne yapabilecen kol şekerim kola iyi bakmak lazım. Şeytan doldurur. 


Burdan anlaşılmadıysa; burdan verelim


Bak bakiim aynaya sık pazuyu vur alta bıngıldıyosa hemen dambıldı, pilates bandıydı sipariş veriyosun...  Ya da daha iyisi spora başlıyosun. Sen bıngıldak kollarını pareoya gizlerken ben kollarımı açıp döne döne zıplıyorum ya bakıyosun özeniyosun benim de içim gidiyo (yalan söyledim oh canıma değisn o da çalışsın o da yapsın diyorum)

Sevgiyle


3 Şubat 2014 Pazartesi

Sendromsavar Pazartesi Sabahı Post'u

Bugün tpini sevdiğimin Pazartesi'si. Normalde çok böyle sendromlu bi tip diilim. Allasen her hata gelicek şey için (Pazartesi sendromunu diyorum) neden hayatımı cehnneme çeviriim ki. Olacak o ben kendimi de yıtrsam o tipini yediğiminin Pazartesisi gelecek. Ben ne yapayım? Ne yapayım? Bi şey yapmıyorum. Hayır gerçekten Bugün benim off günüm. En sevmediğim şey ama zorundasın tabi. Dinlenmek mühüm dinlenmek önemli, dinlenmek zorunludur. Dinlenme ve rejenerasyon ayrılmaz ikili.

Hans Blauscheck'in Montagmorgen (Pazartesi Sabahı) Tablosu. Bakınız herkesler baymış aynı biz di mi evet...
Ağır dimandan sonra nasıl hemen zımba olucam ben kız FitnessDelisi diye soranlara:

1. Kaybettiğin sıvıyı yerine koy. Bol bol su iç (ben sporcu içecekleirni pek kullanamm tavsiye de etmem yaa kimyasal kimyasal bi dünya şey var içinde okurken bunalıyorum)

2. İnsan gibi ye! Mesela idmandan çıktın açsın haliyle ne yiicem ben? (daha ince de söyledim kuzuyu çevirmeye bile gerek yok ben onu öyle çiğ çiğ yerim o halde oluyorum, ama öncelikle protein yükleyeceksin. Protein shake falan da olur, ben ne yapıyorum ızgara tavuk (yağsız), hindi, haşlama dana eti, aşkım benim yağsıız köftem falan bunları yiyorum yanında da komplex karbonhidrat alıyorum (çoğunlukla bazen canım istemiyo ama genelde yiyorum) kim bu karmaşık karbonhidratlar? tam tahıllı ekmek, tahılların kendileri, yulaf, nişastalı sebzeler, fasulyegiller; bu arkaddaşlar lif ve besin depsu bir taşla kuş sürüsü indiriyosun yani. Bunlar duruken kekti pastaydı makarnady bilmem neydi denen o BASİT karbonhidratları neden aliim ki almam basit şeylerle iim olmaz benim - Al sana motto.Ha bir de idmandan sonra 1 saat içerisinde ye (bazı kaynaklar 30-45 dakika diyor riske atma gene)

3. Esne!!!! O vücut esnetilecek arkadaşım. Esneyeceksin kadını da erkeği de ES_NE_YEEE_CEEEEKKKKK bunu milyon kere yazdım ne faydalı ne güzel.... Bakınız okuyunuz.



Dinlenme safhasında ben (Temsili)
4. Aktif - Pasif Kısa veya uzun süreli dinleneceksin. Dinlenmezsen ne olur. Bir sendroma daha merhaba, Overtraining Syndrome denen depresyon, yorgunluk, performans düşüklüğü, başağrısı, uykusuzluk, eklem ve kas ağrıları, iştahsızlık, isteksizlik, yüksek sakatlanma riski, düşük bağışıklık ve sapık gibi spora gidcem beeeğğğnnnn diye böğürme. Sonuç mızmız çekilmez hastalıklı uykusuz biiiik biiik bir tip olup çıkıyosun. Amaç neydi? Fit olmak oldun mu? hayır? uğurlar olsun.... Dinlenirken hem psikolojik olarak hem de bedenen bi ayarları sıfıra getiriyosun. Böylece kuvvetlenmiş oluysun. Aktif veya pasif dinlenebilirsin. Aktif dinlenmede normalde yaptığın kadar ağır antenman yapmadan hafif hafif takılabilirsin. Mesela ben! gym'e gitmeden duramam o yüzden hafif de olsa esnerim ne biliim yavaş yavaş çıpırdanırım. Yoga diicem göz devirecek olanlar olacak. Sandığınz gibi değil. Ne herküller yoga sınıfına girdi de yuh ulan nası yapıosunuz bunları dedi. Yaaa sıkıyosa kendü vücut ağırlığın ile çalış bakalım. Üstüne sauna buhar yaparım masaja giderim. Masaj önemli meslea dinlenme safhasında.

Pasif dinlenme kolay bi cümle: Dana gibi camış gibi denizanası gibi yayıl. Bak ne kolay oldu.



5. Masaj Yaptır, Bir double hands, bir hot stones, bir aromaterapi olsun bir saat yat orda denizanası gibi, karaya vurmuş bir fok gibi ve bırak Balili ablalar takılsın. Üstüne de yayıl relax'de iç o tuhaf tatlı zencefilli şeyi. daha ne istiyosun hayattan. Bu arada kan dolaşımın da iyileşir her kasına her yerine bi ulaşır temiz kan, atıkları alıııır götürür. Ruhun tazelenir. Bi de tub falan varsa spa'da gir içine missssss...

6. Uyu! Uykusuzluk uyku ve bağlantılı konularda deliniz size bol bol yazdı. Gene yazar hep yazacak. Minik bir koala yavrusu okaliptusa yapışır gibi yastığna yorganına yapış ve uyu (lavanta yağı dene bi de valla güzel oluyo yaa atmıyourm denedim de yazıyorum)

7. İnsan gibi çalış. Ona buna hava atıcam falan diye yüklenme overtraining mevzuna girme. İnsan gibi yavaş yavaş çalış. Başarıya asansörle gidilmiyor kuzucuk, merdivenlerden alalım. Evet merdivenler Kill Bill'deki o merdivenlere benziyor ama alşıyosun. Hadi Uma Thurman'ım benim hadi güzelim. Çık bakalım.



8. Atletik başarılar çok büyük yüzde ile psikolojik aynı zamanda. Önce kafayı halledicen Ay ben yapamam Atletik Gülbağo'su gibi dolanmiican. Kararlılık, konsantrasyon falan filan bunlar da kafada ruhsal efor isteyen mevzular. Ne yapıcan kafayı da düzliicen meditasyon yap otur boş boş manzara seyret kafatı boşalt da nasıl olursa olsun. (Tanıdığım bazı insanlar için bu çok kolay oluyor yaa çok özeniyorum bazen...)

Var mı sorunuz? Ne yiyeceğimizi biliyoruz değil mi? Ya da ne yemeyeceğimizi????

İyi kuzular sevgiyle...


27 Ocak 2014 Pazartesi

Çıpırdanan küçük kurbağa

Derler ki insan sudan gelir. Evrim teorsine göre sudan çıkmışız, fetüs olarak suyun içindesin o kadar zaman ilk hücrenden itibaren. Ben hele ki ben; ben sudan çıkmam. En son kızlarla tatildeyken tanıştığımız birileri siz bunu (beni) gece küveti doldurup orda mı yatırıyosunuz diye sormuştu, denize giriyorum anca susarsam çıkıyorum falan bu haldeyim. İçebilsem deniz suyunu onda da çıkmiicam. Zaten gariban bir Balık burcuyum su olmayan yerde duramam. Allahın Almanyası'nda bile yaşadığım evler Ren Nehri'ne bakardı - iki ayrı şehirde iki aynı manzarayı arayıp bulabilecek bir Türk mühendislik öğrencisi ben. (Geyik espirisi yapmayalım ne olur). Su benim olmazsa olmazım. Evimden Boğaz'ı görmezsem olay çıkar falan sis olduğunda bile Mikail'le papaz olacak seviyeye geliyorum.

