Domuz gribi dediler, ben domuz değilim yakalanmam dedim yakalanmadım, şimdi de tuhaf bir şey dolaşıyor ortalıkta. Domuz desen domuz değil kuş gribi desen o hiç değil. Dün patron adına Rota mı dedi bir şey dedi. Rotamız şaştı anasını satiim. Sen gel 20 nanometrelik çapınla beni kocaman FitnessDelisi'ni yatağa düşür!!! Düşmem ben öyle kolay kolay yok tatlım. Henüz değil hala direniyorum.
Şimdi doktorlar okuyacak ve bana deli gibi kızacak. O zaman ben önden yazayım bunlar benim kendi kendime yaptığım şeyler. Her koyun kendi bacağından! Ayrıca sanırım ben de bugün Doktor'a gidip hatta serum ver banaaaa diye ağliicam :) Öncelikle ben antiboyitik sevmeyen bir canlıyım. Sevmiyorum. İmmünitemi düşüren şeyleri sevmiyorum. Tamam, ilaç, kabul, biyomühendisler yapıyor, iyi bir şey ama senede iki kereden fazla alınca bir tuhaf oluyorum yazık benim karaciğerime. Ben onun için sevdiğim şaraplardan vazgeçmişim, sevmediğim antibiyotiği içirmeyin bana. Vücudumu düzeltirken psikolojimi bozuyor benim. Küçükken bir çizgi film vardı vücudun içinde geçiyordu haha işte o savaşlar falan böyle içimde oluyormuş gibi hissediyorum. Ay ne biliim.
Hafif alternatif tıp uygulamaları ya da düz ismiyle kocakarı ilaçları ile ilk önce durumu kurtarmaya çalışıyorum. (Durum hakikaten berbatsa başka hikaye giderim paşa paşa doktoruma neyse ilacı alırım o başka). Mesela hafif nezle olacağım hemen ıhlamur karışımları, alınan sıvı miktarının arttırılması, biraz daha kalorili yiyeceklerle beslenmenin desteklenmesi (savaş var ya benim orduya enerji lazım) daha uzun uyku, daha çok dinlenme. Bu arada gayet güzel sporuma da devam ederim. Salona gitmezsem ölürüm ben. Ben de dün hala neden olduğunu bilmediğim bir şekilde direnirken hayııaar ben hasta değilimmm diye (gözlerimin içi yanıyor bu arada) akşam ben salondayım dedim. Biraz koşayım toksini atayım bir sauna mis gibi olur bu Deli dedim. Planım bir kaç km koşmak ne bilimm 7 falan. Tam o anda aklım çelindi ve en kendimi Challenge dersinde buldum bir baktım Bosu tepesindeyim önümde dumbell bar falan dedim iyi. Biraz açıldım. Psikolojik mi neden bilemiyorum ama hareket edip Oksijeni yedikçe iyileşiyormuşum gibi geliyor. Hareket ettikçe daha mutlu oldukça sanki iyileşiyorum. Dün de öyle oldu. Bu arada Bor ve Kuşum salona geldiğinde ben uzuuun uzun esnemekteydim. Onlar beni telefonda zor durdurmasaydı ben bi 30 dakika kürek çekeyim yaaa diye küreklere doğru gidiyordum. Burada Bro'mun ne işin var kanka git saunaya sonra git evine yat attırma kafamı demesinin payı büyük. Kimseden korkmam ben irili ufaklı farketmez. Ama kıyamam ben bunlara Gang'im benim. Always got my back!
Neymiş bana; BOSU her derdin devasıdır, idman candır, mentollü sauna iyidir. Dün akşam Challenge öncesi Samet Hoca, bu gün küçük kas gruplarını çalıştıracağız dediğinde ne kadar idman yaparsan yap büyük kas gruplarından bir parça daha az çalışan bu mini mini kasların kocaman ağrıları olabileceğini kabul etmiş bulunmaktayız. C.tesi bir challenge daha yapacağız. Çünkü derste verilen 3 challenge'ı da başarıyla tamamlayınca çoook koccaman bir zafer kazandığımı hissediyorum, bu da beni mutlu ediyor mutluşuk da kimse kusura bakmasın her derdin devasıdır.
Ben de saunada bir 15 dakika geçirdikten sonre ki o Mentol olmasa muhtemelen şu anda hava kanallarıma İSKİ'nin sondaj falan yapması lazımdı. Yok iyiyim şu anda gerçi ofisime giren dalga geçiyor o kadar malzeme aktarda yokmuş da yok orta çağ olsa beni yakmak zorunda kalırlarmış da bir dünya laf, ortada dolanan Ninja isimili sihay kedi bunların benim cadı olmam konusunda ikna olmasında da büyük destek saülıyor sağ olsun. O zaman ben özel bitki karışımlı bir ıhlamur yapayım kendime French Press'te. Siz de bakın bakalım şu genetiği değiştirilmiş toraman virüslerden nasıl muhaaza edeceğiz kendimizi....
Rota virüsünün resmi. Bu şeyden milyarlarcasının içimde dolaştığını düşünüyorum da tiksinç bööğğhhkk....
Sevgiyle
9 Ocak 2014 Perşembe
I challenge thou!!!!
Etiketler:
Beslenme,
Bodybuilding,
BOSU,
Challenge,
Diyet,
Esneme,
Fitness,
Gym,
Hastalık,
Hayat,
İyi yaşam,
Mutluluk,
Sağlık,
Sağlıklı Yaşam,
Spor,
Spor Salonu,
Stretching,
Training,
Virüs,
Vücut geliştirme
8 Ocak 2014 Çarşamba
Sıkıldın mı? At gitsin canım aaattt gitsiiinnnn
İyinin parçası olmak ne kadar öenmli ne kadar güzel ve ne kadar zor! Bazen kendi bütünlüğün için harcadığın zaman, verdiğin emekler, yaptığın yaşadığın onca şeyi bir kalemde silip, satırla anılarını hayatından kesip atıp devam etmen gerekiyor. Olumlu olmak çok zor, olumlu kalmak daha zor. İstanbul'un trafiği ayrı sıkınıtı, hava soğuk ya da çok sıcak, iş güç her zaman üstüne gelir insanın, kendi serdin sıkıntın illa vardır hep, ya evin duvarı nem alır, ya ekstren kabarık gelir, ya geç kalırsın, biriyle küser biriyle kavga edersin. Off yazarken darlandım.
Yalnız kimsecikler kusura bakmasın, ben ruh sağlığımı akli dengemi yolda bulmadım. Genelde yolda bulduğum şeyleri de almam zaten, ne üdüğü belirsiz şeyler hayatımda istemem. Bir yerden sonra kendini olaylara öyle kaptırırsın ki çizgiyi geçer her şeyi feda edersin, işin olur gücün olur, ite kaka götürdüğün ilişkin olur artık neyse mesele. Seni üzdü mü bırak ayrıl değiştir o şartlar her neyse altında kalma. Depresyon denen şey omzumuzdaki melekler gibi nerdeyse. Sana nefesinden daha yakın olabiliyor. E girmeyeceğiz dedik. Sen benim pozitif enerjimi Sünger Bob gibi emersen a canım benim ben de eninde sonunda seni Evren'in solucan deliklerinden birine yollarım her ne isen. Git de başka boyutu darla, yani benim günahım ne ben burada sevimli, ukala, şımarık, pozitif bir FitnessDelis'yim.
Kendimi iyi hissetmezsem, o zaman bedensel ve ruhsal bütünlüğümü kaybederim, hedeflerimi doğru belirleyemem, onlara doğru hazırlanamam, başarılı olamam ki.... Sen benim olumlu enerjimi benden alırsan bana dert verirsen karşılığında ne anladım bu işten. Profesyonel alışveriş canavarıyım, böyle zararına satış görmedim. Otur sıfır. Hatta çık sınıftan bir daha gelme. Oturduğun sırayı da yakıcaz.

