Sayfalar

Sakatlık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Sakatlık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Şubat 2015 Perşembe

Bugün yaralarım açık açın bakın içine neler var neler!

Yaralarımız bizi bir yerde biz yapar. Ruhen ve bedenen taşıdığımız yaralarımızı savaş meydanından çıkmışçasına sergilemeyi severiz. Biz kim miyiz? Hayat hikayesinden mutluluk duyanlar. O yaraların bizi oluşturduğunu bildiğimiz için, onların bizi daha da değerli hikayelere dönüştürdüğünü bildiğimiz için. Hayır ruhen çökük değilim. Hatta muhteşem gidiyor her şey! O kadar ki yok artık daha da ne kadar olabilir derken daha da üzerine çilek, marakuja falan geliyor. En sevdiğim meyveler yaaa off bi de passion fruit, bi de şeftali üzüm karpuz. Benim hayat döndü mü sana bostana. (dandini dandini dastaaaaanaaa)

Bugün mevzum bedensel yaralar. Alnımda bir iz var 2.5 yaşımdayden salıncaktan uçmuşum demir girmiş :) ne zaman gülsem alnımda bir oyuk kendimi onsuz düşünemiyorum. Sol elimin işaret parmağının kenarı ilk elma soyma denememden kalma biz izle süslü yaşım 6 bir şubat gecesi gene. Bıçak kesiği, o kadar çok kan akmıştı ki kanı izlemekten ona şaşırmaktan acısını hissetmemiştim. Sağ elimin işaret parmağını geçen sene kapıyla Bosu arasına sıkıştırım ordan kalma sıyrık izi var nasıl sıkıştırdıysam deli gibi kanadı izler yaptı falan.
aynen böyle kopardım işte aynnnen böyle 

Görünenleri halettiysek görünmeyenlere gelelim. Burunda kırık, 5 Şubat 1993 Uludağ Ayıyolu'nda kayak kazası, aynı kazada geçirilen beyin sarsıntısı. Sağ ayak yan bağlarında kopuk (tarih veremiyorum o kadar çok koparttım ki, ilk kopuştan sonra seninkiler git başka dokulara yapış olacak iş mi ben de hala azimle kopartmaya devam). Bağlarım da kendim gibi tendomlarım deli, kopuklar yani. Sol diz kapağında 27 Nisan 2014 Bodrum GlobalRun esnasında kıkırdak zedelenmesi sonucu kondramalezzi patella. İşte bak bu son iki arkadaş ile ömür boyu yaşamak durumundayım. Bağlarla barıştık bi nevi ama tabi arada esip gürlüyorlar. Diz yeni. Burun kaynadı, gerçi koku alma duyum çok zayıf parfümleri falan remsen burnuma sokup deniyorum Allah affetsin. Beyin olayını sormayın amaaaan ne olur.

Pazar günü koşacağım 21k şu an hayal bana. Doktor amca dedi ki no no. ben de dedim OK bu sefer valllahi dinleyeceğim (geçen sefer koşma diyecek diye 2 yarış daha koşup öyle gittim de adam çıldırdı, bir ara beni akıl hastanesine kapatacak sandım). Cahillik mi yaptığım? Evet! Yani kızım sen 2 mühendislik diploması sahibi 5 dil bilen 2 tane uluslararası nanopartikel sentezi konusunda makale yayınlamış insansın Science Direct'te falan. Bu ne şimdi. belki 3 yarışı sakat sakat koşmasaydım şu an durum bu kadar vahim olmazdı. (Bilmiyorum ya da olurdu) Ama önemli olan bir yerde bilinçlenmek. Bu bende 33 yaşıma tekabül etti. Bizim sülale kadınlarının minimum 90 sene yaşadığını göz önünde bulundurursak (kırışığımız olmaz, saçımız da az beyazlar - geneti olarak vakayız aynı zamanda sosyolojik olarak falan da vakayız valla manyak insanlar benim sülale) bence 33 iyidir iyi.

4 yaşımdan beri aktif spro yapıyorum (kayak benim ilk aşkımmmmmm) ömrümün nerdeyse yarısını çift lisanslı sporcu olarak geçirdim sonra devlet üniversitesine gittim salak gibi. Yurt dışında okurken spordan para da kazandım, şu anda da hayatımın odağı spor. Her zaman olduğu gibi. Ama ne yapardak yapalım beden işte, sakatlanıyori yaralnıyor bereleniyor bağı kopuyor. Daha geçen hfta lise arkadaşım kayakta bacağını kırdı kız şimdi terminatör bacaklı bir insan olarak dolanıyor biyonik bi şey takmışlar kıza. Sakatlıklarımızla yaşamak onlarla barışmak onları hikayemize katmak gerek işte ben de tam bunu söylüyorum. Ama en çok onlarla yaşamak. Bu arada yavru kuşu kara kuzum eşsiz mementsiz arkadaşım geçmiş olsun seni çok seviyorum.

TOFD için bağış mektuplarımı gönderdim ama koşamayacağım, daha da çok desteğinize ihtiyacım var yani. Siz şimdi yapın bana bu güzelliği bakın bir dahaki yarışta be neler yapıyorum!

Sevgiyle

17 Eylül 2014 Çarşamba

Kadının dizinin dibi

Oy verebiliyoruz, seçilip seçebiliyoruz, kendi kararlarımızı kendimiz veriyoruz, çalışıyoruz, kazanıyoruz, kafamıza göre (genelde ayakkabı ve çantaya) harcıyoruz, araba kullanıyor, dışarı çıkıyor, okuyor yazyor konuşuyoruz. Biz kadınlar )normal olarak) erkeklerin yaptığı her şeyi yapabiliyoruz. Olimpiyatlarda ilk kadın katılımı 1900 senesinde Paris Olimpiyatları'nda gerçekleşti. 997 atletin 22'si kadındı ve bu kadınlar tenis, kriket, engelli binicilik (böyle mi deniyordu buna egzantirik bi adı daha var), yelkencilik ve golf alanlarında yarıştılar. 2012 Olimpiyatları'nda katılımcıların %44'ü kadındı.


Geçtiğimiz 100 yıl içerisinde kadın atletlerin hızı, dayanıklılığı, sertlikleri, performnsları herşeyleri arttı. Herşeyimiz süüer iyiyiz hoşuz da, doğa bizi sırtımızdan bıçaklamaya devam ediyor. Hep yaptı hala yapıyor. Biz kadınlarada ne kuvvet varmış. Maşallah.

Mesela bizim dizimizin sakatlanma şansı erkek atletlerinkine göre daha yüksekmiş. Şana bak heen kendimi bir Casino'ya atıp siyah 17'ye oynayacağım. Bekle Jack(pot) ben geliyorum!Bir sürü manyak istatistik gördüm ama kadınlarda kalıcı diz hasarı oranı acayip yüksek, kalıcı olmasa bile ameliyat gerektiren oran da çok yüksek. Ben şu anda sol dizime sarıldım sallanıp ağlıyorum vermem seni ellere diye de türkü söylüyorum. Bunun doğa ile ne alakası var peki? PMS'i ağrısı sancısı siniri duygusallığı (geçen ben ağladım ya zırıl zırıl ağladım rezillik ben!!!!) herşeyine katlanıyoruz ayda bir, üstüne üstlük hormonal dalgalanma eklemlerimizin dayanıklılığını da etkiliyormuş. Buyrun burdan yakın!


Erkeklerde diz (özellikle diz ama genel eklem) sakatlıkları çoğunlukla dış temas ile gerçekleşirken bizlerde (yazıklar olsun!) durum bu değil kendi kendimizi sakatlamada dünya markası olabilirmişiz. Hem de erkeklere göre 8 kat daha muhtemel bir şekilde!

Sebebi sadece hormonal de olmayabilir, bunun yanısıra kalçamız erkeklere göre daha geniş ama kemiklerimiz de daha  ince basit vektör hesabını yap bakalım o dize ne kadar yük biniyor. Hamstring quadriceps güç dengesi erkeklere göre değişik, erkeklere göre daha yavaş refleximiz olduğu söyleniyor ama bence bu doğru değil en azından genel geçer bilgi olmayabilir. Kadınlar genelde taban üzerine platttt diye yere inermiş. Erkeker parmak ucuna iniyor yani onların kalfları şoku emiyor. Biz de bodoslama şok dize sonra sakatım aferin.


