Sayfalar

Pratik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Pratik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Ağustos 2015 Perşembe

sleeping beauty insomnia olursa

2 gün önce sabah gözlerimi şansa bir açtım saat 07:08 benim 07:15'te servise binip işe gelmem gerek eyvahlar olsun! 3 dakika içinde elimde bir miniş süt, üstümde yekpare bir elbis eve dişlerim fırçalanmış halde evden fırlayıp taksiye kendimi atıp telefonla servisi arayıp ancak yetiştim ama yetiştim. Kıssadan hisse; çabuk hazırlanabilen kız olmak candır bir de UYUYAMIYORUUUUMMMM. Tamam çok erken yatağa gittiğim söylenemez ama bu sıcakta gebersem yorgunluktan uykusuzluktan gene de uyuyamıyorum.

Benim gibi başka zombiler varsa eğer bakındım bi miniş neler yapılırsa uyunur diye. İşin komik tarafı bunların çoğunu ben yapıyoum gene uyuyamıyorum. Yaz bitsin ne olur yoks aben uykusuzluktan deliricem!

1. Kafein içerikli içecekler tüketmeyin (frappe, çay, kahve hatta ve hatta yeşil çay) - ben tabi 2 t
Türk kahvesini götürür mis gibi uyurum bak bu bana hiç ama hiç etki etmiyor.

2. Kafan o yastığa değdiğide rahat olacak. Bu da benim için geçerli değil bir tek beni uyuz eden bir şey var onu da takmamayı öğreniyorum (o şey hayatımdan uzaklaştırılıyor sağ olsun yapan) ama onun dışında bi haltı takmam

3. Baharatlı yemek, şeker ve saire gibi uyarıcılardan uzak dur yatmadan evvel en azından devamlı lop lop yiyosun zaten

4. Uyku düzeni kur (kolaydı!)

5. Duş al ılık olsun sıcak veya soğuk gene uyarabilir olayı sonra ayıkla pirincin taşını

6. Yatağa sıcak bir içecekle gir. Manyk mısın? Süt içen var (gaz yapar yalnız haberin ola) papatya lavanta çayı mesela

7. Lavanta yağı damlatmak yasyğa işe yarıyor (bende bile!) ama hava 1000 derece sıcak ve o yağ bana hacı yağı gibi geliyor

8. Bacaklarını havaya dik, duvara daya: Vallahi işe yarıyor Kalp manyak gibi kan pompalamayı kesiyor, taze kan geliyor bi de kendisine, e bi de tansiyon düşüyor Drenaj candır

9. Yoga ve meditasyon her zaman işe yarar bunu bir de nefes egzersizi ile denersen tadından yenmez.

10. Tammamen rahat olacaksın şekerim. Tamamen denizanası gibi salıcaksın kendini aklın bedenin kıvam jöle unutma!

11. Cep telefonu, TV, tablet ve türevleri beyne uyarıcı oluyo o nedenle cızzzzz

12. Kitap oku: Muhteşem klasik ama ben off yaa kitap da muhteşemmiş diye kaç gece uykusuz kaldığımı bilirim Schopenhauer falan okuyorsan ayrı tabi (cahiller bilmez)

13. Yattığın zaman ryalar alemine gideceğini düşün ve bunu bi yolculuk olarak farz et sakinleş kendi zamanını yaşa kendi anını bul çok new age geliyor ama benim her gece kendi uyku ruitinim var (ama sıcak)

14. Serin bir yerde uyumaya çalış ama soğuk da diil 24 derece ideal bak o civar çok sıcakta uyunmaz soğukta da uyunmaz ayıp!

15. ben göz maskesi ile uyurum ışık rahatsz eder mesela, sonra ses olmasa daha iyi ha ama bazen uyku müzğü açıyorum ya da beyin dalgası yönelndiren sesler çok minnoş oluyo. Yunus sesleri falan (sensin deli)

Al benden bu kadar şu an yastık görsem uyurum o haldeyim. Yorgunum ama uyuyamıyorum çünkü sıcaaaaaakkkkk! Bitsin şu pislik yaz artıııık!!!!!



Namaste gülüm


30 Haziran 2014 Pazartesi

Uçmak bizim fıtratımızda var / Uçak korkusu ve ben Vol.1

Seyahat bizim fıtratımızda var. Sana bu satrıları lounge'da mal mal oturup yazıyorum sevgili bebişim. Serde uçak korkusu olunca hayat acayip bir aksiyonlu hale geliyor hele de benim gibi garibim frequent flyer isen... Bir yandan çalışıyorum bir yandan peynir yiyorum keza lounge'da yiyebileceğim tek şey o ve meyve. Bir yandan sabah kahvemi içiyorum. Burada kilit olay benim stresten uyuyamamış olmam. Şu anda o üzerinde uzuuun uzun yazdığğım uykusuzluk semptomlarının hepsini bir bir yaşıyorum. Stres iyi birisi değil. Bence bunu yaşamamılıyım. Uçaklar yerden gitsin uçmasın. Ben toprakla bağlantımı kaybedince bir hoş oluyorum. (Bunu diyen yüksek makina mühendisi, master sınıf arkadaşlarım airbus kanadı tasarlıyor - Saygılar)

Uçağa binerken Tree Pose'da ben (temsili)
Peki son zamanlarda en azından küp gibi içmeden uçabilmemi sağlayan ne? Biliyorsun (aklıma mıhladım) 1,5 seneyi aşkın zamandır hayatımı spora adadım. Devamlı komando gibi çalışıyorum (hatta kızlar askere alınsın). Bunun yanında da "kız sporu" olark görülen Yoga ve asla erkek giremez stüdyoya oryantal fusion hastasıyım. Konu nereye geliyor az çok tahmin ettin. (biraz zekiysen uçak korkumu yenmek için kalkış anında koltukların tepesinde belde şıkır elde zil şıkır şıkır oynamadığımı tahmin edersin).