Olumsuzu hayattan yolladıktan sonra neler yapmalı? Önce açacaksın mezdekeyi (benim tercihim Ya El Yelil) önce bir atacaksın göbecikleri, olmadı bas 9/8'lik geç. Sonra bi topla kendini bi silkin (sauna, masaj, dinlenme, yeni bir fitness programı mesela) sonra at kendini salona, at dertleri kapıya, ooohhh kasların çalışsın, beynin yorulacağına kötüye sen bir geliş bir arın :) haydi kafan da açıldı artık, yeni hedeflere gel.
Biz Gym Gang'in iki tavşanı olarak Kuşum ve ben Alanya'da harika bir organizasyonu gözümüze kestirdik. Koşu sezonu geliyor yavaş yavaş tabi hazırlanalım. Avrasya'dan beri basmadık, sevgili Kuşum orada da yoktu kayıtları kaçırmış. 4 Mayıs 2014 Wingsforlife Dünya'da ilk defa bu konseptte bir koşu organize ediliyor, hem de harika bir amaç için. Ne kadar şanslı olduğumuzu, şükretmek için vermemiz gerektiğini hatırlatan bir etkinlik. Koşamayanlar için koşup onların daha iyi yaşamalarında biz de ufaaccıııkkk miinniiiciiik katkı sağlayacağız. Derece değil istediğim, bu iyiliğin bir parçası olmak, hem de katkıda bulunmak bir de kendimi geliştirmek ayrıca Mayıs'ta Antalya kaçamağı da üzerine gelince fıstık ezmesi sürülmüş elma dilimi oldu bu hmmmm proteinli, faydalı yağlı lifli tatlıııııı :))))bak nasıl canım çekti. Kendime Not ofise fıstık ezemsi alınacak.
Biz Kuşumla bu sene Bozcaada senin, Belgrad Ormanı benim, RedBull, Nike, Avrasya, Salamon, Urbanathlon ve daha bilimum koşular benim elde bavul, popoda şort, ayakta koşu ayakkabısı bacakta bengay elde muz koşacaz da koşacaz. E seviyoruz ne yapalım :) Koşmak seni özgürleştirir :)))
Sen nasıl iyilikler yapacaksın? Sen neyin parçası olacaksın? Seni üzen, enerjini alan, mavi gökyüzünü gri bulutla kaplayan ne var hayatta? At gitsin, o kadar çok güneşi hakediyosun ki... Sırf sen olduğun için, ne kariyerinden, ne diplomaların, ne mal varlığın ne maaşından dolayı ama sadece sen olduğun için.
Haydi ben koşu antrenmanı yapıcam akşama, bugün hemen geçsin. 4 Mayıs'a hazırlık var :)
Sevgiyle
Yalnız kimsecikler kusura bakmasın, ben ruh sağlığımı akli dengemi yolda bulmadım. Genelde yolda bulduğum şeyleri de almam zaten, ne üdüğü belirsiz şeyler hayatımda istemem. Bir yerden sonra kendini olaylara öyle kaptırırsın ki çizgiyi geçer her şeyi feda edersin, işin olur gücün olur, ite kaka götürdüğün ilişkin olur artık neyse mesele. Seni üzdü mü bırak ayrıl değiştir o şartlar her neyse altında kalma. Depresyon denen şey omzumuzdaki melekler gibi nerdeyse. Sana nefesinden daha yakın olabiliyor. E girmeyeceğiz dedik. Sen benim pozitif enerjimi Sünger Bob gibi emersen a canım benim ben de eninde sonunda seni Evren'in solucan deliklerinden birine yollarım her ne isen. Git de başka boyutu darla, yani benim günahım ne ben burada sevimli, ukala, şımarık, pozitif bir FitnessDelis'yim.
Kendimi iyi hissetmezsem, o zaman bedensel ve ruhsal bütünlüğümü kaybederim, hedeflerimi doğru belirleyemem, onlara doğru hazırlanamam, başarılı olamam ki.... Sen benim olumlu enerjimi benden alırsan bana dert verirsen karşılığında ne anladım bu işten. Profesyonel alışveriş canavarıyım, böyle zararına satış görmedim. Otur sıfır. Hatta çık sınıftan bir daha gelme. Oturduğun sırayı da yakıcaz.
Olumsuzu hayattan yolladıktan sonra neler yapmalı? Önce açacaksın mezdekeyi (benim tercihim Ya El Yelil) önce bir atacaksın göbecikleri, olmadı bas 9/8'lik geç. Sonra bi topla kendini bi silkin (sauna, masaj, dinlenme, yeni bir fitness programı mesela) sonra at kendini salona, at dertleri kapıya, ooohhh kasların çalışsın, beynin yorulacağına kötüye sen bir geliş bir arın :) haydi kafan da açıldı artık, yeni hedeflere gel.
Biz Gym Gang'in iki tavşanı olarak Kuşum ve ben Alanya'da harika bir organizasyonu gözümüze kestirdik. Koşu sezonu geliyor yavaş yavaş tabi hazırlanalım. Avrasya'dan beri basmadık, sevgili Kuşum orada da yoktu kayıtları kaçırmış. 4 Mayıs 2014 Wingsforlife Dünya'da ilk defa bu konseptte bir koşu organize ediliyor, hem de harika bir amaç için. Ne kadar şanslı olduğumuzu, şükretmek için vermemiz gerektiğini hatırlatan bir etkinlik. Koşamayanlar için koşup onların daha iyi yaşamalarında biz de ufaaccıııkkk miinniiiciiik katkı sağlayacağız. Derece değil istediğim, bu iyiliğin bir parçası olmak, hem de katkıda bulunmak bir de kendimi geliştirmek ayrıca Mayıs'ta Antalya kaçamağı da üzerine gelince fıstık ezmesi sürülmüş elma dilimi oldu bu hmmmm proteinli, faydalı yağlı lifli tatlıııııı :))))bak nasıl canım çekti. Kendime Not ofise fıstık ezemsi alınacak.
Biz Kuşumla bu sene Bozcaada senin, Belgrad Ormanı benim, RedBull, Nike, Avrasya, Salamon, Urbanathlon ve daha bilimum koşular benim elde bavul, popoda şort, ayakta koşu ayakkabısı bacakta bengay elde muz koşacaz da koşacaz. E seviyoruz ne yapalım :) Koşmak seni özgürleştirir :)))
Sen nasıl iyilikler yapacaksın? Sen neyin parçası olacaksın? Seni üzen, enerjini alan, mavi gökyüzünü gri bulutla kaplayan ne var hayatta? At gitsin, o kadar çok güneşi hakediyosun ki... Sırf sen olduğun için, ne kariyerinden, ne diplomaların, ne mal varlığın ne maaşından dolayı ama sadece sen olduğun için.
Haydi ben koşu antrenmanı yapıcam akşama, bugün hemen geçsin. 4 Mayıs'a hazırlık var :)
Sevgiyle
Etiketler:
Arınma,
Disiplin,
Dostluk,
Fitness,
Güzellik,
Gym,
Hayat,
Hedef,
İyi yaşam,
İyilik,
kendine Saygı,
Koşu,
Mutluluk,
Sağlık,
Sağlıklı Yaşam,
Saygı,
Spor,
Spor Salonu,
Şans,
Yenilenme
7 Ocak 2014 Salı
Burası Alice Harikalar Diyarında değil Burası GYM!!!
Resimler videolar falan bi bakıyosun fitness modelleri kadınlar müthiş güzel vücutları ve boyalı uzun tırnakları ile ne bulgarianlar yapıyorlar, 40 kiloyla squat yapıyorlar, barfiksler, leg pressler falan. Kadının saçının teli bozulmuyor. Özeniyorsun haliyle. Bir bakıyorsun aynaya aman tanrıaaammm ayna çatlamasa bari burda hata orda yamukluk şurası sarkmış burada selülit var imdaaaat ki ne imdat. Özeniyorsun falan gidiyorsun salona. Canım beni işte oraya kadar toz pembe olan dünya bir çöküyor. Sen de çöküyorsun yere tarlası yanmış aşiret reisi gibi, arkada çalan müzik ben insaaan deeğil miyiim ben kulun değil miyiiim. Çünkü orada yaşayacaklarının o fitness modellerinin çektiği motivasyon videoları ile alakası yok. Onlar hani ellerinde su şişesi güle oynaya koşuyorlar ya hah canım benim koş bakayım 15k mutlu mesut İsviçre Alplerindeki Heidi gibi bir göreyim. Hiç bir şey olmasa kan dolaşımından surat oluyor pancar. Saç baş bir acayip ter içinde. Yalanlara pirim vermeyelim.
