Sayfalar

16 Ocak 2014 Perşembe

Modern zamanların Isaura'si

Canııımmm kaçta kalktın sen? Evden çıkmadan kahvaltı yapamıyorsun tabi? İş saatlerin nasıl? Bir de benim favorim var. Ne işyerin Tuzla'da mı? Nasıl gidip geliyorsun? Uçuyorum, canım uçmak istemediğinde de Scotty beni ışınlıyo. Kafan çalışmıyor mu şekerim yani nasıl gidicem? Tabi ki gondola biniyorum!!! Venedik burası çünkü beyinsiz sen hala İstanbul zannet.

Tüm sorulara toplu cevap veriyorum, bundan sonra soranlara kabalaşıcam çünkü. Sabah 6'da alarm çalmaya başlar ben en geç 06:30'da yataktan çıkarım. Kahvaltımı yapmadan ZİNHAR adımımı dışarı atmam vücudu o kadar saat aç bırakmam ben. Kahvaltıyı atlamak mı hele no no no. Hatta kabus, hatta dünyanın sonu. Sadece kahveyle geçiştirmek mi? Sanırım en masumu mide delinmesi olan hastalıklar dizini - ki ölümcül boyutlara varana kadar devam eden bir liste bu- senin bir numaralı hedefin. Hayırlı olsun. Öğün atlanmaz yalnız bebişim yani sırf salatayla yaşayamayacağın gibi günde tek öğünle de yaşayamazsın. Kezban diyetinin lüzumu yok şimdi. (Kezban diyetini anlatıcam)

Sabah 08:30 akşam 17:00 ben ofisteyim. Laptopun önünde, bir ofis sandalyesinde, artık çok da strese girmeden ama gene de zaman zaman ister istemez gerilerek mesai. Çünkü biz modern zamanların Isaura'ları, pahalı tatillerimizi karşılamak, cicili bicili elbiselerimizi almak, janjanlı yemekleri yemek, pırıl pırıl takılara sahip olmak, en iyi yerlere gidip en iyi şeyleri kullanmak için haftada en az beş gün günde en az sekiz saat bir laptopun karşısında oturup elektronik mektuplar yazıyoruz. Bi de kim yediyse bizi fena yemiş gerçek başarının kazandığın para olduğunu, senin sağlam karakterinin kariyerin olduğunu falan söylemiş. Biz de yemişiz. Tamam iş kişinin aynası falan güzel. Etik olmak ekmek teknene ihanet etmemek de güzel de tatlım sen bundan çok daha fazlasın be. Ruhun var bedenin var, kariyer senin sadece bir detayın. Detaya odaklanıp, bütünselliğimizi unutup, insan olduğumuzun farkındalığından ayrılıyoruz. Bu sayede hislerimizi geri itip egomuzun baloncuğu içinde, yanlış güç ölçütleri ile zıplayıp duruyouz hırsla, kırmızı suratlarımızla. Ay ben öyle diilim deme. Sen de çok yargılıyorsun, karşılaştırıyorsun, küçümsüyorsun. Hepimiz yapıyoruz. Çünkü bize söylenen ne kadar güçlü olduğun ne kadar çok insanın üzerinde tepindiğin ile doğru orantılı. Off ben bu değilim. Belki bu satırları yazana kadar veya okuyana kadar böyleydim. Ama artık değilim.


Ben canım ne isterse onu yaparım. Şimdi bunu dedim diye istifayı basıp ototstopla Ulan Batur'a gitmeye kalkacak değilim - hele de bu mevsimde- ama beni tanımlayan şeyleri düşünebilirim. Sırlayabilirim, sırlamayla oynayabilirim. (Mesela benim için Galatasaraylı olmak Mühendis olmaktan daha önemli, veya kuaföre gittiğimde hangi FitnessDelisi diye sorduklarında haa tanıdım Sporcu tamam denmesini seviyorum, ya da kendimi ilk tanımlama kelimem Kayakçı mesela Kar Leoparı da derler naçizane) Kendimi dışarıdan görebilirim, hayatımın odağını canımın istediği yaparsam zorundulalıklarım da - kimse bayıla bayıla sabahın köründe kalkıp 8 saat oturacağı bir yere gitmez şimdi kimse kimseyi kandırmasın para veriyolar diye geliyoruz - benim için eğlenceli hale gelebilir. Çünkü hayat bir var bir yok ve tokat attığı zaman öyle Türk filmi fake tokadı gibi olmuyor canım o, kendine gelemiyorsun.

Kendine bak bi, bir tanımla, çalışan, anne, eş, sevgili, mühendis, mimar, bankacı... Hayatın nasıl rutin, sıkıcı, cehennem azabı, çok eğlenceli (benimki böyle çünkü ben çok aktifimmmm yuppiii), sen nasılsın idare mi ediyosun, yuvarlanıp mı gidiyorsun alıştın mı? Yoksa gerçekten çok iyi misin (çok iyiyim çünkü benim parmağımdaki tektaş yanımdaki cubicle'da otran kızınkinden büyük diyorsan eğer sen hakikaten berbat bi haldesin güzelim mesela....)