Yani neymiş, kadın kadının düşmanı doğa da kadının düşmanı. Amam çaresi var. Nihayetinde iniş pozisyonuna dikka tediceksin, kaslarını diz etrafı ve hamstring quadirceps tarafını güçlendireceksin. Bol idman yapacaksın. Al sana mutlu dizler.

Sevgiyle

7 Eylül 2014 Pazar

Ben çok Üzgünüm bugün beni neşelendirir misin?

Nankör demek istemiyorum ama durum tam da bu... Dizimden geçirdiğim sakatlık sonrası bir iki kere koşu bandında Hamster gibi dönüşüm falan sayılmazsa dün bozcaada koşusundan sonra ilk defa outdoor koştum. Sonuç: REZALET! !!!!!! normalde 31 dakikada koştuğu Parkurda 37 dakikada geldim o da güç bela!

Nedenler hakkında bir sürü bahane sıralayabilirim; (ama bence bunlar sadece nedenler bahaneler diil)

- hava çok sıcak nem çok fazlaydı nefes almak bile zordu
- dizimi zorlamak istemedim
- aylardır idman yapmıyorum doğru düzgün
- susuzluk 3 - 3.5 k arası çok vurdu başım Döndü bir süre düşük ritim koştum
- uykusuzum (kafam takıldı bi şeye uyuyamiyorum gecelerdir çok fena)
- doğru beslenmediğim için beden eziyet çekti (yediğim tatlılar falan utanıyorum. Kendimden beyaz ekmek yedim ben ya tatlı yedim)
- bu sıcaklarda yeteri kadar su almamisim vücudumda (ki günde 3+1 litre mutlaka içerim)
- aklımı kurcalayan çözemediğim bir derdim var ve evet koşarken de onu düşünüyordum #thinkingof :((((
- polarimin pili zayıfladı pace imi tam gözlemleyemedim improvizasyon çok bizim işimiz değildi dün
- aklımdakinden dolayı koşuya konsantre olamadım :(((  (en çok da bu aslında ben önce kafamda kosarim sonra bedenimle ama kafamda sadece bu şey var ve ben mental koşmadım)

Al işte utanç listesi yaptığım hatalar bu rahatlık bu salmışlık falan uzayıp gidiyor. Vücudum hızlı, dayanıklı, esnek, güçlü ama yeteri kadar değil. Dün hemen daha da yoğun çalışmaya başladım. Alman disiplini aldım ben!

Moralim tabi ki bozuk. Hem zaten beni meşgul eden konsantrasyonumu engelleyen bi şeyle uğraşırken bir de performansımın berbat olduğunu görmek beni yıktı. 

Ben de tabi gym e attım kendimi deliler gibi bacak çalıştım belki geçer diye hem aklımdaki hem de o berbat performansım.

Lovely hocam dedi ki gayet iyi hiç idmansız ve sakatlık sonrası alışık olmadığın hava şartlarında koştun iyisin.  Ama çok üzüldüm o kadar üzüldüm ki Mr Swimmer beni toparlamaya gecenin köründe mangal yaktı sonuç kişi başı 1.5 kilo et tüketimi kalan tüm besinler sporcu besini :)  e tabi performans mangali bu :)) bastık proteini kas olacak performans olacak hız güç denge esneklik olacak bana. Ah bi de aklımdaki o beni perişan eden mevzuyu çözse....

Sevgiyle

19 Ağustos 2014 Salı

3'ü bir arada

Cumartesi günü Civcivimin dığumgünü şeysi vardı ya anlattım hani, biz böyle görmemiş gibi içtik içtik sonra perişan olduk. O kadar fit insana alkol verirsen garibanlar görmemiş tabi ertesi gün pertingen straße 72 numarada oturuyor olurlar. Hah o gün tam gym'den çıkıyorum giyindim süslendim direkt gidicez (rezillik elde çanta falan, ben bunun onuruna / hatrına topuklu giydim makyaj falan yaptım) ben yürüyorum gym'in içinde inicem aşağı gidicem. Çocuğun biri adam yani karşıdan geliyo bu bi baktı bana tanır gibi oldu ama konduramadı bi o kız ben olamam selam babında gülümsedim bu sendeledi sonra ben çok güldüm. Dün 30 kilomu kucakladım hip thrust yapıyorum bu gene karşımda, aynı adam. bi gözler açıldı (tabi benim makyaj falan yok, saçlar dikilmiş, perişanım ama süper setin de ortasındayım daha o sette 7 tekrarım süper setlerin 2 tekrarı var - 4'ten). eee dedim emmi sen de elbiseye tapanlardansın, putperestsin :) Yani bunu yüzüne demedim ama o kadar şaşırdı ki bi de konuşsam bi daha iflah olmazdı sanırım.
Hip thrust candır yaa o glutelar o kalça ne güzel zorlanır ne tatlı çalışır
Yani neymiş, bir kıza yoga çıkışı başka, lifting yaparken başka, süslenip püslendiği zaman başka bakmiicakmışsın büyük rezil olurmuşsun. Çünkü bunlar mesela beni genelde body building ağırlık alanında görüyorlar ya (zaten orda toplasan 3 kız var biri ben) Yoga çıkışı bi bakıyolar ben aaa ne alakayım. Sürpriz şekerim süüprüüüzzz...

Yogayı küçümseyeni ezerim. Bir kere benim koşmk gibi bir olayım var; koşan zat kendini sakatlıktan korumlaı diğil mi? Evveeet (bakınız benim sakatlık evrem - kendimi kesiyodum) Yoga ile pairing yapmak gerekiyor bence idmanı neden çünkü?



1. Yoga yapan bedenini tanır. Ben bakam bi salaklık ettim, sakatlandığım ana kadar katırlıyorum tamamen öngörülen ve engellenebilir bir şeydi yani

2- Açma germe :) muhteşem bi esneme. Pozisyonda (Asana) 1 dakika kadar kalman gerkeiyor ki o kaslar uzasın o eklemler bi ferahlasın ayırca yoga hem aktif hem pasif esneme içeriyor pardon da nankör müsün daha ne istiyosun?


3- Uyansın patiler. O hani point flex (balede de yaaprdık) var ya patilerini uyandırıyor. O hani asfalta pııt pıt pıt vuran ve ilk şoku yiyen o gariban patileri

4- Sizi bilmem bizim yogini hocacıklarımız o ışık insanlar en hgüzel şeyi öğrettiler bize: Ayak Masajı Allahım çok tatlıaaaa (her yarıştan önceki gece sabah ve yarış sonrası yaparım)

5- Kalflar ve topuklar travmanın dikalasını geçirir ya hah Yoga asanaalrı ile bu garibanları bir rahatlatırsın bir kendilerine gelirler ruhun ışık olur o derece.

6- Kalça ve bacak için ayrı ve usun esnemeler yapabilrsin. Detay kaslarını da esnetirsin böylece o en acı veren mikro kaslar bile esnemiş olur

7- Dengeli olursun. Denge mühüm benim gibi düz yolda yürürken yere yapışıp kendine gülmekten ayağa kalkamayan biri için denge acayip mühim. Böylece bedendeki kaslar da dengelenir, nihayetinde asimetrik canlılarız ama Yoga bunu işte iyileştiriyor anladın sen onu.

8- Konsantrasyonu arttırır. Daha uzun süre rahat alanının dışında klamaya alışırsın. Her asana günlük günelik değil neler çekiyoruz bilsen bazen ooof offff dertliyim.

9- Aklın ve bedenin birleşir. Sen bütünsün sanıyosun ama değilsin mesela. Ben bütün olmadığımı Yogaya başladıktan sonra anladım. Ha ne oldu hala bütn diilim ama yakınlaşıyorum.

10- Rejenerasyon safhasında Yoga candır. Tartışmam bile. Hem travma sonrası hem de sakatlık sonrası. Özellikle sakatlığın kalıcı olmasını engeller öyle d emuazzam bi şey.