Şimdi fitness gerçekleri var:
1- Canın yanacak: Kasların ne kadar çalışırsa o kadar yanacak hem de. Acıyacak bazen bir iki gün kolun kalkmayacak, bacakların isyan edecek, gülemeyeceksin çünkü karnın acıyacak. Bu iyi bir şey buu bir kabul et bakalım. NO PAIN NO GAIN gülüm. Güle oynaya makyajın saçın dağılamdan çıkıyorsan boşuna gitmişsin o gün. Terden sırılsıklam değilsen gelme buraya git otur cezalısın.
2- Dinleneceksin. Evet dinelenceksin. Bazı günler off vereceksin. Her gün her gün sakatlarsın gülüm kendini, hırpalarsın o kasları olmaz olmaaazzz ya da ille de gideceksen gym'e (mesela ben bir gün ayrı kalsam karalar bağlıyorum) gym'de dinlen. Git bakım yap masaj yaptır saunaya gir. Hafif hafif yüz, sadece yoga yap çık, relax room'da suratında maskeyle yayıl güzel şeyler bunlar.
3- Karnın acıkacak. Hani Amerikan filmlerinde spordan çıkıp salata yiyolar ya yalan canım o kesmiyo bi tabak ot seni (ya da beni). Bıraksan kuzuya girerim danayı yerim godzillayı ızgara yaparım. Amaaaaa ne yapıyoruz bunu yapmıyoruz!!!! Sağlıklı yağlar, protein, lif, muz (bunu özellikle ayrı yazdım mucizevi bi şey kendisi) yiyoruz. Çıkıp burger yok makarna olmasa da olur. İçeride canın çıktı be anam yeme annem yeme gülüm.

4- Su içilecek: Terlemeyen modeller var ya külliyen yalan. Canım deli gibi terleyeceksin. Ha bak benden sana tavsiye yeteri kadar su içmezsen o ter de leş gibi kokar. Haaa ama bastın suyu bünyeye dehidrasyona uğramadın, toksinlerin de terlemeyle güzel bir düzenle atılmakta. O zaman kokmazsın o kadar - hamama giren terler, koşu bandına çıkan da, bosu ile çalışan da military training yapan da. Ter sporcunun dostu onunla yaşamayı öğren. Doğru malzeme kullan, deodorant kullan gözünü seviim, su iç bol bol sature et toksini ki leş olma.
5- Kimseyle karşılaştırma kendini - hele de o modellerle hiç herkesin metabolizması kendine, herkesin rutini sınırı hedefi kendine. Biri kuvvetli olmak ister diğeri hızlı, biri esnek. Süper kahraman değilsin. Bütün gün plazada ofiste oturan kahve içen topuklu giyen mahluklarız sınırını bil, zorladıktan sonra yeni hedef koy. Bir de gözünü seviim onn poposu bunun kolu diğerinin bacağı gibi oldurmaya çalışma. Herkesin kolu bacağı kalçası ayrı parmak izi gibi. Bak bu çok fena. Sen sensin bir önce bunu kabul et. Ettin mi güzel :)
6- Şurdaki çocuk herşeyi biliyor, şu morlu kız beslenme konusunda mı uzman? herkes herşeyi biliyor değil mi? Evet Türkiye'de yaşıyoruz hepimiz aynı anda mimar, mühendis, avukat finansçı, aşçı, şöför ve daha bi sürü şeyiz ve herşeyi en iyi yapıyoruz değil mi? DEĞİL yanlış!!!! bilmiyorsan so öğren elinde 2000 liralık telefon var hadi utandın sormaya git aç bak ordan oku Google diye bir şey var kadim dost kendisi. Hem her spro salonunda muhteşem hocalar var sor onlar sen sor diye orda. Diyetisyen değil herkes, sağlığını tehlikeye atma, yarım bilgiyle bir şeye kalkışma. Ay yapmaaaaa şunuuuu Sormaktan çekinme. Öğreniliyor zamanla merak etme.
7- Şekerli baloncuklu içeceklere çok da ihtiyacın yok. Steroidlere de.... Doping malzemelerine de... Sana zarar veren hiç bir şeye hiç kimseye ihtiyacın yok. Faydalı şeyleri ara.
8- Stres kaslarının düşmanı stresten uzak dur. Kızgınken idman yaparsan kendini paralarsın. Yapma kendine bunu, sorunlar kapıda kalır, çıkarken alamazsın yok olur giderler çünkü PUFFFF bak sihir ne güzel değil mi
9- Uyu!!! Uyu canım geliş, dinlen uyku çoook mühim.
10- Sihirli değneğimiz servis dışı olup mucizeleri kendiniz yaratmanız gerekmektedir. Bu da biraz zaman almaktadır. 1 ayda 4 beden düşersin neden yapamayasın ama o zaman da o kiloyu ayynen geri alırsın. Sakin sakin sessiz sessiz temeli sağlam kurarak. Sabırla. Ter yeri geldiğinde kan (kaç kere parmağımı sıkıştırdımben ah ahhh) bazen gözyaşıyla ama oluyor. 2014 yazında tanga bikini giycem beeyynn diyorsan dün çalışmaya başlamış olman gerekirdi mesela.
11- Duş almadan çıkarsan etrafında sinek ordusuyla gezersin. Parfüm sıkıp çıkarsan sadece daha iğrenç kokarsın, saçlarının dibini kurutup çıakrsan yıkamadan bitlenirsin. Ya da bunlar olmasa da arkandan biz konuşuruz. Ayy bak bööğğkkk ne ,ğrenç deriz. Pis misin sen? Değilsin olma temiz ol. Bir şeyi bir kere giydin mi at makinaya yıkansın sene olmuş 2014 dere kenarında taşa vura vura yıkamıyoruz artık. Kapiş?
Haydi şimdi git idman yap :) ama kendini bilerek gerçekleri görerek :)))
Şimdi fitness gerçekleri var:
1- Canın yanacak: Kasların ne kadar çalışırsa o kadar yanacak hem de. Acıyacak bazen bir iki gün kolun kalkmayacak, bacakların isyan edecek, gülemeyeceksin çünkü karnın acıyacak. Bu iyi bir şey buu bir kabul et bakalım. NO PAIN NO GAIN gülüm. Güle oynaya makyajın saçın dağılamdan çıkıyorsan boşuna gitmişsin o gün. Terden sırılsıklam değilsen gelme buraya git otur cezalısın.
2- Dinleneceksin. Evet dinelenceksin. Bazı günler off vereceksin. Her gün her gün sakatlarsın gülüm kendini, hırpalarsın o kasları olmaz olmaaazzz ya da ille de gideceksen gym'e (mesela ben bir gün ayrı kalsam karalar bağlıyorum) gym'de dinlen. Git bakım yap masaj yaptır saunaya gir. Hafif hafif yüz, sadece yoga yap çık, relax room'da suratında maskeyle yayıl güzel şeyler bunlar.
3- Karnın acıkacak. Hani Amerikan filmlerinde spordan çıkıp salata yiyolar ya yalan canım o kesmiyo bi tabak ot seni (ya da beni). Bıraksan kuzuya girerim danayı yerim godzillayı ızgara yaparım. Amaaaaa ne yapıyoruz bunu yapmıyoruz!!!! Sağlıklı yağlar, protein, lif, muz (bunu özellikle ayrı yazdım mucizevi bi şey kendisi) yiyoruz. Çıkıp burger yok makarna olmasa da olur. İçeride canın çıktı be anam yeme annem yeme gülüm.