Türbülansa girince ben (temsili)
Bildiğin koltuğa yerleşiyorum, kitabımı, uyku maskemi, iPod'umu (inanmazsın özel uçak listesi var bende) bir relaxing soundlar bir positive soundlar aklın durur sanki get low benim çalışma fon müzüğüm değil, sanki Mezdekyi hiç duymamışım sanki.... neyse öyle elit öyle rafine yani.

Mevzuya dön FitnessDelisi, ha OK patilerimi çıkartırım, çünkü mini patilerimin (39 numero) o pek şeker pabuçlarımın içerisinde sıkışıp tıkışmasını istemem. Uçuş ayakları şişirir benim patilerim değerli acı çektirmemmmm :) pıt oıt koşuyorum onlarla ben, sonra yere sağlamca basar nefes egzersizleri yapmaya başlarım. İşte bu kadar. Hatta işi meditasyona vardırırım. Nefes alıp verdikçe merkezime yöneldikçe bir sakinlik bir dinginlik. Uçağın hareket ettiğini bile anlamam. Pranayama candır çünlü varlığının evrene ait olduğun (ya da Allah'a ya da Tanrı'ya ya da her neye kime inanıyorsan ona) sana en güzel hatırlatan şeydir. Nefestir. Nefes çok basit ama dünyanın en güzel hediyesidir. herşeyin başı her şeyin sonudur. Nefese odaklandığında tüm vücudunu hissedersin. Sakatlansam acıyı daha az hissetmek için nefesimi düzenlerim. Çok heyecanlanırsam farkına varmadan çok gürültülü nefes alıp veririm göğsüm deli gibi iner kalkar. Bir keresinde olmayacak bir yerde kontrol altına almaya çalıştım çok utanmıştım, ama nefesim benim efendim de olsa ben ona söz geçiriyorum. O yüzden o ivmelenmeyi de hissetmiyorum yalnız o tekerlekler kesilmiyor mu yerden. orda en baba master guru gelse beni zaptedemez. (beni şu an bo konuda durdurabilecek tek bir etken var, bir tek şekilde korkmam uçaktan ama onu söylemiicem Deli sırrı)

Sayın yolcularımız uçağımıza hoşgeldiniz. Wuuhuuuu :)
Uçuşumuz sürprizlerle dolu olacaktır. Cabin crew slide arm cross check


Pranayama candır. Bir de ben basit (az farkedilir) yoga pratiği egzersizleri yapıyorum. Stresten kasılan kaslarımı açmak için böylece kan dolaşımım artıyor ve o kadar stres yaşamıyorum. Hafifi bacak sırt göğüs esnemeleri, omurga twistleri light böyle nerede stres birikiyorsa orayı açmaya yönelik. Pratiğin ilerledikçe sne de farkına varırsın. Ben mi? Ben farkettim 100 yıl da pratik yapsam hep başındayım.

Haydi ben biraz daha peynir kemiricem, sen de yerde olmanın tadını çıkart.

Sevgiyle

6 Şubat 2014 Perşembe

Kirpi yavrusu gibi dikildi tüylerim ben stresten arınmak isterim

Ben yogamı yaparım rahatlarım arkadaş! Hem esnekliğimin ve kuvvetimin, özellikle kök kas kuvvetimin arttığını birebir görüyorum. Geçen hafta headstand'e kalkarken (başın tepesi yerde, eller kafamın etrafında, ayaklarımu yüzüme doğru yürüttüm, bacakları dengede tutmam terazi gibi kullanmam ve tüm kontrolü karın kasımdan yapmam gerek) karın kaslarımın gücünden kendim korktum yaw. Ha yeteri kadar kuvvetli mi değil. Ama kuvvetlenecek. Çalışıyoruz üstünde. (Headstandin sonrası sırtımın üstüne doğru bir yapıştım yere anlatamam Sakrumum hala bir tuhaf)

Strese karşı benim top listem:

1. Balasana: Çocuk pozu. Koy kafaı yere elleri uzat, uyurum ben böyle. Popo patilerin arasında. Sırt hafif hafif esniyor. Hem kendine dönüyosun hem de güzel güzel nefes alıyosun. Yenileniyosun dünleniyosun aman pek de şeker.
Kangurusuz da yapabilirsiniz.

2. Viparita Karani: Tüm ters pozları çok seviyorum ben, ama bunda bi de bacakları kaldırıp duvara dayıyosun ya tembel işi tam benlik. Kan dolaşımı artıyo, lenf drenajı sağlanıyo. Misler ki misler Anti ageing şekerim antii eyyyciiinnggg

Yastıklı da olur yastıksız da bu sana kalmış vücuduna. Stretching için güzeldir severim. Ofiste olmasan yaparım o derece sakinleştiriyo.

3. Uttana Shishosana: Yavru köpek pozuuuu. Bu da çocuk pozu gibi ama kalbi de açıyo. Stres anında kasılan omuzlar göğüs falan burda esniyo da esniyo. Nefesin açılıyo ay ferah ferah. 
Recep İvedik esprisi yapanın kabusu olurum poz güzel ve yatıştırıcı bir poz NOKTA

4. Marjaryasana: Kedi pozu. Dört ayak iyidir, bu dört ayak esnasında omurgayı yuvarlıyorsan daha iyidir. 
Orijinali
Çakması


5. Bitialasana: İnek pozu, şahsen ben bunun inekle ne alakası var hiç sökemedim benim lugatımda bu ters kedi, hatta kediden daha bile çok severim. Bi kedi bi inek bi kedi bi inek omurgadaki baskı bir azalıyor sorma azizizm. 
Marjaryasana yapmış Bitilasana yapıyo yerim onu ben orijinali bu 

6. Salamba Sirasana: Destekli headstand, bayılırım. Dünyaya tersten bakınca ayrı bi güzle oluyor. Hem inversion şifadır şifaa niyetine hadyi bacılar headstand'e.
Bu konuda çok yazıyorum çiziyorum ben hastasıyım :) 