Hırs ve sınırlarını keşfetmek başka şeyler, her kişi başka bir evrendir, bunu kabul et ve kıyaslama, her olay her kişiye başka başka etki eder, bunu bil ve yargılama...

Akşam ben Hatha Yoga üstü Oryantal yapıcam sen ne yapıcaksın? Dizi falan bilmem ne diyorsan çok sıkıcısın bebeğim... Git bebek'te bir yürü bak ne güzel gelicek (-ayy ama hava soğuuukk - yemezler North Face Olsun Jack Wolfskin olsun, Adidas Nike olsun bir dünya marka var böyle pofuduk pofuduk kış kıyafetleri alabiliyorsun terlemiyorsun da çok gseeell benceeeee :)) Git alışveriş yap hem kafan dağılır :)))

Kısaca RELAX MAN!


Sevgiyle

15 Ocak 2014 Çarşamba

Diyetim için ufak benim için oha bir değişim

Malum iki hafta önce yılbaşısıydı :) alkol olsun pasta olsun cips olsun çikolata olsun gömdük bünyeye. Ben yapmadım diyen çıkmasın şimdi kimleri kimleri elinde bira şişesi ve sigara ile yakaladım. Türkiye sarsılır!!! Hepimiz yaptık şimdi başını öne eğ ve kabul et gerçeği. Haydi büyük çoğunluk geçen hafta rutin diyet ve workout çizelgesine döndü, anasını satiim bu H2N3 müdür nedir o da beni çivileyince hem diyeti acil durum beslenme programına çevirdim (yani ha babam yedim, fıstıkezmeli elmalar, çorbalar - ki normalde nefret ederim çorbadan ben ne o yani kişiliksiz bi şey yiyecek desen değil doyurmuyor, içecek desen değil ne idüğü belirsiz böyle karaktersiz bir şey benim gözümde çorba - nişastalar, boll meva falan uçtum da uçtum) e o pert halde gym'i de rüyamda gördüm sadece zaten (evet ben rüyamda görüyorum spor salonunu, ben rüyamda istersem uçabiliyorum da, kontrol edebiliyorum rüyamı böylece canım ne isterse onu görüyorum misss).



Pazar günü BOSU tepesinde yaptığım fusion dersinde yeteri kadar hayal kırıklığı yarattı durum zaten bana malum kondisyon nankör bir kedi (İbrahim tatlıses'in nankör kedi şarkısı - off çok fena takılır bu şimdi benim aklıma rezillll) iki gün arkanı dön hemen düşer sen de 4 gün toplamaya uğraşırsın. Tamam abarttım belki zaman aralığını ama işte öyle bırakmaya gelmez. Rejenerasyon arası bile versen düşüyo işte ha hızın azalır ya kuvvetin bi şey olur yani. O yüzden toparlanacağını da bilirsen dert etmene gerek kalmıyor ciciş.

Pazartesi akşamı Fitness Türkiye Şubat sayısında uffaacık minniiciiikk minnnak bir ben varım, onun fotoğraf çekimleri vardı, e gene idman yapamadım. Ben de dün akşam kuduz gibi çalıştım. Ama öncesinde minik bir değişiklik yaptım. Besin!!! Diyetim için minik benim için oha bir değişim oldu. Akşam öğünümü sırf proteine çevirdim. Veeeee sonuç mucizevii olduuuu. Hem açlık hissetmedim hem şekerim düşmedi hem de deli bir performansım vardı. Tabi bi de bu kollektif bir şey. Uykumu aldım, stresten uzağım sabah ve öğle öğünlerimde de iyi beslendim. Yani bir parça değil, bütünsel puzzle gibi :) Bence çok da eğlenceli. Parçaları bir araya getiriyorsun ve yepyeni bir sen çıkıyor güzellie bak! Bu arada yeni sabah kahvaltısı önerim, tam tahıllı ekmeği kızartıp üsütne light fıstık ezmesi sürüp bir kaç dilim muz koyuyorsun sonra tavanlarda örümcek kadın gibi geziyorsun muhteşem enerji veren bi şey yaaa çok seviyooruummmm...

Bu öğün beslenme ve saire konusunda biraz bazı şeyleri daha dikkatli yapmam gerek. çünkü şekerim karnımda kağıttan hallice bir yağ tabakası kaldı ben onu istemiyorum. Altında packler yatıyor ama yatıyor yani, yatmasın bence çıksın ortaya. Karın kasları gym'de yapılmaz mutfakta yapılır o yüzden besine dikkat harekete devam :)

