Sayfalar

Nefes etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Nefes etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

29 Ocak 2015 Perşembe

CO2 CO2 bakma bana

Boğuldummmmmm. Dün akşam 50 dakik High Intensive Training yaptım ve tek kelime ile boğuldum. İdman çok mu ağırdı? Hayır. Çok daha ağırlarından çıktım alnımın akı ile bazen de sürünerek. ama hayatımda ilk defa halterimi alıp stüdyonun dışına çıktım ve barla burpeeslerimi falan dışarıdan yaptım yolun ortasında veee yalnız da değildim. Çünkü başım döndü artık. Gözlerim karardı. Zaten anormal bi iş yapıyoruz, bari nefes alalım.

Şimdi neden nefes bu kadar önemli? Biiir nefes almazsam ölürüm çünkü. Detaylara gelince; Nabzın çıkıyor 160 ve üzerine en azından benim öyle. İç mekan hava kaliteisnin mükemmel olmasını beklemiyorum zaten hatta unu üye olarak değil mühendis olarak da beklemiyorum. Bu konuda mutabıkız. Ama spor yapıyoruz şekerim, ve ağır idman yapıyoruz. Bu durumda benim Oksijen almam sen gym yöneticisinin bir numaralı önceliği. Yeteri kadar Oksijen alamazsam eğer o zaman kanımda karbondioksit oranı artar, nefes alıp verişim düzensizleşir ve laktik asit üretimim çoğalır. Bu da benim kardiovasküler etkinlik esnasında enduransımı alaşağı eder.

Ağırlık çalışırken mesela 3:2 oranında nefes erek önemli. Extension anlarında nefes vereceksin. Yani o zor olan yer var ya orda. Press mi yapıyorsun kaldırırken gibi. Doğru nefes alıp vermemek fıtık olsun başka dertler olsun bir dümya sorun sakatlık çıkartır. Kim ister ki bunu?


Kanda CO2 konsantrasyonu arttıkça, yorgunluk görülür, başın döner kafan bir milyon olur böylece konsantrasyonun uçar gider, ne hoş di mi tepende (hadı kızım ben) 15 kilo barla squat press yaparken nefes alama sonra kolun dönsün sonra sahalara bir kaç ay veda. Ollldu canımmm. Bunların yanısıra bedene de acayip zarar veriyor. Zaten salonalarda yapılan araştırmalar havada ozon, karbonmonoksit, karbondioksit, formaldehite kadar bir milyon zararlı tespit etmişler. Antrenman esnasında daha derin ve daha sık nefes alıp veriyoruz malum bu kirleticiler bedenimizde çok çok çok daha derine nüfuz ediyor demek bu.


Sevgili spor salonum dünyanın parasını alsanız, şu üyelik ücretlerini arttırsanız ve bize bri havalandırma sistemi yapsanız.

Oksijen ve sevgiyle

27 Haziran 2014 Cuma

Amansız ToughGirl olan FitnessDelisi'nin yoga kullanım kılavuzu

I am back baby hem de nasıl? Bendeniz efendim FitnessDelisi Hazretleri Yoga matlarına geri döndüm :) (sorana mor yoga matı severim beni dinginleştiriyor).

Her pratik ayrı bir macera, her pratik ayrı bir heyecan, meditasyon yapmanın çok saçma olduğunu düşünürdüm, nefes alıp veriyolar bu ne be falan derdim. Burda yazanlara aldanmayın beni en yakından bilenler bilir, ne nemrut ne sinir ne uyuz biriyim aslında. Ukalayım. Ağırlık çalışan deli gibi koşan o komando eğitimli kızlardanım. Acı eşiğim yüksek, mızmız değilim, dayanıklıyım hem de çok. Ağzımda bir bıçakla sal beni Afganistan'a Rambo gibi dolanırım. Zumba Pilates kızları ile alay ederim falan. Öyle bir ToughGirl havası bende. Soyunma odasında ayna karşısında kaslarına bakan insanım. Ne bekliyorsun? Ama Yoga diyince akan sular duruyor.

Bir kere yoga denilen meret benim performansımı acayip etkiliyor. Kaslarım uzuyor eklemlerim (tamam dizi verdik bi ara aldık geri kızı ahayayahttt) sağlamlaşıyor. Vücudumu daha iyi tanıyorum, verilebilecek alarmları önceden sezebilme yetisine sahip oldum. Neremde ne arıza çıkabilir bunu biliyorum. Bedeni tanımak önemli Çok çok önemli. Daha dengeliyim (bedenen - ruha bakacaz). Ayrıca sakatlığım esnaında kuvvet çalışmak adına yoga yaptım. Bir kaç bölgede kasalar parçalandı (tabi ki ayrıca doğru besleniyorum) SHREDED BABE!