4- Su içilecek: Terlemeyen modeller var ya külliyen yalan. Canım deli gibi terleyeceksin. Ha bak benden sana tavsiye yeteri kadar su içmezsen o ter de leş gibi kokar. Haaa ama bastın suyu bünyeye dehidrasyona uğramadın, toksinlerin de terlemeyle güzel bir düzenle atılmakta. O zaman kokmazsın o kadar - hamama giren terler, koşu bandına çıkan da, bosu ile çalışan da military training yapan da. Ter sporcunun dostu onunla yaşamayı öğren. Doğru malzeme kullan, deodorant kullan gözünü seviim, su iç bol bol sature et toksini ki leş olma.
5- Kimseyle karşılaştırma kendini - hele de o modellerle hiç herkesin metabolizması kendine, herkesin rutini sınırı hedefi kendine. Biri kuvvetli olmak ister diğeri hızlı, biri esnek. Süper kahraman değilsin. Bütün gün plazada ofiste oturan kahve içen topuklu giyen mahluklarız sınırını bil, zorladıktan sonra yeni hedef koy. Bir de gözünü seviim onn poposu bunun kolu diğerinin bacağı gibi oldurmaya çalışma. Herkesin kolu bacağı kalçası ayrı parmak izi gibi. Bak bu çok fena. Sen sensin bir önce bunu kabul et. Ettin mi güzel :)
6- Şurdaki çocuk herşeyi biliyor, şu morlu kız beslenme konusunda mı uzman? herkes herşeyi biliyor değil mi? Evet Türkiye'de yaşıyoruz hepimiz aynı anda mimar, mühendis, avukat finansçı, aşçı, şöför ve daha bi sürü şeyiz ve herşeyi en iyi yapıyoruz değil mi? DEĞİL yanlış!!!! bilmiyorsan so öğren elinde 2000 liralık telefon var hadi utandın sormaya git aç bak ordan oku Google diye bir şey var kadim dost kendisi. Hem her spro salonunda muhteşem hocalar var sor onlar sen sor diye orda. Diyetisyen değil herkes, sağlığını tehlikeye atma, yarım bilgiyle bir şeye kalkışma. Ay yapmaaaaa şunuuuu Sormaktan çekinme. Öğreniliyor zamanla merak etme.
7- Şekerli baloncuklu içeceklere çok da ihtiyacın yok. Steroidlere de.... Doping malzemelerine de... Sana zarar veren hiç bir şeye hiç kimseye ihtiyacın yok. Faydalı şeyleri ara.
8- Stres kaslarının düşmanı stresten uzak dur. Kızgınken idman yaparsan kendini paralarsın. Yapma kendine bunu, sorunlar kapıda kalır, çıkarken alamazsın yok olur giderler çünkü PUFFFF bak sihir ne güzel değil mi
9- Uyu!!! Uyu canım geliş, dinlen uyku çoook mühim.
11- Duş almadan çıkarsan etrafında sinek ordusuyla gezersin. Parfüm sıkıp çıkarsan sadece daha iğrenç kokarsın, saçlarının dibini kurutup çıakrsan yıkamadan bitlenirsin. Ya da bunlar olmasa da arkandan biz konuşuruz. Ayy bak bööğğkkk ne ,ğrenç deriz. Pis misin sen? Değilsin olma temiz ol. Bir şeyi bir kere giydin mi at makinaya yıkansın sene olmuş 2014 dere kenarında taşa vura vura yıkamıyoruz artık. Kapiş?
Haydi şimdi git idman yap :) ama kendini bilerek gerçekleri görerek :)))
Etiketler:
Beslenme,
Bikini Vücudu,
Body Building,
cardio,
Diyet,
Fitness,
Gerçekler,
Gym,
Hedef,
İyi yaşam,
Koşu,
Perfomans,
Sağlık,
Sağlıklı Yaşam,
Selülit,
Spor,
Spor Salonu,
Training,
Yağ yakımı,
Yemek
Aylık depresyona en iyi ne gelir? (bugün kızlara özeliz)
Bugün
çok kadınsı. Konu; regl döneminde fitness. Krampların, ağrıların,
acının, seri katile bağlatan sinirin ortasında rahatlamak için
yapabileceğin en güzel şey ne? Tabi ki yatağa yatıp paket paket cips,
tabak tabak brownie, mud pie ve kutu kutu çikolata yemek değil!!! Gym'e
gideceksin. Şu psikolojik engeli ortadan kaldırabilirsen al ağrı
kesicini at kendini salona. Çünkü östrojen ve projestoren seviyelerin
düşük, bu da vücudunun daha erkeğimsi bir havada olduğuna delalet.
(Sanırım regl günlerinde kadınlar kendilerini bunda çirkin hissediyorlar
iyy erkek gibiyiz aaauuuwww).
E erkek olmanın da vardır bir avantajı değil mi? Mesela egzersiz esnasında daha kuvvetli hissedilebilinir. Ayrıca bazı araştırmalara göre biz kadınlar bu dönemde daha hızlı rejenere olmakla beraber daha yüksek acı eşiğine sahipmişiz. Bir erkek mesela o krampları geçirse dünyayı yıkar ama sen işe gidiyorsun, araba kullanıyorsun, hayat normal normal devam yani :) Bak o psikolojik engel kalkıyor di mi yavaş yavaş. Hah bir dene aş şu engelleri. Hem vücudunu hareket ettirdikçe o ağrı o sancı da azalacak. Kendimden biliyorum. Bazı hocalarım o dönemde ağırlık kaldırmayı önermiyor, ama daha hızlı koşabilirsin, daha ileri bir yoga sınıfına girebilirsin, ne biliyim gerekli lojistiği sağlayıp yüzebilirsin. Canın ne isterse yapabilirsin. Kendini alışkanlıklarından mahrum etme. Kadın dediğinin metabolizması zaten devamlı ha bire değişiyor, e neden normalde ona davrandığın gibi davranmaya devam etmeyesin ki? Şoklama bedeni. Su iç bol bol, hatta hava uygunsa çık bolll oksijen alabileceğin bir yerde yap sporunu. Kendini kısıtlama.
Bu şunun kanıtı: Kendini kendin bile durdurmazsın eğer istemezsen!!! En iyi koşu performanslarımı "özel günlerde" çıkartıyorum mesela bu da mı gol değil! Dans etmeyi seviyorum hareket ettikçe açılıyor insan, hem o hormonal iniş çıkışın yarattığı manyak depresyon da yok oluyor gidiyor.
Bedenini sev canım, her şeyiyle. Başa gelen de çekilir, hepimize oluyor bu iş. Neymiş, hiç bir şey beni durduramaz ben eğer durdurulmak istemezsem. Çikolata yok fıstık ezmeli muz var, o da şeker bu da. Cips yok yeşil elma verelim. Abur cubura dayanmak yok, sağlıklı beslenmeye devam. Bol bol lif ye, proteinini somondan al biraz da. Sonra onlar yazın selülit saklarken sen sahillerde özgürce hoplayıp zıplayacaksın. Durma devam et :) kendini iyi hisset, iyi ol.
Sevgiyle
E erkek olmanın da vardır bir avantajı değil mi? Mesela egzersiz esnasında daha kuvvetli hissedilebilinir. Ayrıca bazı araştırmalara göre biz kadınlar bu dönemde daha hızlı rejenere olmakla beraber daha yüksek acı eşiğine sahipmişiz. Bir erkek mesela o krampları geçirse dünyayı yıkar ama sen işe gidiyorsun, araba kullanıyorsun, hayat normal normal devam yani :) Bak o psikolojik engel kalkıyor di mi yavaş yavaş. Hah bir dene aş şu engelleri. Hem vücudunu hareket ettirdikçe o ağrı o sancı da azalacak. Kendimden biliyorum. Bazı hocalarım o dönemde ağırlık kaldırmayı önermiyor, ama daha hızlı koşabilirsin, daha ileri bir yoga sınıfına girebilirsin, ne biliyim gerekli lojistiği sağlayıp yüzebilirsin. Canın ne isterse yapabilirsin. Kendini alışkanlıklarından mahrum etme. Kadın dediğinin metabolizması zaten devamlı ha bire değişiyor, e neden normalde ona davrandığın gibi davranmaya devam etmeyesin ki? Şoklama bedeni. Su iç bol bol, hatta hava uygunsa çık bolll oksijen alabileceğin bir yerde yap sporunu. Kendini kısıtlama.