Son bir şey, dün akşam konuştuk mesela kızlarla, sen nasıl hallediyorsun yemek işini dedi bir arkadaş ben de dedim ki çantamda kocaman bir açık büfe var. Mesela şu anda çantamda iki muz, protein bar (ki yakında bunun ev yapımı versiyonlarının tarifleriyle geleceğim), çiğ kuruyemiş ve kuru meyve (bunlar da abartmiim diye porsiyona bölünmüş halde) ve üç adet haşlanmış yumurta var (bunların bir tanesinin sarısı yenilecek kalan ikisi sokak hayvanlarına verilecek). Yumurtalarımı Kanyon'un ortasında soymaktan da utanmıyorum ayrıca, ne yapiim ne yağı kullanıyolar nereden bileyim. Devamlı salata yiyemem olmaz yani, bir de nerey kadar somon ızgara yiyebilir bir insan, ben de öğünlerimi atıyorum çantaya. Geçen gün yanımda oturan 42 beden kadın gibi bir kamyon tekerleği boyunda pizza mı yiyiim olmaz. Kendime baktığım için ben mi utanıcam hiç de bile!!!

Bu arada 58 kiloya düştüğümü görünce dün akşam biraz panik oldum ya kaslarımdan gittiyse, ya kaslarımdan verdiysem. Acil ölçüm yapılmalı. Kas kütlesi artıp yağ kütlesi azalacak şekerim. Kilo takibi çok da sağlıklı değil yağ oranın önemli, yağ verecek kas alacaksın. Yağ oranın 16 olsun istersen 73 kilo ol, 34 beden olabilirsin. Neymiş zayıf olmak değil sağlıklı ve atletik olmak.

Haydi o zaman bak bakalım ne yiyorsun...

Sevgiyle

14 Ocak 2014 Salı

Her başarılı delinin arkasında ona inanan bir dahi vardır

Aylardan Mart, sene 2013. Ben 5 kilo yağ atmışım daha da devam ediyorum yolun yarısında biraz gerideyim. Hayatıma bir anda girdi. Spinninge gel dedi, gelemem benim her yerim sakat dedim (yalan, külliyen yalan tamam bir iki sakatlığım var ama ben duydum bunun dersi ağır, çıkartamam moralim bozulur kafam bu). Gel sen gel bi şey olmaz dedi gittim. Hadi terden öldüm yorgunluktan bittim yalnız 1,5 ay sonra fark ettim ki bende bir gram selülit kalmamış (durumun dramatikliği şu anda calflarımın olduğu yerde "portakal kabuğu şeklinde cilt bozulmalarının - selülit- olduğu zamanlardan geldim ben kadim zamanlardan...).

Bu konuşmadan 2 hafta sonra hala Mart 2013- ne uzun Marttı be başıma gelmeyen kalmadı tabi ki başka postta anlatıcam - aynen şöyle dedi #Ekip! Nisan'da Belgrad koşuları başlıyor hepiniz orda olun! Haydaa be hocam hadi spinning bir yere kadar arada oturuyosun ediyosun ormanın ortasında ben nasıl koşayım. Kafadan bunlar geçerken dedim ki dur ben bi koşubandına çıkiim bakiim ne olacak. Ne olacakmış olan oldu!!! Gidilen maksimum mesafe 1,5 km, nefes alamayan ben, o esnada çok büyük iş becerdiğimi sanıyorum ama Belgrad parkuruna bakıyorum 6k!!! Hayatta çıkartamam. Ben dedim giderim sonra yürürüm, e bunlar koşacak ya beni bırakırlarsa... Ya beni oradaki vahşi kurt, köpek, ayı, mangalcı falan yerse.... Yok dedim yaaaa yok yok Mehmet Ali Hocam beni bırakmaz. Yapmaz o bunu bana. Ben ama panik. Dedim kendime FitnessDelisi, sen eski sporcusun bi şekil olacak artık. Biz kalktık Cumartesi sabahının birinde şaka gibi saat 6da, buluştuk clubde, atladık minibüse istikamet Belgrad Ormanı, mesafe 6k. Ben kendi cenaze dualarımı falan okuyorum içimden. Esnedik, çıktık veeeee tam 38 dakika sonra ben 6 kilometreyi koşmuştummmmm olleyydim yuppiydimmmm yaşasındım. Acayip gazdım. Uzuuun zamandır bu kadar mutlu olmamıştım. Ertesi hafta bir daa sonra bir iş seyahati arası sonraki hafta parkuru tersteeennn amaneeey burada yokuş tırmanmak gerek hmmm.... Dedim olmadı yürürüm ben :) Ya bebeğim yürürsün saf mısın sen? Tam ben yokuşun ortalarında yürür gibi oldummm arkamdan bir şey gürledi PENÇELEME HADİ KOOOŞŞ KOOOOŞŞŞŞŞŞ KOŞŞ DEDİİİİMMM ÖYLE KOŞMA PENÇELEME KOOOŞŞŞŞ... (yani diyor ki koşman yeterli değil insan gibi doğru teknikle koş bak geliyorum oraya) Eyvahlar olsun Mehmet Ali Hoca geliyo benim gidişimi şöyle tanımlayabiliriz, arkamdan Jason geliyor!!!
Jason (kesinlike temsili Mehmet Ali Hoca değildir)