Ayrıca daha iyi koşmamı sağlıyor yoga. Bir kere oyunda (uzun yıllar basketbol deneyimim de var malum lisanslı sporcu idim senelerce o okul hayatına katlanmamaı bayağı sağladı basketbol candır) nabzına hakimsen oyuna hakimsin kuralı var. E nabza nasıl hakim olacaksın kalbine söz geçirebilsen o son öküze tapmazdın ben sana söyliim nefesle!

Yoganın bir diğer muhteşem avantajı da kasları hem uzatıyor hem kuvvetlendiriyor. Koşucular için bazı pozlar özellikle önemli mesela;

1. Low Lounge: Vucut sıvılarının devinimini düzenler, dizlere iyi gelir bir de esnersen omurgayı açar daha ne istiyosun?
 2. Twistli Low Lounge Dizlere muhteşem hem de omurgayı esnetir, denge sağlar, diz çevresi kasları kuvvetlendirir. Kalça pozisyonlaması önemli bedeni tanımak için harika bir poz. Misss
3. Aşağı bakan Köpek: Tam süper bir dinlenme pozu ayrıca vücut sıvılarının dolaşımını iyleştirir. Yogada nefesini düzenleyebileceğin pozlardan biridir. Bacaklara esneklik verirken mini detaylar omuz karın pozisyonları falan bedeni tanımana yardımcı olur.
4. Çocuk Pozu: Stresi atarsın, rahatlarsın, orta karar stretching sağlar, dinlenme pozudur.
5. Squat: Bel iç bacaklar esner, denge sağlar. Sıvı akışını düzenler. Ayrıca squat'ın faydaları akkında destan yazdım daha ne yaziiim Koşu sonrası inanılmaz rahatlatır ama bu. (Tarlası yanmış köylü otoroşu esprilerini duymuyorum ignore ignoreee)

6. Locust: Özellikle uzun mesafe koşucuları (ben de bu kategorideyim, bir sprinter değilim ama kurmalı bebek gibi uzun yolda deli koşarım) Bu poz da postürünü düzeltir. boyun bel ve kol ve bacakların arkasına iyi gelir. Uzun koşudan sonra serseme önen şoklanmış bedeni kendine getirmeye yardımcı olur.
7. Boat: Kök kaslarını kuvvetlendirir kalçaya iyi gelir bunları uzun koşularda telef ediyoruz çünkü

8. Dansçı: Yeeyy oryantalll değil :) Bu poz dengeyi sağlar. Denge yoks ayoksun net! Neymiş denge önemli Neymiş denge süper bi şey
9. Balık: Recovery için en idel pozlardan bu arkadaş, sıkıntıyı atar yok eder, ayrıca sırtı esnetir göğsü açar ferahlatır
10. Bacaklar duvara: Bayılıyorum bu poza çünkü hem kolay hem de bir sürü şifası var ve mütthiş rahatlatıyoır Bir kere sıvı drenajı sağlıyor, sıvı devinimini düzenliyor, patilerin şişmesini engeller falan hem de kolay
Bak bir dünya güzel poz önerdim işte. Ama ısınmadan yapmıyoruz güzle esneyip yapıyoruz. Yoga can'dır. Mikmik kız sporu değildir, bildiğin tough girl sporudur bunu da burdan eklerim.

Sevgiyle

28 Şubat 2014 Cuma

ben sana yeme demiyorum ama hobi olarak yeme bari!!!

Ömrümüz yemek üzerine kurulu. Sinirlenince bodolabına saldır ye, sevinince yemeğe git, biriyle tanıştığında ilk önce yemeğe çık, en önemli meseleleri yemekte konuş, kutlamalarında yemek ver, yasında yemek ver, yemek yemek yemek.... 

Bi de Türksün, şu diyalogları yaşıyosun;
Korku filmi gibi oluyo bazen. İçind esevdiğin ama yememen gereken bi şey var. O orda Edgae Allen Poe'nun kalbi gibi çarpıyo o dolap seni çağırıyo gitmiyosun. Korkunç vallahi korkunç... SAYYKKOOOOOO

-istemiyorum ben aliim, -aaaa olmaz zaten bak zayıfsın sonra "jimnastiğe" gider eritrsin (bunu duydum ben, hem de bir eski bürokrattan, yıkıldım yıkıldım) 
-diyetteyim ben (anlatamıyosun burda ağır idman programına göre protein karb dengesi lif falan)  -aaa nerene diyet yapıyosun daha ye sen ye bak bilmem kim çok gzel yaptı bunu
- ben yemesem (burası bildiğin aıklı) - aaa olmaz öyle şey çocukken çok severdin ay bunlar büyüyünce havalandı ayol

