Sayfalar

Sendrom etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Sendrom etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Şubat 2014 Pazartesi

Sendromsavar Pazartesi Sabahı Post'u

Bugün tpini sevdiğimin Pazartesi'si. Normalde çok böyle sendromlu bi tip diilim. Allasen her hata gelicek şey için (Pazartesi sendromunu diyorum) neden hayatımı cehnneme çeviriim ki. Olacak o ben kendimi de yıtrsam o tipini yediğiminin Pazartesisi gelecek. Ben ne yapayım? Ne yapayım? Bi şey yapmıyorum. Hayır gerçekten Bugün benim off günüm. En sevmediğim şey ama zorundasın tabi. Dinlenmek mühüm dinlenmek önemli, dinlenmek zorunludur. Dinlenme ve rejenerasyon ayrılmaz ikili.

Hans Blauscheck'in Montagmorgen (Pazartesi Sabahı) Tablosu. Bakınız herkesler baymış aynı biz di mi evet...
Ağır dimandan sonra nasıl hemen zımba olucam ben kız FitnessDelisi diye soranlara:

1. Kaybettiğin sıvıyı yerine koy. Bol bol su iç (ben sporcu içecekleirni pek kullanamm tavsiye de etmem yaa kimyasal kimyasal bi dünya şey var içinde okurken bunalıyorum)

2. İnsan gibi ye! Mesela idmandan çıktın açsın haliyle ne yiicem ben? (daha ince de söyledim kuzuyu çevirmeye bile gerek yok ben onu öyle çiğ çiğ yerim o halde oluyorum, ama öncelikle protein yükleyeceksin. Protein shake falan da olur, ben ne yapıyorum ızgara tavuk (yağsız), hindi, haşlama dana eti, aşkım benim yağsıız köftem falan bunları yiyorum yanında da komplex karbonhidrat alıyorum (çoğunlukla bazen canım istemiyo ama genelde yiyorum) kim bu karmaşık karbonhidratlar? tam tahıllı ekmek, tahılların kendileri, yulaf, nişastalı sebzeler, fasulyegiller; bu arkaddaşlar lif ve besin depsu bir taşla kuş sürüsü indiriyosun yani. Bunlar duruken kekti pastaydı makarnady bilmem neydi denen o BASİT karbonhidratları neden aliim ki almam basit şeylerle iim olmaz benim - Al sana motto.Ha bir de idmandan sonra 1 saat içerisinde ye (bazı kaynaklar 30-45 dakika diyor riske atma gene)

3. Esne!!!! O vücut esnetilecek arkadaşım. Esneyeceksin kadını da erkeği de ES_NE_YEEE_CEEEEKKKKK bunu milyon kere yazdım ne faydalı ne güzel.... Bakınız okuyunuz.



Dinlenme safhasında ben (Temsili)
4. Aktif - Pasif Kısa veya uzun süreli dinleneceksin. Dinlenmezsen ne olur. Bir sendroma daha merhaba, Overtraining Syndrome denen depresyon, yorgunluk, performans düşüklüğü, başağrısı, uykusuzluk, eklem ve kas ağrıları, iştahsızlık, isteksizlik, yüksek sakatlanma riski, düşük bağışıklık ve sapık gibi spora gidcem beeeğğğnnnn diye böğürme. Sonuç mızmız çekilmez hastalıklı uykusuz biiiik biiik bir tip olup çıkıyosun. Amaç neydi? Fit olmak oldun mu? hayır? uğurlar olsun.... Dinlenirken hem psikolojik olarak hem de bedenen bi ayarları sıfıra getiriyosun. Böylece kuvvetlenmiş oluysun. Aktif veya pasif dinlenebilirsin. Aktif dinlenmede normalde yaptığın kadar ağır antenman yapmadan hafif hafif takılabilirsin. Mesela ben! gym'e gitmeden duramam o yüzden hafif de olsa esnerim ne biliim yavaş yavaş çıpırdanırım. Yoga diicem göz devirecek olanlar olacak. Sandığınz gibi değil. Ne herküller yoga sınıfına girdi de yuh ulan nası yapıosunuz bunları dedi. Yaaa sıkıyosa kendü vücut ağırlığın ile çalış bakalım. Üstüne sauna buhar yaparım masaja giderim. Masaj önemli meslea dinlenme safhasında.