O günü de atlattıktan sonra bu koşma işinden bayağı hoşlandım ben, koştukça koşuyorum, ben bir açıldım maşallah Arap Atı. Koşu bandında bayağı bir 5k lar falan 6k'lar. Bir de şu ortaya çıktı ben tersim. Benim herşeyim olduğu gibi koşu alışkanlıklarım da ters çıktı şekerim. Millet koşu bandında yardırır ben tıss. Amaaaa ver asfaltı offf ağlatıyorum. Benden soru: Mehmet Ali Hocaaaa Avrasya koşmak istiyorum kaç k çıkartırım ben? Sana yüklesek sen maraton bile koşarsın dedi ben 15 k'ya kaydoldum.... Ve çıkarttım da  hem de hayatında ilk defa 15k koşan bir mahlukata kıyasla gayet de güzel bir sonuçla. Bana Hocam inanmış çıkartmiicak mıydım? Hiç yani... Onun gazıyla Nike (7k) koştum, Salamon (6k), Urbanathlon (10 k engelli) veee Avrasya (15k). Mart 2013'de 1,5 k koşup yere yapışan ben 2013 yılını 4 müsabaka koşarak kapattım :)) 2014 hedeflerimiz büyük :) 

Benden soru: Mehmet Ali Hocaaaaaaaammm benim karnım şöyle olsun, üst baldırlarımın biraz daha yağ oranı azalsın, sonra sırtımı da beğenmiyorum daha kuvvetli olabilir, ayrıca omuz ve kol da yapmam lazımmmm. İlk başlarda içinde bana karşı bir acıma mı vardı ne vardı bilemiyorum ama ikinci programda da bir atak olmasına rağmen bana verdiği 3. programda koptu gitti. Diyorum ki ben bunu nasıl yapıcam yapamam bana diyo ki konuşma sen yaparsın. Sonra aaa aa aaa yapıyorum. 

Ben: Mehmet Ali Hocaaaaaamm ben gene cehennemin dibine gidiyorum (Vilnius/ Prag/ Amsterdam/Hannover/ İskoçya ya da her neresi ise) bir hafta ne yapıcam ben spor yapmazsam ölürüüüümmm.. (Ah be hocam ne kahrımı çektin beeee) Et onun kemik benim, bana vücut ağırlığı ile yapılan özel program verdi ki hem nabzım artısn hem total body workout olsun, otel oladalrında dar alanlarda kısa paslaşmalarla çalışabileyim. Yememden içmemden aklıma ne geldiyse sordum da bir gün gık demedi tek tek yanıtladı. Sanırım çelik gibi sinirleri olmasa bana dayanması mümkün olmazdı...
En son programımı verirken erkek programı yazıyorum artık sana  dedi :))) hakikaten benim kahrımı en çok o çekti :) 

Bana gelen soruların ilki ne yiyorsun, ikincisi hangi hoca ile çalışıyorsun :) Hehehe her başarılı FitnessDelisinin arkasında onu fena gazlayan bir dahi vardır :) 

Kıssadan hisse, gecenin olmuş 21:15'i spinning'in son dakikaları. Mehmet Ali Hoca bangır bangır bağırıyor çıkartıcaksınz yapıcaksınız oturma tempo. Biz bitmişiz artık son ATP'ler harcanıyor aramızda ışığı görenler var, ama gitmemeye çalışıyoruz. Bisikletime baktım ter nasıl aktıysa kuru bir alan kalmamış. Tamam dedi Hoca, son şarkı basıyoruz. Allahııaaammmm... Başladı böyle bir şarkı tövbe estağfurullah kemençe havası gibi bir şey. Hoca RPM ve Level veriyor haliyle ikisi de yüksek biz inim inim inliyoruz falan, ama bırakan da yok yapıcaz illa. Tam gene kemençe solo girdi, Hoca sesi kıstı Ha uşaklar Ha dediiiii ve koptuk. Kıssanın hissesi olmadı ama sevdiğim bir anımdır. Yazarken gene güldüm. Siz de gülün. 


Sevgiyle


13 Ocak 2014 Pazartesi

Felekten bir fit gece

Bu işe ilk bulaştığımda bir sürü insan acaba ne zaman yeni hobisinden sıkılacak diye bekledi. Ne yazık ki yağlı göbeklerinin üzerinde atan sıcak kalplerini kırdım (bak sevdiğim için böyle yazıyorum yoksa vallahi döşerdim). Üzgün değilim ama ben baştan da söyledim. Ben bunu hobi olarak yapmıyorum ki. Ben yeni bir hayat istedim ve yeni bir hayat yarattım.

Sen yazılırsın spor salonuna, haftada iki gün gider suratında ful makyaj, fönün bile bozulmadan yarım saat max  6 km hızla koşu bandında yürürsün - just like a hamster baby juuust like a hamster, sonra ay çok yoruldum bebeğim beeeğğğnn açlıktan da ölüyorummm diyip trans-yağlı soslara bulanmış ama hakkını teslim etmek gerek leziz- salatanı yer vicdanın rahat kafan boş (vicdanın rahat çünkü kafan boş, çünkü bu konuda bir şey bilmiyorsun ki :) Nietsche ne demiş bilmek lanetlenmektir.) yoluna devam edersin. Sonra belki şansa bir iki kilo verip üstüne 5 alırsın yoyo kiloların, ordan burdan bulduğun diyet listelerin ve zayıflama haplarınla harap etmeye devam edersin kendini.