Falan filan. Yediriyorlar sana bir şekilde. Ya tamam ben sana yeme demiyorum ama gözünü seviim artık hobi olarak yeme. Bilerek ye. Ne yediğini ne içtiğini bil. O ağzında şapır şappır çiğnediğin şeyin midende ince bağırsağında ne olacağını, sana 10 sene sonra tümör, 4 hafta sonra yağ keseciği olarak gelip gelmeyeceğini bir düşün. 
Mesela ayda bir tatlı krizine girdin di mi mısır şuruplu çikolata kemireceğine bal ye :) 
Diyet dediğin otlamak değil aç kalmak değil. Diyetisyenle zayıflamaya savaşıp metabolizması bozuan bir kızın hazin hikayesnş dinledim dün içim acıdı. Zayıflamak için yemen gerek şunu kafana sok bi. Neden çünkü bebişim hareket etmen gerek, bu hareketinle yağ yakman gerek kastan yememen gerek. Ona uygun yemek yemen gerek. Ayrıca metabolizmanı hızlandırman gerek. Bunun için de aç kalmaman gerek. Bak bir dünya gereklilik. Neymiş hobi değilmiş yemek yemek işte. Hobilerde bu kadar çok sorunluluk olmaz. 
tatlı yeme bizi ye mesela :)

Ama diyosan ki şeker diil sırf ben genelde diyetimi değiştiricem, bak Türk olmanın avantajı büyük. Kızartmadna uzak dur. Bizim usül ev yemekleri zaten sağlıklı ama kullandığın yağ tereyağı veya zeytin yağı olacak. Karbonhidrat protein lif dengesine dikkat et, mesela yarım ekmek yeme. Karbonhidrat kalitesine aman dikkat et, bulgur pilavı ye mesela, esmer pirinç... Beyaz un no no bebiş. Proses edilmiş şeyler yememeye çalış. Al sana sağlıklı beslenme e gerisi geliyo zaten. Yavaş yavaş böyle başlarsın işte :)

Kısa kestim Cuma bugün. Hemen ne yiyorsun listesini çıkart. Sonra da zararlı olanları kırmızı kalemle halkaya al. Bak bakalım nasıl oluyormuş. Motivasyonun tillahını hem de hayır duasına sağlıyorum. Bir Allah Razı Olsun FitnessDelisi dersin herhalde. 

Sevgiyle

29 Ocak 2014 Çarşamba

4 element neydi? beden akıl nefes ve zaman! (iyi oldu bi de tahta! - 5 etti yalnız)

Sa-mi-miii-yeeet-siiiz-sii-niiiizzzz...

Üzgünüm daannnn diye söyledim ama samimi değilsiniz. Bir insanın kendine vakit ayıramaması kadar samimiyetsiz bir şey olamaz. 1 saat 3 saat 10 saat 20 dakika 5 gün... Yediğin içitiğin gezdiğin yaptığın ettiğin gördüğün yaşadığın duyduğun hissettiğin unuttuğun hatrladığın. Sen iyi misin diye herkese günde 100 kere sorarken ben iyi miyim diye kaç kere soruyorsun?

Egon var senin süpersin sen, yenilmezsin, en yi sensin, senin etrafındaki herkes tökezler ama sen dimdik.... Geçiniz. Yanlış.

Bir bütün olduğunu unutmuşsun. Gel seninle ufak bir test yapalım. Şu anda eminim hafif kambur duruyorsun, boynun da öne eğilmiş. Ellerin bilgisayar klavyesinde büyük ihtimalle, biraz akıllıysan masana baktığında yüksek (yükseltilmiş) ekran ve destekli mouse pad göreceksin. Görmüyor musun? Alışveriş sitelerinde harcadığın zamanın 20de birini harca ve bu destekleri al. Evet simli pırıltılı marka veya moda değiller ama kol kaslarını ve boyun eğiriliğini koruyacaklar.
Hannibal Lecter gibi böyle dolaşmak istemiyorsan eğer dik duracaksın, eğer eğrildiysen düzeltecek önlemleri alacaksın, sonra böyle iki büklüm olunca aman demeyeceksin OK? (kendi eğikliğimi nasıl giderdiğimi anlatmıştım bakabilirisn bebeyyyim)

Nefesine dikkat et. Sanırım sık sık ve derin olmayan nefesler alıyorsun. Bu stress içerisinde olduğunu gösterir. Derin derin ve yavaş al, ve nefeslerini say mesela 4-4 hemen hissediceksin farkı. Bu arada omuzların da hafif içeri doğru eğik değil mi? Çünkü bugün gene savaşacağını düşünüyorsun, stres ve korku - ya da kısaca alarm durumu diyelim - halinde ilk önce pektoral (meme işte bildiğin) kaslarını kasarsın kapanırsın sırtın yuvarlaklaşır ama sağlıklı değil kambur halde.