Bu aralar havadan mı neden bilmiyorum canım sıkkın. Tam kış gelemedi kayağa gidemedim seri katil modundayım. Ben de Cumartesi günü böyle tel tel sinirlerimle kirpi yavrusu gibi dururken, gym'e gidicem naapsam naapsam düşünüyorum. Dedim ben ne zamandır yüzmüyorum neden yüzmüyorum ben deli miyim? Biraz deliyim evet ama neden yüzmüyorum? Yüzeyim ben nasıl balığım ben dedim.


Giydim mor yüzücü mayomu taktım bonemi (bone mevzuu yemin ediyorum Çin işkencesi, saçım da uzun kafam da büyük tıkana kadar bir ayrı çekiyorum herşey oturunca da uzaylıya benziyorum) gözlüğümü de taktım attım kendimi havuza. Şimdi git-gel sayarken benim pratik bir sistemim yok dedim ki 2git2gel bir set olsun bir set serbest bir set kurbağa yüzeyim böylece sayarken karıştırmam yoksa bir daha havuza zikirmatik gibi bi şeyle girmem gerek. Su altında çalışan zikirmatik var mı? Neyse dağılmıyorum - böyle kolay geldi 10 set yüzdüm saya saya. Hoca da onayladı olabilirmiş ille de aynı stilde yüzmek zorunda diilsen falan filan şimdi kızla yüzme antrenmanlarına başliicaz. Bugün İstanbul'da hava nanemolla, her an kar yağabilir. Bugün off günüm normlade dinlenme Pazartesisi, ama kar yağarsa ben gider kar yağarken yüzerim. Neden çünkü ben ters bir insanım :)



Yüzmenin faydaları efendim saymakla bitmez. Bir kere hem kuvvet hem cardio hem de stretching 3'ü bir arada. Normalde böyle multi-fonkisyonlu şeyleri sevmem ama yüzme ayrı bir güzel yaaa. Sonra vücut ağırlığının %50'sini falan taşımak durumundasın havuzda bu da şu demek eklemler için paha biçilmez fırsat, hem eklem zedelenmesi kas sıkıntısı faan olanlara yüzme verirler. Vücudundaki kasların çoğu çalışır bebişim çıpırdanırken kuvvetin yanısıra iyi bir cardio da olur ve dayanıklığı arttırır. Mesela ben iyi bir koşucuyum ama ilk setimin ortasında Allahım sanırım boğulcam ve huzura ericem dedim. Ama ne yapmıyoruuuuz PEES ETMİYORUUUUZZZZ :)) Yüzme ayrıca kalbi de güçlendirir böylece o kalbin daha verimli kan pompalar çünü kalp kasları olmuştur sana Herkül. Amerikan Kalp Birliği de demişki bacım demiş sen günde 30 dakika yüz kalp krizi riskin %30-40 azalsın. Valla benim Peder kalpten rahmetli, demek ki ben daha sık yüzücem.

Yüzerken ben (temsili)

Yüzmek ayrıca Neron gibi kalori harcatır. Buradan kalori hesabı manyaklarına selam olsun, kurbağa 60, sırt 80, serbest 100, kelebek 150 (bunlar 10 dakikada) gibi veriler kaynaklarda dolaşıyo. Fakat neymiş ben 20 dakika kelebek yüzüüm sonra gidip pastaneyi yiyim yok. O işin öyle olmadığında anlaşmıştık. Bi de su soğuk ay ben zayıflayamam falan diyen Kezbanımız varsa havuza atlamadan ayağa irice bir taş bağlasın :) Soğu dediği su da 28 derece o kadar debelenicen içeride vücut ısın elbette ortama ayak uydurur, nazlanmıyoruz.

Ayrıca mayoyla yapılan bir spro olduğu için vucuduna takıntılı kızlarımıza daha iyi motivasyon sağlayanbir spor dalı oluyor. Şöyle seninki giyior mayoyu allaaahh göbek bir yerde selülitlerin okula başlama yaşı gelmiş kollar sarkmış falan euuuwww. Ama ne oluyor yüzdükçe onlar bir bir yok oluyoooor :)))

Ayrıca ne yüzücem ben düz düz yeaaa diyenlere paletler el paleti gibi şeyler (ördek ayağına benziyo ama eline takıyosun) tahtalar aırlıklar gibi olayı zorlaştırıp yap da görelim kıvamına getirecek milyon malzeme var. Dene bakalım havada bent over fly yapmak kolay yap bakalım su altında yeeaaa o resistansa karşı. Sürtünme kuvveti diye bi şey var bi kerem naaabeerr...

Nemli bir atmosferde yzüüorsun sonuçta bu yüzden astım semptomplarında da azalma oluyomuş. Ben gene Amerikan kaynaklarının yalancısıyım. Kolestrol seviyesini düzenlemek, şeker hastalığı riskini azaltmak gibi her egzersizin mutlu yan etkileri de varken. Yüzmek ayrı yaa suyun içindeyken insanın siniri stresi kalmıyor, bir böyle huşu efendim, bir konsantrasyon sonra 1200 metre yüzdüm diye bir tatmin. Off be yaaaa. Ne olur kar yağsın ben yüzmek istiyoyyuuuuaaaammm :)) 8yoksa yarın yüzücem neden çünkü dinlenme günlerimizi atlamıyoruz o da önemli).

Son bir şey, yaa biliyorum daha rahat yüzüyosunuz da biz de insanız be yazık yani Rus Olimpiyat yüzücüsüsü Speedoları neden yasak diil. Ortak tavrımız insanlık olarak, şu çirkin şeylere katlanamıyoruz gözünüzü seviim alternatif bi şey kullanın.



Ben bunu neden yazdım efendim Meyvemiz, minimalist kızımız yüzmeye nazlanıyor bu arada. Benden ona motivasyon hediyesi olsun, yarın akşam mesela bir yüzelim mi beraber?

Sevgiyle


21 Ocak 2014 Salı

Eklemlerim eklemlerim oy oy anam demeden önce.... (kas yaparken göz çıkartmayınız serisinden)

Ah belim, ay sırtım, kolum, omzum bacağım ve daha bir sürü bilmem neremmmmm inlemeleri. Aga ben gebersem de bırakmam bak gene burdayım diyip zorlayan bebeler, ve tüm bunların sonucunda zedelenmiş sakatlanmış acıyan eklemler. Vücut geliştirme muttteşem bir şey vücudunla beraber ruhun da sen de gelişiyorsunuz, fakat arkadaşım overload olmanın ne anlamı var. O eklemi ver iki haftadan altı aya kadar cezaı var. Ceza dediysem sakat yatıyosun sonra o kasların sünüyo e ne anladım bu işten ben.