Bu şunun kanıtı: Kendini kendin bile durdurmazsın eğer istemezsen!!! En iyi koşu performanslarımı "özel günlerde" çıkartıyorum mesela bu da mı gol değil! Dans etmeyi seviyorum hareket ettikçe açılıyor insan, hem o hormonal iniş çıkışın yarattığı manyak depresyon da yok oluyor gidiyor.
Bedenini sev canım, her şeyiyle. Başa gelen de çekilir, hepimize oluyor bu iş. Neymiş, hiç bir şey beni durduramaz ben eğer durdurulmak istemezsem. Çikolata yok fıstık ezmeli muz var, o da şeker bu da. Cips yok yeşil elma verelim. Abur cubura dayanmak yok, sağlıklı beslenmeye devam. Bol bol lif ye, proteinini somondan al biraz da. Sonra onlar yazın selülit saklarken sen sahillerde özgürce hoplayıp zıplayacaksın. Durma devam et :) kendini iyi hisset, iyi ol.
Sevgiyle
Etiketler:
Bikini Vücudu,
Body Building,
cardio,
Disiplin,
Diyet,
Fitness,
Güzellik,
Gym,
Hayat,
İyi yaşam,
Kadın,
Koşu,
Regl,
Sağlıklı Yaşam,
Selülit,
Spor,
Spor Salonu,
Yağ yakımı,
Yoga
6 Ocak 2014 Pazartesi
Tehlike anında yerdeki ışıkları izleyerek acil çıkışları bulabilirsiniz
Cumartesi
günü sabah git-akşam gel bir şehir dışı kaçamağım oldu. Hem ziyaret hem
ticaret bu deneyim esnasında bir çok yeni şey yaşadım ve hayatıma bir
iki yenilik geldi. Öncelikle eski kötü enerjilerden kurtulacak cesareti
edindim, ve önüme bir sebep verildi. Ayrıca artık evrenin bana verdiği
bazı işaretleri artık gözardı edemeyeceğimi anlayıp zor bir karar
verdim. Bana çok iyi gelecek biliyorum yalnız karar aşamasının zor
olmasının yanı sıra biliyorum ki önümdeki bir müddet benim için çok da
kolay olmayacak. Ayrıca hayatıma başka bir yenilik katmak üzereyim ki bu
da 1 günlük seyahatimin asıl amacıydı. Yalnız dönüş yolunda yaşadığım
şey verdiğim her iki kararın da ne kadar yerinde olduğunu ve kendime
daha iyi bakmam gerektiğini bana anlatan aleni bir işaretti.
Dönüş için biletim biraz geç bir saatteydi, ama sahil kasabası olan destinasyonum gündüz muhteşem olmasına rağmen akşam buzzzz gibi oldu. 11'deki uçak için saat 8 buçukta hava limanına gelip CIP lounge'a kuruldum. Kendime kuru yemişli, ıhlamurlu Türk kahveli bir "break" verdim ve kitabıma gömüldüm. Bekleme, yolculuk gibi anları kendime kaliteli zaman olarak yaratmak benim için bir gereklilikti ki bu konuda çok başarılıyım. Aferim FitnessDelisi'ne.
Uçağa bindik, zaten uçak korkum var, stresliyim. Biliyorum stres benim için iyi bir şey değil ama ne yapiim elimde değil tırsıyorum. Tonlarca ağırlıkta metal bir şeyin içinde 10000 metrede uçuyor olmak beni tedirgin ediyor. Kaldı ki yüksek makina mühendisiyim, Airbusların kanatlarını arkadaşım dizayn ediyor gene de korkuyorum arkadaşım ne yapiim. Bilmek lanetlenmektir der Nietsche; doğru! Nasıl uçtuklarını öğrendim o zaman korkmaya başladım. Mini mini bir veletken en sevdiğim şeydi oysa uçağa binmek.
Tam ayrılıyoruz artık, ben bildiğim duaları ediyorum içimden içimden. Bir adam uçağın arkasından öne doğru yalpalayarak geldi uçuş görevlilerinin yanına. Anlamadık ama önde bir panik havası. Be iyice kafadan kurmaya başladım tabi. Kafamın içinde patlamalı salgın hastalıklı komplo senaryoları dönüyor ne oldu acaba diye. Zaten yusuf yusuf ve kalanıyım. Adamcağızın yan dönmesiyle yüzünün halini gördüm. Gözleri tamamen kapanmış şişmekten, surat kıpkırmızı. Doktor anonsları yaplıyor, bir süre sonra dönen mavi ışıkları ile ambulanslar geldi, kapılar açıldı, uçak yeniden yanaşmış zaten, adamcağızı sedyeyle alıp götürdüler. Bagajını da indirdiler. Biz panikten bitmiş haldeyiz tabi. Ne oldu diye. Sakinleşmek için öğrendiğim ve pratik ettiğim pranayama tekniklerini uygulamaya çalışıyorum. Oturduğum yerde yapabileceğim basit yoga pozlarını deniyorum mini twsitler yapıyorum. Burada bir sene önce başladığım pratiğim için teşekkür ediyorum. Ama olmuyor kabin amirini çağırdım, su istedim panik atağım olduğunu söyledim ve ne olduğunu sordum. Adamcağız (umarım şimdi iyidir, bizlere verilen işaret umarım onun için büyük bir şeye mal olmamıştır) kalp hastasıymış ve yüzü o yüzden o hale gelmiş en son baygındı uçaktan indirilirken.
Suyumu içtim, nefes tekniklerine devam ettim, ama bir yandan da ne kadar uğraşsam da zihnimi boşaltamadım. Çünkü hepimiz oraya belli bir sebepten olayı gitmiştik, ve belli bir sebeple dönüyorduk. Ben hayatıma yeni bir ekleme yapıyorum, yanımızdaki adamlar yeni bir butik otel yaptırıyorlar. Hepimiz ertesi günkü planlarımızı düşünüyoruz. Ama hayat o kadar kısa o kadar ani o kadar sürprizli ki... O adamın da eminim planları vardı, bekleyenleri vardı ve bir anda böyle bir şey yaşadı. Biz korktuk, kendimiz için, onun için, ya bize de olursa diye. Ben bir de bayağı bir ekstra teori üretmişim zaten paranoyanın doruklarındayım. Dedim ki kendime o ben de olabilirdim. Ya da ileride olabilirim. İnsan vücudu çok tuhaf bir sistem, çok değişik bir mekanizma. "GOD FACTOR" her zaman var ama riskleri minimze etmek de bizim elimizde. Vücuduma daha iyi bakmaya karar verdim, ruhuma da. Bir haftadır süren ve beni inanılmaz strese sokan durumu da o anda kapatmaya karar verdim. Bana iyilik getirmeyen şeylerin hayatımda yeri olmamalı, stres sağlığı olumsuz etkiliyor. Nasıl trans-yağ yemiyorsam, nasıl hem ruhumu hem vücudumu devamlı idmana tabi tutuyorsam stresten de uzak kalmalıyım. Orada verdiğim final kararı dönüşte yaşananlarla perçinlendi. Ne olursa olsun ruha bedene iyi davranmalı, kader faktörünün dışında gelebilecek zararlardan korumak için çalışmalıyız.
Tanımıyorum o adamcağızı, hiç de tanışmayacağım muhtemelen. Sayesinde hayatımda büyük bir değişiklik yaptım. Onun yaşadığı deneyim benim için bir işaret oldu. Umarım iyidir, umarım teşekkürüm ona ödül olarak döner. Evren, Tanrı, Kader... her ne ise bizi yöneten bizimle oyunlar oynayan ona iyilik verir.
Bir de bedene iyi bakma; bir insanın yüzünün o hale gelebileceğini asla ama asla tahmin edemezdim. (İtiraf ediyorum adamı bir ara Japon zannettim). Sarsıcı bir deneyim oldu. Ama travmaları olumlu çıktılarla sonlandırmak da benim elimde. Senin de. Bak bakalım evren sana nasıl işaretler veriyor. Kendine ruhuna dahai iyi bakman için...