Pasif dinlenme kolay bi cümle: Dana gibi camış gibi denizanası gibi yayıl. Bak ne kolay oldu.



5. Masaj Yaptır, Bir double hands, bir hot stones, bir aromaterapi olsun bir saat yat orda denizanası gibi, karaya vurmuş bir fok gibi ve bırak Balili ablalar takılsın. Üstüne de yayıl relax'de iç o tuhaf tatlı zencefilli şeyi. daha ne istiyosun hayattan. Bu arada kan dolaşımın da iyileşir her kasına her yerine bi ulaşır temiz kan, atıkları alıııır götürür. Ruhun tazelenir. Bi de tub falan varsa spa'da gir içine missssss...

6. Uyu! Uykusuzluk uyku ve bağlantılı konularda deliniz size bol bol yazdı. Gene yazar hep yazacak. Minik bir koala yavrusu okaliptusa yapışır gibi yastığna yorganına yapış ve uyu (lavanta yağı dene bi de valla güzel oluyo yaa atmıyourm denedim de yazıyorum)

7. İnsan gibi çalış. Ona buna hava atıcam falan diye yüklenme overtraining mevzuna girme. İnsan gibi yavaş yavaş çalış. Başarıya asansörle gidilmiyor kuzucuk, merdivenlerden alalım. Evet merdivenler Kill Bill'deki o merdivenlere benziyor ama alşıyosun. Hadi Uma Thurman'ım benim hadi güzelim. Çık bakalım.



8. Atletik başarılar çok büyük yüzde ile psikolojik aynı zamanda. Önce kafayı halledicen Ay ben yapamam Atletik Gülbağo'su gibi dolanmiican. Kararlılık, konsantrasyon falan filan bunlar da kafada ruhsal efor isteyen mevzular. Ne yapıcan kafayı da düzliicen meditasyon yap otur boş boş manzara seyret kafatı boşalt da nasıl olursa olsun. (Tanıdığım bazı insanlar için bu çok kolay oluyor yaa çok özeniyorum bazen...)

Var mı sorunuz? Ne yiyeceğimizi biliyoruz değil mi? Ya da ne yemeyeceğimizi????

İyi kuzular sevgiyle...


28 Ocak 2014 Salı

Baştan söyleyeyim bu yazı ters ve çoook şifalı

Meme kanseri kavramının benim hayatıma direkt girişinin birinci yılı yaklaşıyor, o esnalar aynı zamanda benim de doğumgünüm. Yıldönümleri ay dönümleri benim için önemlidir. Hayatımıza giren şeyin girişi için şükretmek, değerini yeniden düşünmek ve kutlamak için senede bir gün az bence 6 ayda hatta 3 ayda bir bunlar kutlanmalı. Meme kanserini de kutliicam evet, çünkü öğreten bir deneyimdi. Ama bugün canımı sıkmak istemiyorum. Ne kadar öğretici olursa olsun can sıkıcıydı. Bugün şifalı bir şey yazıcam; Headstand! Namı-ı Sanskritçe Salamba Sirsasana. Bu aralar en bayıldığım yoga asanası. (Asana seçmmek ayıptır günahtır hepsini sevicez ben yapıyorum diye siz de yapmayın) Neden? Çünkü ben ters bir yaratığım. Bazen yarasa olduğumdan şüpheleniyorum ters durmayı bir insan neden sever ki başka?
Yarasa (temsili olarak da olsa ben değil ben şirin bir varlığım çünkü bu pek şirin durmuyo)