11- Lounge'lar baldır diz ve kalfları güçlendirir. Bunu açıklamaya bile gerek dıymuyorum

12- Yorgunsan yarış sonrası o zaman Yin Yoga yaparsın hem dinlendirir hem açar hem tension u alır....



Daha ben ne diim???? Ne diiiimmm!!!!

26 Mayıs 2014 Pazartesi

Rest day in kendi ayrı beslenmesi ayrı dert

Kilometrelerce koşabilirim, bir idmanda (totalde - karınca bile olsam olmuyor ağırlığımın 40 katı ne kadar yani - 59 x 40: 2360 - bir idmanda kaldırdığım kümlülatif bunun üstünde) tonlarca ağırlık kaldırabilirim, yüzebilirim, squat yapabilirim kürek çekebilirim. Bazen zorlanırım, bazen nefesim yetmez ama 10 saniye dururum, nefesimi düzenlerim, sonra devam ederim. Bu güne kadar (Ortaokul hazırlık sınıfından itibaren diyelim, çift lisanslı Amatör sporcuyuz biz de, hatta Master öğrencisi iken uzak diyarlarda bu işten para kazandığımız oldu çay gibi kaçak yollardan) hiç bir idmanı yarım bırakmadım, hiç bir yarışı maçı yarım bırakmadım. Hep sonuna kadar 110% minimum eforla verdim. Önce kafada yaptım mental oynadım / kaydım / koştum / kaldırdım - sonra bedenimle. Ondan benim sinirlerim çelik gibi canım ondan bana her şey vız gelir tırıs gider.... Gitmiyomuş

Salonda idman yapanlara bakarken ben (temsili)

Çoook büyük bir derdim var. Dizimin recovery süresi biraz uzun oldu, zorunlu dinlenmedeyim NADAS evresi - kendimi kesicem net. Herkes bacak idmanı, koşuları, ağırlıkları yeni prgramları sabah belgrad Ormanı falan filan anlatıyor, benim içim gidiyor. Ben tam dinlenme... yüzmüyorum bile - farkettim ki hırsımı havuzdan çıkartıyorum yüzerken bile bir hırs bir manyaklık efendime söyleyeyim bir göz dönmesi 1 saat 1,5 saat suda. Dizin iyileşmesi önemli. Hayatım kaydı yemin ederim yaslı ve karalar bağlamış haldeyim. (abarttım evet - görenler biliyor nerdeysem orası inim inim inliyor kahkahadan e napiiim)



Sıkıntı şurda; sen çalış çalış sonra bir anda dursun beden. Şimdi gıda yakıttır dedik ya. Bu beden de belli miktarda ve kalitede besini almaya alıştı. O zaman günde yakıyor 3000 civarı, şimdi düştü o tabi, bunu ben biliyorum ama benim vücut hala sağlam dizli besin miktarını istiyo e veremiyorum. Çiğ et yeinle karanlıkta çiğ et versen bu kadar asabi olmam heralde. Hırrrrrlayacak yer bulunca pek bi şen oluyorum (hatırlatırım haftada 2 oryantal de 0'a düştü). Sinirimi alan bir kaç kişi ve bir kaç şey var devamlı onlarlayım :) pamuk şeker gibiyim  - yersen.

Bu aşamada ben ne yiyorum, yağ yakıcılara devam. Karbonhidrat alımını azalttım. Bir günlük cheat day falan değil ben bildiğin recovery yaşıyorum. Ekleme iyi gelecek somon, badem bilmem ne yiyip duruyorum. Kırmızı meyveler anti oksidan dolu (kirazzzz çileeekk karpuuuzzz yiihhuuu) onları yuvarlıyorum devamlı, koyu yeşil yapraklı lifli sebzeler demir deposu onlardan yiyorum bol karbonhidrat. Beslenme önemli. Aylarca çalış didin sonra git ekmek kadayıfı ile o güzelim pack leri ört olmaz. Ne kadar yakıyorsan o kadar alacaksın. Yakamayacağın kaloriyi almayacaksın. Şeker var şeker var karb var karb var aylardır konuşuyoruz bunları. Bugün crash dietin ilk günü. Proses edilmiş carb ve şekerden ayrı geçecek bir haftaya hoş geldim. Haftasonu ise sırf protein ile beslenmeyi planlıyorum. Alkol no no (üzgünüm bu haftasonu çok yes yes dedim o da benim cheat im olsun).
Spinning özledim ben de ama bu dizle zor ne yapıyorum havuzda koşuyorum ben de evet deli işi hayır bu konuda konuşmayalım

Ayrıca yağ yakıcı gıdalar ve sindirim düzenleyiciler (acitivia, incir, gün kurusu - kuru kayısı değil gün kurusuuuuu) her zaman hayatımızda. Galon galon su içmeyi unutmuyoruz.

Bir de tip, havuçtaki şeker tolare edilebilir şeker - abartmadan yalnız şekercim tamam mı? Güneşe çıkmaya başlayacağımız şu güzide günlerde az çok havuç yersen o gold renge ulaşıyorsun kendimden biliyorum. Yalnız çok yeme o zaman turuncu olursun ben karışmam (bunu da kendimden biliyorum- o patal turuncu rengi koyultmak için perişan olmuştum mevzuyu kapatalım kara günlerdi)

Az kaldı hem dansa hem salona hem ağırlıklarıma hem de koşu parkurlarıma geliyorum :) Yalnız bu gazla inleticem ortalığı bilesiniz :)  
O zaman ne yapıyoruz bol su bol yağ yakan besin, proses edilmiş karb ve şeker yok, protein ağırlıklı beslenme düzeni. Hadi göriim sizi.

Sevgiyle

20 Mayıs 2014 Salı

Ey kondromalazi patella geldiysen basamakta tıkırda

Condrolamazi Patella, sağlıklı genç yetişkinleri etkileyen hayatlarını cehenneme çeviren bir illettir. Şöyle ki, ortopedi mütehassısı beni bir ara psikiyatriye sevk etmeyi düşündü. Alnından geçen o ışıklı yazıda gördüm bunu.

Condromalezi Patella, bir İtalyan yemeği gibi gelse de kulağa öyle janjanlı İtalyan restoranlarında yiyebileceğimiz bir illet değil. Diz kapağı kemiğinin altı bir kıkırdak yüzey ile kaplanmıştır şekerler. Bu arkadaşa yani diz kapağına Latince Patella diyorlar pek havalı. Kondromalezzi (İtalyan restoranına dönecek olursak asıl parayı baıldığımız janjanlı kısım) en derindeki kıkırdak tabakasında oluşan değişim ve yüzey kıkırdakta meydana gelen kabarcıklar, saçklanma, ülserasyon falan falan böyle çok iç bayıltıcı bir şey. İlk başta ağrı vardı, sonra o toz bulutundan gelen ağrı sese dönüştü ve merdiven innip çıkarken tık tık tıkkk ey ruh geldiysen....



İçim kalkıyor her basamak inişte çıkışta, gerçi Komdromalazi Patella artirritten farklı olarak iyileşen bir şey(miş umarım Allahım ne olur ne oluuurr). Hem okuduğum makaleler (madem geldi başıma bari araştırayım illetimi) hem doktorum hem de Yeliz Hoca (İzmir'in süper trainer'ı) erken teşhis hayat kurtarır dedi, ima etti, belirtti. Olay ilk başta yakalanırsa düzeliyor fakat ilerlerse yandın canım. Kemik bile açığa çıkabilir.  Diz önü ağrısı ile farkedilen KP 20 yaş üstü insanlarda 50 % oranında görülür. Çok da öldürücü değil ama benim gibi deli gibi spor yapıyorsanız yandınız. Koşamıyorum, squat yapamıyorum halterlere barlara bakıp iç geçiriyorum. Dün gözümden yaş geldi yemin ediyorum. Şu an sadece yüzebiliyorum yüzüyorum yüzüyorum yüzüyorum. Bu konuya sonra gelicez.