7. Savasana: Ceset, bizim hocalar Savasana'nın şifasını almak için en az 7 dakika yaplıması gerektiğini söylüyor. Bir Hocamız 45 dakika Savasana yapalım dedi. iyi dedi hoş dedi ben uyurum. Net uyurum. 
Savasana yapan kedi miyaaavvv

8. Halasana: Harika esneklik verir, nefese konsantrasyon olman gerekir böylece dünya derdi dünyada kalır. Ayrı severim.
Hiç Speedo ile yapanı görmedim Rabbime şükür şu güne kadar Allah göstermesin tabi gene

9. Shoulderstand: Shoulderstandsiz bir halasana hayal edemiyorum o derece netim bu konuda. 

Yorumsuz.... kendin yorum yap

10. Vrksasana: Ağaç Bunu da nedense çok seviyorum. Dikiyorum gözleri bi noktayadengede durmak için sonra bi huşu çöküyo insana bir sakinlik bir dinginlik. Hatta diyosun ki lan ben ğaç pozunda duran adamım sen benim dengemi bozamazsın bas giiit. Sakinlik veriyo yoga bak :) OM

Yoga yapmadıysan git bir stüdyoya deneme dersine gir, ya da yapıyorsan senin listen ne strese karşı en iyi 10 :) 

sevgiyle

23 Ocak 2014 Perşembe

Mental düğüm

Herakleitos dmiş ki aynı nehirde iki kere yıkanılmaz. Ne doğru. Konu yıkanmak olunca; arada metroya falan binince aklıma geliyo. Yıkanın ulaaann diye bağırmak istiyorum. Ne pissiniz be hani paradan diicem, o bayıldığımız Osmanlı kültürü bedava hamamları ile ün yapmış. Hala da sürdürülen bir gelenek bu yani. Bööğğkk Yıkanın abi pis pis gezmeyin.

Neyse kamu spotundan sonra ben konuma döniim. Aynı nehirde iki kere yıkanamıyoruz çünkü öyle akıyoo gidiyo. Zaman da gidiyo, hayat da gidiyo insanlar da gidiyo sen bile durduğun yerde aslında gidiyosun. Mesela ben şu anda ofis koltuğumda dönüyorum devamlı ama her dönüşüm farklı. Sorumlu olduğun ve kontol edebileceğin bir tek şey var şu an. Belki bugün hoplaya zıplaya bir Bambi gibi 20 k koşup üstüne vali kebabı yemeğe gidebilirsin. (Vali kebabını bilmeyen varsa bakmasın, bilmek lanetlenmektir!!! - Nietsche) ama bir kaç gün sonra 10k 'da kesilirsin. Olmaz. Bunun milyon sebebi olabilir, belki canın bir şeye sıkkındır, mental olarak hazır değilsindir, regl olacaksındır, aklında yazmadığın e-postalar vardır falan herşey olabilir. Kafana takma o kadar, inip çıkıyoruz devamlı. Ha idman aksatıyorsan önüne geleni lüp lüp yiyorsan, sonra ne biliim alkolün şekerin dibine vuruyorsan vur patlasın çal oynasın uyumuyorsan yemezler. O diil bu. Ona disiplinsizlik diyoruz. O ayrı konu...

Bir gün split yapabilirsin bir başka gün o kasların tam açılmamıştır. Bir gün Harika bir peagon yapabilirsin ertesi sabah cıxxxx olmaz. Özellikle yogada farkediyorum pratiğin başındaki ve sonundaki pozlarım çok farklı, hissettikleirm, aklımdan geçenler.

Yogayı hakikaten seviyorum ben yaa, matın üzerine çıkıp nefesimin farkında olmayı, kaslarımı uzatmayı, belki uzun süre duramasam da ya da ne biliim destek olmadan tam beceremesm de handstand yapmayı, kendi vücudumu bir İsviçre saati gibi çalıştırarak enerji üretmesini hissetmeyi. Omurgamın açılıp uzamansını (30 yaşındna sonra 2 cm uzamış olmak paha biçilmez). Akşama güzel bir Hatha pratiği hapıcam ben o zaman bu saçma negatiflik gider üstümden. İpin ucunu da bırakmam ben gene kendimi iyi hissettiricek bir şey bulabilirim. En azından ararım...

Bugün canım sıkkın gibi biraz. Ondan kısa tutucam bikbiklemiicem çok. Sıkkın olduğun an da geçer neşeli olduğun da, önemli olan insan olup duygularından utanmadan insan olduğunu farkederek acının bile tadını çıkartarak yaşamak. Çünkü aynı anı iki kere yaşayamayız.

Sevgiyle

22 Ocak 2014 Çarşamba

FitnessDelisi ve Kabile Büyücüsü aynı kişi mi?

Zaman dün akşam. Yer spor salonu tabi ki nerede olacaktım hıh! Şu gelip de gitmeyen gribi savuşturmaya çalışıyorum. Gidiyo geliyo böyle tam alien filmi gibi tam yaratık öldü diyosun hoop yandakinin karnından geminin bilmem neresinden diğerinin ağzından fırlıyo. Bu grip salgını da o hesap. Sadece bana değil, soruşturdum etraftakiler de aynı şekilde muzdarip herkesin dediği geçmiyo lan bu bumerang gibi gidiyo gidiyo geri geliyo. 

Mevzu bu değil! Ben gayet hayatımda bu yokmuş gibi yaşıyorum. Canım ne isterse yapmaya devam ediyorum falan. Dün de Salı ben de haliyle Dinamik Vinyasa Yoga üstüne Oryantal yapiim niyetiyle mutluyum. Hasta olmasam spinning ile devam edecem, ve fakat vücudumda grip virüsüne karşı OHAL var. 