Efendim Headstand nam-ı Sanskirtçe Salamba Sirsasana; "eheuheuhe uçtunuz mu yogada ooommmm yaptınız mı" diyen arkadaşlara kapak olması gereken bir poz. Bir kere vücudunun her bir zerresinin farkında olman gerekiyor. Her bir nefesinin dengeli olması şart ve tabi ki nefesini tutmayacaksın. Şimdi tutup burada nasıl yapılır yazmayacağım. Tehlikeli de bir poz çünkü, hatta ben yapışıp yapışıp duruyorum yere sırtımın üzerine inmeye o kadar alıştım ki acımıyo artık ama tuhaf bir ses çıkıyo.

Kadim Yoga yazılarında (yeni yeni okuyorum bu tekstleri ama kadim lafı çok hoş) TAPAS (hayır Barcelona'dakiler değil bak olsa onlar da çok önemli, yaa Barcelonam geldi benim yaz gelsin gidelim, tapas yiyelim Cava içelim aşığım Barcelona'ya) denen disiplinin kailtesi ve adanmışlık büyük önem taşır. Bir de hayatındaki herşey Yoga ile değişir. Yani yediğin içtiğin uyuduğun düşündüğün yaşadığın. İster benim gibi sporsalonu yoginisi ol (ben kendime çakma da diyorum, yoga eğitmeni bir arkadaşım da saçmalama diyor çakması olmaz bu işin diyor) ister hayatını ada, temel bu. Herşey değişiyor özgürleşiyorsun çünkü kendinin farkına varıyorsun.



Bitti mi bitmedi, yanında beynide kan dolaşımını arttırdığı için beyinsel faaliyetleri çoğlatması ve hafıza başta olmak üzere süper beyinli bir yaratık olmanı sağlaması da bedava! Bitti mi bitmeddiii, kanımızın çoğunu bütün gün bacaklarımızdayken bu poz o kanı bacaklardan ve lenflerden drene ediyor, yani bacaklar kalbin üzerine çıktığında orada depolanan sıvıların ortalığa çıkıp kalbe ulaşıp miss gibi temizlenip oksijenlenmesini, hücresel ve metabolik atıklardan arındırılmasını sağlıyor. Eyyy ahali duyduk duymadık demeyin!!! Ruhsal tatmin ve değişim de cabası!!! Saç beyazlamasına iyi geliyor diyorlar mesela, çünkü besinler kafaya da gidiyor böyle durunca. Adrenal bezleri temizleniyor böylece stres hormonu değil daha mutluluk verici hormoncuklar salgılıyor insanoğlu. Yerçekimi ile bağırsaklar başta olmak üzere iç organlar stresten arının çünkü bu sefer hep aşağı değil yukarı gidiyor (bakış açısı). Hipotalamusu da uyarıyomuş bunu ben de yeni öğrendim. Kök kasları için muhteşem bir poz veeeee son olarak bazı felç risklerini azaltıyoooor. Kesin daha şifası faydası vardır ama bu kadar bile yeter şimdilik. Hala yapmak için sebep bulamadım diyosan ben ne diim.


Öğrendiklerim; farkındalık, konsantrasyon, harmoni, sabır, denge. Bir de dünyaya tersten bakmaya bayyılıyorum ben yaaa. Ayırca bütün gün ayaklarımızın üzerindeyiz zaten çok mu matah şeyler yaşıyoruz Allah için, yok rapor deadline'ı öne çekilir, yok acil bik bik yaparsın, yok ödeme bi şey olur, sevgilinle didiş, patronla bağrış, aileye çizmenin etiketindeki fiyatın neden 4 haneli olduğunu ve neden onsuz yaşayamayacağını anlat, başımıza ne geliyosa iki ayağımızın üzerinde geliyo. Çık bakalım bir de başının tepesine, başka şeyler var yeni bir bakış açısı. Hem ters durmak korkutur insanı, olabilir, bir dene bir bak bir yen korkuyu. Korkuyla yaşanmaz. Şu yaşımda bir tek köpek korkum kaldı (off bir de uçak) onun dışında karanlık korkumu yenicem diye gece ışıkları açmayıp kapılara çarpmaktan heryeim morardı bi ara yendim ama hahaha.