KP'nın evreleri varmış;
Evre I: Yumuşama ve şişme
Evre II: Fragmantasyon ve fissürleşme (0.5 inç altında)
Evre III: 0.5 inç üzerinde fragmantasyon ve fissürleşme
Evre IV: Subkondral kemiğe kadar olan kıkırdak erozyonu olarak sınıflamıştır.

Sanrım ben başında yakaladım.

Olayda yaptığım cahillikler;

  1. Global Run Bodrum 15 k sonrsı bu ağrı oluştu arkadaşım sen ne hırs yapıyorsun sonrasındaki iki hafta daha yarışlara giriyorsun
  2. Doktor New Balance Bozcaada'da koşma diyecek diye gitmedim 
  3. İnadına squat inadına dize yüklenme
Olayda yaptığım tuhaflıklar:
  1. Doktora koşabilecek miyim doktor gene koşabilecek miyim diyee sordum. Türk filmi yaşadık
  2. Bana gelen tekerlekli sandalyeyi reddettim
  3. Röntgeni istedim duvarıma asmak için mail atarız dediler
  4. Doktora (ki adamda resmen peygamber sabrı varmış beni kapattırmadı bi yere) squat yapabilir miyim dedim dik dik baktı, ağırlıksız yapsam dedim (sabrın sonuna geldi) hanımefendi siz neden ağırlıkla squat yapıyosunuz ki zaten dedi kaç kilo diye sordu söyledim gözleri yuvalarından fırladı (söylemem herkesin vücudu kendine yarışmak yerine kendi sınırlarımızda kalalım) 
Şimdi dizim elimde buzlu kremli duruyor, yüzüyorum.... en iyi o gelirmiş. Adamcağız bana yüzebildiğin kadar yüz derken benim ne kadar yüzebileceğimi hesaba katmadı tabi. Normal hayatını yaşa dedi de benim normal hayatım günde 2.5 saat ağır idman diyince onu yaşama dedi. Ben nasıl yaşiicam söyleyen yok. 

Anneler günü hatırası :) ben ve diz desteğim 

Hazreti Mehmetali Hoca ben ve KP'lı dizim


KP olmamak için dize yük bindirmemek gerek, iyi bakıcaz dizlere. Beni bilen bilir kıkırdak için ne gerekiyorsa yaparım aslında, beslenmem, uzun uzun esnemem, iyi ısınmam, bol yoga. Bir tek dinlenmedim hırs gözümü kör etti. Ki bu çok doğru. Egomu kennarda bıraktım bu da doğru bak. Aile, arkadaşlar ve özel ilişkilerde ego kullanmıyorum, ama olay fitness olunca Allaaaahhh sanki Michelle Lewin ben. tamam o ablanın daha çok pack i var ama benim de Türk ortalaması üzerinde bu konuda netim. Hayatım fitness. hayatım spor hayatım beslenme, dinlenmedim. Egoma yenildim. O da geçecek bu bana işaret. Şimdi sabır (sabır mı o da ne, benimki 2.5 yaşındaki kız çocuğu seviyesinde) zamanı. Bir de şu çok güzel bir KP yazısı okuyun okutun ben çok beğendim. 

Koşucu dizim var artık oley. Bu da gazlik gibi bir şey. iyi tarafından bakayım, yüzme tekniğim bayağı ilerliyor. Hocam muhteşem SuAyşin'i beni harika idmanlıyor bu konuda :) Balık oldum ben.

Sevgiyle

3 Şubat 2014 Pazartesi

Sendromsavar Pazartesi Sabahı Post'u

Bugün tpini sevdiğimin Pazartesi'si. Normalde çok böyle sendromlu bi tip diilim. Allasen her hata gelicek şey için (Pazartesi sendromunu diyorum) neden hayatımı cehnneme çeviriim ki. Olacak o ben kendimi de yıtrsam o tipini yediğiminin Pazartesisi gelecek. Ben ne yapayım? Ne yapayım? Bi şey yapmıyorum. Hayır gerçekten Bugün benim off günüm. En sevmediğim şey ama zorundasın tabi. Dinlenmek mühüm dinlenmek önemli, dinlenmek zorunludur. Dinlenme ve rejenerasyon ayrılmaz ikili.

Hans Blauscheck'in Montagmorgen (Pazartesi Sabahı) Tablosu. Bakınız herkesler baymış aynı biz di mi evet...
Ağır dimandan sonra nasıl hemen zımba olucam ben kız FitnessDelisi diye soranlara:

1. Kaybettiğin sıvıyı yerine koy. Bol bol su iç (ben sporcu içecekleirni pek kullanamm tavsiye de etmem yaa kimyasal kimyasal bi dünya şey var içinde okurken bunalıyorum)

2. İnsan gibi ye! Mesela idmandan çıktın açsın haliyle ne yiicem ben? (daha ince de söyledim kuzuyu çevirmeye bile gerek yok ben onu öyle çiğ çiğ yerim o halde oluyorum, ama öncelikle protein yükleyeceksin. Protein shake falan da olur, ben ne yapıyorum ızgara tavuk (yağsız), hindi, haşlama dana eti, aşkım benim yağsıız köftem falan bunları yiyorum yanında da komplex karbonhidrat alıyorum (çoğunlukla bazen canım istemiyo ama genelde yiyorum) kim bu karmaşık karbonhidratlar? tam tahıllı ekmek, tahılların kendileri, yulaf, nişastalı sebzeler, fasulyegiller; bu arkaddaşlar lif ve besin depsu bir taşla kuş sürüsü indiriyosun yani. Bunlar duruken kekti pastaydı makarnady bilmem neydi denen o BASİT karbonhidratları neden aliim ki almam basit şeylerle iim olmaz benim - Al sana motto.Ha bir de idmandan sonra 1 saat içerisinde ye (bazı kaynaklar 30-45 dakika diyor riske atma gene)

3. Esne!!!! O vücut esnetilecek arkadaşım. Esneyeceksin kadını da erkeği de ES_NE_YEEE_CEEEEKKKKK bunu milyon kere yazdım ne faydalı ne güzel.... Bakınız okuyunuz.



Dinlenme safhasında ben (Temsili)
4. Aktif - Pasif Kısa veya uzun süreli dinleneceksin. Dinlenmezsen ne olur. Bir sendroma daha merhaba, Overtraining Syndrome denen depresyon, yorgunluk, performans düşüklüğü, başağrısı, uykusuzluk, eklem ve kas ağrıları, iştahsızlık, isteksizlik, yüksek sakatlanma riski, düşük bağışıklık ve sapık gibi spora gidcem beeeğğğnnnn diye böğürme. Sonuç mızmız çekilmez hastalıklı uykusuz biiiik biiik bir tip olup çıkıyosun. Amaç neydi? Fit olmak oldun mu? hayır? uğurlar olsun.... Dinlenirken hem psikolojik olarak hem de bedenen bi ayarları sıfıra getiriyosun. Böylece kuvvetlenmiş oluysun. Aktif veya pasif dinlenebilirsin. Aktif dinlenmede normalde yaptığın kadar ağır antenman yapmadan hafif hafif takılabilirsin. Mesela ben! gym'e gitmeden duramam o yüzden hafif de olsa esnerim ne biliim yavaş yavaş çıpırdanırım. Yoga diicem göz devirecek olanlar olacak. Sandığınz gibi değil. Ne herküller yoga sınıfına girdi de yuh ulan nası yapıosunuz bunları dedi. Yaaa sıkıyosa kendü vücut ağırlığın ile çalış bakalım. Üstüne sauna buhar yaparım masaja giderim. Masaj önemli meslea dinlenme safhasında.

Pasif dinlenme kolay bi cümle: Dana gibi camış gibi denizanası gibi yayıl. Bak ne kolay oldu.



5. Masaj Yaptır, Bir double hands, bir hot stones, bir aromaterapi olsun bir saat yat orda denizanası gibi, karaya vurmuş bir fok gibi ve bırak Balili ablalar takılsın. Üstüne de yayıl relax'de iç o tuhaf tatlı zencefilli şeyi. daha ne istiyosun hayattan. Bu arada kan dolaşımın da iyileşir her kasına her yerine bi ulaşır temiz kan, atıkları alıııır götürür. Ruhun tazelenir. Bi de tub falan varsa spa'da gir içine missssss...