Sıkıntılar, stres, dert, tasa. Bazılarını yönetemeyiz ama bazılarından zor da olsa uzaklaşabiliriz. Ne kadar zor da olsa kendi iyiliğin için bazen zor kararları vermek seni kurtarır. Deneyimleri takip ederek yaşamını iyileştir, ders al ve gereken kararları vermekten korkma.
Sevgiyle
Dönüş için biletim biraz geç bir saatteydi, ama sahil kasabası olan destinasyonum gündüz muhteşem olmasına rağmen akşam buzzzz gibi oldu. 11'deki uçak için saat 8 buçukta hava limanına gelip CIP lounge'a kuruldum. Kendime kuru yemişli, ıhlamurlu Türk kahveli bir "break" verdim ve kitabıma gömüldüm. Bekleme, yolculuk gibi anları kendime kaliteli zaman olarak yaratmak benim için bir gereklilikti ki bu konuda çok başarılıyım. Aferim FitnessDelisi'ne.
Uçağa bindik, zaten uçak korkum var, stresliyim. Biliyorum stres benim için iyi bir şey değil ama ne yapiim elimde değil tırsıyorum. Tonlarca ağırlıkta metal bir şeyin içinde 10000 metrede uçuyor olmak beni tedirgin ediyor. Kaldı ki yüksek makina mühendisiyim, Airbusların kanatlarını arkadaşım dizayn ediyor gene de korkuyorum arkadaşım ne yapiim. Bilmek lanetlenmektir der Nietsche; doğru! Nasıl uçtuklarını öğrendim o zaman korkmaya başladım. Mini mini bir veletken en sevdiğim şeydi oysa uçağa binmek.
Tam ayrılıyoruz artık, ben bildiğim duaları ediyorum içimden içimden. Bir adam uçağın arkasından öne doğru yalpalayarak geldi uçuş görevlilerinin yanına. Anlamadık ama önde bir panik havası. Be iyice kafadan kurmaya başladım tabi. Kafamın içinde patlamalı salgın hastalıklı komplo senaryoları dönüyor ne oldu acaba diye. Zaten yusuf yusuf ve kalanıyım. Adamcağızın yan dönmesiyle yüzünün halini gördüm. Gözleri tamamen kapanmış şişmekten, surat kıpkırmızı. Doktor anonsları yaplıyor, bir süre sonra dönen mavi ışıkları ile ambulanslar geldi, kapılar açıldı, uçak yeniden yanaşmış zaten, adamcağızı sedyeyle alıp götürdüler. Bagajını da indirdiler. Biz panikten bitmiş haldeyiz tabi. Ne oldu diye. Sakinleşmek için öğrendiğim ve pratik ettiğim pranayama tekniklerini uygulamaya çalışıyorum. Oturduğum yerde yapabileceğim basit yoga pozlarını deniyorum mini twsitler yapıyorum. Burada bir sene önce başladığım pratiğim için teşekkür ediyorum. Ama olmuyor kabin amirini çağırdım, su istedim panik atağım olduğunu söyledim ve ne olduğunu sordum. Adamcağız (umarım şimdi iyidir, bizlere verilen işaret umarım onun için büyük bir şeye mal olmamıştır) kalp hastasıymış ve yüzü o yüzden o hale gelmiş en son baygındı uçaktan indirilirken.
Suyumu içtim, nefes tekniklerine devam ettim, ama bir yandan da ne kadar uğraşsam da zihnimi boşaltamadım. Çünkü hepimiz oraya belli bir sebepten olayı gitmiştik, ve belli bir sebeple dönüyorduk. Ben hayatıma yeni bir ekleme yapıyorum, yanımızdaki adamlar yeni bir butik otel yaptırıyorlar. Hepimiz ertesi günkü planlarımızı düşünüyoruz. Ama hayat o kadar kısa o kadar ani o kadar sürprizli ki... O adamın da eminim planları vardı, bekleyenleri vardı ve bir anda böyle bir şey yaşadı. Biz korktuk, kendimiz için, onun için, ya bize de olursa diye. Ben bir de bayağı bir ekstra teori üretmişim zaten paranoyanın doruklarındayım. Dedim ki kendime o ben de olabilirdim. Ya da ileride olabilirim. İnsan vücudu çok tuhaf bir sistem, çok değişik bir mekanizma. "GOD FACTOR" her zaman var ama riskleri minimze etmek de bizim elimizde. Vücuduma daha iyi bakmaya karar verdim, ruhuma da. Bir haftadır süren ve beni inanılmaz strese sokan durumu da o anda kapatmaya karar verdim. Bana iyilik getirmeyen şeylerin hayatımda yeri olmamalı, stres sağlığı olumsuz etkiliyor. Nasıl trans-yağ yemiyorsam, nasıl hem ruhumu hem vücudumu devamlı idmana tabi tutuyorsam stresten de uzak kalmalıyım. Orada verdiğim final kararı dönüşte yaşananlarla perçinlendi. Ne olursa olsun ruha bedene iyi davranmalı, kader faktörünün dışında gelebilecek zararlardan korumak için çalışmalıyız.
Tanımıyorum o adamcağızı, hiç de tanışmayacağım muhtemelen. Sayesinde hayatımda büyük bir değişiklik yaptım. Onun yaşadığı deneyim benim için bir işaret oldu. Umarım iyidir, umarım teşekkürüm ona ödül olarak döner. Evren, Tanrı, Kader... her ne ise bizi yöneten bizimle oyunlar oynayan ona iyilik verir.
Bir de bedene iyi bakma; bir insanın yüzünün o hale gelebileceğini asla ama asla tahmin edemezdim. (İtiraf ediyorum adamı bir ara Japon zannettim). Sarsıcı bir deneyim oldu. Ama travmaları olumlu çıktılarla sonlandırmak da benim elimde. Senin de. Bak bakalım evren sana nasıl işaretler veriyor. Kendine ruhuna dahai iyi bakman için...
Sıkıntılar, stres, dert, tasa. Bazılarını yönetemeyiz ama bazılarından zor da olsa uzaklaşabiliriz. Ne kadar zor da olsa kendi iyiliğin için bazen zor kararları vermek seni kurtarır. Deneyimleri takip ederek yaşamını iyileştir, ders al ve gereken kararları vermekten korkma.
Sevgiyle
Etiketler:
Bakım,
Disiplin,
Hayat,
İşaret,
İyi yaşam,
Kader,
Nefes,
Pranayama,
Pratik,
Sağlık,
Sağlıklı Yaşam
3 Ocak 2014 Cuma
Bir fincan kahvenin hatrının periyodik süresi ve metabolizmaya etkisi
170 cm boyum var acayip acayip türlü türlü huyum var. Mesela sabahları kalktığımda öyle çok negatif olmasam da (sebebini birazdan öğreneceksin) neşeli şirine de değilim. Çok negatif değilim çünkü kahvemi içmeden kimseye tek kelime etmem, bu yüzden de modumu çok bilemezsin. E sabah kremlerimi sürüp evden çıkarım ofise geldiğimde ancak makyajımı yaparım, kremlerim nüfuz etsin iyice cildime diye, o arada da kocaman büyük ekran kaynakçı gözlüklerim yaz kış gözümde olur surartımın ifadesi de belli olmaz. Yani Phantom gibi dolanırım, kimseye elleşmem kimse de bana bulaşmasın diye.
Tek kelime edemem, edersem anlarsın ben olmadığımı zaten; ve en yakın kiliseye gidip Rahip'e sen biliyor musun amca şeytan çıkartmayı bizim bi arkadaşa derinlemesine nüfuz etmiş dersin. Benim içimdeki şeytanları, o kadim canavarları ne Peder Efendi, ne cinci ne de kabile büyücüsü çıkartabilir. Benim tek çarem güzel bir sabah kahvesi. Bir adet sade Türk kahvesi olabilir mesela, 40 yıl hatır var derler bende 4,5 saat kadar sürüyor bu süre. Keza öğle yemeğinden sonra mutlaka bir tane daha içmem gerekiyor.Yoksa uyurum. Uyursam olmaz, o zaman patron yakalarsa sıkıntı. Uyumamalıyım. Sabah kahvesini filtre kahve ile değiştirdim son zamanlarda. Kışın gelmesiyle ofisime yerleştirdiğim kahve makinası ile, ki bir de espresso makinem var arada americano da yapıyorum elime sağlık, ilişkim çok ateşli. Her sabah tutkuyla günaydın derim, o da kocaman ofisimin her santimetrekaresini misss gibi kahve kokusuyla doldurur.