Şekerim şu ana kadar iskeletin eğri, nefesin tık ve ruh halin stresli çıktı. Bence devam etmeyelim. Bence sen şimdi bir kalk 40-50 adım yürü bir dolan gene öyle gel ofis masasına. O şekerli çayı kahveyi de yolla, yerine şekersiz bir şey iç, vücudunun içini yormaya, cildini perişan etmeye gerek yok. Hah güzeeeelce bir gerin, kan gitsin kollarına bacaklarına, boynunu çevir. Hafif esne öyle otur masana geri ve nefesine dikkat et.

Bütün olduğunu hatırla gün içerisinde, vücudun aklın nefesin bir bütünsünüz. Ama bu bütünlüğü sağlayan bir boyut daha var o da ZAMAN. Ay şekerim nasıl vakit buluyorsun sipooraaa diyen kezo arkadaşım. Bulmuyorum yaratıyorum. Sen kenarından yağı damlayan kızarmış tavuk parçaları kemirip düşük kalite blushlarla onları mideye indirirken ben gym'de çalışıyorum. Kendime zaman ayırıyorum. Çünkü kendimi seviyorum. Çünkü ben 120 kilometre yol yapıp, 8 saat çalışıp, bir dünya günlükhayatsorunu ile boğuşup sonrasında iyi olmak için kendi ayinimi yapıyorum. Ağırlık kaldırıyorum, koşuyorum, yoga yapıyorum yüzüyorum canım nasıl isterse onu yapıyorum. Ama hareket ediyorum. Zamanı iyi yönetiyorum ki kendimi kendimden mahrum etmeyeyim.

Gilhousen'ın Geçlik Pınarı: İlle de nerde bu pınar diyorsan bak vallahi bu 4 faktörün güzel yönetilmesinde. Metabolizma yaşım 1 senede 10 yaş düştü, bi dene pişman olma olasılığın yok yani :) 

Zaman yönetimi çok zor değil be hepimize project management okuttular nerdeyse. Okumadıysan bile dersi, internette crash course'lar var vallhi bak 1 saat ayır gününü daha efektif planla zamanını yönet ve hayatını kaybetme. Zaman yönetimin para gibi olmasın, kağıdı bozdurunca sana geri verdikleri bozuk paralar çantada yitip gider, aynı şey hayatına olmakta bu devam etsin mi istiyorsun?

Önce kendimiz Venüs oluyoruz sonra Adonis zaten geliyor. O yüzden Venüs olmak için kendine iyi bakıyorsun Kapiş? Anlaştık o zamannn (Abraham Bloemaert - Adonis ve Venüs)


Sevgiyle

27 Ocak 2014 Pazartesi

Çıpırdanan küçük kurbağa

Derler ki insan sudan gelir. Evrim teorsine göre sudan çıkmışız, fetüs olarak suyun içindesin o kadar zaman ilk hücrenden itibaren. Ben hele ki ben; ben sudan çıkmam. En son kızlarla tatildeyken tanıştığımız birileri siz bunu (beni) gece küveti doldurup orda mı yatırıyosunuz diye sormuştu, denize giriyorum anca susarsam çıkıyorum falan bu haldeyim. İçebilsem deniz suyunu onda da çıkmiicam. Zaten gariban bir Balık burcuyum su olmayan yerde duramam. Allahın Almanyası'nda bile yaşadığım evler Ren Nehri'ne bakardı - iki ayrı şehirde iki aynı manzarayı arayıp bulabilecek bir Türk mühendislik öğrencisi ben. (Geyik espirisi yapmayalım ne olur). Su benim olmazsa olmazım. Evimden Boğaz'ı görmezsem olay çıkar falan sis olduğunda bile Mikail'le papaz olacak seviyeye geliyorum.

Bu aralar havadan mı neden bilmiyorum canım sıkkın. Tam kış gelemedi kayağa gidemedim seri katil modundayım. Ben de Cumartesi günü böyle tel tel sinirlerimle kirpi yavrusu gibi dururken, gym'e gidicem naapsam naapsam düşünüyorum. Dedim ben ne zamandır yüzmüyorum neden yüzmüyorum ben deli miyim? Biraz deliyim evet ama neden yüzmüyorum? Yüzeyim ben nasıl balığım ben dedim.