Bir de şu model var ki buna bayılıyorum: Ay benim çok renkli bir sosyal hayatım var. Sosyal hayattan kastı Cuma ve Cumartesi akşamları sabahlara kadar mekan mekan gezip sabaha kadar içmek. E tabi bu tipler sabah kalkamaz, alkol vücudu mahveder, yüzdeki porlar böyle İSKİ çukuru gibi, gözlerin altı mor ve şişmiş, ama bunların en belirgin özelliği (çünkü diğerlerini makyajla kapatabilirler ama sıkıyosa bunu kapatsınlar) bacaklardaki laz müteahhitin kaçak kat çıkmış gibi duruduğu selülitleridir. Bınnngıl bınngıl adeta bir portakal bahçesi. Sosyal hayat? bence yeniden gözden geçir kendini bebeğim...

Cumaretsi akşamı hiç bir şekilde kıramayacağım bir insanın davetine icabet ettim :) hatta yatak döşek yatarken kalktım gittim. Ohh çok da iyi etmişim. Süper de eğlendik şekerim. Attık göbecikleri. Ayrıca harika bir dans performansı izleme şansım oldu kaymaklı ekemek kadayıfı (temsili). Biz 3 kız toparlandık gidelim dedik. Ama bakarsan tam SATC kadrosuyuz. Gym Gang kızları bendeniz, Meyve ve Civciv, hepmizin metod farklı hepimiz bir şekilde geliştirmeye çalışıyoruz ama yöntemler fena. Ben Ceneviz keşişi gibiyim alkol almiicam diye tutturdum. Yemeğimi de dışarıya bırakmadım dedim yağını tuzunu bildiğim şeyi yiyeyim ben evimde yedim. Meyve antremandan çıkmış kurt sürüsü gibi aç, hakkını teslim ediyorum gene kendisine dikkat etmeye başladığından beri çok yol katetti, mesela o akşam tahıllı ızgara tavuklu yağsız tuzsuz salatasını yedi, suyunu içti bol bol bravoooo. Civciv Miller'ları dizdi, bir kase de ketchaplı mayonezli hardallı ema dilim patatesi afiyetle yedi. Buna patates geldi biz bakıyoruz böyle. Ne bakıyosunuz şekerim diye bir de haşladı :) (o civcivi yerim ben). Hepimiz ayrı telden çalıyoruz hepimiz birbirine özeniyor bir şekilde belli, ben Miller'a bakıyorum yan yan, Meyve patateslere (tamam biz genelde yiyenin önündekilere özeniyoruz ama biz yaza 6 pack için kasıyoruz o packler gymde yapılmıyor mutfakta yapılıyor). Toplasan bir adam ediyoruz bir nevi :)

Neyse kutlamanın yapılacağı mekana girdik, ben hala alkolden uzağım, zaten hastalıktan yeni kalkmışım, ne düşürücem bağışıklığı, Meyve bir önceki geceden kalmayım ititrafını yapmıştı zaten, kendisine dayaklık olduğunu tebliiğ ettik. Civciv Millerlarıyla mutluydu :) Bir zaman sonra dans eden, eğlenen bir topluluk olduk mutlu mesut. Hiç de ihtyaç duymadım aman herkes içiyor ben de içeyim gibi bir dürtüm yoktu.

Gecenin sonunda Nişantaşı Aşk'ta damla sakızlı Türk kahvelerimizi içtik ve olayı erken kapattık. Bu arada Meyve'den haber alınamıyorudu kendisi sağlıklı yaşamdan uzak bir mekana gidince yitirdik, Pazar anternmanı yalan oldu kendisinin :( Bana gelen mesajda kısaca Pattes yazıyodu :)

Ertesi sabah gayet dinç, iyi ve ayık uyandım. (genelde ayık uyanamam ben sabah uyanamam olamaz ama alarmsız uyanınca canım istediği zaman ondan sanırım.)

Pazar günü nankör bir performans ile - malum bu virıüs beni yere yeksan edince ben de idmansızdım - BOSU tepesinde bir saat bazı setleri çıkartmadan geçti. Amaaaa ben biliyorum ki artık iyiyim, sağlığım yerine geldi e bu durumda bol antenman yapmak düşer bana, eski kondisyonuma hatta daha iyisine şıp diye kavuşurum ben.