Yanımda Kikirik, tamba tumba esme bomba bi arkadaş kendisi, aldık matımızı serdik, hoca söylüyor biz yapıyoruz ama ben daha meditasyonda tekledim, nefes alamıyorum burun tıkalı. Neyse bi ben diilim heryerden öksürme tıksırma sesleri geliyor o anda o ylanız olmamanın verdiği rahatlama, o sürü psikolojisi o kuyunluk beni çok mutlu etti, 19 kişiyiz hepimiz ayrı safhalarda gribiz. Artık sonlarına doğru Yay pozundayız, deli gibi bacak kalça açmışız vücutta muhteşem bir enerji dönüp duruyor normalde benim zıp zıp bir halde olmam lazım. Son 5. nefesimi verdim, yere indim elimi ayağımı çözdüm, Dedim Kikirik ben oryantale yalan oldum. Berbatım. Ateşim var. Ağliicam ama. Kikrik beni iki poz beş nefes arası ikna ediverdi. olaydan 15 dakika sorna belimde şıkırım titriyodum. Hastalıktan dieğil ama ritimden.
Yay pozu, faydaları saymakla bitmez; sırt ve karın kaslarını güçlendirir, üreme organlarını uyarır, göğüs, boyun ve omulzarı açar, bacak ve kol kaslarına iyi gelir, sırta esneklik kazandırır, stres ve yurgunluğa karşı birebirdir, regl dolayısı ile duyulan rahatsızlıklara iyi gelir, kabızlığa da, Böbrek sıkıntılarına iyi gelir. Gözetim altında yapınız bebişim Sakatlanmayın Her yer yoga stüdyosu kafaya göre yapmıyoruuuzz 

Bi tanecimmm Murat Hocacım da dün coştukça coştu zaten tırrrrr tırrrrr böyle darbukalarda hepimiz ayrı bir uçuştuk. Dersin ortalarına doğru yalnız olmadığımı anladım. İlk anlarda ölücem kesin ölcem cesedim şıkırlı olacak diyodum 10 dakika sorna oooooh yandan yandandım. Dans insana ayrı bir güç ayrı bir enerji veriyor yaaa yani o özgüven, o tatmin o mutluluk başka. 25. dakika civarı ben Kabile Büyücüsü olmuş hem kendimi hem de etrafımdaki kadınları iyileştirmek için dans ediyorum falan :) böyle de manyak bir hayal dünyam var benim. Anlatmıştım daha önce Mata Hari Sudanlı prenses falan oluyodum. Dün gece de şifa dağıtan Afrikalı bir Kabile Büyücüsüydüm :) Ama vallahi bak işe yaradı yaa. Hepimiz iyileştik. Hatta eminim onlar da benim gibi şu dalgalanma hareketini çalışıyolar, nice kariyerli kadın ofisinde oryantal çalışırken bir anda patronları ve iş arkadaşları tarafından basıldı... Onları bilmem ben zerre utanmadığım gibi bir de üste çıktım, ne yani siz de yapın! Yapamıyosunuz diye kıskanıyosunuz di mii diye çemkirerek tarihe de adımı şıkırtılı pembeli morlu harflerle yazdırdım. 
Dans etmediğimde ben Shaman (temsili, benim saçlarım daha güzel bunu ben sanmayın)

Neymiş;
Hasta mısın derdin mi var ne sıkıntın varsa vaaar, herkesin vaaar. Derdi sıkıntıyı sorunu çözmek sorun odaklı olmak iyidir. Ama bazen de kafayı düzlemek için basıp kaçmak gerekir. Dön arkanı git sorunlardan kaçmak çok insani bir şey. Ağlamak bağırmak tepinmek de öyle. Duygun var senin robot değilsin mazallah. Sonra seni ne mutlu ediyorsa onu yapıcaksın, engel yok. Öyle insanlar var ki ne engellere rağmen neler başarıyorlar. Utanırsın. O yüzden şekerim engelsiz yaşayacaksın. Canın ne istiyorsa limitin o. Dene bak bakalım nasıl oluyomuş. Ben valla hiç bir zararını görmedim :) 

Sevgiyle

17 Ocak 2014 Cuma

Yetmeyen zaman, Lizard Pozu, Gece Ritüeli

Geçen hafta aksattım ya idmanlarımı. Cahil gibi bu hafta çok yüklenmişim. Şu anda her yerim ağrılar içinde bunları yazıyorum. Özellikle Çarşamba akşamı yapılan Challenge beni benden almış hala çıkıyor. Bence dersin adını Çin İşkencesi olarak değiştirsinler. Ha ben gene girerim o derse, nihayteinde tüm kas gruplarım gayet çalışıyor. İşte sonrası biraz acılı. Geçer. Ama Cuma kaşamı Yogası ve 80's Aerobic'inden oldum ona üzülüyorum. Gitsem eklemim kasım zedelenecek onun da farkındayım. Kırıcam dizimi sinemaya gdierm ya da polisiye roman okurum ne biliim.... puffff

Dün gece en son yaa biri beni yıkasın kurutusun pijamamı giydirip eve götürsün modundaydm gene. Bence Kanyon'da pijama ile gezmemiz normal karşılanmalı spor sonrası. Bunu bir düşünün mahlalle baskısı kalkarsa biz de rahat rahat pijamamızı giyeriz. Düşünsene sprounu yapmışsın, sauna sonrası duş, giy pijamayı misss. Atla arabana evindesin ugğraşma küt yatağa. Harika! Mahalle baskısı kötü bir şeydir ve biz sokakta pijamayla dolaşabilmeliyiz NOKTA!

Dün gece düşündüm de nasıl yorulduysam bu iş güç de var tabi, bir de 8 saat Isaura'lık var... Üstüne spor, yol günlük hayatın benim gerçi çok takmadığım ama bir çok insan için varolan keşmekeşi falan hayat bayağı yorucu bir şey. Bir de bölümlemede sıkıntı var. Şimdi hafta bir şekilde 7 gün hadi onu kabul ettik bu 5'e 2 oranıı kim koydu alnından öperim. Bir de hep söylerim gün 24 saat çok saçma! Yap minimum 36 bak hayat nasıl daha verimli oluyor.