Giydim mor yüzücü mayomu taktım bonemi (bone mevzuu yemin ediyorum Çin işkencesi, saçım da uzun kafam da büyük tıkana kadar bir ayrı çekiyorum herşey oturunca da uzaylıya benziyorum) gözlüğümü de taktım attım kendimi havuza. Şimdi git-gel sayarken benim pratik bir sistemim yok dedim ki 2git2gel bir set olsun bir set serbest bir set kurbağa yüzeyim böylece sayarken karıştırmam yoksa bir daha havuza zikirmatik gibi bi şeyle girmem gerek. Su altında çalışan zikirmatik var mı? Neyse dağılmıyorum - böyle kolay geldi 10 set yüzdüm saya saya. Hoca da onayladı olabilirmiş ille de aynı stilde yüzmek zorunda diilsen falan filan şimdi kızla yüzme antrenmanlarına başliicaz. Bugün İstanbul'da hava nanemolla, her an kar yağabilir. Bugün off günüm normlade dinlenme Pazartesisi, ama kar yağarsa ben gider kar yağarken yüzerim. Neden çünkü ben ters bir insanım :)



Yüzmenin faydaları efendim saymakla bitmez. Bir kere hem kuvvet hem cardio hem de stretching 3'ü bir arada. Normalde böyle multi-fonkisyonlu şeyleri sevmem ama yüzme ayrı bir güzel yaaa. Sonra vücut ağırlığının %50'sini falan taşımak durumundasın havuzda bu da şu demek eklemler için paha biçilmez fırsat, hem eklem zedelenmesi kas sıkıntısı faan olanlara yüzme verirler. Vücudundaki kasların çoğu çalışır bebişim çıpırdanırken kuvvetin yanısıra iyi bir cardio da olur ve dayanıklığı arttırır. Mesela ben iyi bir koşucuyum ama ilk setimin ortasında Allahım sanırım boğulcam ve huzura ericem dedim. Ama ne yapmıyoruuuuz PEES ETMİYORUUUUZZZZ :)) Yüzme ayrıca kalbi de güçlendirir böylece o kalbin daha verimli kan pompalar çünü kalp kasları olmuştur sana Herkül. Amerikan Kalp Birliği de demişki bacım demiş sen günde 30 dakika yüz kalp krizi riskin %30-40 azalsın. Valla benim Peder kalpten rahmetli, demek ki ben daha sık yüzücem.

Yüzerken ben (temsili)

Yüzmek ayrıca Neron gibi kalori harcatır. Buradan kalori hesabı manyaklarına selam olsun, kurbağa 60, sırt 80, serbest 100, kelebek 150 (bunlar 10 dakikada) gibi veriler kaynaklarda dolaşıyo. Fakat neymiş ben 20 dakika kelebek yüzüüm sonra gidip pastaneyi yiyim yok. O işin öyle olmadığında anlaşmıştık. Bi de su soğuk ay ben zayıflayamam falan diyen Kezbanımız varsa havuza atlamadan ayağa irice bir taş bağlasın :) Soğu dediği su da 28 derece o kadar debelenicen içeride vücut ısın elbette ortama ayak uydurur, nazlanmıyoruz.

Ayrıca mayoyla yapılan bir spro olduğu için vucuduna takıntılı kızlarımıza daha iyi motivasyon sağlayanbir spor dalı oluyor. Şöyle seninki giyior mayoyu allaaahh göbek bir yerde selülitlerin okula başlama yaşı gelmiş kollar sarkmış falan euuuwww. Ama ne oluyor yüzdükçe onlar bir bir yok oluyoooor :)))

Ayrıca ne yüzücem ben düz düz yeaaa diyenlere paletler el paleti gibi şeyler (ördek ayağına benziyo ama eline takıyosun) tahtalar aırlıklar gibi olayı zorlaştırıp yap da görelim kıvamına getirecek milyon malzeme var. Dene bakalım havada bent over fly yapmak kolay yap bakalım su altında yeeaaa o resistansa karşı. Sürtünme kuvveti diye bi şey var bi kerem naaabeerr...

Nemli bir atmosferde yzüüorsun sonuçta bu yüzden astım semptomplarında da azalma oluyomuş. Ben gene Amerikan kaynaklarının yalancısıyım. Kolestrol seviyesini düzenlemek, şeker hastalığı riskini azaltmak gibi her egzersizin mutlu yan etkileri de varken. Yüzmek ayrı yaa suyun içindeyken insanın siniri stresi kalmıyor, bir böyle huşu efendim, bir konsantrasyon sonra 1200 metre yüzdüm diye bir tatmin. Off be yaaaa. Ne olur kar yağsın ben yüzmek istiyoyyuuuuaaaammm :)) 8yoksa yarın yüzücem neden çünkü dinlenme günlerimizi atlamıyoruz o da önemli).

Son bir şey, yaa biliyorum daha rahat yüzüyosunuz da biz de insanız be yazık yani Rus Olimpiyat yüzücüsüsü Speedoları neden yasak diil. Ortak tavrımız insanlık olarak, şu çirkin şeylere katlanamıyoruz gözünüzü seviim alternatif bi şey kullanın.