Neden olur eklem sakatlığı?
  • iyi ısınmamışsındır (allah cezanı böyle verir)
  • çok fazla, çok sık ve çok ağır idman yapıyorsundur (düşmez kalkmaz bir Allah yazık değil mi o ekleme, öbür dünyada hesap soracak senden kovalayacak seni)
  • Tekrar sayılarını olması gerekenin üzerinde tutuyor olabilir misin (ilkokulda makarna fasulye abaküs vardı saymak için lazımsa alalım sana)
  • Tendonların, kasların, eklemlerin dinlensin diye zaman ayırmıyorsun (sağ ayak tendonu kopuk bir FitnessDelisi olarak söylüyorum iki kere kopardım hiç marifet değil ayağım koptu sandım o nasıl acı, ayrıca baldırımdan daha kocaman olmuştu benim minicik bileğim şişince bir de kara off)
  • Konsantrasyonun azalmış olabilir mi? Bir an ters bir şey yaparsın hoop koptuuuuuu geçmiş olsun 3 ay sahalardan ırak...
  • Strething / esneme kadın işi değildir. Ben yazdım bunu daha önce bir zahmet okursan faydalarını da göreceksin. (yok sana link mink ara bul :) 
Artirit olma riskin yüksek mesela o kıkırdak bir katıya keser aklını alır senin, ne sprocuların kariyerleri bitti mesel abu artirit yüzünden. Bursit olursun mazallah off o da fena bak. Tendonit var bir de sporcu hastalığı. Korunmanın yolu hepsinde aynı. Dinleniceksin bebeğiiimmmm. Tedavileri de başta yakalanırsa benzer. Gene dinlenme. Tamam genel konuşmiim doktor diilim ve bunların da bir çok çeşidi var, ama genelde gördüğüm bu, ha birinden biri mazalllah (kulağını çek tahtaya vur) varsa sende git bir görün doktora. Baa gelme ben mesel makina mühendisiyim, motorlardan anlarım... (hayır o motorlardan diil onlardan anlamam)
Tanıştırayım Menisküs özellikle futbolcuların baş belası ama tüm sporcuların başına gelebilir. Aman diim sadece resimden tanışalım kendisiyle


Eklemlerini iyileştirmek için aşağıdaki listede bulunan besinleri beslenmene katabilirsin mesela...
1. Çiğ badem
2. Vahşi somon
3. Papaya
4. Elma (kabuğu ile beraber, vitamini kabuğunda çocuuum)
5. Siyah fasulye (meksikada değiliz tamam bizdekiler de olur, zaten bakliyat candır akisni iddia eden sunta kemirsin)
6. Papaya (valla ben severim hem yemesini hem kokusunu hem bundan krem yapıyolar onu bayılırım. Bana hediye alacaksanız ve çok tanışmıyorsak papayalı krem şampuan severim, tanışıyorsak bu kadarla kaçamazsın nıhahahahah)
7. Karalahana (bizde muhteşem laz yemekleri yapılır, karalahana candır, dolması yemeği falan göm gitsin)
8. Brokoli (brokolisiz bir hayat düşünemiyorum ki ben zaten, mesela haşla bunu üstüne zeytinyağı biraz deniz tuzu ve dövülmüş taze sarımsak mmmmmmm, bir parça da nar ekşisi ve balzamik offf ki ne offf)
9. Zencefil (kurusunu at çayına ya da sıcak suya ıhlamuruna, tazesini dilimle ya yukarıdaki salata tarifine kat ya et yemeğine, ya da su şişesine koy bütün gün beklet yatmadan iç, bebek gibi uyuyorsun - Almanya'da doktorum uyku bozukluğu için vermişti Master Tez Savunması çok stresli bir süreç olabiliyor bebişim)

Durum bu, 30 yaşını geçince o kıkırdaklarda mikroporlar oluşuyor yırtılması kolaylaşıyor, kıkırdakları spor salonunda, koşu pistinde, havuzda, sahada bırakmıyoruz. Tendomumuza, sıvı keseciklerimize, kıkırdaklarımıza iyi bakıyoruz. 


Anası Tanrı Akhilleus, bileğine yediği ok ile öldü, mesel o sebepten oradaki tendon da aşil tendonu. E bizim ana bana fani koskoca Akhilleus tendona gelen okla Thantanos'a selam çakıyorsa bize neler olur Olimpos'un tanrıları korusun.

Sevgiyle




20 Ocak 2014 Pazartesi

Kadınlar vs. Erkekler bir performans hikayesi

Fit olmak neydi? maraton koşmak mı? 100 push up yapmak mı? 6 pack sahibi olmak mı?  Fit olmak emekti (arkada selvi boylum al yazmalım müziği çalsın lütfen) Fit olmak, vücudunu daha iyi kontrol edebilmek ve ani olaylara daha iyi tepki verebilmek diyor fizik doktorları...

Dün Mac Fusion dersinde biz gene kızlar erkeklere kök söktürdük. Tamam kollarımızın çevresi 10-15 cm'i geçmez. Tamam bacaklarımız çırpı gibi görünüyor. Ama sen görmediğin için o tank top'un altını karındaki kasları pileyboy çocuk, beni güçsüz kuvvetsiz sanma. Evet sen 20 kiloluk barla çalışıyorsun ben de 10 sen 8 kiloluk dumbell almışsın ben 6 ama bu benim fitliğime bir ölçü mü? Konu geliyor kondisyon ve vücut ağırlığına, senden daha atletiğim pileyboy çocuk evet naaber. Sonra hocam kızlar bize bakıp gülüyorlar. Senden daha hızlı push up yapamıyor olabilirim ama senden daha çok yapabilirim.

Senin küçümsediğin yoga derslerinde be vücut koordinasyonumu sağlamayı öğreniyorum. Hagi kasım daha da kuvvetlenebilir onu görüyorum. Senin o dudak büktüğün oryantal sınıfında bir saat koordine bir şekilde tepinip küçük kas gruplarımı çalıştırıp, koordinasyon sağlayıp cardionun padişahını yapıyorum.

O yüzden sen 45 burpeeden sonra matın üzerinde pestil gibi yaparken ben elimde su BOSU'mun tepesinde dans ederek dinleniyorum.

Kadın (bağğyan değil kadın bak minibüs şoförü değilsen eğer kadın anlaşalım bi orda) ve erkeklerin kuvvet idmanlarının temel olarak aynı olduğunu bir çok kaynakta okudum. Mesela tüm insanlık; (her iki cins de yani, evet eski sevgilileriniz dahil onlar da bir nevi insan) enstrüman kullanmadan önce (makinalar, ağırlıklar ve saire veee saaiireee) vücut ağırlığı ile çalışsa ne güzel olur, kök kaslarını kuvvetlendirmeli (karın ve alt arka), eklemlere dikkat etmeli, hamstirnglere glutlara özen göstermeli. Yalnız olay benzerlike bitmiyor şekerler, bir dünya da fark var (ben her zaman kadınlar daha iyidir derim o benim şahsi fikir ve deneyimim sen başka türlü düşünebilirsin bağımsız insanlarız). Mesela kadın vücudu daha erken olgunlaştığı için kuvvet egzersizlerine daha erken yaşlarda başlayabiliyormuş. Biz kadın milletinin daha az kas kütlesi var bu nedenle erkek kaslarının kuvvet kaybı daha az oluyormuş, bu doğanın bize bir başka kazığı olmalı yani şu demek kısaca kızlar kuvvetinizi yitirmek istemiyorsanız devamlı idman idman idddmmaannnn.