Anastasiya Markovich'in TIME isimli eseri işte böyleeee :) 

Tüm bunları bu arada ben dün akşam Yoga sınıfında Lizard pose içindeyken düşündüm. Olay şu, ben splite kasıyorum ya, bu lizard pozu da iyi çalışmam gerekiyor kisplit için kaslarım quadricepslerim ve hamstringlerim başta olmak üzere kaslarımı uzatıp esneklik kazanmaya çalışıyorum (hoca denetimindeyim kafadan atmadım çalışmayı - sonra gidip kasını kopartan aman da neden oldu demesin, denetimde bile olsan kas kopar biraz bilinç level up beybi). Şimdi ben hergün bir saat yoga yapsam, cardio ve kuvvet egzersizi yapsam yüzsem benim için yeterli olur tatmin olurum hadi bunu haftada 4 yapiim iki gün de sırf yoga yapiim dans ediim mesela. İyi güzel de kafamdaki programın olması için benim bayağı uzun Gym'da kalmam gerek. Ben ne zaman uyuyacağım, işe gideceğim, bir de yol var tabi (benim için git gel 120km, evet). Yap günü 42 saat mesela bak o bana nasıl yetiyor. Hem istediğim kadar uykumu alırım, hem ev yapımı protein barlarım için tarifler geliştiririm hem tam kafamdaki idman programını uygular Fitness hedeflerime daha verimli ulaşırım. Neden 24 saat canısı? Kim bu kadar sığ düşünmüş yani.

Quadriceps candır
Pigeon (Güvercin pozu) (tabi ki temsili, biz yapınca çok da böyle değil şimdi yalanın manası yok)

Yogi'ye sormuşlar (Ayı Yogi diil, yoga yapan insan manasında) günde ne kadar meditasyon yapalım hacı demişler, Yogi de durur mu yapıştırmış cevabı, eğer çok meşgul değilseniz günde en az 20 dakika meditasyon yapmanızı tavsiye ederim. Haaa eğer çok yoğunsanız işte o zaman en az bir saat. Adam haklı şekerler. Sen kendine zaman ayıramazsan, sen kendin iyi olmazsan o zaman hayatını nasıl bir arada tutacaksın? Senin ruhun zorundalıklarla parçalanmışsa kendini, kişiliğini kaybettiysen off be gülüm çok zor be.... O zaman sen kalmıyor ki. Yogi'nin dediği işte bu meditasyon yapmıyorsan bile kendi ritüellerin olsun. Mesela benim gece yatmadan önce kısa bir bakım ritüelim var. Makyaj çıkartılır, yüz temizlenir, saçlar Argan yağlanır, taranır, gözaltı yüz ve ayak nemlendiricileri sürülür öyle yatılır ve üjjj bejj sayfa kitap okunur. Şimdi süper über yorgun ötesi gelsem sabah suratında makyajla ya da kupkuru bir ciltle uyanmak kabusunu haketmiyorum. İşte ekstra über süper yorgun olduğum için bu ritüeli yapmam daha da gerekli. Ertesi sabah hem dinlenmiş hem de bakımlı uyanayım. Yüzde daüılmış makyaj çalı gibi kabarmış saç ve kurumuş topukları haketmiyorum çünkü. Olayı anlatabildim mi? Konu çok dağıldı. Bu bahaneyyle ay ben çok yoğunum spor yapmaya vaktim yok diyen abalalara giydireyim bari; şekerim senin o sosyal hayat dediğin selülit çeker yaşam tarzı ile sen yakında şeker hastasından tut viarsten tut kalp hastasına kadar gidersin, Allah korusun gene de yavru kuşum kendine zaman ayrımayacaksın da neye zaman ayıracaksın pardon bu hayatta???

Kafamın bir yanında da bir yoga videosu dönüyor. Sevgili Yogini hanımefendi önce handstand yaptı, sonra scorpiondan geçerek wheele indi sonra da bir şey olmamış gibi kalktı ve bunları yaparken hep konuştu bır bır bır. Ben dün akşam Güvercin pozunda ön bacağımı 90 derce çeviremedim diye ne ara zaman yaratsam da çalışsam diye düşündüm. Ray Hoca da dedi kıskanma pratik yap devamlı. Oldu... Toplantının ortasında masanın üzerine fırlayıp kusura bakmayın yaa ben bi aşağı bakan köpekle başlayıp vinyasadan geçip iki pigeon çalışıcam desem ne olur acaba merak ettim... Kadını kıskanmıyoruz, kendisi gibi yapmak istiyorsak pratik yapıyoruz. Yoga biraz da ruhu eğitmek (benim ruh hem manyak hem denyo bildiğin kıskanıyorum anacım durmuyor)


Sevgiyle

6 Ocak 2014 Pazartesi

Tehlike anında yerdeki ışıkları izleyerek acil çıkışları bulabilirsiniz

Cumartesi günü sabah git-akşam gel bir şehir dışı kaçamağım oldu. Hem ziyaret hem ticaret bu deneyim esnasında bir çok yeni şey yaşadım ve hayatıma bir iki yenilik geldi. Öncelikle eski kötü enerjilerden kurtulacak cesareti edindim, ve önüme bir sebep verildi. Ayrıca artık evrenin bana verdiği bazı işaretleri artık gözardı edemeyeceğimi anlayıp zor bir karar verdim. Bana çok iyi gelecek biliyorum yalnız karar aşamasının zor olmasının yanı sıra biliyorum ki önümdeki bir müddet benim için çok da kolay olmayacak. Ayrıca hayatıma başka bir yenilik katmak üzereyim ki bu da 1 günlük seyahatimin asıl amacıydı. Yalnız dönüş yolunda yaşadığım şey verdiğim her iki kararın da ne kadar yerinde olduğunu ve kendime daha iyi bakmam gerektiğini bana anlatan aleni bir işaretti.