Kıssadan hisse, o sosyal hayatının leş olmasına gerek yok. Hempimiz seviyoruz yemeğin yanında bir iki kadeh güzel bir şarap içmeyi, hem ben İstanbulluyum bizde balığı rakısız yollarsan haram olur o balık içeride. Ya da git bi clube ben severim Mojito olsun, güzel bir Scottch olsun ne bileyim Martini Cin falan değişik. Ama herşey dozunda be kardeşim. Sabaha kadar ne zorun var? Ha yaptım onu da yaptm bir kaç hafta önce artık stresten ölecekken dedim ki heyytt kendimi şarapta boğucam. Ha ne oldu ertesü günkü idmanımdan oldum. Tüm gün baş ağrısı ve yorgunlukla geçti. Cildim de iğrenç olmuştu böyle kar sonrası a-kaymış asfalt yol gibi yamuk yumuk delik deşik porlar karadelik gibi. Nihayetinde değmedi be gülüm. Düzelmedi yani. Derdini tasanı şarapta vodkada boğamıyorsun geçmiyor yani, e o zaman neden zarar veresin ki kendine iki kadeh sınırını koy ona göre yaşa mesel SAĞLAM İRADE ise al sana challenge :)

Sevgiyle

12 Ocak 2014 Pazar

ilham verenleriniz bol olsun

İnsanlar gece çıkınca sarhoş olup mantı olsun feraye olsun (ah casita yiiycem gene diyet programıma uydutup bekle beni ferayem sana geliyorum) ıslak hamburger olsun ne biliiim tuzlama şirden olsun yer, ben ayık ötesi geceyi tamamlayıp post yazıyorum.

Şu anda okuduğum kitap sokak kedisi bob süper ilham verici. Hayatta sunulan şansları değerlendirme üzerine bir de kimseyi yargılamadan severek mutlu olunabileceğini muhteşem anlatmış.  Ben şahsen sevdim. Benim için ilham çok çok çok önemli.  Bu blog da öyle başladı ve takipçilerin ilham almasi beni mutlu ediyor. Allahım nasıl duygusalım şu anda belli değil.  Çünkü bu akşam harika bir aşka tanık oldum. Her çeşit insanın birarada olup muhteşem eğlenebileceğine bir kez daha şahit oldum ki umudumu yitirdiğim şu gibi günlerde buna ihtiyacım vardı.  Bu beni şarj etti diyelim.  Ayrıca fit kızların gece alkol almadan super eğlenebileceğini de kanıtladım. Sıfır alkol ile geceyi tamamlayıp delllliiiillerrrr gibi dans ettim. Ha ben zaten doğuştan şerbetliyim o da var.

Gelelim alkol meselesine. Ay spora gidiyorum içerim ben yok. Kendine bakacaksan tam bak. Hastalıktan yeni kalkmış bedenime direncini düşürücü bir iksir vermem. Ayrıca yarın idman var (ollleeeyyyy) şu meret virüsün yüzünden 3 gündür gyme gidemedim kırmızı görmüş boğa gibi dellenecek yer arıyorum.  Hem kendim (iyileşme) hem de başkaları (bulaştırma) için en iyisi benim karantinada kalmamdı.  Bana bulaştıran her kimse bunu o da akıl edebileydi ne hoş olurdu. Neymiş arada bir iki kadeh şarap süper ama her zaman ihtiyacımız yok şu merete.  Eğlence içimizde.

Sonuç;
- alkol keyif aracıdır canınız istediğinde alınız abartmayınız yazık karaciğer cilt ve kalan herşeye
- kimseyi yargılama çünkü herkes kendi içinde bir çok güzellik barındırır ilham verir yeni hikayeler sana iyi gelir kapatma kalbini evrene aç: yaradılanı sev yaradandan ötürü
- vuduna güven o seni yarı yolda bırakmaz eğer sen de ona iyi bakarsan...
- başkaları icin mutlu ol sen daha da mutlu oluyorsun içindeki iyilik çıkıyor ortaya
- oryantal hocamı da oryantal ekibindeki diğer genç oryantalcileri de çok seviyorum
- bu akşam sahneye çıkan abi gibi olmak icin 40 fırın ekmek yemem gerek (lafın gelişidir beyaz un yemiyoruz)

Sevgiyle




10 Ocak 2014 Cuma

H1N3 1 - FitnessDelisi 5 Maç sona ermek üzere FitnessDelisi Şampiyonlar Lİgi'nde

H1N3 denen biyolojik silaha maruz kaldım! Bunun başka bir açıklaması olamaz. Yani ben düzenli egzersizini yapan, stresten uzak kalmak için hayatından insanları satırla kesip atabilecek ve bir daha asla arkasına bakmayacak kadar - tamam bencil demeyelim ama - kendine düşkün, yediğine içtiğine dikkat eden biriyim. Ben bu haldeysem vücut yağ oranı yüksek, proses edilmiş şeker tüketen, hiç hareket etmeyen, stres içinde debelenen insan ne hale gelmiştir acaba. Okuduğuma göre hastaneler adam almıyormuş sanırım onlar orada... Şifa dilerim...