Genel olarak her iki cins de aynı şekilde (spor çeşidinden, ne bileyim cinsiyetten falan filan) bağımsız olarak spordan etkileniyor mesela kas oluşumu, yağ yakımı. Benim kişisel kanım bu o narin poponu ne kadar kaldırıp çalıştığın ile alakalı, cinsiyetten bağımsız olarak bittabi. Daha önce de söylemiştim gene söylüyorum kızlar kuvvet antrenmanı yapınca iki ayda Doğu Alman güllecisine dönmez. İstese de dönemez. Ha çok ister de steroid (cızzzz alarmmm no no no bir durum alsında bu) alırsa o başka hikaye. Testesteron seviyemiz az olduğu için bizden sponeg bob pek çıkmaz kızlar, erkeklerde olmasının sebebi onların (haliyle) bizden on kat daha fazla testesteron salgılaması. Erkek hormonları ve kas kütlesi dağılımı kas oluşumunu etkileyen iki ana faktör. Fakat kuvvet kaybının kadınlarda daha az ve rejenerasyonun ve daha hızlı olduğunu yazan bir de makale okudum. Linki burada bakınız ben demiyorum onlar diyor. Bu da bizim fusion dersinde daha iyi olmamızı açıklayabilir.
Athena Scorning the Advances of Hephaestus Paris Bordone (burada Athene çek patini diyor)

Günün sonunda biz kızlar ders çıkışı aramızda şunu konuştuk; tamam efendim kası ve yapılı olmuş olabilirsin. Aferim sana fakat eczaneden dükkandan falan alınan supplementle hatta gofretle (protein bar'a gofret diyoruz) bile şişersin. Önemli olan şişme mi? Ya da sevgili hemcinsim, yağ aldırınca aç kalınca da zayıflıyorsun bu mudur? Önemli olan formda sağlıklı ve atletik  olmak mı o zaman U GOTTA WORK BITCH

Bana bunu ne yazdırdı? Ben ağırlık çalışırken gelip 6 kg da neymiş canım hhahahaha diyen ukeeellaaalar, ben benchte ruhumu teslim ederek sırt çalışırken gelip hahaha ördek gibi yüzüyorsun diyen ukkelllaaalar (arkadaşımsın şekerim severim seni gene ;) ), vücut geliştirmeyi erkeklerin oyun alanı gören şovenist zihniyet (kadın hareketi engellenemez), biz orada bir avuç kız kuvvet çalışırken, helal kıza ban diyen ayrımcı kuzikolar, kızların daha iyi performans gösterdiğini görüp de batırmaya çalışan testesteron manyağı kompleks puzzleları. Kız görünce aa sen de Pilatesle iyi olmuşsun hahaah diyip hakir gören supplement şişmesi çakma pileyboy oğlanlar (kendine gel müptezel). Ve diğer tuhaf tepkiler.
Gustav Klimt'in Pallas Athene'si ile de olayı bağlarım

Miras değil alınteri ciciiiiimmmmmm.

Sevgiyle





17 Ocak 2014 Cuma

Yetmeyen zaman, Lizard Pozu, Gece Ritüeli

Geçen hafta aksattım ya idmanlarımı. Cahil gibi bu hafta çok yüklenmişim. Şu anda her yerim ağrılar içinde bunları yazıyorum. Özellikle Çarşamba akşamı yapılan Challenge beni benden almış hala çıkıyor. Bence dersin adını Çin İşkencesi olarak değiştirsinler. Ha ben gene girerim o derse, nihayteinde tüm kas gruplarım gayet çalışıyor. İşte sonrası biraz acılı. Geçer. Ama Cuma kaşamı Yogası ve 80's Aerobic'inden oldum ona üzülüyorum. Gitsem eklemim kasım zedelenecek onun da farkındayım. Kırıcam dizimi sinemaya gdierm ya da polisiye roman okurum ne biliim.... puffff

Dün gece en son yaa biri beni yıkasın kurutusun pijamamı giydirip eve götürsün modundaydm gene. Bence Kanyon'da pijama ile gezmemiz normal karşılanmalı spor sonrası. Bunu bir düşünün mahlalle baskısı kalkarsa biz de rahat rahat pijamamızı giyeriz. Düşünsene sprounu yapmışsın, sauna sonrası duş, giy pijamayı misss. Atla arabana evindesin ugğraşma küt yatağa. Harika! Mahalle baskısı kötü bir şeydir ve biz sokakta pijamayla dolaşabilmeliyiz NOKTA!

Dün gece düşündüm de nasıl yorulduysam bu iş güç de var tabi, bir de 8 saat Isaura'lık var... Üstüne spor, yol günlük hayatın benim gerçi çok takmadığım ama bir çok insan için varolan keşmekeşi falan hayat bayağı yorucu bir şey. Bir de bölümlemede sıkıntı var. Şimdi hafta bir şekilde 7 gün hadi onu kabul ettik bu 5'e 2 oranıı kim koydu alnından öperim. Bir de hep söylerim gün 24 saat çok saçma! Yap minimum 36 bak hayat nasıl daha verimli oluyor.

Anastasiya Markovich'in TIME isimli eseri işte böyleeee :) 

Tüm bunları bu arada ben dün akşam Yoga sınıfında Lizard pose içindeyken düşündüm. Olay şu, ben splite kasıyorum ya, bu lizard pozu da iyi çalışmam gerekiyor kisplit için kaslarım quadricepslerim ve hamstringlerim başta olmak üzere kaslarımı uzatıp esneklik kazanmaya çalışıyorum (hoca denetimindeyim kafadan atmadım çalışmayı - sonra gidip kasını kopartan aman da neden oldu demesin, denetimde bile olsan kas kopar biraz bilinç level up beybi). Şimdi ben hergün bir saat yoga yapsam, cardio ve kuvvet egzersizi yapsam yüzsem benim için yeterli olur tatmin olurum hadi bunu haftada 4 yapiim iki gün de sırf yoga yapiim dans ediim mesela. İyi güzel de kafamdaki programın olması için benim bayağı uzun Gym'da kalmam gerek. Ben ne zaman uyuyacağım, işe gideceğim, bir de yol var tabi (benim için git gel 120km, evet). Yap günü 42 saat mesela bak o bana nasıl yetiyor. Hem istediğim kadar uykumu alırım, hem ev yapımı protein barlarım için tarifler geliştiririm hem tam kafamdaki idman programını uygular Fitness hedeflerime daha verimli ulaşırım. Neden 24 saat canısı? Kim bu kadar sığ düşünmüş yani.

Quadriceps candır
Pigeon (Güvercin pozu) (tabi ki temsili, biz yapınca çok da böyle değil şimdi yalanın manası yok)

Yogi'ye sormuşlar (Ayı Yogi diil, yoga yapan insan manasında) günde ne kadar meditasyon yapalım hacı demişler, Yogi de durur mu yapıştırmış cevabı, eğer çok meşgul değilseniz günde en az 20 dakika meditasyon yapmanızı tavsiye ederim. Haaa eğer çok yoğunsanız işte o zaman en az bir saat. Adam haklı şekerler. Sen kendine zaman ayıramazsan, sen kendin iyi olmazsan o zaman hayatını nasıl bir arada tutacaksın? Senin ruhun zorundalıklarla parçalanmışsa kendini, kişiliğini kaybettiysen off be gülüm çok zor be.... O zaman sen kalmıyor ki. Yogi'nin dediği işte bu meditasyon yapmıyorsan bile kendi ritüellerin olsun. Mesela benim gece yatmadan önce kısa bir bakım ritüelim var. Makyaj çıkartılır, yüz temizlenir, saçlar Argan yağlanır, taranır, gözaltı yüz ve ayak nemlendiricileri sürülür öyle yatılır ve üjjj bejj sayfa kitap okunur. Şimdi süper über yorgun ötesi gelsem sabah suratında makyajla ya da kupkuru bir ciltle uyanmak kabusunu haketmiyorum. İşte ekstra über süper yorgun olduğum için bu ritüeli yapmam daha da gerekli. Ertesi sabah hem dinlenmiş hem de bakımlı uyanayım. Yüzde daüılmış makyaj çalı gibi kabarmış saç ve kurumuş topukları haketmiyorum çünkü. Olayı anlatabildim mi? Konu çok dağıldı. Bu bahaneyyle ay ben çok yoğunum spor yapmaya vaktim yok diyen abalalara giydireyim bari; şekerim senin o sosyal hayat dediğin selülit çeker yaşam tarzı ile sen yakında şeker hastasından tut viarsten tut kalp hastasına kadar gidersin, Allah korusun gene de yavru kuşum kendine zaman ayrımayacaksın da neye zaman ayıracaksın pardon bu hayatta???