Dönüş için biletim biraz geç bir saatteydi, ama sahil kasabası olan destinasyonum gündüz muhteşem olmasına rağmen akşam buzzzz gibi oldu. 11'deki uçak için saat 8 buçukta hava limanına gelip CIP lounge'a kuruldum. Kendime kuru yemişli, ıhlamurlu Türk kahveli bir "break" verdim ve kitabıma gömüldüm. Bekleme, yolculuk gibi anları kendime kaliteli zaman olarak yaratmak benim için bir gereklilikti ki bu konuda çok başarılıyım. Aferim FitnessDelisi'ne.

Uçağa bindik, zaten uçak korkum var, stresliyim. Biliyorum stres benim için iyi bir şey değil ama ne yapiim elimde değil tırsıyorum. Tonlarca ağırlıkta metal bir şeyin içinde 10000 metrede uçuyor olmak beni tedirgin ediyor. Kaldı ki yüksek makina mühendisiyim, Airbusların kanatlarını arkadaşım dizayn ediyor gene de korkuyorum arkadaşım ne yapiim. Bilmek lanetlenmektir der Nietsche; doğru! Nasıl uçtuklarını öğrendim o zaman korkmaya başladım. Mini mini bir veletken en sevdiğim şeydi oysa uçağa binmek.

Tam ayrılıyoruz artık, ben bildiğim duaları ediyorum içimden içimden. Bir adam uçağın arkasından öne doğru yalpalayarak geldi uçuş görevlilerinin yanına. Anlamadık ama önde bir panik havası. Be iyice kafadan kurmaya başladım tabi. Kafamın içinde patlamalı salgın hastalıklı komplo senaryoları dönüyor ne oldu acaba diye. Zaten yusuf yusuf ve kalanıyım. Adamcağızın yan dönmesiyle yüzünün halini gördüm. Gözleri tamamen kapanmış şişmekten, surat kıpkırmızı. Doktor anonsları yaplıyor, bir süre sonra dönen mavi ışıkları ile ambulanslar geldi, kapılar açıldı, uçak yeniden yanaşmış zaten, adamcağızı sedyeyle alıp götürdüler. Bagajını da indirdiler. Biz panikten bitmiş haldeyiz tabi. Ne oldu diye. Sakinleşmek için öğrendiğim ve pratik ettiğim pranayama tekniklerini uygulamaya çalışıyorum. Oturduğum yerde yapabileceğim basit yoga pozlarını deniyorum mini twsitler yapıyorum. Burada bir sene önce başladığım pratiğim için teşekkür ediyorum. Ama olmuyor kabin amirini çağırdım, su istedim panik atağım olduğunu söyledim ve ne olduğunu sordum. Adamcağız (umarım şimdi iyidir, bizlere verilen işaret umarım onun için büyük bir şeye mal olmamıştır) kalp hastasıymış ve yüzü o yüzden o hale gelmiş en son baygındı uçaktan indirilirken.

Suyumu içtim, nefes tekniklerine devam ettim, ama bir yandan da ne kadar uğraşsam da zihnimi boşaltamadım. Çünkü hepimiz oraya belli bir sebepten olayı gitmiştik, ve belli bir sebeple dönüyorduk. Ben hayatıma yeni bir ekleme yapıyorum, yanımızdaki adamlar yeni bir butik otel yaptırıyorlar. Hepimiz ertesi günkü planlarımızı düşünüyoruz. Ama hayat o kadar kısa o kadar ani o kadar sürprizli ki... O adamın da eminim planları vardı, bekleyenleri vardı ve bir anda böyle bir şey yaşadı. Biz korktuk, kendimiz için, onun için, ya bize de olursa diye. Ben bir de bayağı bir ekstra teori üretmişim zaten paranoyanın doruklarındayım. Dedim ki kendime o ben de olabilirdim. Ya da ileride olabilirim. İnsan vücudu çok tuhaf bir sistem, çok değişik bir mekanizma. "GOD FACTOR" her zaman var ama riskleri minimze etmek de bizim elimizde. Vücuduma daha iyi bakmaya karar verdim, ruhuma da. Bir haftadır süren ve beni inanılmaz strese sokan durumu da o anda kapatmaya karar verdim. Bana iyilik getirmeyen şeylerin hayatımda yeri olmamalı, stres sağlığı olumsuz etkiliyor. Nasıl trans-yağ yemiyorsam, nasıl hem ruhumu hem vücudumu devamlı idmana tabi tutuyorsam stresten de uzak kalmalıyım. Orada verdiğim final kararı dönüşte yaşananlarla perçinlendi. Ne olursa olsun ruha bedene iyi davranmalı, kader faktörünün dışında gelebilecek zararlardan korumak için çalışmalıyız.

Tanımıyorum o adamcağızı, hiç de tanışmayacağım muhtemelen. Sayesinde hayatımda büyük bir değişiklik yaptım. Onun yaşadığı deneyim benim için bir işaret oldu. Umarım iyidir, umarım teşekkürüm ona ödül olarak döner. Evren, Tanrı, Kader... her ne ise bizi yöneten bizimle oyunlar oynayan ona iyilik verir.

Bir de bedene iyi bakma; bir insanın yüzünün o hale gelebileceğini asla ama asla tahmin edemezdim. (İtiraf ediyorum adamı bir ara Japon zannettim). Sarsıcı bir deneyim oldu. Ama travmaları olumlu çıktılarla sonlandırmak da benim elimde. Senin de. Bak bakalım evren sana nasıl işaretler veriyor. Kendine ruhuna dahai iyi bakman için...


Sıkıntılar, stres, dert, tasa. Bazılarını yönetemeyiz ama bazılarından zor da olsa uzaklaşabiliriz. Ne kadar zor da olsa kendi iyiliğin için bazen zor kararları vermek seni kurtarır. Deneyimleri takip ederek yaşamını iyileştir, ders al ve gereken kararları vermekten korkma.

Sevgiyle

25 Aralık 2013 Çarşamba

Hava şartları nedeni ile sahalardan uzak

Aylardan Aralık, mevsimlerden Kış, hava durumu güneşliyim pırıl pırıl ama bak nasıl şaşırtıyorum feleğini nıhahaha...