Aman sakın!!! Boyunda baskı hissedersen sakın pozu zorlama! Omuzların pozisyonlanmasını bozma bi de!!! Yarca Cihan Hoca destekli bir yazıdır kendisi bu linkin altında :)

Salamba Sirsasana (böyle yazınca pek havalı oluyo beeehhh) Yoga'nın üzerinde yarattığı etkileri algılamak için güzel bir deneyim. Bacaklarını yukarı kaldırırken mesela karın kaslarını kullanıyorsun bacaklarını değil. Vücüdunun üst kısmı yerde kökleniyor resmen, karın kasın terazi olan bacaklarını kaldırıyor. Söylemesi tuhaf yapması zevkli. Sırf bu pozu denemek için Yoga'ya başlanır.  Densene...


EKLEME:
Cihan Hoca'dan gelen uyarı, regl günlerinde bunu yapmayın bacılar bunu yapın!

Sevgiyle

23 Ocak 2014 Perşembe

Mental düğüm

Herakleitos dmiş ki aynı nehirde iki kere yıkanılmaz. Ne doğru. Konu yıkanmak olunca; arada metroya falan binince aklıma geliyo. Yıkanın ulaaann diye bağırmak istiyorum. Ne pissiniz be hani paradan diicem, o bayıldığımız Osmanlı kültürü bedava hamamları ile ün yapmış. Hala da sürdürülen bir gelenek bu yani. Bööğğkk Yıkanın abi pis pis gezmeyin.

Neyse kamu spotundan sonra ben konuma döniim. Aynı nehirde iki kere yıkanamıyoruz çünkü öyle akıyoo gidiyo. Zaman da gidiyo, hayat da gidiyo insanlar da gidiyo sen bile durduğun yerde aslında gidiyosun. Mesela ben şu anda ofis koltuğumda dönüyorum devamlı ama her dönüşüm farklı. Sorumlu olduğun ve kontol edebileceğin bir tek şey var şu an. Belki bugün hoplaya zıplaya bir Bambi gibi 20 k koşup üstüne vali kebabı yemeğe gidebilirsin. (Vali kebabını bilmeyen varsa bakmasın, bilmek lanetlenmektir!!! - Nietsche) ama bir kaç gün sonra 10k 'da kesilirsin. Olmaz. Bunun milyon sebebi olabilir, belki canın bir şeye sıkkındır, mental olarak hazır değilsindir, regl olacaksındır, aklında yazmadığın e-postalar vardır falan herşey olabilir. Kafana takma o kadar, inip çıkıyoruz devamlı. Ha idman aksatıyorsan önüne geleni lüp lüp yiyorsan, sonra ne biliim alkolün şekerin dibine vuruyorsan vur patlasın çal oynasın uyumuyorsan yemezler. O diil bu. Ona disiplinsizlik diyoruz. O ayrı konu...

Bir gün split yapabilirsin bir başka gün o kasların tam açılmamıştır. Bir gün Harika bir peagon yapabilirsin ertesi sabah cıxxxx olmaz. Özellikle yogada farkediyorum pratiğin başındaki ve sonundaki pozlarım çok farklı, hissettikleirm, aklımdan geçenler.

Yogayı hakikaten seviyorum ben yaa, matın üzerine çıkıp nefesimin farkında olmayı, kaslarımı uzatmayı, belki uzun süre duramasam da ya da ne biliim destek olmadan tam beceremesm de handstand yapmayı, kendi vücudumu bir İsviçre saati gibi çalıştırarak enerji üretmesini hissetmeyi. Omurgamın açılıp uzamansını (30 yaşındna sonra 2 cm uzamış olmak paha biçilmez). Akşama güzel bir Hatha pratiği hapıcam ben o zaman bu saçma negatiflik gider üstümden. İpin ucunu da bırakmam ben gene kendimi iyi hissettiricek bir şey bulabilirim. En azından ararım...