6. Uyu! Uykusuzluk uyku ve bağlantılı konularda deliniz size bol bol yazdı. Gene yazar hep yazacak. Minik bir koala yavrusu okaliptusa yapışır gibi yastığna yorganına yapış ve uyu (lavanta yağı dene bi de valla güzel oluyo yaa atmıyourm denedim de yazıyorum)

7. İnsan gibi çalış. Ona buna hava atıcam falan diye yüklenme overtraining mevzuna girme. İnsan gibi yavaş yavaş çalış. Başarıya asansörle gidilmiyor kuzucuk, merdivenlerden alalım. Evet merdivenler Kill Bill'deki o merdivenlere benziyor ama alşıyosun. Hadi Uma Thurman'ım benim hadi güzelim. Çık bakalım.



8. Atletik başarılar çok büyük yüzde ile psikolojik aynı zamanda. Önce kafayı halledicen Ay ben yapamam Atletik Gülbağo'su gibi dolanmiican. Kararlılık, konsantrasyon falan filan bunlar da kafada ruhsal efor isteyen mevzular. Ne yapıcan kafayı da düzliicen meditasyon yap otur boş boş manzara seyret kafatı boşalt da nasıl olursa olsun. (Tanıdığım bazı insanlar için bu çok kolay oluyor yaa çok özeniyorum bazen...)

Var mı sorunuz? Ne yiyeceğimizi biliyoruz değil mi? Ya da ne yemeyeceğimizi????

İyi kuzular sevgiyle...


27 Ocak 2014 Pazartesi

Çıpırdanan küçük kurbağa

Derler ki insan sudan gelir. Evrim teorsine göre sudan çıkmışız, fetüs olarak suyun içindesin o kadar zaman ilk hücrenden itibaren. Ben hele ki ben; ben sudan çıkmam. En son kızlarla tatildeyken tanıştığımız birileri siz bunu (beni) gece küveti doldurup orda mı yatırıyosunuz diye sormuştu, denize giriyorum anca susarsam çıkıyorum falan bu haldeyim. İçebilsem deniz suyunu onda da çıkmiicam. Zaten gariban bir Balık burcuyum su olmayan yerde duramam. Allahın Almanyası'nda bile yaşadığım evler Ren Nehri'ne bakardı - iki ayrı şehirde iki aynı manzarayı arayıp bulabilecek bir Türk mühendislik öğrencisi ben. (Geyik espirisi yapmayalım ne olur). Su benim olmazsa olmazım. Evimden Boğaz'ı görmezsem olay çıkar falan sis olduğunda bile Mikail'le papaz olacak seviyeye geliyorum.

Bu aralar havadan mı neden bilmiyorum canım sıkkın. Tam kış gelemedi kayağa gidemedim seri katil modundayım. Ben de Cumartesi günü böyle tel tel sinirlerimle kirpi yavrusu gibi dururken, gym'e gidicem naapsam naapsam düşünüyorum. Dedim ben ne zamandır yüzmüyorum neden yüzmüyorum ben deli miyim? Biraz deliyim evet ama neden yüzmüyorum? Yüzeyim ben nasıl balığım ben dedim.


Giydim mor yüzücü mayomu taktım bonemi (bone mevzuu yemin ediyorum Çin işkencesi, saçım da uzun kafam da büyük tıkana kadar bir ayrı çekiyorum herşey oturunca da uzaylıya benziyorum) gözlüğümü de taktım attım kendimi havuza. Şimdi git-gel sayarken benim pratik bir sistemim yok dedim ki 2git2gel bir set olsun bir set serbest bir set kurbağa yüzeyim böylece sayarken karıştırmam yoksa bir daha havuza zikirmatik gibi bi şeyle girmem gerek. Su altında çalışan zikirmatik var mı? Neyse dağılmıyorum - böyle kolay geldi 10 set yüzdüm saya saya. Hoca da onayladı olabilirmiş ille de aynı stilde yüzmek zorunda diilsen falan filan şimdi kızla yüzme antrenmanlarına başliicaz. Bugün İstanbul'da hava nanemolla, her an kar yağabilir. Bugün off günüm normlade dinlenme Pazartesisi, ama kar yağarsa ben gider kar yağarken yüzerim. Neden çünkü ben ters bir insanım :)



Yüzmenin faydaları efendim saymakla bitmez. Bir kere hem kuvvet hem cardio hem de stretching 3'ü bir arada. Normalde böyle multi-fonkisyonlu şeyleri sevmem ama yüzme ayrı bir güzel yaaa. Sonra vücut ağırlığının %50'sini falan taşımak durumundasın havuzda bu da şu demek eklemler için paha biçilmez fırsat, hem eklem zedelenmesi kas sıkıntısı faan olanlara yüzme verirler. Vücudundaki kasların çoğu çalışır bebişim çıpırdanırken kuvvetin yanısıra iyi bir cardio da olur ve dayanıklığı arttırır. Mesela ben iyi bir koşucuyum ama ilk setimin ortasında Allahım sanırım boğulcam ve huzura ericem dedim. Ama ne yapmıyoruuuuz PEES ETMİYORUUUUZZZZ :)) Yüzme ayrıca kalbi de güçlendirir böylece o kalbin daha verimli kan pompalar çünü kalp kasları olmuştur sana Herkül. Amerikan Kalp Birliği de demişki bacım demiş sen günde 30 dakika yüz kalp krizi riskin %30-40 azalsın. Valla benim Peder kalpten rahmetli, demek ki ben daha sık yüzücem.

Yüzerken ben (temsili)

Yüzmek ayrıca Neron gibi kalori harcatır. Buradan kalori hesabı manyaklarına selam olsun, kurbağa 60, sırt 80, serbest 100, kelebek 150 (bunlar 10 dakikada) gibi veriler kaynaklarda dolaşıyo. Fakat neymiş ben 20 dakika kelebek yüzüüm sonra gidip pastaneyi yiyim yok. O işin öyle olmadığında anlaşmıştık. Bi de su soğuk ay ben zayıflayamam falan diyen Kezbanımız varsa havuza atlamadan ayağa irice bir taş bağlasın :) Soğu dediği su da 28 derece o kadar debelenicen içeride vücut ısın elbette ortama ayak uydurur, nazlanmıyoruz.

Ayrıca mayoyla yapılan bir spro olduğu için vucuduna takıntılı kızlarımıza daha iyi motivasyon sağlayanbir spor dalı oluyor. Şöyle seninki giyior mayoyu allaaahh göbek bir yerde selülitlerin okula başlama yaşı gelmiş kollar sarkmış falan euuuwww. Ama ne oluyor yüzdükçe onlar bir bir yok oluyoooor :)))

Ayrıca ne yüzücem ben düz düz yeaaa diyenlere paletler el paleti gibi şeyler (ördek ayağına benziyo ama eline takıyosun) tahtalar aırlıklar gibi olayı zorlaştırıp yap da görelim kıvamına getirecek milyon malzeme var. Dene bakalım havada bent over fly yapmak kolay yap bakalım su altında yeeaaa o resistansa karşı. Sürtünme kuvveti diye bi şey var bi kerem naaabeerr...

Nemli bir atmosferde yzüüorsun sonuçta bu yüzden astım semptomplarında da azalma oluyomuş. Ben gene Amerikan kaynaklarının yalancısıyım. Kolestrol seviyesini düzenlemek, şeker hastalığı riskini azaltmak gibi her egzersizin mutlu yan etkileri de varken. Yüzmek ayrı yaa suyun içindeyken insanın siniri stresi kalmıyor, bir böyle huşu efendim, bir konsantrasyon sonra 1200 metre yüzdüm diye bir tatmin. Off be yaaaa. Ne olur kar yağsın ben yüzmek istiyoyyuuuuaaaammm :)) 8yoksa yarın yüzücem neden çünkü dinlenme günlerimizi atlamıyoruz o da önemli).

Son bir şey, yaa biliyorum daha rahat yüzüyosunuz da biz de insanız be yazık yani Rus Olimpiyat yüzücüsüsü Speedoları neden yasak diil. Ortak tavrımız insanlık olarak, şu çirkin şeylere katlanamıyoruz gözünüzü seviim alternatif bi şey kullanın.