Kafamın bir yanında da bir yoga videosu dönüyor. Sevgili Yogini hanımefendi önce handstand yaptı, sonra scorpiondan geçerek wheele indi sonra da bir şey olmamış gibi kalktı ve bunları yaparken hep konuştu bır bır bır. Ben dün akşam Güvercin pozunda ön bacağımı 90 derce çeviremedim diye ne ara zaman yaratsam da çalışsam diye düşündüm. Ray Hoca da dedi kıskanma pratik yap devamlı. Oldu... Toplantının ortasında masanın üzerine fırlayıp kusura bakmayın yaa ben bi aşağı bakan köpekle başlayıp vinyasadan geçip iki pigeon çalışıcam desem ne olur acaba merak ettim... Kadını kıskanmıyoruz, kendisi gibi yapmak istiyorsak pratik yapıyoruz. Yoga biraz da ruhu eğitmek (benim ruh hem manyak hem denyo bildiğin kıskanıyorum anacım durmuyor)


Sevgiyle

9 Ocak 2014 Perşembe

I challenge thou!!!!

Domuz gribi dediler, ben domuz değilim yakalanmam dedim yakalanmadım, şimdi de tuhaf bir şey dolaşıyor ortalıkta. Domuz desen domuz değil kuş gribi desen o hiç değil. Dün patron adına Rota mı dedi bir şey dedi. Rotamız şaştı anasını satiim. Sen gel 20 nanometrelik çapınla beni kocaman FitnessDelisi'ni yatağa düşür!!! Düşmem ben öyle kolay kolay yok tatlım. Henüz değil hala direniyorum.

Şimdi doktorlar okuyacak ve bana deli gibi kızacak. O zaman ben önden yazayım bunlar benim kendi kendime yaptığım şeyler. Her koyun kendi bacağından! Ayrıca sanırım ben de bugün Doktor'a gidip hatta serum ver banaaaa diye ağliicam :) Öncelikle ben antiboyitik sevmeyen bir canlıyım. Sevmiyorum. İmmünitemi düşüren şeyleri sevmiyorum. Tamam, ilaç, kabul, biyomühendisler yapıyor, iyi bir şey ama senede iki kereden fazla alınca bir tuhaf oluyorum yazık benim karaciğerime. Ben onun için sevdiğim şaraplardan vazgeçmişim, sevmediğim antibiyotiği içirmeyin bana. Vücudumu düzeltirken psikolojimi bozuyor benim. Küçükken bir çizgi film vardı vücudun içinde geçiyordu haha işte o savaşlar falan böyle içimde oluyormuş gibi hissediyorum. Ay ne biliim.

Hafif alternatif tıp uygulamaları ya da düz ismiyle kocakarı ilaçları ile ilk önce durumu kurtarmaya çalışıyorum. (Durum hakikaten berbatsa başka hikaye giderim paşa paşa doktoruma neyse ilacı alırım o başka). Mesela hafif nezle olacağım hemen ıhlamur karışımları, alınan sıvı miktarının arttırılması, biraz daha kalorili yiyeceklerle beslenmenin desteklenmesi (savaş var ya benim orduya enerji lazım) daha uzun uyku, daha çok dinlenme. Bu arada gayet güzel sporuma da devam ederim. Salona gitmezsem ölürüm ben. Ben de dün hala neden olduğunu bilmediğim bir şekilde direnirken hayııaar ben hasta değilimmm diye (gözlerimin içi yanıyor bu arada) akşam ben salondayım dedim. Biraz koşayım toksini atayım bir sauna mis gibi olur bu Deli dedim. Planım bir kaç km koşmak ne bilimm 7 falan. Tam o anda aklım çelindi ve en kendimi Challenge dersinde buldum bir baktım Bosu tepesindeyim önümde dumbell bar falan dedim iyi. Biraz açıldım. Psikolojik mi neden bilemiyorum ama hareket edip Oksijeni yedikçe iyileşiyormuşum gibi geliyor. Hareket ettikçe daha mutlu oldukça sanki iyileşiyorum. Dün de öyle oldu. Bu arada Bor ve Kuşum salona geldiğinde ben uzuuun uzun esnemekteydim. Onlar beni telefonda zor durdurmasaydı ben bi 30 dakika kürek çekeyim yaaa diye küreklere doğru gidiyordum. Burada Bro'mun ne işin var kanka git saunaya sonra git evine yat attırma kafamı demesinin payı büyük. Kimseden korkmam ben irili ufaklı farketmez. Ama kıyamam ben bunlara Gang'im benim. Always got my back!

Neymiş bana; BOSU her derdin devasıdır, idman candır, mentollü sauna iyidir. Dün akşam Challenge öncesi Samet Hoca, bu gün küçük kas gruplarını çalıştıracağız dediğinde ne kadar idman yaparsan yap büyük kas gruplarından bir parça daha az çalışan bu mini mini kasların kocaman ağrıları olabileceğini kabul etmiş bulunmaktayız. C.tesi bir challenge daha yapacağız. Çünkü derste verilen 3 challenge'ı da başarıyla tamamlayınca çoook koccaman bir zafer kazandığımı hissediyorum, bu da beni mutlu ediyor mutluşuk da kimse kusura bakmasın her derdin devasıdır.

Ben de saunada bir 15 dakika geçirdikten sonre ki o Mentol olmasa muhtemelen şu anda hava kanallarıma İSKİ'nin sondaj falan yapması lazımdı. Yok iyiyim şu anda gerçi ofisime giren dalga geçiyor o kadar malzeme aktarda yokmuş da yok orta çağ olsa beni yakmak zorunda kalırlarmış da bir dünya laf, ortada dolanan Ninja isimili sihay kedi bunların benim cadı olmam konusunda ikna olmasında da büyük destek saülıyor sağ olsun. O zaman ben özel bitki karışımlı bir ıhlamur yapayım kendime French Press'te. Siz de bakın bakalım şu genetiği değiştirilmiş toraman virüslerden nasıl muhaaza edeceğiz kendimizi....

Rota virüsünün resmi. Bu şeyden milyarlarcasının içimde dolaştığını düşünüyorum da tiksinç bööğğhhkk....

Sevgiyle

7 Ocak 2014 Salı

Burası Alice Harikalar Diyarında değil Burası GYM!!!

Resimler videolar falan bi bakıyosun fitness modelleri kadınlar müthiş güzel vücutları ve boyalı uzun tırnakları ile ne bulgarianlar yapıyorlar, 40 kiloyla squat yapıyorlar, barfiksler, leg pressler falan. Kadının saçının teli bozulmuyor. Özeniyorsun haliyle. Bir bakıyorsun aynaya aman tanrıaaammm ayna çatlamasa bari burda hata orda yamukluk şurası sarkmış burada selülit var imdaaaat ki ne imdat. Özeniyorsun falan gidiyorsun salona. Canım beni işte oraya kadar toz pembe olan dünya bir çöküyor. Sen de çöküyorsun yere tarlası yanmış aşiret reisi gibi, arkada çalan müzik ben insaaan deeğil miyiim ben kulun değil miyiiim. Çünkü orada yaşayacaklarının o fitness modellerinin çektiği motivasyon videoları ile alakası yok. Onlar hani ellerinde su şişesi güle oynaya koşuyorlar ya hah canım benim koş bakayım 15k mutlu mesut İsviçre Alplerindeki Heidi gibi bir göreyim. Hiç bir şey olmasa kan dolaşımından surat oluyor pancar. Saç baş bir acayip ter içinde. Yalanlara pirim vermeyelim.