Ben bunu neden yazdım efendim Meyvemiz, minimalist kızımız yüzmeye nazlanıyor bu arada. Benden ona motivasyon hediyesi olsun, yarın akşam mesela bir yüzelim mi beraber?

Sevgiyle


6 Ocak 2014 Pazartesi

Tehlike anında yerdeki ışıkları izleyerek acil çıkışları bulabilirsiniz

Cumartesi günü sabah git-akşam gel bir şehir dışı kaçamağım oldu. Hem ziyaret hem ticaret bu deneyim esnasında bir çok yeni şey yaşadım ve hayatıma bir iki yenilik geldi. Öncelikle eski kötü enerjilerden kurtulacak cesareti edindim, ve önüme bir sebep verildi. Ayrıca artık evrenin bana verdiği bazı işaretleri artık gözardı edemeyeceğimi anlayıp zor bir karar verdim. Bana çok iyi gelecek biliyorum yalnız karar aşamasının zor olmasının yanı sıra biliyorum ki önümdeki bir müddet benim için çok da kolay olmayacak. Ayrıca hayatıma başka bir yenilik katmak üzereyim ki bu da 1 günlük seyahatimin asıl amacıydı. Yalnız dönüş yolunda yaşadığım şey verdiğim her iki kararın da ne kadar yerinde olduğunu ve kendime daha iyi bakmam gerektiğini bana anlatan aleni bir işaretti.

Dönüş için biletim biraz geç bir saatteydi, ama sahil kasabası olan destinasyonum gündüz muhteşem olmasına rağmen akşam buzzzz gibi oldu. 11'deki uçak için saat 8 buçukta hava limanına gelip CIP lounge'a kuruldum. Kendime kuru yemişli, ıhlamurlu Türk kahveli bir "break" verdim ve kitabıma gömüldüm. Bekleme, yolculuk gibi anları kendime kaliteli zaman olarak yaratmak benim için bir gereklilikti ki bu konuda çok başarılıyım. Aferim FitnessDelisi'ne.

Uçağa bindik, zaten uçak korkum var, stresliyim. Biliyorum stres benim için iyi bir şey değil ama ne yapiim elimde değil tırsıyorum. Tonlarca ağırlıkta metal bir şeyin içinde 10000 metrede uçuyor olmak beni tedirgin ediyor. Kaldı ki yüksek makina mühendisiyim, Airbusların kanatlarını arkadaşım dizayn ediyor gene de korkuyorum arkadaşım ne yapiim. Bilmek lanetlenmektir der Nietsche; doğru! Nasıl uçtuklarını öğrendim o zaman korkmaya başladım. Mini mini bir veletken en sevdiğim şeydi oysa uçağa binmek.

Tam ayrılıyoruz artık, ben bildiğim duaları ediyorum içimden içimden. Bir adam uçağın arkasından öne doğru yalpalayarak geldi uçuş görevlilerinin yanına. Anlamadık ama önde bir panik havası. Be iyice kafadan kurmaya başladım tabi. Kafamın içinde patlamalı salgın hastalıklı komplo senaryoları dönüyor ne oldu acaba diye. Zaten yusuf yusuf ve kalanıyım. Adamcağızın yan dönmesiyle yüzünün halini gördüm. Gözleri tamamen kapanmış şişmekten, surat kıpkırmızı. Doktor anonsları yaplıyor, bir süre sonra dönen mavi ışıkları ile ambulanslar geldi, kapılar açıldı, uçak yeniden yanaşmış zaten, adamcağızı sedyeyle alıp götürdüler. Bagajını da indirdiler. Biz panikten bitmiş haldeyiz tabi. Ne oldu diye. Sakinleşmek için öğrendiğim ve pratik ettiğim pranayama tekniklerini uygulamaya çalışıyorum. Oturduğum yerde yapabileceğim basit yoga pozlarını deniyorum mini twsitler yapıyorum. Burada bir sene önce başladığım pratiğim için teşekkür ediyorum. Ama olmuyor kabin amirini çağırdım, su istedim panik atağım olduğunu söyledim ve ne olduğunu sordum. Adamcağız (umarım şimdi iyidir, bizlere verilen işaret umarım onun için büyük bir şeye mal olmamıştır) kalp hastasıymış ve yüzü o yüzden o hale gelmiş en son baygındı uçaktan indirilirken.