Ben bunu neden yazdım efendim Meyvemiz, minimalist kızımız yüzmeye nazlanıyor bu arada. Benden ona motivasyon hediyesi olsun, yarın akşam mesela bir yüzelim mi beraber?

Sevgiyle


21 Ocak 2014 Salı

Eklemlerim eklemlerim oy oy anam demeden önce.... (kas yaparken göz çıkartmayınız serisinden)

Ah belim, ay sırtım, kolum, omzum bacağım ve daha bir sürü bilmem neremmmmm inlemeleri. Aga ben gebersem de bırakmam bak gene burdayım diyip zorlayan bebeler, ve tüm bunların sonucunda zedelenmiş sakatlanmış acıyan eklemler. Vücut geliştirme muttteşem bir şey vücudunla beraber ruhun da sen de gelişiyorsunuz, fakat arkadaşım overload olmanın ne anlamı var. O eklemi ver iki haftadan altı aya kadar cezaı var. Ceza dediysem sakat yatıyosun sonra o kasların sünüyo e ne anladım bu işten ben.

Neden olur eklem sakatlığı?
  • iyi ısınmamışsındır (allah cezanı böyle verir)
  • çok fazla, çok sık ve çok ağır idman yapıyorsundur (düşmez kalkmaz bir Allah yazık değil mi o ekleme, öbür dünyada hesap soracak senden kovalayacak seni)
  • Tekrar sayılarını olması gerekenin üzerinde tutuyor olabilir misin (ilkokulda makarna fasulye abaküs vardı saymak için lazımsa alalım sana)
  • Tendonların, kasların, eklemlerin dinlensin diye zaman ayırmıyorsun (sağ ayak tendonu kopuk bir FitnessDelisi olarak söylüyorum iki kere kopardım hiç marifet değil ayağım koptu sandım o nasıl acı, ayrıca baldırımdan daha kocaman olmuştu benim minicik bileğim şişince bir de kara off)
  • Konsantrasyonun azalmış olabilir mi? Bir an ters bir şey yaparsın hoop koptuuuuuu geçmiş olsun 3 ay sahalardan ırak...
  • Strething / esneme kadın işi değildir. Ben yazdım bunu daha önce bir zahmet okursan faydalarını da göreceksin. (yok sana link mink ara bul :) 
Artirit olma riskin yüksek mesela o kıkırdak bir katıya keser aklını alır senin, ne sprocuların kariyerleri bitti mesel abu artirit yüzünden. Bursit olursun mazallah off o da fena bak. Tendonit var bir de sporcu hastalığı. Korunmanın yolu hepsinde aynı. Dinleniceksin bebeğiiimmmm. Tedavileri de başta yakalanırsa benzer. Gene dinlenme. Tamam genel konuşmiim doktor diilim ve bunların da bir çok çeşidi var, ama genelde gördüğüm bu, ha birinden biri mazalllah (kulağını çek tahtaya vur) varsa sende git bir görün doktora. Baa gelme ben mesel makina mühendisiyim, motorlardan anlarım... (hayır o motorlardan diil onlardan anlamam)
Tanıştırayım Menisküs özellikle futbolcuların baş belası ama tüm sporcuların başına gelebilir. Aman diim sadece resimden tanışalım kendisiyle


Eklemlerini iyileştirmek için aşağıdaki listede bulunan besinleri beslenmene katabilirsin mesela...
1. Çiğ badem
2. Vahşi somon
3. Papaya
4. Elma (kabuğu ile beraber, vitamini kabuğunda çocuuum)
5. Siyah fasulye (meksikada değiliz tamam bizdekiler de olur, zaten bakliyat candır akisni iddia eden sunta kemirsin)
6. Papaya (valla ben severim hem yemesini hem kokusunu hem bundan krem yapıyolar onu bayılırım. Bana hediye alacaksanız ve çok tanışmıyorsak papayalı krem şampuan severim, tanışıyorsak bu kadarla kaçamazsın nıhahahahah)
7. Karalahana (bizde muhteşem laz yemekleri yapılır, karalahana candır, dolması yemeği falan göm gitsin)
8. Brokoli (brokolisiz bir hayat düşünemiyorum ki ben zaten, mesela haşla bunu üstüne zeytinyağı biraz deniz tuzu ve dövülmüş taze sarımsak mmmmmmm, bir parça da nar ekşisi ve balzamik offf ki ne offf)
9. Zencefil (kurusunu at çayına ya da sıcak suya ıhlamuruna, tazesini dilimle ya yukarıdaki salata tarifine kat ya et yemeğine, ya da su şişesine koy bütün gün beklet yatmadan iç, bebek gibi uyuyorsun - Almanya'da doktorum uyku bozukluğu için vermişti Master Tez Savunması çok stresli bir süreç olabiliyor bebişim)

Durum bu, 30 yaşını geçince o kıkırdaklarda mikroporlar oluşuyor yırtılması kolaylaşıyor, kıkırdakları spor salonunda, koşu pistinde, havuzda, sahada bırakmıyoruz. Tendomumuza, sıvı keseciklerimize, kıkırdaklarımıza iyi bakıyoruz. 


Anası Tanrı Akhilleus, bileğine yediği ok ile öldü, mesel o sebepten oradaki tendon da aşil tendonu. E bizim ana bana fani koskoca Akhilleus tendona gelen okla Thantanos'a selam çakıyorsa bize neler olur Olimpos'un tanrıları korusun.

Sevgiyle




25 Aralık 2013 Çarşamba

Hava şartları nedeni ile sahalardan uzak

Aylardan Aralık, mevsimlerden Kış, hava durumu güneşliyim pırıl pırıl ama bak nasıl şaşırtıyorum feleğini nıhahaha...

Herkes hasta, herkes telef, herkes sümüklü böcek. Tabi ben de geri kalmadım. Pazartesi günü başlayan sümüklüböceklik akşama doğru halsizlik ve ciğer yanmasına dönünce kendimi son ütücülük günlerine dönen Ebru Gündeş gibi hissettim.

Neden ben!!! Ben neden hasta oldum? Ben ki yediğine içtiğine dünya kadar dikkat eden, saunasını buharını bünyeden eksik etmeyen, "egzersiz" ise alasını yapan ben neden hasta oldum. Çok büyük ihtimalle Gym çıkışı saçlar tam kurumadan eaauuuhh bıktım bu saç kurutma makinesinden dediğim, sesi kafamı şişirdi ay bırakıcam bunu diye söylendiğim ve / veya off bugün kollara çok basmışım tutamayacağım artık bu gürültülü şeyi elimde diyerek aleti fırlatıp attığım için. Açık olmak gerekirse en çok sonuncuyu yapıyorum.

İki gündür Gym'e gidemiyorum. Hayat tatsız, tuzsuz böyle sevimsiz, ben bir asabi. Ama kopmadım tabi. Kopar mıyım ben? Ben ki fitness delisi kopar mıyım hiç! Bir kere kaslarım dinleniyor, ki bu da kas gelişimi için çok önemli. Devamlı çalışan kas surteaine olur, gelişimi sağlıksız olur, hatta gelişmez, zedelenir, sakatlık riski artar. Sonra fitness dediğin sadece Gym'de yapılan bir iş değil. Bunun bir dünya yan etkeni var malzemesi var motivasyonu var tekniği var, bilimsel bir dünya yanı var, özellikle beslenme alanında okunması gereken milyonlarca makale var. Ben de yattığım yerden elimde sıcak içeceğim ve suyum, meyvem, tabletim bunları araştırdım. Bugün kavuşur muyum Gym'ime bilemiyorum. Bir gün daha dinlensem aslında iyi olur, full performans veremeyeceksem, tüm aklımı tüm bedenimi idmana adayamayacaksam o zaman hiç yapmamam daha iyi. Yarın hafif başlayıp skalayı haftasonuna yükseltebilirim.