Şimdi fitness gerçekleri var:

1- Canın yanacak: Kasların ne kadar çalışırsa o kadar yanacak hem de. Acıyacak bazen bir iki gün kolun kalkmayacak, bacakların isyan edecek, gülemeyeceksin çünkü karnın acıyacak. Bu iyi bir şey buu bir kabul et bakalım. NO PAIN NO GAIN gülüm. Güle oynaya makyajın saçın dağılamdan çıkıyorsan boşuna gitmişsin o gün. Terden sırılsıklam değilsen gelme buraya git otur cezalısın.



2- Dinleneceksin. Evet dinelenceksin. Bazı günler off vereceksin. Her gün her gün sakatlarsın gülüm kendini, hırpalarsın o kasları olmaz olmaaazzz ya da ille de gideceksen gym'e (mesela ben bir gün ayrı kalsam karalar bağlıyorum) gym'de dinlen. Git bakım yap masaj yaptır saunaya gir. Hafif hafif yüz, sadece yoga yap çık, relax room'da suratında maskeyle yayıl güzel şeyler bunlar.

3- Karnın acıkacak. Hani Amerikan filmlerinde spordan çıkıp salata yiyolar ya yalan canım o kesmiyo bi tabak ot seni (ya da beni). Bıraksan kuzuya girerim danayı yerim godzillayı ızgara yaparım. Amaaaaa ne yapıyoruz bunu yapmıyoruz!!!! Sağlıklı yağlar, protein, lif, muz (bunu özellikle ayrı yazdım mucizevi bi şey kendisi) yiyoruz. Çıkıp burger yok makarna olmasa da olur. İçeride canın çıktı be anam yeme annem yeme gülüm.


4- Su içilecek: Terlemeyen modeller var ya külliyen yalan. Canım deli gibi terleyeceksin. Ha bak benden sana tavsiye yeteri kadar su içmezsen o ter de leş gibi kokar. Haaa ama bastın suyu bünyeye dehidrasyona uğramadın, toksinlerin de terlemeyle güzel bir düzenle atılmakta. O zaman kokmazsın o kadar - hamama giren terler, koşu bandına çıkan da, bosu ile çalışan da military training yapan da. Ter sporcunun dostu onunla yaşamayı öğren. Doğru malzeme kullan, deodorant kullan gözünü seviim, su iç bol bol sature et toksini ki leş olma.


5- Kimseyle karşılaştırma kendini - hele de o modellerle hiç herkesin metabolizması kendine, herkesin rutini sınırı hedefi kendine. Biri kuvvetli olmak ister diğeri hızlı, biri esnek. Süper kahraman değilsin. Bütün gün plazada ofiste oturan kahve içen topuklu giyen mahluklarız sınırını bil, zorladıktan sonra yeni hedef koy. Bir de gözünü seviim onn poposu bunun kolu diğerinin bacağı gibi oldurmaya çalışma. Herkesin kolu bacağı kalçası ayrı parmak izi gibi. Bak bu çok fena. Sen sensin bir önce bunu kabul et. Ettin mi güzel :)

6- Şurdaki çocuk herşeyi biliyor, şu morlu kız beslenme konusunda mı uzman? herkes herşeyi biliyor değil mi? Evet Türkiye'de yaşıyoruz hepimiz aynı anda mimar, mühendis, avukat finansçı, aşçı, şöför ve daha bi sürü şeyiz ve herşeyi en iyi yapıyoruz değil mi? DEĞİL yanlış!!!! bilmiyorsan so öğren elinde 2000 liralık telefon var hadi utandın sormaya git aç bak ordan oku Google diye bir şey var kadim dost kendisi. Hem her spro salonunda muhteşem hocalar var sor onlar sen sor diye orda. Diyetisyen değil herkes, sağlığını tehlikeye atma, yarım bilgiyle bir şeye kalkışma. Ay yapmaaaaa şunuuuu Sormaktan çekinme. Öğreniliyor zamanla merak etme.

7- Şekerli baloncuklu içeceklere çok da ihtiyacın yok. Steroidlere de.... Doping malzemelerine de... Sana zarar veren hiç bir şeye hiç kimseye ihtiyacın yok. Faydalı şeyleri ara.

8- Stres kaslarının düşmanı stresten uzak dur. Kızgınken idman yaparsan kendini paralarsın. Yapma kendine bunu, sorunlar kapıda kalır, çıkarken alamazsın yok olur giderler çünkü PUFFFF bak sihir ne güzel değil mi

9- Uyu!!! Uyu canım geliş, dinlen uyku çoook mühim.

10- Sihirli değneğimiz servis dışı olup mucizeleri kendiniz yaratmanız gerekmektedir. Bu da biraz zaman almaktadır. 1 ayda 4 beden düşersin neden yapamayasın ama o zaman da o kiloyu ayynen geri alırsın. Sakin sakin sessiz sessiz temeli sağlam kurarak. Sabırla. Ter yeri geldiğinde kan (kaç kere parmağımı sıkıştırdımben ah ahhh) bazen gözyaşıyla ama oluyor. 2014 yazında tanga bikini giycem beeyynn diyorsan dün çalışmaya başlamış olman gerekirdi mesela.

11- Duş almadan çıkarsan etrafında sinek ordusuyla gezersin. Parfüm sıkıp çıkarsan sadece daha iğrenç kokarsın, saçlarının dibini kurutup çıakrsan yıkamadan bitlenirsin. Ya da bunlar olmasa da arkandan biz konuşuruz. Ayy bak bööğğkkk ne ,ğrenç deriz. Pis misin sen? Değilsin olma temiz ol. Bir şeyi bir kere giydin mi at makinaya yıkansın sene olmuş 2014 dere kenarında taşa vura vura yıkamıyoruz artık. Kapiş?

Haydi şimdi git idman yap :) ama kendini bilerek gerçekleri görerek :)))




3 Ocak 2014 Cuma

Bir fincan kahvenin hatrının periyodik süresi ve metabolizmaya etkisi

170 cm boyum var acayip acayip türlü türlü huyum var. Mesela sabahları kalktığımda öyle çok negatif olmasam da (sebebini birazdan öğreneceksin) neşeli şirine de değilim. Çok negatif değilim çünkü kahvemi içmeden kimseye tek kelime etmem, bu yüzden de modumu çok bilemezsin. E sabah kremlerimi sürüp evden çıkarım ofise geldiğimde ancak makyajımı yaparım, kremlerim nüfuz etsin iyice cildime diye, o arada da kocaman büyük ekran kaynakçı gözlüklerim yaz kış gözümde olur surartımın ifadesi de belli olmaz. Yani Phantom gibi dolanırım, kimseye elleşmem kimse de bana bulaşmasın diye.


Tek kelime edemem, edersem anlarsın ben olmadığımı zaten; ve en yakın kiliseye gidip Rahip'e sen biliyor musun amca şeytan çıkartmayı bizim bi arkadaşa derinlemesine nüfuz etmiş dersin. Benim içimdeki şeytanları, o kadim canavarları ne Peder Efendi, ne cinci ne de kabile büyücüsü çıkartabilir. Benim tek çarem güzel bir sabah kahvesi. Bir adet sade Türk kahvesi olabilir mesela, 40 yıl hatır var derler bende 4,5 saat kadar sürüyor bu süre. Keza öğle yemeğinden sonra mutlaka bir tane daha içmem gerekiyor.Yoksa uyurum. Uyursam olmaz, o zaman patron yakalarsa sıkıntı. Uyumamalıyım. Sabah kahvesini filtre kahve ile değiştirdim son zamanlarda. Kışın gelmesiyle ofisime yerleştirdiğim kahve makinası ile, ki bir de espresso makinem var arada americano da yapıyorum elime sağlık, ilişkim çok ateşli. Her sabah tutkuyla günaydın derim, o da kocaman ofisimin her santimetrekaresini misss gibi kahve kokusuyla doldurur.