Carl Larsson'un Yaz Sabahı tablosu hjyene dikkat çekmek amacı ile buradadır. Duş al, el yıka başkasını telef etmeyelim vari biz yanmışız madem :)

Az önce Osman Müftüoğlu'nun yazısını okudum. Gazete okuma alışkanlığım yok, 2007'den beri haber izlemem, TV ile de bağım kısıtlı,; Dizimax, film kanalları bir de tabi ki vazgeçemem asla senden LigTV, 2011'den beri de gazete okumuyorum. Arada bir iki köşe yazarı - komik yazarsa - kültür sanat (çok az) ve bol bol spor. Osman Müftüoğlu benim için ak sakallı dede gibi birisi, yani var öyle arada çıkıp erdemli şeyler söylüyor. Sen de bakıyorsun aklına mantığına yatıyor. Bazen saflığıma gelir körü körüne yaparım ama genelde bakarım okuduklarıma - Google is my Best Friend hatta BFF  falan.... (best friendlerim alınmayın siz insan olanları da çok seviyorum). Yani adam koskoca doktor hem de yarı yaşı görünüyor, ben seviyorum arada okumayı onu. İlham verici bakın arada.

Bugünkü yazı, ay ok linki de veriim ben; bu, şu muhteşem H1N3 hakkında. Ben dün ne yazdıysam adamcağız da yazmış. Tabi o Prof. Dr. ben diilim, e napiim eziklemeyin beni de :) Antibiyotik cızz diyor ben de hala almamaya savaşıyorum. Dün salona da gitmedim bugün de gitmem (gerçi zaten gitmeyecektim iki nedenden ötürü biiiir Benim biricik Murat Hocam'ın 80's Aerobic Let's Get Fit dersi bu akşam yooook, ikiiiii GALATASARAYIMIN MAÇI VAR).

Dün akşam aldım bir kutu Selpak mendilimi, bir litre Akmina, bir sürahi normal su (bu mevzu derin günde 1 lt Akmina 2 lt de normal su tüketiyorum ben normalde, şu anda acil durum miktarlar arttırıldı), nişasta yaptım sıcak sıcak bolllll tarçınlı, iki kırmızı elmayı bir güzel dilimledim üzerlerine fıstık ezmesi sürdüm. Herşeyi yedim içitm. Demiştim bir keresinde biz sporcular yemeyiz besleniriz diye, dün gece besiye çektim kendimi resmen! Yapmasaydım bugün perttim sanırım, ama şu anda bir şekilde ofisteyim. Muzum elmam masamın üzerinde ıhlamurlu adaçaylı karanfilli güllü tarçınlı zencefilli hibisküslü ve kiraz saplı bir çay karışımım var onu da yapacağım. Öğlen yemeğinde bolll karabiberli bir çorba. Ben iyi olacağım :)
Temsili bitki çayı :)

Antibiyotik vücudumu yoracak, biliyorum, bunu doktorlar da söylüyor zaten o yüzden istemiyorum hala. Bugün de direnişe devam! Yarın hafif antrenman - ay yarın fotoğraf çekimim de var bir dahaki ay FitnessDeliniz Fitness Magazin'de :) alıyoruz okuyoruz. Ben bir başarı hikayesiymişim ondan ben de varım yiihhuuu. Biraz cardio falan bir seans sauna. Ter toksin atıcam ben. Hem koşular yaklaşıyor kış rehavetinden çıkmak gerek, kondisyonu bozmamak gerek :)

Ayrıca grip olan şekerlere benden tavsiye; normalde kendine ne kadar bakıyorsan şimdi daha çok bak. Vücudun su kaybediyor içieriye boll su takviyesi, sıvı alımları artısn!!!! Cilt illa ki maymuna dönüyor hastalıkta ne yapıyoruz - valla ben el kremimi burnum kenarına da sürüyorum - bol  cilt temizliği, bol nemlendirici. Hastayım yapmiicam yok!!!! İyi olmaya iyi görünmeye devam ediyoruz, moraler yüksek tutulacak başka yolu yok Hastayım diye paçoz paçoz dolanamam koca gözeneklerle - şu anda gayet sıkı gözeneklerim benim aferim bana hadi sen de.... Seni sıkan üzen daraltan bir şey varsa hastayken at gitsin hayatından şekercim. Her sümkürdüğünde hatılarsın, tam zamanı :) İyi bir kitap oku, seni yatağa / kanepeye çakar uyuyakalırsın dinlenmeni sağlar yoksa benim gibi hareketsiz durmaya katalanamayan bir organizmaysan işin zor (elim dursa ayağım durmuyor durumundayım, hastayım ya bir de hayır hasta değilim ben diye inatlaşıp örümcek maymununa döndüm iyice).

Ben (temsili)

Önce aklın temiz sağlıklı olsun, kalbin açık kinden nefretten uzak olsun. Vücuduna saygı göster sev, bak şimdi hasta o. Bu biyolojik silahı da atlatıcaz dostum.

Sevgiyle

9 Ocak 2014 Perşembe

I challenge thou!!!!