Bugün canım sıkkın gibi biraz. Ondan kısa tutucam bikbiklemiicem çok. Sıkkın olduğun an da geçer neşeli olduğun da, önemli olan insan olup duygularından utanmadan insan olduğunu farkederek acının bile tadını çıkartarak yaşamak. Çünkü aynı anı iki kere yaşayamayız.

Sevgiyle

2 Ocak 2014 Perşembe

Yeni yıl kararım...

Ben yeni yıldan haz etmem. Sevmem öyle çok fanatiği değilim. Aşırı pahalı mekanlar, sahte coşku, tutulması imkansız yeni yıl kararları falan. Ne gerek var diye düşünürüm. İnsanların sanırım umuda ihtiyaçları var. Çok ama çok umuda... Bunu da yıllık beklentilerini bulk halde getirip tarihin değişmesiyle her şeye bir sihirli değneğin dokunuşunu temas ettirmeye çalışıyorlar. Ne değnek var aslında ne de sihir.

Benim için yılbaşı çok anlamlı değil, tamam Milli Piyango'dan en büyük ikramiye çıksa (ki gene çıkmadı) en sevdiğim tarih olabilirdi ama o kadarla kalırdı gene. Neden önem vermiyorum? Çünkü benim için er sabah yeni bir gün. Her sabah kalktığımda kendime yeni hedeflerle uyanıyorum. Her akşam yattığımda günümün muhasebesini yapıp attıım adımların geri mi ileri mi olduğunu düşünüyorum. Ben ne istiyorum ve oraya ulaşmak için ne yapıyorum? Bunu günlük olarak düşünüyorum ben, anlık değil, aylık değil, yıllık değil. İzini kaybetmeden, hedefime kilitlenerek. Tabi ki benim de yeni yıl için isteklerim var, yarı maraton koşayım, Avrasya'da 20 dakika erken bitireyim, split yapabileyim, ağırlıklarım artsın, karın packlerim artsın biraz daha belirgin olsun, yağ oranım 4 puan daha düşsün. Ama kendime bunun yolunu da çizdim ben. Oraya nasıl gideceğimi biliyorum, tek yapmam gereken elimde öz-disiplinimi tutmak sıkı sıkı yapışmak hedefime. Belki olmaz belki ulaşamam ama oraya gitmek için çaba sarfedebilirim.

Şimdi akşam mesela gidicem salona, bir sürü amandafönümbozulmasın hanımefendisi ile benimgöbeğimaslındakas beyefendisi debeleniyor olacak. Neden çünkü yeni yıl kararı aldı o. Onların %80'i Ocak sonuna kadar bir daha gelmemek üzere salonu terketmiş olacak. Ay şekerim ben deüyeyim o alışverişmerkezindekisporsalonuna ama gidecek vaktim yok diyecek, çünkü onun için karşıdaki cafe'de kahve içmek, blush yudumlamak daha cazip. O ocakbaşında kalkmayacak, o vücudu ve ruhu için değil etrafının isteklerine göre yaşayacak. Geri kalan %20'nin de %80'i ay ben koşamam ay ben onu yapamam ay ben ağrlık kaldıramam ay ben pilates yapıcam süper kilo verdiriyooooo diyerek bilinçli (cardio+kuvvet) bir program uygulamadan başarısız olacaklar, sonra da sporun bir işe yaramadığını söyleyip onlar da bir kaç aya yitip gidecekler. Aybubenimsonlokmamduryiyimyarınsproadiyetebaşlıyorum'cular daha birinci hafta dolmadan görünmezlik mertebesine erişecekler. Ama böyle olmak zorunda değilsin. Onlardan biri olmak zorunda değilsin. Kendin olabilirsin, sana en iyi gelen şeyi keşfetmek istiyorsan, sınırlarını kaldırıp, zihnini açık tutup, öğrenmeye hevesli olursan, en ufak bir adımın sende yaratacağı değişikliği kaldırabileceksen o zaman bu tembellerden olmak zorunda değilsin.