Herkes hasta, herkes telef, herkes sümüklü böcek. Tabi ben de geri kalmadım. Pazartesi günü başlayan sümüklüböceklik akşama doğru halsizlik ve ciğer yanmasına dönünce kendimi son ütücülük günlerine dönen Ebru Gündeş gibi hissettim.

Neden ben!!! Ben neden hasta oldum? Ben ki yediğine içtiğine dünya kadar dikkat eden, saunasını buharını bünyeden eksik etmeyen, "egzersiz" ise alasını yapan ben neden hasta oldum. Çok büyük ihtimalle Gym çıkışı saçlar tam kurumadan eaauuuhh bıktım bu saç kurutma makinesinden dediğim, sesi kafamı şişirdi ay bırakıcam bunu diye söylendiğim ve / veya off bugün kollara çok basmışım tutamayacağım artık bu gürültülü şeyi elimde diyerek aleti fırlatıp attığım için. Açık olmak gerekirse en çok sonuncuyu yapıyorum.

İki gündür Gym'e gidemiyorum. Hayat tatsız, tuzsuz böyle sevimsiz, ben bir asabi. Ama kopmadım tabi. Kopar mıyım ben? Ben ki fitness delisi kopar mıyım hiç! Bir kere kaslarım dinleniyor, ki bu da kas gelişimi için çok önemli. Devamlı çalışan kas surteaine olur, gelişimi sağlıksız olur, hatta gelişmez, zedelenir, sakatlık riski artar. Sonra fitness dediğin sadece Gym'de yapılan bir iş değil. Bunun bir dünya yan etkeni var malzemesi var motivasyonu var tekniği var, bilimsel bir dünya yanı var, özellikle beslenme alanında okunması gereken milyonlarca makale var. Ben de yattığım yerden elimde sıcak içeceğim ve suyum, meyvem, tabletim bunları araştırdım. Bugün kavuşur muyum Gym'ime bilemiyorum. Bir gün daha dinlensem aslında iyi olur, full performans veremeyeceksem, tüm aklımı tüm bedenimi idmana adayamayacaksam o zaman hiç yapmamam daha iyi. Yarın hafif başlayıp skalayı haftasonuna yükseltebilirim.

Motivasyon dediğin ağaçta yetişmiyor, kötü performans sergilersem idmanda o zaman kendi hırsıma yenilir, kendi beden ve ruhumu hırpalarım ki bu da motivasyonuma zarar verir. Buna izin vermemem gerektiğini biliyorum. Bu durumda araştırmalara okumalara devam :) bir gün daha dinlen ve yarın sahalara dön FitnessDelisi üstüne de bir sauna :)


Sevgiyle
Özlediiiimmm Gym'imi özzlediiim  

20 Aralık 2013 Cuma

Ben Hintli miyim günlük hayatımda Yoga bana ne yapsın?

Hayır canım sanırım önce cahilisin. Yoga'nın anlamı zaten hayat demek.

Her sene bir milyon söz verir insanlar kendilerine, bu sene bilmem nereye seyahate gidicem, her hafta bir kitap okuyacağım, yeni ev alıcam, kilo vericem, karın kasım olacak, Marslı besliicem falan falan falan. Genelde Şöyle olur, o bilmem nereye seyahat gene Bodrum, Çeşme, Antalya düzleminde kalır yeni bir yer görülmez, senede bir bilemedin iki aşk romanı zar zor bitirilir, kiralar aksar, Marslıyı bırak Beta balığını açlıktan telef eder... İçiniz karardı di mi kilo vericek olanla müstakbel karın kası sahibinin akıbetine girmiyorum o zaman :) Malum fitness blog'u...

Ben geçen sene dedim ki 2013'te spora geri dönüyorum. Dönüşüm muhteşem oldu. Yeni yıl kararlarımdan biri de Yoga yapıcam beeeeen idi. Hatta Yoga hocamız (31.12.2012 Pazartesi günü girdiğim ilk Vinyasa Yoga dersinde) kimin ilk dersi dedi benim dedim harika bir yeni yıl kararı verimiş birisi var kutlarım dedi. Ben utandım falan. Öyle başladı bu iş. Yeni yıl kararı vereceklere selam olsun.

Aman canım ben zayıflamak istiyorum Yoga yağ yakmaz, ya da ben kaslı kocaman bi adam olucam ne yapiim yogayı diyip küçük görürseniz ben de size derim ki; her şeyden önce yoga esneklik kazandırır böylece kaslar daha rahat gelişir, güç ve hız artışı deneyimlenir, kasların dinlenme süresi ve gerginliği kısalır, kasların daha az zorlanır ve incinme riski düşer, eklemlerin sağlamlaşır burkulmazsın kolay kolay, belin daha açık ve sağlam olur, acı ve ağrıya karşı hassaslıklar azalır. Kısaca performans ve sakatlıklara dirençte artış yaşarsın. Ayrıca vücudundaki kas koordinasyonu artacaktır. Bunu da dün akşam yaşadım. Head stand denemesi yaparken gözümüzün nuru Ray Rizzi hocamız yanıma geldi. Ben tabi maymun yavrusu gibi debeleniyorum orada omuzlarım sağlam (onu öğrendim sene içinde), ellerim açık avuçlarımla yeri varamıyorum sağ bacağımı kaldırırken doğru momentumu bulmaya çalışıyorum sol onu takip etsin istiyorum tüm bunları core kaslarım koordine etsin savaşıyorum falan ama heryerim ayrı oynamakta. Baksan bu parçalar aynı vücudun değil dersin. Ray Hoca geldi, cesaret etmemi söyledi sağ bacağımı attım, sol takip etti. Ray orada biliyorum ya düşmeme izin vermez derken baktım onun ufacık denge desteği ile ellerimin üzerinde duruyorum. Bir kaç nefes kaldım da. Sonra bir anda core kaslarımla ayaklarım arasındaki koordinasyonu yitirdim ve indim. İşte Yoga bu yüzden önemli. Vücut içerisinde kasların birbiri ile iletişiminin  önemini (tamam bi de dans ederken ama bu başka Post'un konusu) Yoga pratiği esnasında birebir anlıyorsun.