Peki bu benim için ne kadar iyi? Sonuçta devamlı egzersiz yapan, bazen çok hard core bazen hem ruhsal hem fiziksel bütünlüğümü hedefleyecek şekilde haftada 5-6 gün idman yapan bir FitnessDelisi'yim. Bir çok yazı var internette, br çok makale, bir çok bilimsel yayın. Bazılarına göre idmandan önce kafein almak dayanıklılığı arttırır, acı eşiğini yükseltir, performansı iyileştirir. Ayrıca kafein, bir uyarıcı, sisteme girdiğinde yağ hücrelerinin yakılmasını sağlıyor, yani belli bir oranda kilo vermeye yardımcı. Dikkat edilmesi gereken şey ise, idrar yapıcı, yani vücuttan deli gibi su atılmasını sağlıyor. (Kendi deneyimlerimden de bilirim - doktorumla benim prostatım var; hayır olamaz mümkün değil; hayır doktor bey var benim vücudumu benden iyi mi bileceksiniz?; saçmalama kadınlarda prostat olmaz delirtme beni- diyaloğunu sık sık yaşıyorum ben). Spor esnasındada vücuttan terleme yoluyla bolll miktarda su atılır, (atılır demek istemezdim çıkar gider su - terliyorsun), nihayetinde su kaybederiz. E kafein de su kaybettiriyor. Bu durumda dengeli bir şekilde tüketmek gerek - malum anne lafıdır, herşeyin azı karar çoğu zarar / herşey dozunda, v.s. Kafein alımı ile su kaybını dengeleyecek şekilde su tüketmek farz yani.
Bunun yanısıra çok fazla kafeinin taşikardi, sinirlilik, kaslarda seyirme, uykusuzluk (bak buna gelicem gene), yorgunluk ve saire ve saireye neden olabilir. O yüzden hakikaten gerektiği kadar tüketmek gerek, bunun için de insan vücudunu bilmeli, dinlemeli, tanımalı :)
İdman sonrası kahve alımı hakkındaki yazıları okuduğumda rejenerasyon aşamasında destekleyici olduğunu gördüm, gene de insan kendisi araştırsa bir de vücudunu dinlese daha uygun olur. Fakat uykusuzluk yapacağı durumlarda tabi ki no no :) kasların gelişimi ve metabolizmanın sağlığı selamti açısından uyku gözümüzün nuru başımzın tacı.
Kafeini sporcu içeceklerinden de temin etmek mümkün, hepimiz biliyoruz, yalnız bunlar güzel tatlarının, serinletici ferahlatıcı etkilerinin yanısıra bir sürü de şeker yüklüyorlar bünyeye benim kararım no no. Ha 1000 yılda bir falan içerim ama o da olur o kadar, mesela koşu müsabakalarından sonra.
Hiperaktif bir işarkadaşım var, Danimarkalı kendisi. Kahve hiç içmez. Hiperaktif olduğu için kahve içince tazmanya canavarı gibi bir şey oluyor. Bir kere şahit oldum, benim sabahları kahve içmemiş halim yanında melek kalıyor o kadar yani. Bir Danimarkalı için kahve içmemek zor tabi ama insan kendini dinleyip bilince uzak kalabiliyor. Bak bu da işin püf noktası.
Bir de işin cılkını çıkartmamak gerek. Aaaa kahve iyiymiş kız kezocan, gel şurdan bir bol şuruplu bir sürü şekerli üstü de kremalı bir amerikan kahvesi alalım dersen olmaz o :) kahve var kahve var. Bir de sen mesela güzel bir latte içiyorsun di mi? İçine 32 şeker atarsan olmaz canısı, why şeker bir tanesi? Don't drink your calories yavrusu, yani meali, şu kaloriyi bari içerek almayın! Anlaştık mı?
Ben bu sabah da kahvemi içtim, bol ol su içeceğim bütün gün (kendi metabolizmanm için 2 litre su 1 litre akmina içiyorum - susuz kaldığımda vücut alarm veriyor zaten). Sen de bak bakiim vücudun ne istiyor?
Sevgiyle
Bunun yanısıra çok fazla kafeinin taşikardi, sinirlilik, kaslarda seyirme, uykusuzluk (bak buna gelicem gene), yorgunluk ve saire ve saireye neden olabilir. O yüzden hakikaten gerektiği kadar tüketmek gerek, bunun için de insan vücudunu bilmeli, dinlemeli, tanımalı :)
İdman sonrası kahve alımı hakkındaki yazıları okuduğumda rejenerasyon aşamasında destekleyici olduğunu gördüm, gene de insan kendisi araştırsa bir de vücudunu dinlese daha uygun olur. Fakat uykusuzluk yapacağı durumlarda tabi ki no no :) kasların gelişimi ve metabolizmanın sağlığı selamti açısından uyku gözümüzün nuru başımzın tacı.
Kafeini sporcu içeceklerinden de temin etmek mümkün, hepimiz biliyoruz, yalnız bunlar güzel tatlarının, serinletici ferahlatıcı etkilerinin yanısıra bir sürü de şeker yüklüyorlar bünyeye benim kararım no no. Ha 1000 yılda bir falan içerim ama o da olur o kadar, mesela koşu müsabakalarından sonra.
Hiperaktif bir işarkadaşım var, Danimarkalı kendisi. Kahve hiç içmez. Hiperaktif olduğu için kahve içince tazmanya canavarı gibi bir şey oluyor. Bir kere şahit oldum, benim sabahları kahve içmemiş halim yanında melek kalıyor o kadar yani. Bir Danimarkalı için kahve içmemek zor tabi ama insan kendini dinleyip bilince uzak kalabiliyor. Bak bu da işin püf noktası.
Bir de işin cılkını çıkartmamak gerek. Aaaa kahve iyiymiş kız kezocan, gel şurdan bir bol şuruplu bir sürü şekerli üstü de kremalı bir amerikan kahvesi alalım dersen olmaz o :) kahve var kahve var. Bir de sen mesela güzel bir latte içiyorsun di mi? İçine 32 şeker atarsan olmaz canısı, why şeker bir tanesi? Don't drink your calories yavrusu, yani meali, şu kaloriyi bari içerek almayın! Anlaştık mı?
Ben bu sabah da kahvemi içtim, bol ol su içeceğim bütün gün (kendi metabolizmanm için 2 litre su 1 litre akmina içiyorum - susuz kaldığımda vücut alarm veriyor zaten). Sen de bak bakiim vücudun ne istiyor?
Resim: İngilizce ama idare edersiniz diye düşündüm. Kafeinin ana yan etkileri. Tamam seviyoruz, içiyoruz ama bunları da bilelim di mi? Bilinçli sevelim meredi :)
Sevgiyle
Etiketler:
Beslenme,
Diyet,
Fitness,
Güzellik,
Gym,
Hayat,
İyi yaşam,
Kafein,
Kahve,
Perfomans,
Sağlık,
Sağlıklı Yaşam,
Spor,
Spor Salonu,
Training,
Vücut geliştirme,
Yağ,
Yağ yakımı
2 Ocak 2014 Perşembe
Yeni yıl kararım...
Ben
yeni yıldan haz etmem. Sevmem öyle çok fanatiği değilim. Aşırı pahalı
mekanlar, sahte coşku, tutulması imkansız yeni yıl kararları falan. Ne
gerek var diye düşünürüm. İnsanların sanırım umuda ihtiyaçları var. Çok
ama çok umuda... Bunu da yıllık beklentilerini bulk halde getirip
tarihin değişmesiyle her şeye bir sihirli değneğin dokunuşunu temas
ettirmeye çalışıyorlar. Ne değnek var aslında ne de sihir.