Motivasyon dediğin ağaçta yetişmiyor, kötü performans sergilersem idmanda o zaman kendi hırsıma yenilir, kendi beden ve ruhumu hırpalarım ki bu da motivasyonuma zarar verir. Buna izin vermemem gerektiğini biliyorum. Bu durumda araştırmalara okumalara devam :) bir gün daha dinlen ve yarın sahalara dön FitnessDelisi üstüne de bir sauna :)


Sevgiyle
Özlediiiimmm Gym'imi özzlediiim  

23 Aralık 2013 Pazartesi

Şu hayatta bir duruşun olacak o da Neutral (Josef Pilates'e saygıyla)

İlk gym'e adım atarsın seni ölçerler biçerler, onun testi bunun testi. Hiç bir şey yetmedi beni bir de zanlı gibi diktiler kareli bir duvarın önüne efendim neymiş postürüme bakacakmış. İçimden diyorum ki senin kalıbına ben laf ediyor muyum, dışımdan kibar kiar gülümsüyorum tabi bir de o zamanalr bıngıl bıngılım ay canım ay parçası. Kıyamam geçmişteki ben'e de bak yazık ona da be :)


Neyse bunlar tabi ki tane fit spor hocası kız beni kareli duvarın önünde dikmişler bakıyorlar. Ben de o kadar bunlaöışım ki o anda Cumartesi sabahı, açım hala ölçüm bilmem ne belasına ne yemek ne su oruçtayım resmen, uykum var, rahatsızım ilk defa gittiğim bir yer... Kızlardan biri sonunda anlamadığım anlayamadığım bir şeyler dedi. Bebeğim Türkçe dışında 3 dili na dilim gibi konuşurum okurum yazarım. Sen ne dedin de ben bu kadar panik oldum. Hayır o dillerden biri Latince değil (o esnada kafaya not yazıldı, Latince öğrenilecek). Benim aklıma kemik erimesinde tut daha beter neler geldi. Meğerse kızcağız Kifoz (kamburluk) ve Lordoz Demiş (yani çukur bel) bir de bunların birleşik olduğu terimi kullandı Kifolordoz. Yani şimdi ben o zamana kadar hayatımda bir manyaklık hissetmiyorum tamam bıngıldak olabilirim ama vücudumun yamuk olacağı hiç aklıma gelmemiş. O an bir ateş bastı kendimi Belle görürken bir anda bir oldum Quasimodo. Fenalık geldi. Neyse kızlar anladı halden, ben de cool'un ya çaktırmamaya çalışıyorum (nereye çaktırmıyosun olmuşsun kıpkırmızı) dediler bunun çaresi var.

O çare lafını duydum ya içimde Niagara Şelaleleri aktı, yalnız ben istiyorum ki hemen olsun, hatta hemen 10 kilo da veriim, hemen ben VS mankeni kıvamına geliyim, postürüm de düzlesin ama hemen olsun hemen hemen hemen. Öyle olmuyor tabi de... İşte.... Umut fakirin light yoğurtlu yulafı... (ekmek no no yeme canım yeme gülüm)


Kendimi hemen ders programının önüne attım Yogaydı Pilatesti hemen güzel bir program yaptım kendime, cardio ve kuvvet antremalarım ile uyumlu olacak şekilde. İlk Pilates dersinde hocayı delirtince, Nötral duruş üzerine bana açıkladı da açıkladı. İşte aydınlanma o esnada başladı bende. Yalnız adamı delirtmeseydim daha iyi olabilirdi, Allah'tan iyi bir kişilik kendisi, hoş gördü :)  Benim gibi şekillerden geliyordur arada ne yapsın.

Pilates nedir? Kısaca Josef Pilates tarafından Alman gazilerinin rehabilitasyonu için icat edilmiş olan bir fizik-tedavi sistemidir. Linkte de Wikipedia güzeeeelce anlatmış zaten. Bu kısa açıklama bile benim Pilates'e güvenmem için yeterli geldi. O zaman haydi nötral duralım!!!

Nötral duruş en çok omurgayı ilgilendirir, bu sayede omurganın 3 kavisi; boyun, orta ve lumbar, güzelce yerleşmiş olurlar ait oldukları yerlere, Her ne yapıyor olursan ol, Nötral Pozisyonda isen omurgan en kuvvetli halindedir. Yani kambur değilsin, göğsün tuhaf durmuyor ve bel çukurun seni yandan bakınca muza benzetebilecekleri bir pozisyonda değil.

Dik dur, omurlarını birbirinin üzerine yerleştir ve pelvik bölgeni yuvarlayarak beline yük binmeyecek konuma getir. Ya da yere yat ve o bel çukurunu yerin de yardımı ile düzlemeye çalış, bak belinden yük gitti. Şekerim hayat yük yük yük. Hem kelime hem de mecazi anlamı ile neden bir de beline vücudunun ekstra yükünü taşıtasın ki??? İnternette sana nasıl nötral pozisyona geleceğine dair bir dünya makale, video var faydalanabilirsin  bak :)

Kıssadan hissesini de vereyim ben mevzunun olay daha net anlaşılacaktır. Efendim benim pek sevgili bir arkadaşım var biraz boylu biraz kaslı bir arkadaş. Kendisi büyük ağırlıklarla çalışan bir GymFreak, yalnız sıkıntı doğru durmadığı için hem çalışırken bazı sakatlıklara davetiye çıkartıyor hem de duruşu ne bileyim şimdi ne desem kavga çıkar gibi geliyo da, kambur ve bele yük bindiren diyim ben neyse. Kendisine bu hafta nötral duruş çalıştırdım, sonuç, hem omuz hem göğüs kasları rahatları, hem de ağır ağır ağırlık çalışmalarında sakatlanma riski azaldı. Ödev bile verdim, hayatını nötral duruşta geçirecek; otururken omuz geride bel düz, yürürken baş dik omurga güzelce yerleşmiş, bek düz. Ağırlık çalışırken de dizler hafifçe kırılacak. Eklem candır, eklemler sakatlanmasın.

Sonuç, kendi deneyimim sonucunda yaptığım Pilates egzersizler, günlük hayatta nötral duruş sergilemem ve Yoga pratikleri, ki omurgayı rahatlatmak için daha iyi başka bir yol düşünemiyorum, sonucunda hem dimdik duruyorum, bu sayede daha sağlıklıyım ve daha iyi görünüyorum. Hem de boyum bu yaşta 2 cm uzadı!!! Omurların arası açıldı, meğerse o kamburluk yamukluk bir de kısaltmış beni!!!

Ülke gündeminde bu kadar omurgasızın uçuştuğu bir dönemde bence dik, sağlıklı ve güçlü omurgalarımızla dolaşmamız çok önemli. Haydi çocuklar Nötral duruşa.


Sevgiyle

Psikolojik antreman

Yılın son haftası başladı. Olleey - hediyeler, kutlamalar, parıltılı şeyler her yerde çok güzel bence. Yılın son haftasının ilk gününün Pazartesi olduğunu tahmin etmek için Ay'a adam yolluyor olmaya gerek yok. O zaman Pazaretsi sendromu olanlar için neeeeee kadaaaar zerrreeee kadaaaar üzülmediğimi söyleyebilirim.

Arkadaşım depresyona girersin onu anlarım, sevgilinden yarılırsın işinden ayrılırsın sendrom yaşarsın, doğum yaparsın bir kayıp yaşarsın anlarım hayatta ciddi (iyi veya kötü) bir travma geçirir sendrom yaşarsın ay çok normal. Fakat sen neden her hafta periyodik olarak yaşanacak bir şey için sendrom yaşıyorsun ki. Yani kendini zorunlu olarak depresif hissetmeye, bile bike ekstra stres yükü taşımaya neden bu kadar gönüllüsün?

Hiç çekemem. Mesela bugün benim için kol, sırt, göğüs günü. Akşam gym'de yapacağım şeyler belli. Biraz hasta gibiyim, bi de sauna yaparım bolll mentollü bitti gitti. Şimdi ben yeni programımın ikinci gününü çalışacağım saunaya gireceğim bir günde neden sendroma gireyim ki.