Domuz gribi dediler, ben domuz değilim yakalanmam dedim yakalanmadım, şimdi de tuhaf bir şey dolaşıyor ortalıkta. Domuz desen domuz değil kuş gribi desen o hiç değil. Dün patron adına Rota mı dedi bir şey dedi. Rotamız şaştı anasını satiim. Sen gel 20 nanometrelik çapınla beni kocaman FitnessDelisi'ni yatağa düşür!!! Düşmem ben öyle kolay kolay yok tatlım. Henüz değil hala direniyorum.

Şimdi doktorlar okuyacak ve bana deli gibi kızacak. O zaman ben önden yazayım bunlar benim kendi kendime yaptığım şeyler. Her koyun kendi bacağından! Ayrıca sanırım ben de bugün Doktor'a gidip hatta serum ver banaaaa diye ağliicam :) Öncelikle ben antiboyitik sevmeyen bir canlıyım. Sevmiyorum. İmmünitemi düşüren şeyleri sevmiyorum. Tamam, ilaç, kabul, biyomühendisler yapıyor, iyi bir şey ama senede iki kereden fazla alınca bir tuhaf oluyorum yazık benim karaciğerime. Ben onun için sevdiğim şaraplardan vazgeçmişim, sevmediğim antibiyotiği içirmeyin bana. Vücudumu düzeltirken psikolojimi bozuyor benim. Küçükken bir çizgi film vardı vücudun içinde geçiyordu haha işte o savaşlar falan böyle içimde oluyormuş gibi hissediyorum. Ay ne biliim.

Hafif alternatif tıp uygulamaları ya da düz ismiyle kocakarı ilaçları ile ilk önce durumu kurtarmaya çalışıyorum. (Durum hakikaten berbatsa başka hikaye giderim paşa paşa doktoruma neyse ilacı alırım o başka). Mesela hafif nezle olacağım hemen ıhlamur karışımları, alınan sıvı miktarının arttırılması, biraz daha kalorili yiyeceklerle beslenmenin desteklenmesi (savaş var ya benim orduya enerji lazım) daha uzun uyku, daha çok dinlenme. Bu arada gayet güzel sporuma da devam ederim. Salona gitmezsem ölürüm ben. Ben de dün hala neden olduğunu bilmediğim bir şekilde direnirken hayııaar ben hasta değilimmm diye (gözlerimin içi yanıyor bu arada) akşam ben salondayım dedim. Biraz koşayım toksini atayım bir sauna mis gibi olur bu Deli dedim. Planım bir kaç km koşmak ne bilimm 7 falan. Tam o anda aklım çelindi ve en kendimi Challenge dersinde buldum bir baktım Bosu tepesindeyim önümde dumbell bar falan dedim iyi. Biraz açıldım. Psikolojik mi neden bilemiyorum ama hareket edip Oksijeni yedikçe iyileşiyormuşum gibi geliyor. Hareket ettikçe daha mutlu oldukça sanki iyileşiyorum. Dün de öyle oldu. Bu arada Bor ve Kuşum salona geldiğinde ben uzuuun uzun esnemekteydim. Onlar beni telefonda zor durdurmasaydı ben bi 30 dakika kürek çekeyim yaaa diye küreklere doğru gidiyordum. Burada Bro'mun ne işin var kanka git saunaya sonra git evine yat attırma kafamı demesinin payı büyük. Kimseden korkmam ben irili ufaklı farketmez. Ama kıyamam ben bunlara Gang'im benim. Always got my back!

Neymiş bana; BOSU her derdin devasıdır, idman candır, mentollü sauna iyidir. Dün akşam Challenge öncesi Samet Hoca, bu gün küçük kas gruplarını çalıştıracağız dediğinde ne kadar idman yaparsan yap büyük kas gruplarından bir parça daha az çalışan bu mini mini kasların kocaman ağrıları olabileceğini kabul etmiş bulunmaktayız. C.tesi bir challenge daha yapacağız. Çünkü derste verilen 3 challenge'ı da başarıyla tamamlayınca çoook koccaman bir zafer kazandığımı hissediyorum, bu da beni mutlu ediyor mutluşuk da kimse kusura bakmasın her derdin devasıdır.

Ben de saunada bir 15 dakika geçirdikten sonre ki o Mentol olmasa muhtemelen şu anda hava kanallarıma İSKİ'nin sondaj falan yapması lazımdı. Yok iyiyim şu anda gerçi ofisime giren dalga geçiyor o kadar malzeme aktarda yokmuş da yok orta çağ olsa beni yakmak zorunda kalırlarmış da bir dünya laf, ortada dolanan Ninja isimili sihay kedi bunların benim cadı olmam konusunda ikna olmasında da büyük destek saülıyor sağ olsun. O zaman ben özel bitki karışımlı bir ıhlamur yapayım kendime French Press'te. Siz de bakın bakalım şu genetiği değiştirilmiş toraman virüslerden nasıl muhaaza edeceğiz kendimizi....

Rota virüsünün resmi. Bu şeyden milyarlarcasının içimde dolaştığını düşünüyorum da tiksinç bööğğhhkk....

Sevgiyle