Benim için yılbaşı çok anlamlı değil, tamam Milli Piyango'dan en büyük ikramiye çıksa (ki gene çıkmadı) en sevdiğim tarih olabilirdi ama o kadarla kalırdı gene. Neden önem vermiyorum? Çünkü benim için er sabah yeni bir gün. Her sabah kalktığımda kendime yeni hedeflerle uyanıyorum. Her akşam yattığımda günümün muhasebesini yapıp attıım adımların geri mi ileri mi olduğunu düşünüyorum. Ben ne istiyorum ve oraya ulaşmak için ne yapıyorum? Bunu günlük olarak düşünüyorum ben, anlık değil, aylık değil, yıllık değil. İzini kaybetmeden, hedefime kilitlenerek. Tabi ki benim de yeni yıl için isteklerim var, yarı maraton koşayım, Avrasya'da 20 dakika erken bitireyim, split yapabileyim, ağırlıklarım artsın, karın packlerim artsın biraz daha belirgin olsun, yağ oranım 4 puan daha düşsün. Ama kendime bunun yolunu da çizdim ben. Oraya nasıl gideceğimi biliyorum, tek yapmam gereken elimde öz-disiplinimi tutmak sıkı sıkı yapışmak hedefime. Belki olmaz belki ulaşamam ama oraya gitmek için çaba sarfedebilirim.
Şimdi akşam mesela gidicem salona, bir sürü amandafönümbozulmasın hanımefendisi ile benimgöbeğimaslındakas beyefendisi debeleniyor olacak. Neden çünkü yeni yıl kararı aldı o. Onların %80'i Ocak sonuna kadar bir daha gelmemek üzere salonu terketmiş olacak. Ay şekerim ben deüyeyim o alışverişmerkezindekisporsalonuna ama gidecek vaktim yok diyecek, çünkü onun için karşıdaki cafe'de kahve içmek, blush yudumlamak daha cazip. O ocakbaşında kalkmayacak, o vücudu ve ruhu için değil etrafının isteklerine göre yaşayacak. Geri kalan %20'nin de %80'i ay ben koşamam ay ben onu yapamam ay ben ağrlık kaldıramam ay ben pilates yapıcam süper kilo verdiriyooooo diyerek bilinçli (cardio+kuvvet) bir program uygulamadan başarısız olacaklar, sonra da sporun bir işe yaramadığını söyleyip onlar da bir kaç aya yitip gidecekler. Aybubenimsonlokmamduryiyimyarınsproadiyetebaşlıyorum'cular daha birinci hafta dolmadan görünmezlik mertebesine erişecekler. Ama böyle olmak zorunda değilsin. Onlardan biri olmak zorunda değilsin. Kendin olabilirsin, sana en iyi gelen şeyi keşfetmek istiyorsan, sınırlarını kaldırıp, zihnini açık tutup, öğrenmeye hevesli olursan, en ufak bir adımın sende yaratacağı değişikliği kaldırabileceksen o zaman bu tembellerden olmak zorunda değilsin.
2014 benim bikini yazım olsun diyorsan son bir kaç gün!!!! Fırsatı yakaladın yakaladın, yoksa kuzu gibi otlayarak ömrünü light yoğurt ve sebze yiyerek yoyo kiloları verip verip almaya mahkum edecek misin kendini? Oku, kesin karar verme, araştır, ruhunu dinle, bedenini zorla, aç, kalbini gökyüzüne aç hem omurgan rahatlasın hem de yenilikler yağsın damla damla. Yeni birisi ol, hem ruhunda hem bedeninde. Her yeni gün sana yeni bir fırsat olsun, umutlarını biriktirme sene sene, gün gün yaşa hayatını. Zaman o kadar kısa ve senin yapman gereken olman gereken o kadar çok şey var ki... Başlamak için geç kaldın, hayatının ilk gününden beri yapıyor olsan da geç kaldın. Hadi şimdi kendin ol, daha iyi ol. Dinlemeyi bil, dinlenmeyi de.
Sevgiyle
Benim için yılbaşı çok anlamlı değil, tamam Milli Piyango'dan en büyük ikramiye çıksa (ki gene çıkmadı) en sevdiğim tarih olabilirdi ama o kadarla kalırdı gene. Neden önem vermiyorum? Çünkü benim için er sabah yeni bir gün. Her sabah kalktığımda kendime yeni hedeflerle uyanıyorum. Her akşam yattığımda günümün muhasebesini yapıp attıım adımların geri mi ileri mi olduğunu düşünüyorum. Ben ne istiyorum ve oraya ulaşmak için ne yapıyorum? Bunu günlük olarak düşünüyorum ben, anlık değil, aylık değil, yıllık değil. İzini kaybetmeden, hedefime kilitlenerek. Tabi ki benim de yeni yıl için isteklerim var, yarı maraton koşayım, Avrasya'da 20 dakika erken bitireyim, split yapabileyim, ağırlıklarım artsın, karın packlerim artsın biraz daha belirgin olsun, yağ oranım 4 puan daha düşsün. Ama kendime bunun yolunu da çizdim ben. Oraya nasıl gideceğimi biliyorum, tek yapmam gereken elimde öz-disiplinimi tutmak sıkı sıkı yapışmak hedefime. Belki olmaz belki ulaşamam ama oraya gitmek için çaba sarfedebilirim.
Şimdi akşam mesela gidicem salona, bir sürü amandafönümbozulmasın hanımefendisi ile benimgöbeğimaslındakas beyefendisi debeleniyor olacak. Neden çünkü yeni yıl kararı aldı o. Onların %80'i Ocak sonuna kadar bir daha gelmemek üzere salonu terketmiş olacak. Ay şekerim ben deüyeyim o alışverişmerkezindekisporsalonuna ama gidecek vaktim yok diyecek, çünkü onun için karşıdaki cafe'de kahve içmek, blush yudumlamak daha cazip. O ocakbaşında kalkmayacak, o vücudu ve ruhu için değil etrafının isteklerine göre yaşayacak. Geri kalan %20'nin de %80'i ay ben koşamam ay ben onu yapamam ay ben ağrlık kaldıramam ay ben pilates yapıcam süper kilo verdiriyooooo diyerek bilinçli (cardio+kuvvet) bir program uygulamadan başarısız olacaklar, sonra da sporun bir işe yaramadığını söyleyip onlar da bir kaç aya yitip gidecekler. Aybubenimsonlokmamduryiyimyarınsproadiyetebaşlıyorum'cular daha birinci hafta dolmadan görünmezlik mertebesine erişecekler. Ama böyle olmak zorunda değilsin. Onlardan biri olmak zorunda değilsin. Kendin olabilirsin, sana en iyi gelen şeyi keşfetmek istiyorsan, sınırlarını kaldırıp, zihnini açık tutup, öğrenmeye hevesli olursan, en ufak bir adımın sende yaratacağı değişikliği kaldırabileceksen o zaman bu tembellerden olmak zorunda değilsin.
2014 benim bikini yazım olsun diyorsan son bir kaç gün!!!! Fırsatı yakaladın yakaladın, yoksa kuzu gibi otlayarak ömrünü light yoğurt ve sebze yiyerek yoyo kiloları verip verip almaya mahkum edecek misin kendini? Oku, kesin karar verme, araştır, ruhunu dinle, bedenini zorla, aç, kalbini gökyüzüne aç hem omurgan rahatlasın hem de yenilikler yağsın damla damla. Yeni birisi ol, hem ruhunda hem bedeninde. Her yeni gün sana yeni bir fırsat olsun, umutlarını biriktirme sene sene, gün gün yaşa hayatını. Zaman o kadar kısa ve senin yapman gereken olman gereken o kadar çok şey var ki... Başlamak için geç kaldın, hayatının ilk gününden beri yapıyor olsan da geç kaldın. Hadi şimdi kendin ol, daha iyi ol. Dinlemeyi bil, dinlenmeyi de.
Sevgiyle
Etiketler:
Beslenme,
Bikini Vücudu,
Disiplin,
Diyet,
Fitness,
Güzellik,
Gym,
Hayat,
Hedef,
İyi yaşam,
Kadın,
Özgüven,
Sağlık,
Sağlıklı Yaşam,
Saygı,
Selülit,
Sendrom,
Spor,
Spor Salonu
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)