Peki bu benim için ne kadar iyi? Sonuçta devamlı egzersiz yapan, bazen çok hard core bazen hem ruhsal hem fiziksel bütünlüğümü hedefleyecek şekilde haftada 5-6 gün idman yapan bir FitnessDelisi'yim. Bir çok yazı var internette, br çok makale, bir çok bilimsel yayın. Bazılarına göre idmandan önce kafein almak dayanıklılığı arttırır, acı eşiğini yükseltir, performansı iyileştirir. Ayrıca kafein, bir uyarıcı, sisteme girdiğinde yağ hücrelerinin yakılmasını sağlıyor, yani belli bir oranda kilo vermeye yardımcı. Dikkat edilmesi gereken şey ise, idrar yapıcı, yani vücuttan deli gibi su atılmasını sağlıyor. (Kendi deneyimlerimden de bilirim - doktorumla benim prostatım var; hayır olamaz mümkün değil; hayır doktor bey var benim vücudumu benden iyi mi bileceksiniz?; saçmalama kadınlarda prostat olmaz delirtme beni- diyaloğunu sık sık yaşıyorum ben). Spor esnasındada vücuttan terleme yoluyla bolll miktarda su atılır, (atılır demek istemezdim çıkar gider su - terliyorsun), nihayetinde su kaybederiz. E kafein de su kaybettiriyor. Bu durumda dengeli bir şekilde tüketmek gerek - malum anne lafıdır, herşeyin azı karar çoğu zarar / herşey dozunda, v.s. Kafein alımı ile su kaybını dengeleyecek şekilde su tüketmek farz yani.

Bunun yanısıra çok fazla kafeinin taşikardi, sinirlilik, kaslarda seyirme, uykusuzluk (bak buna gelicem gene), yorgunluk ve saire ve saireye neden olabilir. O yüzden hakikaten gerektiği kadar tüketmek gerek, bunun için de insan vücudunu bilmeli, dinlemeli, tanımalı :)

İdman sonrası kahve alımı hakkındaki yazıları okuduğumda rejenerasyon aşamasında destekleyici olduğunu gördüm, gene de insan kendisi araştırsa bir de vücudunu dinlese daha uygun olur. Fakat uykusuzluk yapacağı durumlarda tabi ki no no :) kasların gelişimi ve metabolizmanın sağlığı selamti açısından uyku gözümüzün nuru başımzın tacı.

Kafeini sporcu içeceklerinden de temin etmek mümkün, hepimiz biliyoruz, yalnız bunlar güzel tatlarının, serinletici ferahlatıcı etkilerinin yanısıra bir sürü de şeker yüklüyorlar bünyeye benim kararım no no. Ha 1000 yılda bir falan içerim ama o da olur o kadar, mesela koşu müsabakalarından sonra.

Hiperaktif bir işarkadaşım var, Danimarkalı kendisi. Kahve hiç içmez. Hiperaktif olduğu için kahve içince tazmanya canavarı gibi bir şey oluyor. Bir kere şahit oldum, benim sabahları kahve içmemiş halim yanında melek kalıyor o kadar yani. Bir Danimarkalı için kahve içmemek zor tabi ama insan kendini dinleyip bilince uzak kalabiliyor. Bak bu da işin püf noktası.

Bir de işin cılkını çıkartmamak gerek. Aaaa kahve iyiymiş kız kezocan, gel şurdan bir bol şuruplu bir sürü şekerli üstü de kremalı bir amerikan kahvesi alalım dersen olmaz o :) kahve var kahve var. Bir de sen mesela güzel bir latte içiyorsun di mi? İçine 32 şeker atarsan olmaz canısı, why şeker bir tanesi? Don't drink your calories yavrusu, yani meali, şu kaloriyi bari içerek almayın! Anlaştık mı?

Ben bu sabah da kahvemi içtim, bol ol su içeceğim bütün gün (kendi metabolizmanm için 2 litre su 1 litre akmina içiyorum - susuz kaldığımda vücut alarm veriyor zaten). Sen de bak bakiim vücudun ne istiyor?



Resim: İngilizce ama idare edersiniz diye düşündüm. Kafeinin ana yan etkileri. Tamam seviyoruz, içiyoruz ama bunları da bilelim di mi? Bilinçli sevelim meredi :) 

Sevgiyle





2 Ocak 2014 Perşembe

Ya habibi ya da when the sky falls

Her şeyin kaynağı ilham. İlham aldığınız tüm herşey özellikle insanlar süper ötesi önemli. Mesela bu post bol miktarda Murat Demirtaş içerir. Kendi web sitesini bulamadığım için bayyyıla bayıla okuduğum bir ropörtajını linkledim. Benim için 2013 Top Ropörtajlarda ilk 5'e oynar net bir kere inanılmaz ilham verici. Zaten olayı da açıklıyor, kendisi neden benim için büyük ilham kaynağı oldu.

Bir kere inanılmaz fit, civa gibi :) Bitmek bilmeyen bir enerjisi var ve mütemadiyen pozitif. Be adam nereden geliyor bu enerji, nereden buluyorsun bu kadar pozitif olabilcek şeyi, gizli gizli nutella mı yiyorsun sen. Günün ne kadar berbat geçerse geçsin. Murat Hoca lider biz peşinde belimizde şıkırlarımız 40 dakika sanki stüdyo uzay mekiği biz öööyle evrenin derinliklerinde süzülüyoruz. Bağır çağır çığlık at tepini salla kalçayı çevir çevir ama boş boş çevirme (bunu çok söyler kendisi bize), popoyu sık, karnı sık, daha büyük hareket, çalışan kasları hisset. Çevir Çevir Parçala kendini. Sonra yaratıcı, mesela bazen Yoga asanalarını Oryantal'e katıyor. Biz fanilerin aklına hayatta gelmez. Düşünsene Ağaç Pozu yaparken bir yandan da kalçanı sallıyorsun titretiyorsun. İstanbul Street Dance Carnival'da beraber Vouging Workshopuna gitmiştik, Vouging ve Oryantal çook da güzel birleşiyormuş :) gene kimin fiki söylemiicem :))))

Günün istediğin kadar berbat geçebilir, işler kabus olabilir, özel hayatın Amazon Ormanı bataklığına dönmüş olabilir, etrafındaki herkes seni deliler gibi bunaltıyor olabilir, Hoca'yı görüyoruz, şıkırları bağlıyoruz başlıyor ya habibiler başlıyor latinolar, biz 40 dakika göbek atıyoruz, Skyfall'da şakır şakır oynadık biz bebeğim Adele'in kendisi gelse şoka girer Bond Mond hikaye biz göbecikleri atalım diye var o şarkı. Zamanın hakikaten göreceli olduğunu ben Oryantal Power derslerinde anlıyorum. Bir 40 dakika bu kadar hızlı geçemez, sıkıyosa toplantılarda geçsene bu kadar hızlı olmaz di mi!!! Gerek havalarda uçuyoruz gerek yere yatıp dans etmeye devam ediyoruz, kalçalarımızı şıkırlarımızdan boncuklar parçalanıp kopana kadar sallıyoruz, nereden baksan bir derste 700-800 kalori bırakıyoruz :) (bu da ne demekse) Zıplayıp yere tekrar düştükçe daha kuvvetli oluyoruz, 40 kadın bir stüdyoda en coşturucu şarkı çaldığında bir ağızdan çığlık atıp karattik bir halde daha da gaza gelip daha da coşup daha da kuduruyourz. Durumu şöyle özetliim, Johnny Depp'le Bradd Pitt'le evlensen kendi düğününde bu kadar göbek atmazsın. Sonraaaa ne sinir kalıyor ne stres.