Suyumu içtim, nefes tekniklerine devam ettim, ama bir yandan da ne kadar uğraşsam da zihnimi boşaltamadım. Çünkü hepimiz oraya belli bir sebepten olayı gitmiştik, ve belli bir sebeple dönüyorduk. Ben hayatıma yeni bir ekleme yapıyorum, yanımızdaki adamlar yeni bir butik otel yaptırıyorlar. Hepimiz ertesi günkü planlarımızı düşünüyoruz. Ama hayat o kadar kısa o kadar ani o kadar sürprizli ki... O adamın da eminim planları vardı, bekleyenleri vardı ve bir anda böyle bir şey yaşadı. Biz korktuk, kendimiz için, onun için, ya bize de olursa diye. Ben bir de bayağı bir ekstra teori üretmişim zaten paranoyanın doruklarındayım. Dedim ki kendime o ben de olabilirdim. Ya da ileride olabilirim. İnsan vücudu çok tuhaf bir sistem, çok değişik bir mekanizma. "GOD FACTOR" her zaman var ama riskleri minimze etmek de bizim elimizde. Vücuduma daha iyi bakmaya karar verdim, ruhuma da. Bir haftadır süren ve beni inanılmaz strese sokan durumu da o anda kapatmaya karar verdim. Bana iyilik getirmeyen şeylerin hayatımda yeri olmamalı, stres sağlığı olumsuz etkiliyor. Nasıl trans-yağ yemiyorsam, nasıl hem ruhumu hem vücudumu devamlı idmana tabi tutuyorsam stresten de uzak kalmalıyım. Orada verdiğim final kararı dönüşte yaşananlarla perçinlendi. Ne olursa olsun ruha bedene iyi davranmalı, kader faktörünün dışında gelebilecek zararlardan korumak için çalışmalıyız.

Tanımıyorum o adamcağızı, hiç de tanışmayacağım muhtemelen. Sayesinde hayatımda büyük bir değişiklik yaptım. Onun yaşadığı deneyim benim için bir işaret oldu. Umarım iyidir, umarım teşekkürüm ona ödül olarak döner. Evren, Tanrı, Kader... her ne ise bizi yöneten bizimle oyunlar oynayan ona iyilik verir.

Bir de bedene iyi bakma; bir insanın yüzünün o hale gelebileceğini asla ama asla tahmin edemezdim. (İtiraf ediyorum adamı bir ara Japon zannettim). Sarsıcı bir deneyim oldu. Ama travmaları olumlu çıktılarla sonlandırmak da benim elimde. Senin de. Bak bakalım evren sana nasıl işaretler veriyor. Kendine ruhuna dahai iyi bakman için...


Sıkıntılar, stres, dert, tasa. Bazılarını yönetemeyiz ama bazılarından zor da olsa uzaklaşabiliriz. Ne kadar zor da olsa kendi iyiliğin için bazen zor kararları vermek seni kurtarır. Deneyimleri takip ederek yaşamını iyileştir, ders al ve gereken kararları vermekten korkma.

Sevgiyle

20 Aralık 2013 Cuma

Ben Hintli miyim günlük hayatımda Yoga bana ne yapsın?

Hayır canım sanırım önce cahilisin. Yoga'nın anlamı zaten hayat demek.

Her sene bir milyon söz verir insanlar kendilerine, bu sene bilmem nereye seyahate gidicem, her hafta bir kitap okuyacağım, yeni ev alıcam, kilo vericem, karın kasım olacak, Marslı besliicem falan falan falan. Genelde Şöyle olur, o bilmem nereye seyahat gene Bodrum, Çeşme, Antalya düzleminde kalır yeni bir yer görülmez, senede bir bilemedin iki aşk romanı zar zor bitirilir, kiralar aksar, Marslıyı bırak Beta balığını açlıktan telef eder... İçiniz karardı di mi kilo vericek olanla müstakbel karın kası sahibinin akıbetine girmiyorum o zaman :) Malum fitness blog'u...

Ben geçen sene dedim ki 2013'te spora geri dönüyorum. Dönüşüm muhteşem oldu. Yeni yıl kararlarımdan biri de Yoga yapıcam beeeeen idi. Hatta Yoga hocamız (31.12.2012 Pazartesi günü girdiğim ilk Vinyasa Yoga dersinde) kimin ilk dersi dedi benim dedim harika bir yeni yıl kararı verimiş birisi var kutlarım dedi. Ben utandım falan. Öyle başladı bu iş. Yeni yıl kararı vereceklere selam olsun.