İşin bir de meditasyon boyutu var. Nedir? efendim Ommm diyip uçmuyoruz bak gene söylüyorum bu doğru değil kim uydurduysa halt etmiş. Gün içerisinde başına gelenleri düşünsene; patronla didiş, sevgilinle didiş, bir dünya dedikodu, iş, güç, dünya kadar aksaklık, trafik trafik.. Ayy yazarken daraldım. Delirmemek için ne yapıyorsun? Muhtemelen şalteri kapatım Muhteşem Süleyman seyrediyorsun... Ben nefesimi düzenliyorum ve kendimin tüm bu karmaşanın bir bir parçası olduğumu kabul ediyor ve fakat her şeyin içinde dinginliği arıyor içime dinginliği yerleştiriyorum. Bunu nefesimle yapıyorum. Bu nefes sonra bana performans antrenmanlarımda ne kadar yardımcı oluyor bir bilsen bir anlasan bebeğim. Haliyle vücudumla beraber ruhum da dinginleşiyor ve gene başa dönecek olursak psikolojik olarak rahatladığım için sakatlık riskimi azaltıp güç ve performansımı arttırıyorum.


Uzun oldu bugün post, biraz da sıktı sanırım seni, o zaman kıssadan hisse ile kapatayım. Tarih Nisan 2012, ben Hannover Messe'ye son dakikada gitmeye karar vermişim. Haliyle direk uçak yok İstanbul'dan Münih'e ordan Hannover'e falan böyle bir bedevi hali mevcut. Bir iş arkadaşım dedi ki sen kalacak yeri düşünme (zaten yok nesini düşüneyim fuar zamanı Hannover'de kalacak yer mümkün değil!!!) ben ayarlarım. Oley dedim bu bir de bürokrat bana mutteşem bir ev falan ayarlar. Şeytan dürttü aktarma esnasında son dakika artık Hannover uçağına gidicem, Münih'ten aradım ben bunu, dedim benim ev nerde ben geliyorum. Kem küm allaaahhh dedim (uçan Sabri gibi bilen bilir) kavga gürültü benim yerim yok neyse ben kadın olmanın gücüyle açtım muslukları bir ayağım uçakta bir ayağım yerde başladım ağlamaya. Bunlar geldiler beni aldılar sonunda Hannover'den bir yer bulmuşlar karanlığın içinde çıkmaz sokakların sonunda ben kurbanlık koyuna dönmüşüm saatlerdir yoldayım böbrek karaciğer umurmda diil uyusam yetecek haldeyim. Bıraktılar beni gittiler. E ben kaldım bi başıma. Yorgunluktan uyuyamazsın ya o kadar yorgunsundur stres yaşamışsındır... Onun dibindeyim ben. Durdum odanın ortasında oturdum yere kısa bir meditasyon yaptım, 8 kere güneşi semaladım ve bol strechingli bir asana serisine başladım. Yarım saat kadar gerindim yavru kedi gibi nefesimle, Savasana esnasında yatağa yatmamla hayatımda uyumadığım uykuyu uyudum. Sabah bir kalktım ben bir Hollywood aman hayır Bollywood yıldızıyım. Eklemler açılmış beden ruh tertemiz pırıl pırıl, nefes akıyo gidiyor. Ne güzel. Artık her strese girdiğimde önce nefesimi düzenlerim bir dönerim içime sonra eğer ortam müsaitse yaparım bir kaç asana ohhhh miss benden güzeli yok.


Sevgiyle


12 Aralık 2013 Perşembe

Yoga ısıtır mı?

Kar yağıyor, yollar trafikten delirtecek kadar tıkalı, akşama da belli buz kesecek her taraf. Bu bahane olabilir mi? Sanmıyorum... Bundan bir kaç ay önce bir arkadaıma bir sen de yogaya gel bak ne güzel kafamın üzerinde durunca ben mutlu oluyorum sınırlarımın ötesine geçtikçe seviniyoum, kendimi çok iyi hissediyorum dyince. Ooooommm diyip uçuyorsun da oh ne güzel demiş, benimle bir güzel dalga geçmşti. Bugün 4. yoga dersi olacak. Şu anda kadar Vinyasa, Dinamik vinyasa ve Hatha denedi, en çok Hatha Yoga'yı sevdi (sanırım Yoga Hocasını çok sevdiği için), ikinci tercihi Vinyasa (onu da hocadan dolayı beğendi, gerçi kadının bacağını kırıyordu ama o başka bir post'un hikayesi olabilir). 4. derse girecek ve inanılmaz hevesli, bir kişiye daha bulaştırdım Yoga aşkını sevinçliyim ben. Bugün şehir merkezinden 60 km uzakta bulunan ofisimden çıkıp başıın üzerinde durmak için Yoga sınıfına gideceğim evet. Esneyeceğim, dengede duracağım, zorlayacağım, 50 dakika başka hiç bir şey düşünmeyeceğim, en sonunda kendim hakkında minik de olsa yeni bir şeyler öğrenmiş olacağım, sınırlarımı bir milim bile olsa aşmış olacağım. Aşağı yukarı bir sene önce pratiğime başladım (bu da başka bir post'un konusu) ve dersler esnasında yaşadıklarım temelde değişmedi. Hep öğrendim, hep ilerledim, hep bir milim de bin metre de olsa kednimi aştım. Bazen ağladım, bazen güldüm. Ama bende yeni bir tutku oluştu ve mutlu oldum, çünkü aslında herşeyin tüm amacı bu. Mutlu olun, sizi ne mutlu ediyorsa onu yapın, ısınmak istiyorsanız da evet yoga ısıtır, bence bir deneyin :) Sevgiyle