İlk başlarda lööömmmbür lömmmbür pamuk gibiydim, titremek kolaydı. Şimdi yağlar gidince tüm gerçekler ortaya çıktı. Hem vücut koordinasyonunu muhteşem sağlayacaksın, hem kareografiye (ki Hoca hiç aklında belli bir kareografiyle gelmez, o anda içinden ne gelirse, ne duraklıyoruz ne terimiz soğuyor kaptırıp gidiyoruz) uyacaksın, hem estetik olacaksın hem de tüm kaslarını çalıştıracaksın. Burun bükenlere ben de hodri meydan diyorum bebişim gel de sen yap bunları :) İlk derse girdiysen ve tamamlayabildiysen büyük başarı, değme spinning seansında böyle ter atmazsın bak söylüyorum. Diyelim iş seyahatindesin, ve cardio yapma fırsatın yok, hava soğuk, otelin gym'i yok, yanında spor eşyan yok. Amaaan be dert mi şekerim. Kesin bi tablet telefon bi laptop vardır yanında, bağlan wifi ile Youtube'a ya da tak kulaklığını iPod'undan aç oryantal müziklerini en az 20 dakika oyna bakiim bak bakiim ne oluyor. O oblikler o karın kasları nasıl çalışıyor, sen öyle zıplarken nasıl ter atıyorsuni nabzın çıkıyor, metabolziman hızlanıyor. Kim demiş spor zengin işi yok vaktim yok yok koşamam diye. Fit mi olacaksın kilo mu vereceksin bak oryantal de yapabilirsin :) Önemli olan ilham almak.

Perşembe geceleri savaş var, çalışıyoruz, ödevlerimizi yapıyorz ders sonrası kızlar birbirimize meydan okıyoruz, Daha yüksek özgüven, daha yüksek ATTITUDE, daha iyi dans daha esnek daha kıvrak, daha da geliştir kendini. Al sana full paket gelişim seti :))) Bir kere devamlı göbek atan insanda ne depresyon kalıyor ne bunalım, e kondisyonun artıyor daha ne istersin Allah'tan. Daha zarif daha kadınsı ama daha kuvvetli oluyorsun daha ne isteyeceksin Pardon??

Bugün 2 Ocak 2014 Perşembe, biz Pazartesi sanıyoruz. Benim tek dayanağım bu akşam Oryantel Power dersim var. Hayatta kaçırmam. Biz nelere hayır dedik Perşmebe ve Salı akşamları da yalın ayak ayna karşısında belde şıkır olabilmek için ne kıtırlar attık. Boşveeer bu akşam stüdyoya giricem, ben gene bir çingene, bir Çöl Melikesi, bir Arap Prensesi, Bir Hintli dansöz, bir Mata Hari, bir Osmanlı Gözdesi olacağım, tüüümmm sıkıntım derdim tasam ne varsa 40 dakikalığına umrumda olmayacak, sonrasında zaten artık üzerimdeki negatif etkiyi yitirmiş olacak. Hadi akşam olsun haddddiiiiii :)))



Sevgiyle

30 Aralık 2013 Pazartesi

BOSU bundan ne hayır gelir?

1999 yılında son derece inovatif bir pıtırcık olarak Amerika'da icat edilip piyasaya sürülen bu memeye benzeyen şey, BOSU (Both Sides Up), dünyanın en başarılı fitness ürünlerinden biri olarak hayatımızda. Şahsen ben kendisini ilk gördüğümde hiç sevmemiş, kendisi ile ilk trainingimden sonra günlerce küfür etmiş, yaa off bosu diye bi şey vara memeye benziyor tam bir işkence aleti diyip durmuştum.

Söylentiye göre 2009 yılında bazı araştırmalar yapmışlar Doğu İllinois Üniversitesi'nde ve BOSU ile ve BOSUsuz yapılan egzersizler sonunda aslında bir fark görmemişler. Bilimsel çalışmayı bilmem, ben BOSU ile çok fark gördüm. Önce tabi başka şeyler gördüm. Hatta bir keresinde ışığı gördüm BOSU tepesinde.


Efendim bu sert plastik, yumuşak plastik ve denge toplarından bir de gizli dolgu malzemesinden oluşan arkadaş sana dengede olmanın ne harika bir şey olduğunu gösteriyor. Ayağının altında stabil olmayan bir zemin yaratarak dengede kalma sanatı hakkında seni eğitiyor. Ayıca bununla çok güzel push up çeşitlemeleri yapmayı ben seviyorum. (baktım kaçış yok artık zevk alıyorum). Gerek sağdan sola geçişler olsun kolla, gerek bununla Burpee'lerden bir demet olsun, gerek üstüne yatıp karın çalışiim ki özellikle karın konusunda core kasları güzel çalıştırıyor. Malum dengeyi sağladığımız yer core...

Bununla ilk müşerref oluşumuzdan sonra sevgili hocamız bunu bize bir güzle ters çevirttirdi. Çıktık efendim tepesine oynuyo deli gibi, e ben ilk bir iki yapıştım yere kazıdım kendimi stüdyonun zemininden. Dizler falan oldu oğlan çocuğu gibi ama tutmuş benim sarı damarım. durucam ben bu şeyin üzerinde. Bu mavi şey beni yenemez yenemeeeezzzz diye diye kendimi gazlayıp çıktım buun üsütne. Deep Squat mı dersin, deadliftler mi dersin, artık düzü tersi fark etmiyor. Seviyorum bu mavi şeyin üzerinde çalışmayı. Ben ki düz yolda yürürken yere yapışan kız, şimdi çok daha dengeliyim. Bir de BOSU antremanı sonrası insan daha bir tatmin oluyor.

Kullanım alanı çok geniş olan bu tuhaf şeyi en azından denemeyi herkese bir tavsiye ederim, çünkü hepinize teker teker kastım var :)

Hadi ama ne kadar kötü olabilir ki? Yani ben de düştüm bunun üzerinde çok ama şimdi zevkine ters çevirip, bara 15 kg takıp sırtımda onunla deep squat yapıyorum tepesinde. Oluyor yani. Ayrıca sağ ayağımın yan bağlarını 2 kere kopardığım için ilk yumuşak yüzün üzerinde bastığımda çok tedirgindim Maşallah hiç bir şey olmadı. BOSU ile hiç bir sakatlık henüz yaşamadım. İlk başta cehennemden veya en iyi ihtimalle işkence aletleri üreten bir kaynaktan geldiğine inandığım bu alet, bir gün evde fitness oddası yaparsam ilk alacağım nesnelerden olacak.

Alet dengeyi geliştirmeyi amaçlayan bir hizmet sunuyor bize, kıymetini bilip değerlendirelim derim :) Vücutta denge ruhta denge hayatta denge...


Ben BOSU hakkında neden yazdım bu kadar peki deli miyim? Bir nevi OK ama bir diğer sebebi de benim BOSU ile tanışmamın 1. yıldönümü bugün. Anmak istedim. Bizimki nefretle başlayıp büyük aşka dönen bir ilişki. Seni seviyorum BOSU!!!!

Sevgiyle