2014 benim bikini yazım olsun diyorsan son bir kaç gün!!!! Fırsatı yakaladın yakaladın, yoksa kuzu gibi otlayarak ömrünü light yoğurt ve sebze yiyerek yoyo kiloları verip verip almaya mahkum edecek misin kendini? Oku, kesin karar verme, araştır, ruhunu dinle, bedenini zorla, aç, kalbini gökyüzüne aç hem omurgan rahatlasın hem de yenilikler yağsın damla damla. Yeni birisi ol, hem ruhunda hem bedeninde. Her yeni gün sana yeni bir fırsat olsun, umutlarını biriktirme sene sene, gün gün yaşa hayatını. Zaman o kadar kısa ve senin yapman gereken olman gereken o kadar çok şey var ki... Başlamak için geç kaldın, hayatının ilk gününden beri yapıyor olsan da geç kaldın. Hadi şimdi kendin ol, daha iyi ol. Dinlemeyi bil, dinlenmeyi de.
Sevgiyle

23 Aralık 2013 Pazartesi

Psikolojik antreman

Yılın son haftası başladı. Olleey - hediyeler, kutlamalar, parıltılı şeyler her yerde çok güzel bence. Yılın son haftasının ilk gününün Pazartesi olduğunu tahmin etmek için Ay'a adam yolluyor olmaya gerek yok. O zaman Pazaretsi sendromu olanlar için neeeeee kadaaaar zerrreeee kadaaaar üzülmediğimi söyleyebilirim.

Arkadaşım depresyona girersin onu anlarım, sevgilinden yarılırsın işinden ayrılırsın sendrom yaşarsın, doğum yaparsın bir kayıp yaşarsın anlarım hayatta ciddi (iyi veya kötü) bir travma geçirir sendrom yaşarsın ay çok normal. Fakat sen neden her hafta periyodik olarak yaşanacak bir şey için sendrom yaşıyorsun ki. Yani kendini zorunlu olarak depresif hissetmeye, bile bike ekstra stres yükü taşımaya neden bu kadar gönüllüsün?

Hiç çekemem. Mesela bugün benim için kol, sırt, göğüs günü. Akşam gym'de yapacağım şeyler belli. Biraz hasta gibiyim, bi de sauna yaparım bolll mentollü bitti gitti. Şimdi ben yeni programımın ikinci gününü çalışacağım saunaya gireceğim bir günde neden sendroma gireyim ki.

Benim için hafta içi ile haftasonu arasında psikolojik olarak bir fark yok her gün aşağı yukarı en azından bir iki saatliğine gittiğim yer aynı. Hayatım stabil. Kendimi haftasonu deli Dumrul gibi sokaklara salıp hafta içi ofis ve televizyon karşısındaki kanepeye mahkum etmiyorum. Her gün bir aksiyon her gün bir hareketim var. Dans ediyorum, yogamı yapıyorum, ağırlığımı kaldırıyorum, koşuyorum, kürek çekiyorum ne bileyim yüzüyorum her gün başka bir şekilde hem vücudumu hem ruhumu canlı tutuyorum. E tabi akşam hangi diziyi seyredeyim derken sen de daraldın haklısın. Kalk gym'e git bence. Hatta ara şimdi bir tanesini de üye ol kıyamet kadar gym her yer. Hem bir sürü şekil insan oluyo oralarda onlara da bakar bakar eğlenirsin.

Sevgiyle


Al sana benden yenı yıl hediyesi. Bir Pazartesi de sendrom yaşamadan geçir bak bakalım nasılmış.