Aman canım ben zayıflamak istiyorum Yoga yağ yakmaz, ya da ben kaslı kocaman bi adam olucam ne yapiim yogayı diyip küçük görürseniz ben de size derim ki; her şeyden önce yoga esneklik kazandırır böylece kaslar daha rahat gelişir, güç ve hız artışı deneyimlenir, kasların dinlenme süresi ve gerginliği kısalır, kasların daha az zorlanır ve incinme riski düşer, eklemlerin sağlamlaşır burkulmazsın kolay kolay, belin daha açık ve sağlam olur, acı ve ağrıya karşı hassaslıklar azalır. Kısaca performans ve sakatlıklara dirençte artış yaşarsın. Ayrıca vücudundaki kas koordinasyonu artacaktır. Bunu da dün akşam yaşadım. Head stand denemesi yaparken gözümüzün nuru Ray Rizzi hocamız yanıma geldi. Ben tabi maymun yavrusu gibi debeleniyorum orada omuzlarım sağlam (onu öğrendim sene içinde), ellerim açık avuçlarımla yeri varamıyorum sağ bacağımı kaldırırken doğru momentumu bulmaya çalışıyorum sol onu takip etsin istiyorum tüm bunları core kaslarım koordine etsin savaşıyorum falan ama heryerim ayrı oynamakta. Baksan bu parçalar aynı vücudun değil dersin. Ray Hoca geldi, cesaret etmemi söyledi sağ bacağımı attım, sol takip etti. Ray orada biliyorum ya düşmeme izin vermez derken baktım onun ufacık denge desteği ile ellerimin üzerinde duruyorum. Bir kaç nefes kaldım da. Sonra bir anda core kaslarımla ayaklarım arasındaki koordinasyonu yitirdim ve indim. İşte Yoga bu yüzden önemli. Vücut içerisinde kasların birbiri ile iletişiminin  önemini (tamam bi de dans ederken ama bu başka Post'un konusu) Yoga pratiği esnasında birebir anlıyorsun.



İşin bir de meditasyon boyutu var. Nedir? efendim Ommm diyip uçmuyoruz bak gene söylüyorum bu doğru değil kim uydurduysa halt etmiş. Gün içerisinde başına gelenleri düşünsene; patronla didiş, sevgilinle didiş, bir dünya dedikodu, iş, güç, dünya kadar aksaklık, trafik trafik.. Ayy yazarken daraldım. Delirmemek için ne yapıyorsun? Muhtemelen şalteri kapatım Muhteşem Süleyman seyrediyorsun... Ben nefesimi düzenliyorum ve kendimin tüm bu karmaşanın bir bir parçası olduğumu kabul ediyor ve fakat her şeyin içinde dinginliği arıyor içime dinginliği yerleştiriyorum. Bunu nefesimle yapıyorum. Bu nefes sonra bana performans antrenmanlarımda ne kadar yardımcı oluyor bir bilsen bir anlasan bebeğim. Haliyle vücudumla beraber ruhum da dinginleşiyor ve gene başa dönecek olursak psikolojik olarak rahatladığım için sakatlık riskimi azaltıp güç ve performansımı arttırıyorum.


Uzun oldu bugün post, biraz da sıktı sanırım seni, o zaman kıssadan hisse ile kapatayım. Tarih Nisan 2012, ben Hannover Messe'ye son dakikada gitmeye karar vermişim. Haliyle direk uçak yok İstanbul'dan Münih'e ordan Hannover'e falan böyle bir bedevi hali mevcut. Bir iş arkadaşım dedi ki sen kalacak yeri düşünme (zaten yok nesini düşüneyim fuar zamanı Hannover'de kalacak yer mümkün değil!!!) ben ayarlarım. Oley dedim bu bir de bürokrat bana mutteşem bir ev falan ayarlar. Şeytan dürttü aktarma esnasında son dakika artık Hannover uçağına gidicem, Münih'ten aradım ben bunu, dedim benim ev nerde ben geliyorum. Kem küm allaaahhh dedim (uçan Sabri gibi bilen bilir) kavga gürültü benim yerim yok neyse ben kadın olmanın gücüyle açtım muslukları bir ayağım uçakta bir ayağım yerde başladım ağlamaya. Bunlar geldiler beni aldılar sonunda Hannover'den bir yer bulmuşlar karanlığın içinde çıkmaz sokakların sonunda ben kurbanlık koyuna dönmüşüm saatlerdir yoldayım böbrek karaciğer umurmda diil uyusam yetecek haldeyim. Bıraktılar beni gittiler. E ben kaldım bi başıma. Yorgunluktan uyuyamazsın ya o kadar yorgunsundur stres yaşamışsındır... Onun dibindeyim ben. Durdum odanın ortasında oturdum yere kısa bir meditasyon yaptım, 8 kere güneşi semaladım ve bol strechingli bir asana serisine başladım. Yarım saat kadar gerindim yavru kedi gibi nefesimle, Savasana esnasında yatağa yatmamla hayatımda uyumadığım uykuyu uyudum. Sabah bir kalktım ben bir Hollywood aman hayır Bollywood yıldızıyım. Eklemler açılmış beden ruh tertemiz pırıl pırıl, nefes akıyo gidiyor. Ne güzel. Artık her strese girdiğimde önce nefesimi düzenlerim bir dönerim içime sonra eğer ortam müsaitse yaparım bir kaç asana ohhhh miss benden güzeli yok.


Sevgiyle