Benim için hafta içi ile haftasonu arasında psikolojik olarak bir fark yok her gün aşağı yukarı en azından bir iki saatliğine gittiğim yer aynı. Hayatım stabil. Kendimi haftasonu deli Dumrul gibi sokaklara salıp hafta içi ofis ve televizyon karşısındaki kanepeye mahkum etmiyorum. Her gün bir aksiyon her gün bir hareketim var. Dans ediyorum, yogamı yapıyorum, ağırlığımı kaldırıyorum, koşuyorum, kürek çekiyorum ne bileyim yüzüyorum her gün başka bir şekilde hem vücudumu hem ruhumu canlı tutuyorum. E tabi akşam hangi diziyi seyredeyim derken sen de daraldın haklısın. Kalk gym'e git bence. Hatta ara şimdi bir tanesini de üye ol kıyamet kadar gym her yer. Hem bir sürü şekil insan oluyo oralarda onlara da bakar bakar eğlenirsin.

Sevgiyle


Al sana benden yenı yıl hediyesi. Bir Pazartesi de sendrom yaşamadan geçir bak bakalım nasılmış.

20 Aralık 2013 Cuma

Aralık 2013 Koşturan Coşturan FitnessDelisi Listesi

Söz verdiğim gibi bu ayki seçmelerim bunlar bir de uzuuun vazgeçemem ben bunlardan bana ne çok coşuyorum listem var o da gelicek ben size onu da vericem :)

Ben Hintli miyim günlük hayatımda Yoga bana ne yapsın?

Hayır canım sanırım önce cahilisin. Yoga'nın anlamı zaten hayat demek.

Her sene bir milyon söz verir insanlar kendilerine, bu sene bilmem nereye seyahate gidicem, her hafta bir kitap okuyacağım, yeni ev alıcam, kilo vericem, karın kasım olacak, Marslı besliicem falan falan falan. Genelde Şöyle olur, o bilmem nereye seyahat gene Bodrum, Çeşme, Antalya düzleminde kalır yeni bir yer görülmez, senede bir bilemedin iki aşk romanı zar zor bitirilir, kiralar aksar, Marslıyı bırak Beta balığını açlıktan telef eder... İçiniz karardı di mi kilo vericek olanla müstakbel karın kası sahibinin akıbetine girmiyorum o zaman :) Malum fitness blog'u...

Ben geçen sene dedim ki 2013'te spora geri dönüyorum. Dönüşüm muhteşem oldu. Yeni yıl kararlarımdan biri de Yoga yapıcam beeeeen idi. Hatta Yoga hocamız (31.12.2012 Pazartesi günü girdiğim ilk Vinyasa Yoga dersinde) kimin ilk dersi dedi benim dedim harika bir yeni yıl kararı verimiş birisi var kutlarım dedi. Ben utandım falan. Öyle başladı bu iş. Yeni yıl kararı vereceklere selam olsun.

Aman canım ben zayıflamak istiyorum Yoga yağ yakmaz, ya da ben kaslı kocaman bi adam olucam ne yapiim yogayı diyip küçük görürseniz ben de size derim ki; her şeyden önce yoga esneklik kazandırır böylece kaslar daha rahat gelişir, güç ve hız artışı deneyimlenir, kasların dinlenme süresi ve gerginliği kısalır, kasların daha az zorlanır ve incinme riski düşer, eklemlerin sağlamlaşır burkulmazsın kolay kolay, belin daha açık ve sağlam olur, acı ve ağrıya karşı hassaslıklar azalır. Kısaca performans ve sakatlıklara dirençte artış yaşarsın. Ayrıca vücudundaki kas koordinasyonu artacaktır. Bunu da dün akşam yaşadım. Head stand denemesi yaparken gözümüzün nuru Ray Rizzi hocamız yanıma geldi. Ben tabi maymun yavrusu gibi debeleniyorum orada omuzlarım sağlam (onu öğrendim sene içinde), ellerim açık avuçlarımla yeri varamıyorum sağ bacağımı kaldırırken doğru momentumu bulmaya çalışıyorum sol onu takip etsin istiyorum tüm bunları core kaslarım koordine etsin savaşıyorum falan ama heryerim ayrı oynamakta. Baksan bu parçalar aynı vücudun değil dersin. Ray Hoca geldi, cesaret etmemi söyledi sağ bacağımı attım, sol takip etti. Ray orada biliyorum ya düşmeme izin vermez derken baktım onun ufacık denge desteği ile ellerimin üzerinde duruyorum. Bir kaç nefes kaldım da. Sonra bir anda core kaslarımla ayaklarım arasındaki koordinasyonu yitirdim ve indim. İşte Yoga bu yüzden önemli. Vücut içerisinde kasların birbiri ile iletişiminin  önemini (tamam bi de dans ederken ama bu başka Post'un konusu) Yoga pratiği esnasında birebir anlıyorsun.



İşin bir de meditasyon boyutu var. Nedir? efendim Ommm diyip uçmuyoruz bak gene söylüyorum bu doğru değil kim uydurduysa halt etmiş. Gün içerisinde başına gelenleri düşünsene; patronla didiş, sevgilinle didiş, bir dünya dedikodu, iş, güç, dünya kadar aksaklık, trafik trafik.. Ayy yazarken daraldım. Delirmemek için ne yapıyorsun? Muhtemelen şalteri kapatım Muhteşem Süleyman seyrediyorsun... Ben nefesimi düzenliyorum ve kendimin tüm bu karmaşanın bir bir parçası olduğumu kabul ediyor ve fakat her şeyin içinde dinginliği arıyor içime dinginliği yerleştiriyorum. Bunu nefesimle yapıyorum. Bu nefes sonra bana performans antrenmanlarımda ne kadar yardımcı oluyor bir bilsen bir anlasan bebeğim. Haliyle vücudumla beraber ruhum da dinginleşiyor ve gene başa dönecek olursak psikolojik olarak rahatladığım için sakatlık riskimi azaltıp güç ve performansımı arttırıyorum.


Uzun oldu bugün post, biraz da sıktı sanırım seni, o zaman kıssadan hisse ile kapatayım. Tarih Nisan 2012, ben Hannover Messe'ye son dakikada gitmeye karar vermişim. Haliyle direk uçak yok İstanbul'dan Münih'e ordan Hannover'e falan böyle bir bedevi hali mevcut. Bir iş arkadaşım dedi ki sen kalacak yeri düşünme (zaten yok nesini düşüneyim fuar zamanı Hannover'de kalacak yer mümkün değil!!!) ben ayarlarım. Oley dedim bu bir de bürokrat bana mutteşem bir ev falan ayarlar. Şeytan dürttü aktarma esnasında son dakika artık Hannover uçağına gidicem, Münih'ten aradım ben bunu, dedim benim ev nerde ben geliyorum. Kem küm allaaahhh dedim (uçan Sabri gibi bilen bilir) kavga gürültü benim yerim yok neyse ben kadın olmanın gücüyle açtım muslukları bir ayağım uçakta bir ayağım yerde başladım ağlamaya. Bunlar geldiler beni aldılar sonunda Hannover'den bir yer bulmuşlar karanlığın içinde çıkmaz sokakların sonunda ben kurbanlık koyuna dönmüşüm saatlerdir yoldayım böbrek karaciğer umurmda diil uyusam yetecek haldeyim. Bıraktılar beni gittiler. E ben kaldım bi başıma. Yorgunluktan uyuyamazsın ya o kadar yorgunsundur stres yaşamışsındır... Onun dibindeyim ben. Durdum odanın ortasında oturdum yere kısa bir meditasyon yaptım, 8 kere güneşi semaladım ve bol strechingli bir asana serisine başladım. Yarım saat kadar gerindim yavru kedi gibi nefesimle, Savasana esnasında yatağa yatmamla hayatımda uyumadığım uykuyu uyudum. Sabah bir kalktım ben bir Hollywood aman hayır Bollywood yıldızıyım. Eklemler açılmış beden ruh tertemiz pırıl pırıl, nefes akıyo gidiyor. Ne güzel. Artık her strese girdiğimde önce nefesimi düzenlerim bir dönerim içime sonra eğer ortam müsaitse yaparım bir kaç asana ohhhh miss benden güzeli yok.


Sevgiyle